İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 129. BİRLEŞİM · SALI

Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 129. Birleşim · 4. yasama yılı · 6 Temmuz 2010 · 1.069 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 6 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DISİŞLERİ BAKANLIIĞININ KURULUŞ VE VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.524)); konuşma 1.069 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Dısişleri bakanlıığının kuruluş ve ve görevleri hakkında (s.s.524)”. TBMM Genel Kurulu, 129. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-07-06-disisleri-bakanliiginin-kurulus-ve-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-524-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 524 sıra sayılı Dışişleri Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümü hakkında Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Günümüz dünyasında 180’den fazla bağımsız devletin bulunduğu bugün bir gerçek. Devletler ile diğer örgüt ve kurumlar arasındaki en önemli fark, devletin kendinden daha yüksek bir başka gücün denetiminde olmaması farkıdır yani devlet bağımsız ve egemendir. İşte, bu bağımsız ve egemen devletler arasındaki ilişkileri genel anlamda uluslararası ilişkiler düzenlemektedir. Uluslararası ticaret, turizm, haberleşme, bilgi ve teknoloji alışverişi, göç ve mülteci sorunları gibi birçok konu devletler arasında ortak çalışmayı zorunlu kılmıştır.

Bir devletin diğer devletlerle ilişkilerinin büyük bir bölümü Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yürütülmektedir. Bu açıdan, söz konusu Bakanlık, bütün ülkeler için olduğu gibi bizim ülkemiz için de önemlidir ve önemli işlev ve fonksiyonları vardır.

Dışişleri Bakanlığından elde edilen bilgiler doğrultusunda, 1924 yılında 39 dış temsilciliğe sahip olan Türkiye’miz, bugün, yurt dışında 185 misyonla temsil edilmektedir. Bu dış misyonlarımızın 107’si büyükelçilik, 11’i daimî temsilcilik ve 57 tanesi de başkonsolosluk düzeyindedir. Dışişleri Bakanlığı, hâlen, merkezde ve dış teşkilatlarında 985 kişilik diplomat sayısıyla bu görevi yürütmekte ve bu görevi üstlenmiş bulunmaktadır.

Görüşülmekte olan bu yasa tasarısı ile Dışişleri Bakanlığı önemli bir yapısal değişikliğe uğratılmak isteniyor. Söz konusu değişikliklerden en önemlisi, büyükelçilerin görev tanımıyla ilgili olan değişikliktir. Tasarının yasalaşması hâlinde, büyükelçiler artık sadece devleti ve Cumhurbaşkanını değil aynı zamanda hükûmeti de temsil edecek bir konuma gelmektedir. Böylece, dış misyon görevi üstlenen büyükelçiler hükûmetin politikalarının dışına çıkamayacak bir konuma ve statüye kavuşturulmak isteniyor.

Bilindiği üzere, dış politika bir devlet politikasıdır ve hükûmetler bu politikaları en etkin bir biçimde uygulamaya çalışan kurumlarımızdır. Yapılmak istenen bu değişiklik hem hukuka aykırılık teşkil edecek hem de bir kısım ciddi sorunları birlikte yaratacaktır.

Öncelikle Anayasa’nın 104’üncü maddesi, Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ettiğini öngörmektedir. İlgili maddenin (b) bendinin dördüncü fıkrasında ise, Cumhurbaşkanına, devletin başı olma sıfatıyla, yabancı ülkelere Türk devletinin temsilcilerini gönderme yetkisi tanınmıştır. Dolayısıyla, metinde geçen “Hükümeti temsil eder.” ibaresi açık bir şekilde, sözünü ettiğim Anayasa’nın ilgili maddesine aykırıdır. Ama ne yazık ki AKP Hükûmeti, her zaman yaptığı gibi, hukuku yine hiçe saymakta, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği aşikâr olan bir düzenlemeye bile bile gitmektedir.

Mademki böyle bir düzenlemeyi getirmeyi düşünüyor idiniz, daha iki ay önce Anayasa paketi bu Mecliste görüşülüp kabul edilmedi mi? Paketteki 104’üncü maddeyle ilgili olarak da bir değişiklik yapsaydınız ve hiç olmazsa bu sefer Anayasa’ya aykırı bir hüküm getirmekten kurtulsaydınız olmaz mıydı diye soruyorum? Yoksa aklınız o sırada başka yerlerde mi dolaşıyordu?

Biz 12 Eylül darbe Anayasası’nın tamamen kaldırılmasını herkesten çok arzu eden bir partiyiz ancak sonuçta, hâlihazırda yürürlükte olan bir anayasa var ve uluslararası anlaşmalardan sonra geçerli olan en üst hukuki metin hâlâ bu Anayasa’dır. Sanırım tekrar etmekte fayda var yasalar anayasalara aykırı olmaz diye.

Şimdi merak ediyorum: Hükûmet kanun tasarılarını hazırlarken acaba ilgililer oturup da Anayasa’yı bir kez bile okuma ihtiyacını duymuyorlar mı? Ama görünen o ki sanki inadına hukuk zorlanmakta, hatta kanunların çıkarılması için değil, bizatihi iptal edilmesi çaba sarf edilmekte.

İktidar tarafından, sürekli olarak “Biz çıkarıyoruz ama Anayasa Mahkemesi iptal ediyor. Biz ne yapalım, elimizi, ayağımızı bağlıyorlar,” yakınmasını şimdiden duyar gibiyim.

