İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)

Mehmet Akif Hamzaçebi

Trabzon Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Şubat 2010 · 995 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 4 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 995 kelime.

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-02-04-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tasarının birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım. Konuşmamın başlangıcında sizi saygıyla selamlıyorum.

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının kurulmasına ilişkin Kanun Tasarısı Sayın İçişleri Bakanı tarafından kamuoyuna, terörle mücadelede yepyeni bir başlangıç, terörle mücadelede büyük bir zihniyet değişikliğinin ifadesi olarak sunuldu. Yine, Sayın İçişleri Bakanı geçen hafta Genel Kurulda yapmış olduğu konuşmada, bu Müsteşarlığın teröre yaklaşımının analiz odaklı olacağını ifade etmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıya, böyle bir düzenlemeye Hükûmetin nasıl geldiğine ilişkin sürece kısaca bir göz atmakta yarar var:

Adalet ve Kalkınma Partisinin 2003 yılı Ocak ayında yayınladığı ve düzenleme yapmayı umduğu, planladığı alanlarda neler yapılacağını ifade ettiği Acil Eylem Planı’na baktığımızda, orada terörle mücadeleye ilişkin olarak herhangi bir önlemin yer almadığını görüyoruz. Bunu anlayışla karşılamak, normal karşılamak mümkün çünkü 2003 yılının Ocak ayında Türkiye'nin herhangi bir terör sorunu yoktur.

Daha sonra terör olaylarının tırmanması üzerine, 2005 yılının Temmuz ayında, o zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı olan Sayın İlker Başbuğ bir basın toplantısında şu açıklamaları yaptı: “Terörizmle mücadelede, topyekûn mücadelede yeni bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Terörün güvenlik, istihbarat, psikolojik harekât, sosyal, ekonomik, eğitim gibi boyutlarını inceleyecek, bu konularda yapılacakları makro seviyede planlayacak ve icracı kuruluşlar arasında da gerekli planlamayı ve koordinasyonu yapacak bir kuruluşa ihtiyaç var.” Sayın İlker Başbuğ’un 2005 yılının Temmuz ayındaki açıklaması bu yöndeydi.

Hükûmetin tam bu açıklamadan aşağı yukarı bir on-onbir ay sonra yapmış olduğu bir düzenlemeyle, Başbakanlıkta var olan Güvenlik İşleri Başkanlığı, Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne dönüştürüldü. Bu düzenlemenin yapıldığı tarih, 2006 yılının Mayıs ayıdır. 2006 yılı Mayıs ayında Hükûmet, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti, terörle mücadele için Başbakanlık bünyesinde bir koordinasyon birimi kurdu. Bunun adı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüydü. Onun görevlerine baktığımızda, iç ve dış güvenliğin ve terörle mücadelenin bu Genel Müdürlüğün görevleri arasında olduğunu görüyoruz.

2006 yılının Mayıs ayından, tam üç yıl geçtikten sonra, yani 2009 yılının Mayıs ayında bugün görüştüğümüz tasarının Hükûmet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiğini ve Mayıs ayında da İçişleri Komisyonunda bu tasarının görüşülerek kabul edildiğini görüyoruz. Parlamento haziran sonunda tatile girdi, ama haziran sonuna kadar bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisinde ele alınmadı. Öncelikle burada bir zikzak var, bunu anlayabilmiş değilim. Yani 2006 yılında Başbakanlıkta bir koordinasyon birimi kurulurken, koordinasyon biriminin mercisinin Başbakanlık olması planlanırken, üç yıl sonra bu koordinasyon biriminin İçişleri Bakanlığında oluşturulmasının gerekçesi Hükûmet tarafından ifade edilmiş değildir.

Yine, bu tasarıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bu birim nedeniyle neden müsteşarlık seviyesinde bir örgütlenmeye gidildiğinin açıklaması yapılmış değildir.

Yine, haziran ayı sonuna kadar bu tasarının yasalaşması mümkünken bugüne kadar neden yasalaştırılmadığı, neden Parlamentonun bugünkü gündemine alındığı Hükûmet tarafından açıklanmış değildir.

Tabii ki, mayıs ayından bu yana bekleniyor olmasının nedenlerini anlamak mümkün Hükûmet açıklamasa da. Hükûmet bu esnada Kürt açılımını uygulamaya koydu, ancak ne zaman ki Habur’daki görüntülerin ve bu görüntüler üzerine Sayın Başbakanın yaptığı açıklamaların millette yarattığı büyük bir rahatsızlık, büyük bir tepki oluştu, o zaman Hükûmet, Kürt açılımına “dur” dedi ve terörle mücadele adına şimdi bu tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirdi.

Bir taraftan silahlı kuvvetlerin bazı uygulamalarını veya silahlı kuvvetler üzerine yazılan bazı senaryolar nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisinin mağdur olduğu psikolojisi topluma yayılmaya çalışılırken, öte taraftan bu tasarıyla terörle mücadelede sanki ciddi yeni bir adım atılmış gibi bir izlenim verilmektedir.

Dün burada Barış ve Demokrasi Partisinin bir önergesi, Meclis araştırma önergesi oylandı, muhalefet partilerinin desteğine rağmen, iktidar partisinin oylarıyla reddedildi. Neydi bu Meclis araştırma önergesinin konusu? Faili meçhul cinayetlerin araştırılmasıyla ilgili bir Meclis araştırmasıydı. Evet, demokratik açılım, Türkiye'nin daha çok demokratikleşmesi, geçmişiyle hesaplaşmasını gerektirmiyor mu? Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasını gerektirmiyor mu? Bu konuda Meclis neden bir irade ortaya koymaktan çekiniyor, daha doğrusu, iktidar partisi neden bunun önüne bir engel oluşturuyor? Bir taraftan bunlara “hayır” diyeceksiniz, öte taraftan burada bu Müsteşarlıkla saydam olmayan bir yapı oluşturacaksınız.

Bakın, bu Müsteşarlık, terörle mücadelede saydam olmayan bir yapı oluşturmaktadır. Sayın İçişleri Bakanının basın açıklamalarında bu vardır: “Esnek bir yapı” diyor. Nedir esnek bir yapı? Bu Müsteşarlık örtülü ödenek kullanacaktır. Bu Müsteşarlığın operasyonel bir görevi yok ise örtülü ödenek kullanmasının bir mantığı var mıdır? Bu tasarının 13’üncü maddesi, sınırsız sayıda sözleşmeli personel istihdamına izin vermektedir. Hem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sözleşmeli personel çalıştırabilecek hem de 657 sayılı Kanun’a tabi olmaksızın, tam zamanlı, yarı zamanlı; kısa süreli, uzun süreli, sınırsız süreli sözleşmeli personel istihdam edebilecektir. Bu, terörle mücadelede karanlık alanlar, gri alanlar oluşturmak demektir. Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Yine, “İstihbarat Değerlendirme Merkezi” adı altında bir kurum kurulmaktadır. Bu kurumun teşkilat şemasında yeri yoktur. İşte, Sayın İçişleri Bakanının ifade ettiği esnek yapı bunları akla getirmektedir.

Peki, ne yapacaktır bu Müsteşarlık, nasıl bir oluşumdur, buna bakalım: Müsteşarlığın toplam personel sayısı 94 kişi. Yani 94 kişi, bunun yüzde 10’u yönetici: 6 tane daire başkanı, 2 müsteşar yardımcısı, başkan, etti 9; 94’ün 9’u yüzde 10. Bir butik müsteşarlık, yani kamuda örneği gözükmeyen butik, şirin bir müsteşarlık. Belki de Gaziosmanpaşa, Kavaklıdere gibi lüks mağazaların olduğu semtlerden bir bina da tutabilir.

Şimdi Sayın İçişleri Bakanı diyebilir: “Belki 500 kişi, bin kişi istihdam edeceğiz sözleşmeli personel uygulamasıyla.” Bu kabul edilebilir mi? Toplam personel sayısı 94 olan bir teşkilatta bu ana personel sayısından çok daha fazla sayıda sözleşmeli personel istihdamını kabul etmek mümkün müdür? Bunu, terörle mücadelenin arkasına sığınarak yapamazsınız.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; bu Müsteşarlığın her şeyden önce ismi ile kapsamı arasında herhangi bir ilinti yoktur. Bakın, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı. Bir kamu düzeni kavramı var, bir de kamu güvenliği kavramı var. Kamu güvenliği dediğimiz zaman, bunun içine iç güvenlik, dış güvenlik ve terörle mücadele girer. Oysa, Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün iç güvenlik ve dış güvenlik konuları duruyor, buraya terörle mücadele kısmını alıyorsunuz ama buna rağmen müsteşarlığın adı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı oluyor.

İkinci konu, kamu güvenliği kavramı, kamu düzeni kavramının bir alt unsurudur. Kamu düzeni kavramı içerisine iç güvenlik, dış güvenlik, terörle mücadele gibi unsurlar yanında, Türk Ticaret Kanunu’ndan Borçlar Kanunu’na kadar, Devlet Memurları Kanunu’ndan trafik kurallarına kadar, çevre kurallarına kadar, merkezî yönetimin koyduğu kurallardan yerel yönetimin koyduğu kurallara kadar bireyin bütün yaşam alanlarını düzenleyen kurallar girer. Kamu düzeni kavramı budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 4 Şubat 2010

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook