Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 9. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Ekim 2010 · 876 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 20 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 876 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-10-20-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması üzerine lehinde söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce bu kürsüde bu araştırma önergesinin ve benzer araştırma önergelerinin ne kadar anlamsız olduğunu, ne kadar zamansız olduğunu söyleyen Değerli Hatibi dinlediğim zaman gerçekten yerimde kızarmaya başladım.
AHMET AYDIN (Adıyaman)“Anlamsız” demedim, “anlamlı” dedim.
M. NURİ YAMAN (Devamla)Yani bu Meclisin bu kadar önemli konuları varken siz nasıl oluyorsunuz da kalkıp da faili meçhul cinayetlerin araştırılması konusunda böyle bir önerge getiriyorsunuz diye neredeyse hatipleri ve bu konudaki CHP’yi azarlayacak konumda konuştu. Üzülmemek elde değil. Daha dün, bu AKP Grubu, bu Meclisten, çok kısa bir süre içinde, sözüm ona çok çok önemli buldukları spor konularının araştırılmasını önemsiyor da… Bu ülkenin vicdanını karartan, gerçekten hâlen bu olayların içinden gelip görgü tanıklığını yapan insanların vicdan azabı çektiği konularda konuşmaları ve bilgi vermeleri gereken bir konuda araştırma yapılmamasını istemek kadar bir aymazlık olacağını zannetmiyorum. Türkiye’de spor sorunlarının konuşulması çok mu önemliydi değerli AKP’li milletvekilleri, siz on beş dakika içinde bu konuyla ilgili bir araştırma komisyonu oluşturdunuz?
Bakın, halkımız bizi dinliyor, insanlarımızın gözü bu Mecliste, sorunların çözümleneceği yeri burası olarak görüyor ve sizden büyük görevler bekliyor. Türkiye'nin, yıllardır, cumhuriyet tarihi boyunca faili meçhul cinayetlerle kanayan vicdanının artık bana göre onarılması gerekir. Ben, hafızalarınızı tazelemek için birkaç kişiden bahsedeceğim ama genelde de vurgulayacağım, meslek yaşantım içinde gerek Kahramanmaraş olaylarını soruşturan müfettiş raporlarını okuyan, değerlendiren gerek Çorum olaylarını yine değerlendiren İçişleri Bakanlığı müfettiş raporlarını okuyan ve yine Fırat’ın ötesinde Kürt coğrafyasında bilhassa 1988 ve 1993 yılları arasında binlerce insanın Ape Musaların, Vedat Aydınların, HEP Malazgirt İlçe Başkanı Harbi Arman’ın ve oradaki cinayet şebekelerinin devletin de bir noktada gözetim ve denetimi altında çalışan JİTEM’in neler yaptığını gözlerinizin önüne sermek isteyeceğim. Ancak bu araştırma önergelerini, ne yazık ki bundan önce olduğu gibi, öyle sanıyorum yine AK PARTİ’nin Meclisteki çoğunluğuna dayanarak reddedeceği ayan beyan ortada ama onların vicdanlarına seslenmek istiyorum.
Siz Çorum olaylarında, hâlen o anekdotları anlatan -eğer yaşıyorsa uzun ömürler diliyorum- göz yaşlarını dökerek olayların içinde büyüyen, olayları inceleyen zamanın Çorum Cumhuriyet Savcısı Ertem Türker’i şu anda dinleyip onun vicdanının aklanmasını istemez misiniz? Yine, siz, Sivas olaylarında gidip o olayları inceleyen, o olayların video kayıtlarını alıp müfettiş raporuna bağlayan ve o müfettiş raporları klasörlerinin hâlen İçişleri Bakanlığının arşivlerindeki o belgelerin, o düzenlenen, alınan ifadelerin gün ışığına çıkmasını istemez misiniz? Yine, Maraş’taki olayları inceleyen, bir aylık bir süredeki alınan ifadelerde olayların nasıl tezgâhlandığını, bu faili meçhul cinayetlerin nasıl devletin kollaması ve gözetimi altında yapıldığını duymak istemez misiniz? En yakın tanığı olarak benim de 2005 yılında, bundan beş yıl önce il teftişini yaparken Edirne Emniyet Müdürü olan, o zaman ve orada ancak tanışma durumunda olduğum, şimdi yargılanmakta olan Hanefi Avcı’nın, benim kanımı donduran ve “Gerçekten bunlar doğru mu?” diye kendisine sorduğumda “Ben o zaman orada İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürüydüm.” deyip orada işlenen Vedat Aydın cinayetinin, orada işlenen Harbi Arman’ın cinayetinin, Mehmet Sincar’ın cinayetinin, orada gözlemcisi, belki bir bakıma da emniyet istihbaratının da bilgilerini öğrenmek istemez misiniz?