Evet, değerli AKP’liler yanlış yapıyorsunuz. Ben size şuradan net, açık olarak ileteyim ki sizin bu yanlışlarınıza karşı muhalefet olarak ve ana muhalefet partisi olarak, tarihinde görülmemiş kadar, Anayasa Mahkemesinde aleyhinize açılmış olan ve iptalle karşı karşıya olduğunuz düzenlemeler vardır. Lütfen bu alışkanlığınızdan vazgeçiniz.

Yine, uluslararası teamüller ve uygulamalar da büyükelçilerin devleti temsil ettiği yönünde düzenlemeler getirmiştir. Elbette ki dış politika, kaçınılmaz bir şekilde, iktidara gelen siyasal görüşün etkisinde, belki hükûmet politikalarının uygulaması altında kalabilir. Ancak kaçınılmaz olan başka bir gerçek daha vardır ki bu da bir devletin uluslararası ilişkilerinin hükûmetlerin politik çıkarlarına asla hizmet etmemesi gerektiğidir. Bu politikalar partilerin ve hükûmetlerin çıkarlarına göre değil, ulusal çıkarlara göre yürütülmelidir. Oysa açıkça anlaşılmaktadır ki siz kendi iktidarınız döneminde, nasıl valileri, benim de mensup olduğum bir meslek grubunu bir “AKP valisi” hâline getirdiniz, nasıl ki buralara liyakat ve ehliyet ilkelerine uymadan, sadakat ilkesiyle size bağlı olan valileri atadınız, herhâlde niyetiniz büyükelçilerimizin de o saygın konumlarını bu valilerin konumuna getirmektir.

Geçende Abant’ta yapılan bir toplantıda üzülerek ve içim sızlayarak bir meslektaşımın açıklamalarını dinlediğimde “Eyvah!” dedim, valiler bu kadar mı iktidar bağımlısı olurlar, valiler bu kadar mı kendilerini bulundukları mevki ve makamlarda başka görevlere atanmak için bu kadar mı bu mesleği ayaklar altına alırlar? Ama ben o sevgili meslektaşlarıma bu işi çok görmüyorum çünkü eğer bir başbakan kalkar, oturup kalktıkça, valileri hukukun ve halkın valisi olmaktan çıkarıp bir partinin yandaşı gibi, buzdolapları, kömürleri, makarna torbalarını bunlara dağıttırmayı emrederse ne yazık ki valiler bu beklenmedik durumla, bu istenmeyen durumla karşılaşabilir. Ve bu dönemin yaratılan bu vali imajının en kısa sürede kaldırılarak o valilerin devletin valisi, halkın valisi, hukukun valisi olmasını sağlayacak bir rotaya, yeni bir düzenlemeye gelmelerini… Onların kıdemli bir ağabeyleri olarak sesleniyorum: Oralarda iktidar partisinin bir sesi olacak şekilde, o onurlu kurumun, o değerli kurumun, devletin valisi gözüyle bakılan, halkın bu imajını yıkmamalarını ve buna göre hareket etmelerini diliyorum. Yine, bu atamalarla, hükûmetin büyükelçisi olmayacak şekilde, bu elçilerimizin de devletin ulusal çıkarları doğrultusunda ve Cumhurbaşkanlığını temsil ettikleri bir imajla bu görevlerini yapmalarını diliyorum.

Vaktin darlığından dolayı, sadece, Dışişleri Bakanlığının meslek mensuplarının bu taşradaki durumlarıyla ilgili birkaç söz söyledim. Ancak unutmamalı ki bugün, taşrada Dışişleri Bakanlığını temsil eden büyükelçileri, başkonsoloslukları ve müsteşarları, meslek memurları dışında burada, merkezde de çalışan bir sürü merkez memurları bulunmaktadır. Ekonomik ve sosyal haklar bakımından en mağdur kesimi de bu merkezde çalışan meslek memurlarıdır. Hazırlanan bu teklifle, bu konumdaki memurların merkez teşkilatındaki durumlarıyla ilgili hiçbir düzenlemeye, içtenlikle araştırmama rağmen rastlayamadım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Yaman, konuşmanızı tamamlayınız.

M. NURİ YAMAN (Devamla)Yeni vizyon iddiasıyla başlayan, Türkiye’nin giderek genişleyen ve çeşitlenen dış politikası gündemi çerçevesinde, çalışanların ortaya çıkan yeni sorumlulukları ve artan iş yükü de dikkate alınarak en azından merkez memurlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine inanan bir insanım. Böylesi bir dönemde, bir umut olarak teşkilat yasasının değiştirilmesini bekleyen memurlar için sürecin beklentilerin çok gerisinde kaldığını da buradan vurgulamak istiyorum. Ancak, özellikle son altı yedi yılda merkezde çalışan memurların ekonomik durumu istikrarlı bir şekilde kötüleşmiş, emsal kurumlarla aradaki maaş ve sosyal haklar makası iyice açılmıştır. Bakanlık çalışanlarının acilen, emsal kurumlar ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki ekonomik ve sosyal hakları bakımından en kısa sürede gerekli yasal düzenlemeye geçmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

M. NURİ YAMAN (Devamla)Aksi hâlde, çalışma barışı bozulacak ve var olan bu sorunlar ciddi boyutlara ulaşacaktır diyerek yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

62 konuşma daha · 6 Temmuz 2010

62 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook