İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · CUMA

Dünya insan hakları günü münasebetiyle

Malik Ecder Özdemir

Sivas Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 10 Aralık 2010 · 511 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Malik Ecder Özdemir (CHP), 10 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 511 kelime.

Malik Ecder Özdemir (CHP, Sivas). “Dünya insan hakları günü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/malik-ecder-ozdemir-23-2010-12-10-dunya-insan-haklari-gunu-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinize ve bana bu fırsatı sağlayan Sayın Başkana en içten teşekkürlerimi, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin üzerinden tam altmış iki yıl geçmiş. Aradan geçen bu süre zarfında insan hakları ihlallerini engellemek, işkence ve kötü muameleyle mücadele etmek için uluslararası bir yığın sözleşmeler imzalanmış. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi çeşitli kurumlar oluşturulmuş. Biz de Türkiye olarak bu sözleşmelere taraf olmuşuz ve bu sözleşmelerin altını imzalamışız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararını iç hukukumuzun üstünde saymışız. Hukuki düzenlemeler açısından başkaca ülkelerle kıyasladığımızda aslında çok geri bir noktada değiliz ama bunların uygulanması noktasına baktığımızda, bugün ülkemizin içinde bulunduğu tablonun hiç de iç açıcı olmadığını hep birlikte görüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, uluslararası ilişkilerin gereği ya da uyum sağlamak adına yasa çıkarmak önemli değil, önemli olan, çıkarılan yasaların herkese adil ve eşit bir biçimde uygulanmasını sağlamaktır. Bunun için de öncelikle ülkeyi yönetenlerin insan hak ve özgürlüklerine, demokrasiye ve hukuk devletine yürekten inanmaları gerekiyor. Bugün, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aleyhinde en çok dava açılan ülkelerin başında ne yazık ki Türkiye geliyor. Âdeta ülkeyi yarı açık bir cezaevine çevirdiniz. Herkesin telefonunun dinlendiği, kimin, yarın neyle suçlanacağı belli olmayan bir Türkiye yarattınız. Giderek bir korku imparatorluğu oluşturdunuz. Sayın Başbakanın bir polis ordusuyla geziyor olmasını ilk önce bir saltanat göstergesi gibi kabul ediyordum ama şimdi bakıyorum ki yarattığınız bu korku imparatorluğunun esiri hâline Sayın Başbakan da gelmiş vaziyette. Teslim aldığınız bütün kurumları suskun hâle getirdiniz, üniversiteler de bunların içerisinde. Geçen hafta üniversitede yapılan toplantılarda, rektörler içeride Sayın Başbakanın önünde kıyama dururken üniversite dışındaki öğrencilerin coplanması, biber gazına maruz kalmaları konusunda rektörlerden tek laf çıkmadı.

Sayın Bakan buradaysa ısrarla bir kere daha söylüyorum: Özel yetkili mahkemelere yerleştirdiğiniz tarikat ve cemaat üyesi kimi hâkim ve savcıların hazırladığı ve sadece ve sadece gizli tanık ve isimsiz ihbar mektuplarına dayalı açılan iddianameleri, açılan davaları, hukuk devletiyle uyuşturmak, bağdaştırmak mümkün mü?

Değerli arkadaşlarım, bugün, 45’in üzerinde gazeteci ve 120 binin üzerinde insan ceza ve tutukevinde. Bunların yüzde 60’ından fazlası tutuklu sıfatıyla cezaevlerinde bulunuyor. Yasalarımız, sanığın yurt dışına kaçma ya da delilleri karartma ihtimali varsa ancak o zaman tutuklamanın bir son çare olduğunu söylemesine rağmen, bugün siz ne yapıyorsunuz? Sizi eleştiren, gözünüzün üzerinde kaşınız var diyen herkesi neredeyse bir kulp takıp doğruca Silivri toplama kampına gönderiyorsunuz. Bugün ülkenin namuslu gazetecileri, bilim adamları, sendikacıları, on sekiz-yirmi aydan bu tarafa neyle tutuklandıkları belli olmadan bu cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyorlar.

Mustafa Balbay bir kitap yazmış, bana ve herhâlde bütün milletvekillerimize gönderdi: “Silivri Toplama Kampı Zulümhane” diye. Bu kitabı bütün milletvekili arkadaşlarımızın okumasını önemle rica ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, gelin bir empati yapalım: Şu içinde bulunduğumuz Genel Kurulun kapısını üstümüze kilitleseler -bırakın on sekiz ayı, on sekiz günü- “On sekiz saat bu Genel Kuruldan çıkmayacaksınız.” deseler kendinizi nasıl hissedersiniz? Televizyonlardan izlediğimiz öğrencilerin içerisinde kendi çocuklarınızın, kendi oğlunuzun ve kızınızın olduğunu düşünün, polisin öğrenciye karşı uyguladığı kötü muameleyi bir kere daha vicdanınızda çek edin diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

112 konuşma daha · 10 Aralık 2010

112 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook