Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 12. Birleşim · 5. yasama yılı · 27 Ekim 2010 · 456 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 27 Ekim 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 456 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-10-27-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayıştay Kanunu’nun 12’nci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Tabii, üç yılı aşkın bir süredir -dördüncü yılında- birçok muhalefet milletvekilinin vermiş olduğu önergeler burada, bu kürsüde dile getirildi. Bizim de Sayıştay kanunu ile ilgili çok önemsediğimiz, önemli gördüğümüz önergelerimiz ne yazık ki haklı gerekçelerine ve Türkiye gerçeklerine uymasına rağmen bu yüce Mecliste yine oy çokluğuna dayalı olan sayın AKP milletvekillerinin ret oylarıyla işleme konmadı. Öyle sanıyorum ki bu konuyla ilgili de haklı gerekçemiz yine gündeme alınmayacak ama ben bu değişiklik önergesinin önemini vurgulamadan önce, bununla ilgili görüşlerimi belirtmeden önce ülkemiz için önemli bulduğum, sizin de bilginize sunmak istediğim bir konuyu burada dile getirmek istiyorum.
Bugün ülkemiz gerçekten çok hassas bir dönemden geçiyor ve en ufak jestlerin, en ufak iyi adımların… Yıllardır bu ülkede kangren hâline gelmiş olan önemli bir sorunu, Kürt sorununu çözmeye ve sonuçlandırmaya çok büyük katkı sunacak bir konumdayız ama ne yazık ki bu güzel yurdumuzun birçok yerinde pompalanan aşırı milliyetçi duyguların ve Hükûmetin aşıladığı umutların da bir sonuç vermemesinin yarattığı bir stresle, bir bunalımla Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yine Kürt işçilerine, Kürt insanlarına karşı böyle bilinçli ve geleceği de iyi olmayan birtakım girişimlerle karşı karşıyayız.
En son bana ulaşan bilgide, 20 Ekim 2010 tarihinde, Giresun’a bağlı Yağlıdere ilçesinin hidroelektrik santralinde çalışan Kürt işçiler aynı gece saat 19.30’da bir grup tarafından basılıyor ve bu grup ilgili kişilere, burada çalışamayacakları, burayı derhâl terk etmeleri ve gerekirse tanınan süre sonunda burayı terk etmedikleri zaman her türlü sonucuna katlanmaları gerektiğini bildiriyorlar. Bu duyumu alan grubun temsilcisi olan kişi hemen ilçe jandarma komutanını ve Kaymakamı arıyor. Bakın, ilgili Kaymakam ve ilgili jandarma komutanı bu gruba ne cevap veriyor: ”Biz dışarı çıkamıyoruz çünkü biz akşam saat 19.30’dan sonra güvenlik gerekçesiyle resmî kıyafetli askerlerimizi dışarı çıkaramayız.” diyorlar ve ertesi gün hemen yakınındaki köy muhtarı geliyor kendilerini ziyarete. Köyün ismini de söyleyeyim size. Kanlıca köyünün muhtarı şantiyeye gelip “Arkadaşlarımız bu akşam burayı basmış, geçmiş olsun ama eğer muhtar olmasaydım ben de onlarla gelirdim.” deyip baskın yapan grubu âdeta teşvik ediyor. Bakın, bu söylediğim sözler, devletin temsilcisi durumunda olan ilçenin Kaymakamına ve ilçenin jandarma komutanına ve oraya yakın olan köy muhtarına aittir.
Eğer bir ilçe kaymakamı kendi hudutları içindeki güvenliği sağlayamıyorsa, eğer bir ilçe jandarma komutanı o ilçesi, bölgesi içindeki, kendisine haber verilmesine rağmen “Biz sizin, bu akşam saat 19.30’dan itibaren resmî kıyafetle sizin can güvenliğinizi sağlayamıyorum.” diyorsa, bu ülkede içişleri bakanı ikide bir çıkıp bu kürsüden “Bu memlekette asayiş normaldir, ben can ve mal güvenliği sağlıyorum.” diyemez. Böyle bir ülkenin içişleri bakanı, böyle bir jandarma komutanının sözleri karşısında, böyle bir kaymakamın kendi vatandaşına sahip çıkmaması karşısında o ülkede içişleri bakanlığını yapamaz. Bakın ertesi gün ne oluyor biliyor musunuz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 27 Ekim 2010