Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında
Trabzon Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 25. Birleşim · 5. yasama yılı · 2 Aralık 2010 · 472 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 2 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TELEVİZYON KANALLARINA LİSANS VE YAYANI İZİNLERİ KONUSUNDA YAPILAN AYRIMCILIKLAR HAKKINDA); konuşma 472 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Televizyon kanallarına lisans ve yayanı izinleri konusunda yapılan ayrımcılıklar hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-12-02-televizyon-kanallarina-lisans-ve-yayani-izinleri-konusunda-yapilan-ayr (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayıştay Yasa Teklifi’nin maddelerinde konuşmacı arkadaşlar Sayıştayla ilgili konular yanında, yine Sayıştayla ilgili belki, o maddeyle bağlantılı olmayan başka konuları veya Sayıştayla hiç ilgili olmayan konuları da gündeme getirebiliyor. Ben, yine Sayıştayın görev alanıyla ilgili bir konuyu bu madde vesilesiyle, tüm siyasi partileri ilgilendirdiği için dikkatinize sunmak istiyorum.
Siyasi Partiler Kanunu’na göre siyasi partilerin harcamalarının denetimi Sayıştay tarafından yapılır. Son Anayasa değişikliğiyle “Sayıştay tarafından yapılır” olarak bu düzenlendi. Ondan önceki dönemde, Siyasi Partiler Kanunu’na göre Anayasa Mahkemesi denetliyordu; Anayasa Mahkemesi bu denetimi Sayıştay denetçileri vasıtasıyla yaptırıyordu. Son Anayasa değişikliğiyle bu denetim “Sayıştay tarafından yapılır” olarak düzenlendi.
Şimdi, benim söylemek istediğim, sizlerin dikkatine getirmek istediğim konu şu: Anayasa Mahkemesi daha önce yapmış olduğu denetimlerde uzman kuruluş olarak Sayıştay denetçilerinin yardımını istiyordu, denetçiler de rapor düzenliyordu. Ancak düzenlenen raporlar, maalesef hukuka, yasalara aykırı raporlardı. Anayasa Mahkemesi, bu raporlar üzerine karar veriyor, hüküm veriyor, sonuçta eğer bir ödemenin kanuna uygun olmadığı yönünde bir karar vermişse, o ödeme siyasi parti tarafından hazineye tazmin ediliyordu, ödeniyordu. Ama o raporları zamanında incelemiş bir kişi olarak, bir siyasi olarak, o raporlarda kanuna aykırı olarak yazılmış birçok hususu gördüm, tespit ettim, o zaman raporlara bağladım, kendi partimin yetkili organlarına bunu sundum. Örnek veriyorum: Siyasi parti, milletvekilini veya kendi merkez yönetim kurulu üyesi birisini veya bir başka parti mensubunu görevle bir başka ile veya bir başka ülkeye göndermiş, o kişi uçak biletini, kendi adına düzenlenmiş olan uçak biletini siyasi partiye vermiş, siyasi parti de o uçak biletini harcama olarak kaydetmiş. Şimdi, Sayıştay, Sayıştay denetçileri, bu uçak biletinin gider olarak kaydedilemeyeceğini söylüyor. Neden? Çünkü “Uçak biletinin siyasi parti adına düzenlenmesi gerekir.” diyor. Böyle bir şey olamaz değerli arkadaşlar. Milletvekili havaalanına gittiğinde, partinin verdiği bir görev nedeniyle gidiyorsa, o anda biletini alır, o bilet de o kişi adına düzenlenir. Şimdi, bu bileti, bu biletin ihtiva ettiği tutarı harcama olarak kabul etmemek gerçeklerle, kanunlarla barışık olmamak demektir, bunları kabul etmemek demektir. Veya siyasi parti bir şirketten, bir şahıstan, gelir veya kurumlar vergisi olan mükelleften bir fatura almış, bir mal veya hizmet almış ondan kendi amaçları doğrultusunda kullanmak üzere, bir fatura almış, o faturayı gider kaydetmiş, daha sonra bu fatura kaybedilmiş ama daha sonra ilgili şirketten bunun fotokopisini, hatta tasdikli fotokopisini almış, kayıtlar arasına yerleştirmiş. Sayıştay denetçisi arkadaşlarımız “Hayır, bunu gider kaydedemezsiniz.” diyor. “Neden?” “Faturanın aslı yok.” “Tasdikli örneği var.” “Hayır, aslı olmak zorunda.” Vergi hukukunda dahi olayın gerçek mahiyeti esastır. Bu olayı, yani aslı kaybedilmiş olan bir fatura yerine tasdikli fotokopisine dayalı olarak bir mükellef gider kaydetmiş olsa bunu maliye, gelir idaresi kabul eder çünkü olayın mahiyetine bakar. Gerekirse o tasdikli faturayı düzenlemiş gözüken kişiye sorar, bu siyasi partiye böyle bir malı veya hizmeti sattın mı diye. Sattım derse sorun yok, kabul eder. Maliyenin dahi kabul ettiği bir uygulamayı Sayıştay denetçisinin keyfî olarak kabul etmemesini ben hukuka saygısızlık olarak görüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
74 konuşma daha · 2 Aralık 2010