Devlet yardımlarının izlenmesi ve denetlenmesi hakkında kanun (s.s.:523)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 4. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Ekim 2010 · 1.015 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 7 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET YARDIMLARININ İZLENMESİ VE DENETLENMESİ HAKKINDA KANUN (S.S.:523)); konuşma 1.015 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Devlet yardımlarının izlenmesi ve denetlenmesi hakkında kanun (s.s.:523)”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-10-07-devlet-yardimlarinin-izlenmesi-ve-denetlenmesi-hakkinda-kanun-s-s-52 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 523 sıra sayılı Devlet Yardımlarının İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın birinci bölümüyle ilgili görüşlerimi, Barış ve Demokrasi Partisi adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi saygıyla selamlarım.
Tabii, öncelikle bu yasayla ilgili kapsam içinde, bu yasanın amaçladığı sanayi yatırımlarının izlenmesi ve denetiminin yanında, ben, devlet tarafından yapılan –vaktim müsait olduğu takdirde diğer yardımların da- yardımların ne durumda olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren değişik amaçları gerçekleştirmek için birçok teşvik aracı bugüne değin kullanagelmiştir. Bu teşvikler ülke ekonomisinin gelişmesinde her ne kadar çeşitli yararlar da sağlamışsa fakat farklı bölgelerde ülke ekonomisindeki hızlı gelişmeler ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir bölümünde bilinçli olarak yatırımların yapılmaması ve ihmali sonucu da beraberinde bölgesel birtakım sorunları ve dengesizlikleri de ne yazık ki doğurmuştur. Bu bölgesel dengesizlikleri azaltmaya yönelik uygulamaya konulan teşvikler ise âdeta bir seçim rüşvetine dönüştürülerek iktidara yakın kesimlerce sürekli istismar edilegelmiştir. Bunun çok sayıdaki örneklerini de hepimiz 80’li ve 90’lı yıllarda birlikte Anadolu’nun, bu coğrafyanın çok ilinde Batman’da, Ağrı’da, Van’da yarı kalmış tesisleri görerek geçmişte gördük ve izledik.
Avrupa Birliğinin 2009 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda, devlet yardımlarının şeffaf olmayan biçimde verilmesine devam edilmekte olduğu bu raporda belirtilmiştir. Bu da önemli bir belirlemedir. Bu nedenle Hükûmet, şu anda görüşmekte olduğumuz bu Devlet Yardımlarının İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yasa Tasarısı’nı hazırlamaya bir bakıma mecbur kılınmıştır.
Devlet yardımları halka ve yoksula verilen yardımlar ile yatırımlara ve işletmelere verilen destekleri ifade eder bugün günümüzde. Herkes tarafından bilinmektedir ki Türkiye’de devlet yardımları düzensizdir ve yapılan yardımlar arasında da bir koordinasyonsuzluk söz konusudur. Yine, yapılan sosyal yardımlarda da siyasi popülizm ve kayırmacılık hâkim olagelmiştir. Bugün sosyal yardımlar, devlet yardımı yerine, âdeta bölgelerde AKP yardımı şekline dönüşmüş ve bunun propagandası yapılageliyor. Aynı düzensizlik belediyelerin yaptığı yardımlarda da söz konusudur. Yine, hangi kurumun hangi yardımları yapacakları konusunda da ülkemizde bir birlik ve bir koordinasyon oluşumu bugüne kadar sağlanamamıştır. Sosyal nitelikli yardımlar yoksul kimselere yiyecek, giyecek, yakacak, ilaç ve barınma yerleri yapılması şeklinde olması gerekirken, bunlar ne yazık ki başka amaçlar için kullanılmıştır. Oysa günümüzde, bu İktidarın, suyu olmayan köye çamaşır makinesi, elektrik olmayan köye de buzdolabını dağıtma gibi bir aymazlık içinde olduğunu da hep izleyegeldik. Üstelik bu tasarıda yasal yardımlar için “Ürünlerin veya hizmetlerin menşei ile ilgili ayırımcılık yapılmaksızın” şeklinde bir ifadenin yer alması, var olan istismarı iyice derinleştirecektir.
Açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki bu kanun tasarısı sadece AB uyum yasaları çerçevesinde hazırlanmıştır ve var olan sorunlara çözüm getirmekten de oldukça uzaktır. Bu tasarının yerine devlet yardımları ve devlet desteğinin prensiplerini yeniden belirleyen, merkezî devlet ve mahallî idarelerin bu konuda yetki ve sorumluluğunu yeniden düzenleyen ve bu arada AB’yle de uyumlu olabilecek yeni bir tasarı vakit geçirilmeden hazırlanması gerekir.
Bu bağlamda devlet yardımları, sosyal yardımlar ve ekonomik destekler olmak üzere ikiye ayrılmalı; sosyal yardımlar, hazine ve mahallî idareler tarafından, ekonomik yardımların da plan ve programlara uyumlu ve koordineli bir şekilde yıllarını bu yerde birikimleriyle geçiren Devlet Planlama Teşkilatı tarafından organize edilmesi gerekir.