Bakın, bu saydığım olaylar sıradan olaylar değil. Şimdi yargı süreci olduğu için fazla konuşmak istemiyorum ve Hanefi Avcı, benim denetimimde anlattığı olayları, eğer -inanıyorum ve umuyorum ki- bana anlattıkları doğruysa, her olayın kendisinde bilgi ve belgesi, notları var diyordu. O notlara dayanarak ben bilhassa Diyarbakır’da işlenen cinayetleri sordum. O tarihte elimde de yine itirafçı Abdulkadir Aygan’nın kitabı vardı. Kitaptaki isimleri sordum. Hepsini Sayın Avcı teker teker biliyor ve hatta bana, o sohbet sırasında, bu saydığınız o (A) timinde, (B) timinde, bizim de emniyetin birimlerinde… (A) timinde biliyorsunuz rütbeliler, (B) timinde de itirafçılar, astsubaylar ve polis memurları vardı. Bunları, JİTEM’in orada at oynattığı dönemde Hanefi Avcı’nın bana sohbet babında anlattığı ama kendisinden o anda öğrendiğim kadarıyla bütün hepsinin bilgi ve belgelerinin arşivlendiği… Tabii yeni kitabında bunlara ne kadar değiniyor bilmiyorum. Onları siz duymak istemez misiniz? Ben duyduğumda inanın ki devletin, JİTEM’in ve belki bir bölümünde emniyetin de bu cinayetlere nasıl ortak olduğunu, bunların gerçek olup olmadığını kendisine onaylattığımda benim kanım durdu.
O nedenle, gelin, eğer, öyle inanıyorum ki… Sayın Avcı o tarihte “O bilgi, belgeleri günü geldiği zaman ben değerlendireceğim ve bunu kamuoyuyla paylaşacağım.” diyordu. Hatta kendisine şunu da söyledim: “Yahu, böyle bu belge, bilgiye sahip olan bir Cem Ersever’i kısa bir sürede bitirdiler, ortadan kaldırdılar, sen bunları nasıl muhafaza ediyorsun?” dediğimde de, bana “Ben, çok güvendiğim birine de yedeklemesini yaparak kendimi sağlama aldım.” diyor. Gelin bu araştırma önergesini kabul edelim. Gelin ülkemizin bu karanlık bölümünü, Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın, Diyarbakır’ın ve Silopi’nin o karanlık cinayetlerini hep birlikte bu araştırma önergesiyle su yüzüne çıkaralım.
Ben inanıyorum ki eğer bu araştırma önergesi kabul edilir ve bu Meclisin, yüce Meclisin oluşturacağı komisyon o raflardaki dosyaları indirirse, yaşayanların bir kısmına da ulaşırsa ve bu yakın tarihin, karanlık dönemin, Kürt coğrafyasındaki, Diyarbakır’daki işlenen ve Hanefi Avcı’nın bire bir tanığı olduğu, bire bir bilgisi bulunduğu o dosyalar, o arşivler eğer açıklanırsa Türkiye bu yükten kurtulur, Türkiye aklanır. Eğer adınız gibi AK PARTİ olmak istiyorsanız gelin, Türkiye'nin aklanmasına birlikte katkı sunalım. Eğer bu araştırma önergesi kabul edilir ve o yasal süresi içinde, üç aylık süresinde iyi bir çalışma yapılırsa hazır olan belgeler, raflarda bulunan dosyalar sadece indirilsin, o dosyalardan yararlanılarak Türkiye'nin yüzlerce faili meçhul cinayeti çok rahatlıkla aydınlığa kavuşur. Burada ben vicdanları rahatlatmak için…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 20 Ekim 2010