Dilekçe komisyonu ile insan hakları komisyonu üyelerinden oluşan karma komisyonun nitelikli çoğunluğu dikkate almadan adayları belirlemesi ve genel kurula intikal eden bu sonuçlara göre kamu başdenetçiliği seçimi yapılmasının usule uygun olup olmadığı hakkında
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 29. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Kasım 2012 · 483 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 27 Kasım 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DİLEKÇE KOMİSYONU İLE İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ÜYELERİNDEN OLUŞAN KARMA KOMİSYONUN NİTELİKLİ ÇOĞUNLUĞU DİKKATE ALMADAN ADAYLARI BELİRLEMESİ VE GENEL KURULA İNTİKAL EDEN BU SONUÇLARA GÖRE KAMU BAŞDENETÇİLİĞİ SEÇİMİ YAPILMASININ USULE UYGUN OLUP OLMADIĞI HAKKINDA); konuşma 483 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, İstanbul). “Dilekçe komisyonu ile insan hakları komisyonu üyelerinden oluşan karma komisyonun nitelikli çoğunluğu dikkate almadan adayları belirlemesi ve genel kurula intikal eden bu sonuçlara göre kamu başdenetçiliği seçimi yapılmasının usule uygun olup olmadığı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 27 Kasım 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-24-2012-11-27-dilekce-komisyonu-ile-insan-haklari-komisyonu-uyelerinden-olusan-karma (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=22572
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu başdenetçisi ve kamu denetçiliğine ilişkin kanun 14 Haziran 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve daha sonra yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bütün demokrasilerde, bütün hukuk devletlerinde vatandaşların, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin idareye yani hükûmetlere karşı korunması ve güvence altına alınması çok temel bir özelliktir. Demokratik toplumların temel özelliği, bireyin hak ve özgürlüklerinin devlete karşı, idareye karşı güvence altına alınmasıdır. Hukuk devletlerinde, demokrasilerde esas olan tabii ki idarenin, hükûmetin uygulamalarının yargı tarafından denetlenmesidir ancak yargı tarafından yapılan denetimde zaman zaman birey açısından sorun olabilen bazı hususlar ortaya çıkabilmektedir. Yargı belli bir süreyi gerektirmektedir. Bir vatandaş hükûmetin, bir devlet dairesinin, bir belediyenin herhangi bir işlemine karşı yargı yoluna başvurduğu zaman çok uzun bir süreyi göze alması gerekmektedir.
Yine, ikinci olarak, yargıya başvurmak bir maliyet gerektirmektedir. Dava açmak bir para ödemeyi, bir harç ödemesini gerektirmektedir. Bütün vatandaşlarımız bu harcı ödeyebilecek durumda değildir veya idarenin, devlet memurunun yaptığı işlem nedeniyle o davayı açıp açmamak da o maliyet unsuru nedeniyle, harcın yüksekliği nedeniyle tereddüt edebilmektedir ve bu nedenle davadan vazgeçebilmektedir.
Yine, dava açmak, belli biçimsel koşulları gerektirir. Gerekçenin bir şekli vardır, bu şekle uygun hareket edeceksiniz, avukat tutacaksınız… Bütün bunlar zaman, maliyet gibi unsurlar nedeniyle dava yolu bütün demokrasilerde, gelişmiş demokrasilerde dahi her zaman için vatandaşların başvurduğu bir yol olmayabilmektedir. O nedenle demokrasiler, bireyin hak ve özgürlüklerine önem veren demokrasiler bunun dışında bir etkin denetim yöntemini de kendi anayasal sistemlerine, yönetim sistemlerine dâhil etmişlerdir, bu da o ülkelerdeki adıyla ombudsmanlık, Türkiye'deki adıyla kamu denetçiliğidir.
Kamu denetçiliği kurumu çok önemli bir kurumdur. Vatandaşın idarenin işlemleri nedeniyle, eylemleri nedeniyle, davranışları nedeniyle yargıya başvurması hâlinde yargının verdiği karara idarenin uyma zorunluluğu var iken idareyi bir dilekçeyle kamu denetçisine şikâyet ederse vatandaş, kamu denetçisinin verdiği karara idarenin uyma zorunluluğu yoktur. Kanun, bu şekilde, kanun yanlış değil, eksik de değil. Bütün ülkelerde uygulama nasılsa bu bizim kanunumuz da aynı modeli esas almıştır, kamu denetçisinin vereceği karar idare için, devlet daireleri için bir tavsiye kararı niteliğindedir.
Peki, kamu denetçisinin kararı, tavsiye kararı niteliğindeyse, idare uymak zorunda değilse, bu nasıl etkin bir denetim sağlayacaktır? Etkin denetim sağlayabilmesi için kamu denetçisinin, kamu başdenetçisinin bu kurumun, bütün politikalardan, hükûmet uygulamalarından hatta, Türkiye Büyük Millet Meclisinden dahi bağımsız olarak konumlandırılması gerekir, bu yapılırsa ancak başarılı olabilir. Ancak yasa bu şekilde çıkmamıştır. Yasa, iktidar partisinin, Parlamentoda çoğunluğa sahip olan iktidar partisinin yapacağı seçimle kamu denetçisini ve kamu başdenetçisini belirleyebilme imkânını getirmiştir, bu yanlıştır.
Kanundaki bu eksikliği Komisyonda giderebilmek amacıyla Dilekçe ve İnsan Hakları Komisyonu üyelerimiz “Belli bir uzlaşıyla kamu denetçilerini seçelim.” yönündeki bir öneriyi ortaya koymuşlardır. Ancak, iktidar partisi çoğunluğuna güvenerek “Bizim buna ihtiyacımız yok.” demiştir ve o çerçevede bugün kamu başdenetçisi seçimi de buraya gelmiştir.
Şimdi, bir kamu başdenetçisi seçimi yapılacaktır. Buradan çıkacak olan kişinin güvenilir, bütün kamuoyunun itibarına sahip bir kişi olabilmesi için tartışmalardan uzak bir kişinin seçilmiş olması gerekir. Ancak, hükûmetin kendi çoğunluğuna dayanarak bu seçimi gerçekleştirme arzusu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 27 Kasım 2012