Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 24. Birleşim · 5. yasama yılı · 1 Aralık 2010 · 835 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 1 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAYIŞTAY KANUNU TEKLİFİ (S.S.510)); konuşma 835 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Sayıştay kanunu teklifi (s.s.510)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-12-01-sayistay-kanunu-teklifi-s-s-510 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Milliyetçi Hareket Partisinin Türkiye’de meydana gelen trafik kazaları nedeniyle vermiş olduğu araştırma önergesi üzerinde, her ne kadar aleyhinde söz almışsam da, düşüncelerimizi ve konunun önemini belirtmek bakımından, bu kapsamda söz aldığımı belirterek sözlerime başlamak istiyorum.
Aynı şekilde, ülkemizin çok önemli konularında, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bundan önceki Demokratik Toplum Partisi sürecinde de, bu yüce Meclise, iki yüz otuz altı tane, benzer konuda araştırma önergesi verdik ve bunların içinde, şimdi üzerinde konuşacağımız, ülkemizin trafik sorunu ile kara yolları sorunu gibi grubumuzun aynı şekilde önergesi ve yine arkasından görüşülecek olan TOKİ yönetiminin uygulamaları hakkında da bir araştırmanın yapılmasına ilişkin grubumuzun vermiş olduğu araştırma önergeleri bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki üç buçuk yılı aşan bu süre içinde kamuoyunun da çok iyi bilmesini isterim ki bu Meclis sadece sayısal çoğunluğuna dayanan bir partinin, bir noktada “Ben yaptım oldu, benim sayısal çoğunluğum her şeyin üstündedir.” düşüncesiyle hareket ettiği için işte böyle zaman zaman Danışma Kurulunun uzlaşmaması sonucu grup önergeleri, araştırma önergeleri ancak o şekilde Meclise geliyor ve bu nedenle de sadece görüşülmüş olmakla geçiştirilerek yine AKP İktidarının sayısal çoğunluğuyla her zaman olduğu gibi biraz sonra yapılacak oylamada da bu nedenle de gündemden düşmüş olacak.
Tabii bu, ülke sorunlarıyla ilgilenilip ilgilenilmediği konusuyla bire bir ilgilidir. Ülkenin gerçekten bu iki konusunda ve benzer araştırma önergelerinde öncelikli olan sorunları olduğunu hepimiz biliyoruz ama ben burada bizi şu anda dinleyen -az sayıda da olsa- değerli AKP milletvekillerinin vicdanlarına sesleniyorum: Siz hiç yakınınızı bu çarpışık yol yapımı ve çözüm bulunmayan trafik kazasında kaybettiniz mi? Ben üzülerek beyan ediyorum, çok değerli 3 kardeşimi, meslek sahibi olan 3 kardeşimi trafik kazasında kaybeden bir kişiyim. O nedenle de trafik kazası denildiği an yüreğim kan ağlar ve vücudumdaki bütün duygularım boşalır. O nedenle de hazırladığımız ve yüce Meclise vermiş olduğumuz önergemizin de bu kapsamda değerlendirileceğini düşünerek şu anda verilen bu trafik kazalarının önlenmesi konusunda alınacak tedbirlerin ve kara yollarıyla ilgili dile getireceğimiz konuların bir araştırma önergesinin okunması düzeyinde değil, bir komisyonun kurulması konusundaki vereceğiniz oylarla belki birtakım yürekleri serinletirsiniz ve bu soruna çözüm bulursunuz.
Evet, trafik kazaları, öyle sanıyorum ki herkesin başına gelebilecek olan şeyler. Hepimiz hemen hemen her gün dört teker üzerindeyiz ve bu dört tekerin de mevcut kara yollarımızda, şehirler arası yollarda, şehir içi yollarda hayatımızı belki kendi elimizle yönettiğimiz bir aracın veyahut da kullanan şoförün, onun güvenine ve onun ferasetine, onun becerisine bırakıyoruz. Ancak tabii bu kazaların büyük bir çoğunluğunun da trafik kural ve trafik alanlarının yetmezliğinden ve kurallara uyulmamasından kaynaklandığını da bilmemiz gerekir.
Avrupa Birliği gündeminde önemli bir yere sahip olan trafik kazaları ve sonucunda meydana gelen ölümlü olaylar her yıl Avrupa Birliğinin raporlarında dile getirilir. 2008 yılındaki Avrupa Birliği raporunda, bu ülkelerde meydana gelen kaza sayısı 1 milyon 300 bin ve ölen kişi sayısı da 39 bin kişi olarak belirtiliyor. Aynı döneme ilişkin Türkiye’deki rakamlara baktığımızda, maalesef bunların sadece Türkiye’deki sayısı 264.163 ve ölü sayısı da 2.969, yaralı sayısını artık burada dile getirmek istemiyorum. Yani Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasının kat kat üzerinde ve bu verileri Türkiye bazında değerlendirdiğimizde de yol kazalarında ölüm oranının maalesef en yüksek olduğu ülkelerden biri de Türkiye ve bu ölümlü trafik kazalarının oranı da yüzde 20.
Yine, demografik olarak, nüfus yapımıza göre de bu istatistikleri incelediğimizde ne yazık ki ehliyet yaşının altında bulunan, on sekiz yaşın altındaki kazalarda 1’inci olan ülkelerden biriyiz. Yine, yirmi-yirmi dört yaş arasındaki ölümlü kazalarda da -yani kullanıcı olarak, şoför olarak kullananlarda da- biz yine Avrupa Birliği 2’ncisi durumundayız, Avrupa Birliğinden sonra 2’nci geliyoruz.
Demek ki bu verilere göre bizim birtakım altyapı ve eğitim eksikliklerimiz var. Altyapı deyince de başta trafiğin çalıştığı, trafiğin işlediği yollarımız geliyor.
Yine, burada bir parantez açarak Türkiye’deki il bazındaki kazaların, ölümlü kazaların sıralamasında da ne yazık ki İstanbul 1’inci sırada ve Ankara ise 2’nci sırada görünüyor. İstanbul’da geçen yıl 10.870 ölümlü ve yaralamalı kaza meydana gelmiş. Bunlarda, bu kazalarda 241 kişi ölmüş. Ankara da il sıralamasında 2’nci. Burada da gerçekleşen kaza sayısı 35.731 ve bunda da 174 kişi hayatını kaybetmiş ki bu iki ilimiz de hem şehircilik bakımından hem altyapı bakımından iddialı olarak iktidarın hep gündeme taşıdığı illerimiz ama ne yazık ki buradaki trafik keşmekeşliği, buradaki, ulaşımdaki altyapı hizmetlerinin yetersizliğinden dolayı ve buradaki denetimin, trafik polisi denetiminin ve verilen cezaların etkisizliğinden dolayı da bu konuda başarılı bir karnemiz yok.
Hükûmet duble yolların sayısını cumhuriyet tarihi içinde en yüksek düzeye yükseltmesiyle övünüyor, tabii bazı bölgeler için bu geçerli. Ben çok spesifik bir örnek vereceğim. Eğer Sayın eski Bayındırlık Bakanımız Zeki Ergezen buradaysa -evet burada görüyorum- onun da dikkatine sunacağım. Kendileri sağ olsun o dönemde -her zaman için sitayişle bahsederim- geri bırakılmışlığımızın ve altyapıdaki eksikliğimizin bilincinde olan bir bölge insanı, bölgenin çocuğu bir bakan olarak elhak o konuda pozitif ayrımcılıkla bölgede çok büyük hizmetler yaptı. Zaman zaman bunu her toplantıda dile getirmekten de geri kalmadım, doğruya doğru demek lazım. Ancak kendisinin de dikkatini zaman zaman o dönemde de çektiğim çok önemli bir yolun hâlen yılan hikâyesine dönüştüğünü, bilhassa Bitlis-Diyarbakır’ı Muş üzerinden, Malazgirt üzerinden Erzurum’a bağlayan, Ağrı’ya bağlayan Ahlat-Malazgirt arasındaki yolun ben kendimi bildim bileli kara yolları ağında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
58 konuşma daha · 1 Aralık 2010