Zirai öğretimin yıl dönümü münasebetiyle
Kahramanmaraş Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 43. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ocak 2009 · 523 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Paksoy (MHP), 13 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZİRAİ ÖĞRETİMİN YIL DÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE); konuşma 523 kelime.
Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Zirai öğretimin yıl dönümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2009-01-13-zirai-ogretimin-yil-donumu-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zirai öğrenimin 163’üncü yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Toprak, su, bitki gibi kutsal varlıklarla uğraşan ziraat mühendisliği mesleğinin çok değerli temsilcilerinin hayatta olanlarını sevgi ve saygıyla, ebediyete intikal edenlerini ise minnet ve rahmetle anarak sözlerime başlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar, ülkemiz, tarıma uygun işlenebilir arazi varlığı bakımından dünyada on ikinci, Avrupa Birliğinde ise birinci sırada bulunmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki reel sektör dediğimiz sektör sadece ticaret ve sanayiden ibaret değildir. Tarım sektörü de üreten, istihdam sağlayan, ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlayan bir sektördür. Millî gelirimizin yüzde 7’si, ihracatımızın yüzde 9’u, istihdamın yüzde 25’i bu sektör tarafından karşılanmaktadır. Tarımsal potansiyelimiz, toprak ve su varlığımız, temiz arazi ve su kaynaklarımız, doğal çevremiz, iş gücü potansiyelimiz, ziraat mühendisleri varlığımız itibarıyla, tarımsal üretimde dünyada her yönden ilk sıralarda bulunmamız gerekmektedir. Ancak, yanlış politikalar ve projeler nedeniyle bu hedeflere ulaşmak zor görünmektedir. Tohumculukta dünyanın neresindeyiz? Sulama tekniklerinde, damızlık hayvan üretiminde, tarımsal verimlilikte dünyada kaçıncı sıradayız? Tarımsal potansiyeli olmayan, çok daha zor şartlarda bulunan ülkeler bile bizi geride bırakmışlardır.
Tarımsal işletmelerin küçüklüğü, birinci sınıf tarım arazilerinin sanayi ve iskâna açılması, erozyon ve çölleşmenin artması Türk tarımının başlıca sorunlarıdır. Buna ilave olarak, çiftçilerin gelir düzeyinin düşüklüğü, altyapı ve pazarlama sisteminin yetersiz ve üretici aleyhine işlemesi de başka bir sorundur.
Çiftçilerimiz çok zor durumdadır. Son bir yılda tarımsal üretimde kullanılan temel girdilerdeki -gübrede yüzde 180, mazotta yüzde 40’lara varan- fiyat artışlarıyla beli bükülen çiftçi, elektrik fiyatlarındaki fahiş artışla birlikte üretimden kopma noktasına gelmiştir. Üretimi bırakmaya zorlanan köylümüz yumurtayı, eti, sütü satın almak ve yapılacak sosyal yardımlardan payını beklemek durumuna düşürülmüştür. Türk çiftçisi KDV ve ÖTV’sini peşin olarak ödemektedir. Tüccar gibi sattığı maldan KDV’sini mahsup edememektedir. Zarar etmesine rağmen, sattığı maldan stopaj vergisini ödemektedir. Sadece mazota ödenen KDV ve ÖTV, destekleme bütçesini aşmaktadır. Yapılan kesintiden sonra 5 milyar TL’nin altına düşen destekleme bütçesine karşılık, çiftçilerimizin kullandıkları mazota ödedikleri vergilerin toplamı 5,1 milyar TL’ye ulaşmıştır. IMF bile “Kriz ortamında tarım öncelikli sektör.” derken, Hükûmetin destekleme bütçesini yüzde 10 azaltmasını ve krizle ilgili alınan önlemlerde tarımı göz ardı etmesini anlamak mümkün değildir.
Üreticilerimizin içinde bulunduğu bu darboğazdan çıkabilmeleri ve borçlarını ödeyebilmeleri bakımından icralar durdurulmalı, hâlihazırda kesik olan elektrikleri açılmalı, yeni bir elektrik kesintisi yapılmamalı, BAĞ-KUR borçlarında olduğu gibi faiz affı yapılmak suretiyle elektrik borçları yeniden yapılandırılmalıdır.
Sonuçta üç yılda kırsalda oturan yoksul sayısı yaklaşık 1,5 milyon artış göstermiştir. Yani sözde 10 bin doların üstünde millî gelire rağmen, tarımla uğraşanların yarıya yakını yoksulluk sınırının altında yaşamaya itilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün bu olumsuzluklara rağmen Türk tarımcıları bu ülkede güzel şeyler de yapmışlardır. Kendi çabaları ve geliştirdikleri tekniklerin yanında, dünyadaki gelişmeleri de eş zamanlı olarak ülkemize kazandırmışlardır. Bütün zorluklara rağmen nüfusun artışına eş değer, hatta daha fazla üretim yapılarak ülkenin ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse; yem bitkileri üretiminin çeşitliliği ve verimi artırılmış, aynı başarı hayvansal üretimde de sağlanmıştır. Elbette ki bu gelişmeye en önemli katkı ziraat mühendisleri tarafından sağlanmıştır. Bunları herkesin görmesi ve takdir etmesi gerekmektedir. Ben şahsım, partim ve çiftçilerimiz adına kendilerine şükranlarımı arz ediyorum. Ancak ziraat mühendislerinin de birtakım sorunları bulunmaktadır. Diğer kurumlardaki teknik personele oranla daha az ücret almaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 13 Ocak 2009