Değerli arkadaşlar, tasarıda çok önemli bir çelişkiyi de şu şekilde belirtmeden geçemeyeceğim. Her ne kadar konuşan hatipler de aynı konuya değindilerse de fakat bu aymazlığın ilgililer tarafından bundan sonra göz ardı edilmemesi amacıyla buna değiniyorum.
Tasarıya göre Devlet Yardımlarını İzleme ve Denetleme Kurulu oluşturulmakta, bu Kurulun sekreterya hizmetlerini yürütmek maksadıyla da Hazine Müsteşarlığı bünyesinde “Devlet Yardımları Genel Müdürlüğü” adı altında yeni bir hizmet birimi kurulmaktadır. Bu birimin başındaki genel müdürün sicil amiri aynı zamanda bu yardımları yapan Hazine Müsteşarı olduğuna göre, söz konusu genel müdürün Hazinenin yapmış olduğu yardımlarda gerekli inceleme ve denetlemeleri tarafsız ve bağımsız bir şekilde yapması sizce mümkün müdür?
Tasarıyla devlet yardımlarının dağıtımındaki çok başlılığın giderilmesinin öngörüldüğü iddia edilmektedir. Ancak, ister tek başlı ister çok başlı olsun, Hükûmetin yandaşlarına nasıl da tereddüt etmeden kaynak aktardığını hepimiz bilmekte ve bunu zaman zaman da yaşamaktayız. Bu konuda, Türkiye'nin her yerinde ciddi huzursuzluk ve endişeler yaşanmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse: 2009 Aralık ayında Maliye Bakanlığı tarafından belde belediyelerine nüfuslarına göre para dağıtıldığı haberleri basında ve her tarafta seslendirilmeye başlanmıştı. Ancak bu kaynaktan sadece iktidar partisine mensup belediyeler haberdar edilmiş, diğer belde belediyeleri girişimde bulunduklarında da kendilerine öncelikle böyle bir kaynağın söz konusu olmadığı söylenmiştir, daha sonra ise belde belediyelerinin talepleri doğrultusunda yardımların yapıldığı ancak başvuru süresi geçtiği için de yeni taleplerin kabul edilmediği söylenmiştir. İşte, kayırma ve gerçekten siyasi amaçlı yardımların en bariz örneklerinden biri de budur.
Artık Türkiye’de bütün kaynak aktarımlarında olduğu gibi devlet yatırımlarında da AKP’nin sadece yandaşları lehine çalıştığı çok iyi bir şekilde halk tarafından da anlaşılmıştır.
Yine, başka bir önemli husus da tasarının 1’inci maddesinin ikinci bendinde ifade edildiği gibi, hizmet sektörünün devlet yardımları kapsamının dışında tutulmuş olmasıdır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde zaten ayakları üzerinde durmakta epey zorlanan hizmet sektörü bu yardımlardan da mahrum kaldığı takdirde tam bir yıkıma uğrayacaktır. Belki ülkenin güney ve batı kesimlerinde bundan böyle yıldızlı otellere ihtiyaç olmayabilir ancak Kürt coğrafyasına devlet yardım ve teşviki sağlanamazsa bu tür nitelikli otellerin yapılması bu durumda imkânsız hâle gelecektir. Bu durum, bölgeler arası kalkınmışlık açısından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri aleyhine işleyen uçurumu daha da derinleştirecek bir düzenlemedir. Oysa Türkiye’nin en temel sorunlarından biri de bölgeler arası dengesizliktir ve bunun giderilmesi amaçlıdır.
Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde hazırlandığı belirtilen bu kanun tasarısında Birliğin temel amaçlarının dikkate alınmadığı açık bir şekilde görülmektedir. Avrupa Birliğinin ilk adımı olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunun kurulduğu 1951 yılından bu yana tek amaç, üye ülkelerde yaşayan insanların demokrasi ve özgürlükler konusunda ileri bir seviyeye gelmesini sağlamak olmuş ve bu nedenle gelir düzeyi eşitsizliğinin aşılması gereken en önemli amaçlardan biri olduğu kararlarına geçmiştir. Bunun için de bizim bölgeler arası dengesizlikleri ortadan kaldıracak politikaların üretilmesini sağlamamız gerekir.
Değerli arkadaşlar, peki bu kanunun konusu olan sanayi yatırımlarına yapılacak yardımı düzenleyen durum böyle iken, acaba Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün yardımları ile belediyelerin yapmış oldukları sosyal amaçlı yardımların durumu ülkemizde ne durumdadır? Bu konulara da değinmeden geçemeyeceğim. Ben bu konuyla ilgili olarak… Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğünün 2010 yılında yapmış olduğu araştırmaya göre, devlet yardımlarından yararlanan kişilerin yüzde 85’i Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünden, yüzde 35’i ise belediyelerden yardım almaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 7 Ekim 2010