İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · SALI

2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

Mehmet Akif Hamzaçebi

Trabzon Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 39. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Aralık 2009 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 22 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 1.022 kelime.

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2009-12-22-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının 3’üncü maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamaya başlamadan önce sizi saygıyla selamlıyorum.

(x) 442 ve 443 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 14/12/2009 tarihli 31’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Bütçe kanunlarının ilk 3 maddesi en önemli maddeleridir, diğer bütün maddeler bu maddeler etrafında şekillenir. 1’inci maddeyi ayın 14’ünden dün akşama kadar burada uzun uzun görüştük. 1’inci maddeyle, bütçe kanun tasarısı, kamu kurumlarına 286 milyar TL’lik ödenek verilmesini öngörmektedir. 2’nci madde ise, 1’inci maddeyle harcanması planlanan rakamların, tutarların hangi kaynaklardan elde edilecek gelirlerle karşılanacağını gösterir. 2010 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’na göre de bu bütçenin gelir tarafı 236 milyar TL’dir. 1’inci maddedeki giderler ile 2’nci maddedeki gelirler arasındaki fark borçlanma miktarını gösterir, bu rakam da 50 milyar TL’dir, görüştüğümüz 3’üncü madde bunu düzenlemektedir. Dolayısıyla, bu madde, bütçeye yönelik genel değerlendirmelerin yapılabileceği bir maddedir, bu çerçevede ben görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Bütçeler, hükûmet programlarının temel uygulama aracıdır. Hükûmetler, programlarında yer alan hususları bütçeler aracılığıyla hayata geçirirler. Bu nedenle, bütçelerde yer alan rakamları basit bir rakamlar topluluğu olarak değil, hükûmet programının unsurları, araçları olarak değerlendirmek gerekir. Bütçeler, aynı zamanda, ekonomide yaratılan gelirin yeniden dağıtılmasının bir aracıdır. Örneğin, 2010 yılında ekonomide yaklaşık 1 trilyon TL’lik bir gelir yaratılması öngörülüyor yani gayrisafi yurt içi hasıla tutarıdır bu. Bu rakamın yaklaşık yüzde 28’i yani 286 milyar liralık kısmı ekonomiden bütçe kanalıyla çekilmekte ve daha sonra, yine, harcama yoluyla, kamu harcamaları yoluyla ekonomiye enjekte edilmektedir. İşte bu kaynakların ekonomiden çekilmesi ve kamu harcamaları yoluyla yeniden ekonomiye verilmesi işlemi, ekonomi üzerinde, toplumsal kesimler üzerinde çok ciddi etkilerde bulunur. Hükûmetlerin temel politika tercihlerini de gerek vergi toplama alanında gerekse harcama alanında görürüz.

Bu bütçeye bu açıdan baktığımızda neler öne çıkmaktadır? 2010 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı yaşadığımız krizin etkilerini dikkate alarak geçmişte nerelerde hata yaptıysak bu hataların düzeltilmesinde bir adım atmakta mıdır? Yeni politikalar konusunda hangi işaretleri vermektedir? Krizden çıkmak tabii ki bir yılda olabilecek bir iş değildir ama en azından geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması için, Türkiye’de önümüzdeki dönemde kendi kriziyle karşı karşıya kalmamak için bu bütçede hangi adımlar atılmaktadır? Bunların işaretleri verilmekte midir? Buna bakmak gerekir.

Ancak maalesef, 2010 yılı bütçesine baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisinin 2003-2009 döneminde uyguladığı ve bugün bizi küresel krizden en derin şekilde etkilenen ülkelerin başına yerleştiren politikalara 2010 yılında da devam edildiğini görüyoruz.

Bütçede şunlar öne çıkmaktadır: Birincisi, faiz dışı giderler artmaktadır, olağanüstü ölçüde artmaktadır. Bunu gayrisafi yurt içi hasılaya oran olarak ifade ediyorum. Bütçe gelirlerindeki artış faiz dışı giderlerdeki artışı karşılamak bir yana, o oranda artmak bir yana reel olarak azalıyor.

Yine, üçüncü özellik, 2010 yılı bütçesinin özelliği ve Orta Vadeli Program’ın 2012 yılına kadar öngörmüş olduğu sürecin özelliği, Türkiye’de tasarruflar azalmaktadır. Kamu sektörü tasarrufu, özellikle de özel sektör tasarrufu azalmaktadır. Bütçe bu konularda bir iyileşmenin işaretini vermemektedir.

Faiz dışı giderlerdeki artışa baktığımızda, 2000-2008 dönemini alırsak yani Adalet ve Kalkınma Partisi öncesindeki dönemi de alırsak -IMF politikalarının uygulandığı dönem olarak alıyorum bunu- faiz dışı giderlerin ortalaması yüzde 18,2’dir; yaklaşık yüzde 17 ile yüzde 18,5 arasında değişiyor -2009 yılı kriz yılı olduğu için dikkate almıyorum- 2010 yılında bu rakamın yüzde 23,4’e çıktığını görüyoruz. 2011, 2012’de de süreçte ciddi bir düzelme yok. Bu, krizle açıklanabilir. Kriz döneminde kamunun harcamalarını artırdığı, yatırım harcamalarını artırdığı gibi bir düşünce akla gelebilir. Bunun bu rakamlarla ilgisi yoktur. Yatırım harcamalarının düzeyi eski yılların düzeylerinin altında bile kalmaktadır 2010 yılından itibaren.

Gelir tarafına baktığımızda: Özelleştirme ve İşsizlik Fonu’ndan 2008 yılından itibaren bütçeye yapılan aktarımları düşerek onları eski yıllarla kıyaslanabilir duruma getirdiğimizde, gelirlerde ciddi bir düşüş görüyoruz. Üstelik, 2010 yılında vergi gelirinde çok iddialı bir tahmin yapılmış olmasına rağmen toplam bütçe gelirinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranında eski yıllara oranla ciddi bir düşüş gözükmektedir. 2010 yılı rakamı 21,7’dir. Bu rakam 2000 sonrası yılların en düşük rakamıdır. 2011, 2012’deki tablo da farklı değildir.

Tasarruflar ne durumdadır? Türkiye’de tasarruflar 2000 öncesi döneme kıyasla, 1998 yılına kıyasla 2008, 2009, 2010 yıllarında üçte 1 oranında azalmıştır. Yaklaşık yüzde 24-25’lerde seyreden Türkiye'nin toplam tasarruflarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 14-15’lere inmiştir, problem buradadır. Türkiye, önceki krizlerde, üst üste üç dönem, üç çeyrek küçülmeden sonra dördüncü dönemde büyümeye başlardı. Bu sefer, ilk kez, dört dönem Türkiye arka arkaya küçülecek ama önceki krizlerde sürekli dışarıdan kaynak girişi olmasına rağmen bu krizde, bu kriz sonrası hedeflenen büyüme senaryosunda dışarıdan kaynak girişi yok. Dışarıdan kaynak girişi olmadığı zaman Türkiye ekonomisi büyüyemiyor, tasarrufları da yetersiz, ana problem buradadır. Bu bütçenin bu konularda yaptığı herhangi bir iyileşme yoktur.

Bütçenin toplum kesimlerine etkisi ne olacaktır? 2010 yılında belli başlı toplum kesimleri bu bütçeden ne umacaktır, ne beklemektedir, buna girmek istiyorum.

Tarımsal desteklemeye girmek istiyorum. Tarım Bakanımız burada geçen hafta sonu tarıma verdikleri desteklerden söz etti. İzninizle ben, Sayın Tarım Bakanının da imzası olan yıllık programdan birkaç rakam vermek istiyorum. 2010 yılı rakamı 5,6 milyar TL’dir, 2007 yılı rakamı da bu kadardır yani 2010 yılında, Hükûmet, 2007 yılı rakamını çiftçiye vermeyi taahhüt etmektedir. Rakamsal, nominal olarak söylüyorum bu rakamı. Enflasyon, büyüme… Bütün bunları bir kenara bırakıyorum. 2009 yılında durum nedir, kriz yılında? Kriz yılında Hükûmetin verdiği rakam 4,5 milyar TL’dir. Bu rakam 2006 yılı rakamına eşittir değerli milletvekilleri. 2006, üç yıl geriye ait bir rakam hatta üç yılın bile gerisindedir, 2006 yılı rakamı 4,7 milyar TL’dir. 2006’nın bile gerisine gitmiştir Hükûmet tarım sektöründe. Şimdi, sık sık Tarım Bakanına, Sayın Maliye Bakanına soruyorum: Evet, 2004 yılında Karadeniz’de bir don afeti yaşandı. Fındık üreticisinin bu don afetinden dolayı 172 milyon TL’lik bir alacağı var. Bakın, yıl 2004, 2010 yılı bütçesini konuşuyoruz. Bu rakam hâlâ bütçelerde yok, hâlâ sayın bakanlardan “Bu rakamı ödeyecek misiniz, ne zaman ödeyeceksiniz?” sorusuna cevap alamıyorum. Tarım Bakanı “Maliye Bakanı para verirse ödeyeceğim.” diyor, Sayın Maliye Bakanı da bu konuda suskun kalıyor. 2009 yılı bütçesini biz burada görüşürken 2009 yılında çiftçiye Hükûmet 5,5 milyar TL ödemek üzere teklifini buraya getirmişti. Bütçe görüşmelerinde bunu 500 milyon TL azalttı. Şimdi 2009 yılı bütçesinin Genel Kurul görüşmeleri sırasında bütçe o şekliyle yasalaştı ama öyle anlaşılıyor ki 2009 yılı bütçe hedefi 4,5 milyar TL’dir. Uygulama yılında da 500 milyon TL daha çiftçiden kesilmiştir. Sabah ve ATV için iki kamu bankasını seferber edip 750 milyon dolar krediyi veren Hükûmet, Sayın Başbakan çiftçiye bunun yarısı kadar bir parayı bulamamıştır, bunu çiftçiden esirgemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

162 konuşma daha · 22 Aralık 2009

162 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook