Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 29. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2010 · 411 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU KANUNU HAKKINDA (S.S.574)); konuşma 411 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “Hakimler ve savcılar yüksek kurulu kanunu hakkında (s.s.574)”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-12-09-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-kanunu-hakkinda-s-s-574 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 574 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi saygıyla selamlarım.
Tabii, bu maddeyle ilgili söylenecek sözlerden önce zamanın darlığını da dikkate alarak, benim bölgemde tam bir yıl önce işlenen ve adaletin o yüce duygularını kanatan bir konuya değinmeden geçmek istemiyorum. Muş’un Bulanık ilçesinde 15 Aralık 2009 tarihinde meydana gelen olaydan sonra hukukun nasıl ayaklar altına alındığını, tabii hukuk ilkelerine nasıl uyulmadığını ve bu kararların, bu yargılamaların sonucunda da kamu vicdanının nasıl kanadığını belirtmek isterim. Belki hafızalarınızda o zaman yer etmişti, unutmuş olabilirsiniz. Bundan tam bir yıl önce, 15 Aralık 2009 tarihinde, o dönemde kapatılan Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasını protesto etmek, demokratik bir hakkını kullanmak üzere bu konuda bir basın bildirisini okuyan kişilerin üzerine, ne yazık ki, o tarihte, yıllardır JİTEM’in kadrolu elemanı olarak çalışan ve elinde, devletin denetim ve gözetimi altında bulunan silahlarla bir topluluğa nasıl ateş ettiği ve iki canı nasıl aldığına ilişkin gelişen olayları hafızalarınıza yeniden kazandırmak istiyorum. O tarihte, bu olayları protesto amacıyla toplanan topluluğun üzerine, Turan Bilen ismindeki bir vatandaş, kendilerine ve iş yerine yöneleceği zehabıyla hiç gözünü kırpmadan ateş ederek 2 kişiyi, Necmi Oral adında yirmi yaşındaki gencecik bir öğrenciyi ve Kemal Ağca ismindeki bir kamu görevlisini, bir muhtarı katletmişti. İşte, adaletin kanayan konumu bu tarihten sonra oluştu. O olayla ilgili olarak gözaltına alınan yüzlerce kişi ve yargı önüne çıkarılan onlarca kişi, çok kısa bir süre içinde, yaklaşık olarak üç aylık bir süre içinde dokuz yılla, on beş, on dokuz yıl arasında cezalara çarptırıldı. Bu, kamu vicdanında hiçbir zaman için kabul görmeyecek hızlı bir yargılamaydı. “Keşke bütün yargılamalar böyle, bu şekilde süratle sonuçlansa.” diye halk söylendi. Ancak bu olayın müsebbibi olan Turan Bilen ve kardeşi ise yine devletin denetim ve gözetiminde, zamanın yöneticilerinin de katkısıyla tabii hukuk ilkelerinin dışına çıkarılarak, evvela, davası güvenlik nedeniyle Muş’tan Samsun’a ve Samsun’da meydana gelen ve sizin de hafızalarınızda olduğuna inandığım olaylardan sonra da Ankara’ya alındı. Yine, jet hızıyla, bu olaya karışan Bilen kardeşlerin, bu yargılama sonucunda da -bu devletin denetim ve gözetiminde olan yargının ve yargılama sürecinin- bu katliamı aklamaya yönelik bir çabayla, çok kısa bir sürede tahliyelerine karar verildi.
Değerli arkadaşlar, yargı, adalet, gerçekten hepimiz için gereklidir. Burada bir adalet eğer böyle ayaklar altına alınırsa kamu vicdanında, halkın vicdanında adalete güvenmek ve onu gerçekten yüceltme gibi bir duyguyu beklemek mümkün olmaz. Bu nedenle, Sayın Adalet Bakanlığının bu kurumuyla ilgili işlemlerinin yanında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 9 Aralık 2010