İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 127. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 127. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Temmuz 2010 · 814 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 1 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DISİŞLERİ BAKANLIIĞININ KURULUŞ VE VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.524)); konuşma 814 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)”. TBMM Genel Kurulu, 127. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-07-01-disisleri-bakanliiginin-kurulus-ve-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-524 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, yolsuzlukla mücadele edilmesiyle ilgili verilen önergemiz lehinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.

Ne yazık ki ülkemiz 1980 sonrası serbest piyasa ekonomisine geçtiği günden bu yana ülkenin herhangi bir köşesinde, herhangi bir biriminde yolsuzluk olaylarının yaşanmadığı, gündeme gelmediği ve basına yansımadığı bir gün kalmamıştır. Burada konuşan değerli hatiplerin de belirttiği gibi, bu konuyla ilgili yapacağınız en ufak bir araştırmada yolsuzlukların artık diz boyu olduğu görülür ve bununla mücadele konusunda da ne yazık ki bugüne değin ülkemizde gerekli olan yasal düzenlemeler hayata geçirilememiştir.

Ben bu serbest piyasa ekonomisinden sonra yaşanan yolsuzluklarla ilgili olarak Kemal Horzumlara değinmeyeceğim, Türkbank’taki yolsuzluktan, Deniz Feneri yolsuzluğundan, YİMPAŞ’tan ve Parsadan’dan da bahsetmeyeceğim ancak bunları belleğinizin, hafızanızın yenilenmesi bakımından da bir kez daha düşünmenizi rica edeceğim. Ancak, hâlen, geçmişte ülkemizde yaşanan bu olumsuzlukların gelecek kuşakların hafızalarında yaşanmaması için hazırlanıp da ülkedeki yolsuzluklarla sağlıklı bir mücadeleyi sağlamayı amaçlayan yolsuzlukla mücadele yasası ne yazık ki hâlen bu Meclisin raflarında sıra bekliyor. Çünkü mevcut iktidarlar ülke yönetiminin hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkesinde, kendi yandaşlarını nemalandırmak için, kendi kurulu düzenlerinin devamını sağlamak için kamuda bunlarla ilgili köklü değişikliklerin yapılmasını bugüne kadar istemediler.

Hepinizin bildiği gibi, denetimsiz yönetim başıboş bir gücün felaket doğurmasına benzer; denetimsiz bir yönetim de keyfîliği ve yolsuzluğu doğurur. Ülkemizin, bilhassa yerel yönetimler bakımından bu tür örneklerini çok sayıda yaşayan bir meslektaşınız, bir arkadaşınız olarak denetimlerde karşılaştığım birkaç örnekle hafızalarınızı yenilemek istiyorum.

Bugün ülkemizde 81 il özel idaresi, 326 tane belediye ve yine yerel yönetimler kapsamında 34 bin köy, binin üzerinde de mahallî idare birlikleri var. Bunlar yetmezmiş gibi bir de belediyelerimizde -hemen hemen büyük bir çoğunluğunda- şirketler ve kamuda kamuoyunun yakından bildiği şekliyle de BİT’ler ve birtakım buna benzer işletmeler söz konusu. Bu birimlerde de yaklaşık olarak 450-460 bin arasında da personel çalışmaktadır. Bütün bu saydığım birimlerdeki denetimler de iç ve dış denetim olarak çok sınırlı birimler tarafından yürütülüyor.

Bildiğiniz gibi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrolörlüğü Yasası denetim sistemini ikiye ayırmış; biri iç denetim diğeri de dış denetim. Genelde hukukiliği denetleyen, hukukiliği ortaya koyan iç denetimler İçişleri Bakanlığının bünyesi içinde oluşturulan İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ve mahallî idareler kontrolörleri tarafından bu devasa örgütün, yerel yönetimlerin, 81 il özel idaresinin, 3.226 belediyenin, binlerin üzerindeki bu mahallî idare birliklerinin denetimi yapılmakta. Ne yazık ki bu kadrolar da… Genelde Mülkiye Teftiş Kurulunun kadrosu 170’le 190 arasında, diğerleri de 130-160 kişilik bir mahallî idareler kontrolörleri tarafından yapılıyor. Ancak, ne yazık ki, bu denetimlerde -çok defa periyodik denetimlerle ilgili olarak- gerek sayısal azlık ve gerekse denetimin mali denetimin dışında bırakılmasından dolayı istenen sonuç alınmıyor. Mali denetimle ilgili olarak Sayıştayın yapmış olduğu denetimler de, Sayıştay Kanunu’nun gereği olarak, sayısal azlıktan dolayı birçok yerel yönetimlerimizin hesap iş ve işlemleri iki yıllık denetim kapsamı içinde değerlendirilmediği için yasa gereği otomatik olarak da zaten bunlar ibra edilmiş oluyorlar. Daha önce yapılan iç denetimlerin dışındaki mali denetimlerde de İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu olsun, yine mahallî idareler kontrolörlerinin olsun yapmış olduğu denetimlerde sonuç almak mümkündü ancak bu son dönemlerde artık bu yerel yönetimlerdeki bilhassa ihale yolsuzlukları ve kamu harcamalarının istenilen adama, yandaşlara verilmesi konusunda gayet rahat bir şekilde çalışma olanağı sağlanmıştır. Hele KİT’ler konusuna değindiğimiz zaman konunun ne kadar daha da kötü olduğu ve bunların da nasıl örtbas edildiğine üç yıllık KİT Komisyonundaki görevim sırasında bire bir karşılaştım. KİT’lerin denetimini yapan Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ne yazık ki sadece durumu saptamakta ama soruşturma yapma yetkisi olmadığı için de genelde düzenlediği raporları ilgili bakanlığa yani işi yapan, kotaran bakanlığa “Sen bunun dosyasını, kılıfını hazırla, buna göre işlem yap.” diye göndermektedir. Bazen işin önemine bağlı olarak, büyük birtakım ihalelerle ilgili rakamların büyüklüğünden kaynaklanan bazı konular Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlenmesine ve bununla ilgili hem cezai sorumluluk hem mali sorumluluk ve hem de disiplin ve idari sorumluluk önerildiği hâlde bu gelen dosyalar içinde gördüğümüz manzaralar bu denetimin de ne kadar etkisiz olduğunu açık ve net olarak ortaya koyuyor.

Bakın, bir yolsuzlukla ilgili olarak eğer bir teftiş kurulu, bir müfettiş, o yaptığı dosyaları doğrudan doğruya, -ilgisi bakımından suç unsuru olan- ilgisi bakımından eğer cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuyorsa, o soruşturmadan sonuç elde etmek mümkün değil. Siz, eğer yapılan o yolsuzlukla ilgili dosyayı tekrar o yolsuzluğun biriminin başında bulunan ve siyasi ağırlığı daha etkili olan bakanına ve onun müsteşarıyla genel müdürüne gönderirsek, onlar şimdiye kadar yaptıkları gibi, dosyaları ya zaman aşımına uğratacaklar ya da mali yönden 657 sayılı Yasa’nın da öngörmesine rağmen tazmin raporunu düzenlemeyeceklerdir. Bunun örneklerini sık sık KİT Komisyonunda görüşmeler sırasında dile getirmemize rağmen, bu konuda yasanın öngördüğü mali tazmin raporlarının yine o birimi temsil eden, o birimin başındaki kişinin onayına ve onun mali tazmin raporunun açılıp dava açmasına bağlı olduğu için gene bekletilip zaman aşımına uğratılmaktadır.

Bir tek şey yapılıyor bu konularda, o devasa KİT’lerde yapılan soruşturmalar sonucunda elhak bir şeyin yapıldığını görüyorum; o da, idari veya disiplin yönünden ilgili, kamunun başında bulunan, o birimin başındaki kişiye en fazla verilen disiplin cezası uyarı cezasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 1 Temmuz 2010

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook