2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Trabzon Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 41. Birleşim · 5. yasama yılı · 24 Aralık 2010 · 508 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 24 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 508 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-12-24-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bütçe kanunu maddeleri, bölümleri Hükûmet politikalarının değerlendirildiği maddeler ve bölümlerdir. Dolayısıyla bu kürsüde Hükûmet politikalarına yönelik eleştiri, değerlendirme ve önerilerin her madde vesilesiyle yapılıyor olmasını doğal karşılamak gerekir.
Ben, özelleştirmeyle ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Biraz önce burada konuşan Sayın Elitaş özelleştirme konusunda değerlendirmeler yaptı, Hükûmetinin görüşlerini ifade ettiler. Ben de bu çerçevede hem Sayın Elitaş’ın değerlendirmelerine biraz açıklık getirmek hem de bu konudaki Cumhuriyet Halk Partisi görüşünü ifade etmek istiyorum.
1980’li yıllara kadar dünyada ve Türkiye'de “özelleştirme” kavramı yoktu. 1980’lerle birlikte “özelleştirme” kavramı bütün dünyanın ve Türkiye'nin gündemine girmiştir. 1980’lere kadar daha çok, devletin hâkim olduğu, küreselleşmenin olmadığı bir yapı vardı. Küreselleşmeyle birlikte, devletin ekonomideki rolü sorgulanmaya başlandı. Vergi yükünün olağanüstü artmış olması nedeniyle vergi ödeyiciler, mükellefler “Vergilerimiz acaba doğru yere gidiyor mu, devlet vergilerimizi doğru alanlara harcıyor mu?” şeklindeki bir sorgulamayı dünyanın gündemine getirdiler. Bu çok doğal, doğru bir gelişme. O tarihten itibaren özelleştirmeler de dünyanın gündemine girdi, Türkiye'nin de gündemine girdi. Özelleştirme tabii ki bir tabu değildir, ihtiyaç duyduğunuz alanda, yerde özelleştirme yaparsınız. Piyasa ekonomisinin esas olduğu bir modelde devletin ekonomide üretimde bulunması doğru değildir. Ana kural budur. Ancak özelleştirme yaparken gözetilmesi gereken bir kural vardır: Gelişigüzel özelleştirme yapılmaz, yani devlet ekonomideki bir alandan çekilecek, o alanı özel sektöre bırakacak ise, bu alanda devletin alması gereken bazı önlemler vardır. Nedir bu? O alanda o piyasada rekabetin olması gerekir. O piyasada rekabet yok ise, devlet rekabeti sağlayana kadar, rekabet ortamını yaratana kadar o piyasadan çekilmemelidir. Aksi takdirde, devlette olan bir tekeli bir özel sektör tekeli hâline dönüştürürsünüz, bundan vatandaşlar zarar görür. Tekel demek fiyatı istediği gibi belirlemek demektir.
Bu konuda TÜPRAŞ’ı örnek vermek istiyorum. TÜPRAŞ Türkiye’de tek rafineridir. TÜPRAŞ’ı Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti özelleştirdi. Yüzde 51’ini sattı daha önce, ondan sonra yüzde 14,76’sını sattı, daha önce özelleş-tirilen bölümler de vardı, TÜPRAŞ özelleştirilmiş oldu. Şimdi, akaryakıt zamlarına ilişkin olarak Sayın Maliye Bakanı açıklamalar yapıyor. “Vergi politikası bunun sorumlusu değildir.” diyor. Peki, vergi politikası bu fiyat artışlarının sorumlusu değilse, bir sorumlu bulmamız gerekir. Dünyadaki petrol fiyatındaki yükselişler olarak Sayın Maliye Bakanı bunu ortaya koyuyor, ancak daha önce geçen yıl yaşadığımız fiyat yükselişi karşısında, geçen, evvelki yıl yaşadığımız fiyat yükselişleri karşısında bugünkü fiyat yükselişinin bu petrol zammının gerekçesi olmayacağı açıktır. Ne yapıyor? Eğer dünyada meydana gelen fiyat yükselişlerinden kaynaklanıyorsa akaryakıt fiyatlarındaki artış, o zaman Enerji Bakanının petrol şirketlerinden, rafineri şirketlerinden ricacı olmaması lazım. Yalvar yakar Enerji Bakanı diyor ki, “Lütfen fiyatlarınızı indirin, rica ediyorum sizden, anlayış bekliyorum.” diyor. Böyle bir özelleştirme politikası olabilir mi? TÜPRAŞ devletteyken piyasayı regüle ediyordu. O piyasada yeni bir rafineri kurana kadar onu özelleştirmeyebilirdiniz.
Şimdi, rekabet neyle mümkün o piyasada? Akaryakıt ithalatıyla. Akaryakıt ithalatı demek, yirmi, yirmi beş gün demektir; güçlük demektir, zaman kaybı demektir ve Enerji Bakanı enerji şirketlerinden, akaryakıt şirketlerinden indirim rica ettiğine göre, o zaman problem petrol fiyatından değil akaryakıt şirketlerinden kaynaklanıyor. Böyle bir özelleştirme olabilir mi?
Ayrıca, 8 milyar dolarlık özelleştirme geliri zamanında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla)…sadece 50-60 milyon dolarlık bir maliyetle gerçekleştirilmiştir. Bunu da bilgilerinize sunuyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
108 konuşma daha · 24 Aralık 2010