Anayasa değişikliği sürecine ilişkin gündem dışı konuşması
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 2. yasama yılı · 18 Ocak 2017 · 515 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 18 Ocak 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Anayasa değişikliği sürecine ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 515 kelime.
Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, İstanbul). “Anayasa değişikliği sürecine ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 18 Ocak 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-26-2017-01-18-anayasa-degisikligi-surecine-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=57154
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin iki yüz dokuz yıllık Anayasa, yüz kırk bir yıllık da parlamenter sistem tecrübesi var. Kurtuluş Savaşı koşullarında uygulanan 1921 Anayasası’nı bir kenara bırakacak olursak, 1876 tarihli Kanun-ı Esasi’den bu yana bütün anayasalarımız parlamenter sistemi esas almıştır.
Bir toplumun demokrasi hayatında yüz kırk bir yıllık süre son derece önemli, uzun bir süredir. Yapılması gereken, yüz kırk bir yıllık bu olağanüstü tecrübeyi ileriye taşımak, daha iyiyi, ortak iyiyi bulmak iken şimdi tam tersini yapıyoruz, yüz kırk bir yıllık tecrübeyi heba ediyoruz. Eğer bu teklif gerçekleşirse, yasalaşırsa, yürürlüğe girerse –yürürlüğe girmeyeceği inancındayım, ancak yürürlüğe girerse- Osmanlı’dan bu yana tarihimizdeki en büyük kırılmayı yaşayacağız dersem bu yanlış olmaz. Birlikte yaşama umudu ortadan kalkacaktır. Hâlen muhtelif unsurlar, muhtelif değerler etrafında bölünme eğilimi gösteren toplumsal yapımız parçalanma sürecine girecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda ülkemizin en önemli sorunu, bu parçalanmaya doğru giden, bölünmeye doğru giden bu toplumsal yapımızı bütünleştirmek, kutuplaştırmayı ortadan kaldırmak ve birlikte yaşama umudunu ayağa kaldırmaktır. Eğer bunu gerçekleştirmezsek gelecek iyi olmayacaktır. Bunu gerçekleştirirsek, terör dâhil, ekonomideki sorunlar dâhil her şeyin üstesinden geleceğimize inanıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu teklif eğer yasalaşırsa siyaset kurumu topluma umut olma, toplumun sorunlarını çözme özelliğini kaybedecektir; Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yoluyla yasama yetkisinin Cumhurbaşkanına devrediliyor olması nedeniyle yasa yapabilme özelliğini kaybedecektir. Yasa yapabilme özelliğini kaybeden Meclis, sorunların, taleplerin, isteklerin, umutların toplandığı bir merkez olma özelliğini kaybedecektir; toplumun önünde siyaset kurumu güç kaybedecektir.
Şimdi, denilecek ki “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yoluyla yasama yetkisi devredilmiyor.” Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri çok açık bir şekilde yasa hükmündedir, teklifte bu kararnamelere getirilmiş olan sınırlamalar pratikte hiçbir işe yaramayacaktır. Şu andan örnek vermek isterim size, 1982 Anayasası’na göre olağanüstü hâl kararnameleri ancak olağanüstü hâlin amacına uygun düzenlemeler yapmak amacıyla çıkarılabilir ama daha geçtiğimiz hafta sonu değil, ondan önceki hafta sonu yayınlanan 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Millî Piyango, at yarışları ve diğer şans oyunlarına ilişkin düzenlemeler yapıldı. Bunların OHAL’le bir ilgisi var mıdır? Yoktur. İşte, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, bu nedenle yasama yetkisinin olduğu gibi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmasının aracı olacaktır; bu yetki kimde olursa olsun, bunu şahıslarla, kişilerle ilişkili olarak değerlendirmek yanlış olur.
Teklif, görünüşte kuvvetler ayrılığını muhafaza ediyor ama maddeler ayrıntısına girilip okunduğunda kuvvetlerin tek bir elde toplandığını görüyoruz. Kuvvetlerin tek bir elde toplandığı anayasalar görünüşte anayasalardır, göstermelik anayasalardır. Gelin bu göstermelik anayasaya izin vermeyin.
Çoğunluğun kararı her şey değildir sevgili arkadaşlar. Bir kararın, bir yasanın arkasında Parlamento çoğunluğu varsa bu karar demokratiktir demek yanlıştır. Parlamento çoğunluğu halkın iradesini temsil ediyor, o nedenle halkın verdiği karar doğrudur dersek, klasik meşruiyet anlayışını savunmuş oluruz.
Bir unsur daha var: “Demokratik meşruiyet”, “anayasal demokrasi” gibi kavramlar var. Yani alınan kararın Parlamento çoğunluğuna dayanılarak, halkın iradesine dayanılarak alınan kararın doğru ve adil olması gerekir. Eğer adaletli değilse, adil değilse bu karar, o karar meşru değildir.
AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul)Millete gidiyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla)Şimdi “Millete gidiyoruz.” diyor arkadaşımız. Çok doğru söylüyor; 12 Eylül 2010 referandumunda da millete gittik. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, 12 Eylül 2010 referandumunda yapılan değişikliğin tersi yapılıyor burada. Hangisi doğru? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Referandumlarda oylananlar anayasa metinleri değildir, kişilerin itibarlarıdır, güvenleridir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 18 Ocak 2017