Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)
Kahramanmaraş Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 67. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Şubat 2011 · 1.051 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Paksoy (MHP), 16 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ BİR KISIM BORÇ VE ALACAKLARININ DÜZENLEMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.535)); konuşma 1.051 kelime.
Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2011-02-16-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-bir-kisim-borc-ve-alacaklarinin-duze (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 535 sıra sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, seçim bölgem Kahramanmaraş ili Afşin-Elbistan kömür havzasında meydana gelen göçük sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı, başta aileleri olmak üzere milletimize sabır diliyor, göçük altındaki kardeşlerimizin bir an önce çıkarılabilmesi için, Hükûmetten, gerekli çalışmaları ivedilikle yerine getirmesini, bölge insanı ve milletimiz adına talep ediyoruz.
Bu tasarıyla enerji alanında faaliyet gösteren KİT’lerin borç ve alacaklarının mahsuplaşması düzenleniyor. Bizce buna ihtiyaç duyulmasının en önemli sebebi, tamamen popülist ve siyasi sömürü amacıyla elektrik fiyatlarına gerekli zammın yapılmamasıdır. Bundan dolayı kapsamdaki kuruluşlar zincirleme olarak birbirlerine olan borçlarını ödeyememiştir. Aslında bu bedeli neticede yine millet ödeyecektir. Bu mahsuplaşma aslında dolaylı bir zamdır. Nihayetinde, mahsuplaşma yoluyla TEDAŞ’ın maliyeti tasarı kapsamındaki diğer kuruluşlara yüklenmiş olmaktadır. Tasarı kapsamındaki uygulamalara konu, alacak borçlar için yargı mercilerince verilen kararlar üzerine ayrıca işlem yapılamayacağının öngörülmesi, yasamayı kullanarak, yürütmenin, yargı kararlarını etkisiz kılmaya yönelik bir girişimidir. Bu tutumu, kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyen, bundan sonrası için de benzer uygulamaların genelleşmesine vesile olabilecek tehlikeli bir yaklaşım olarak görüyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, ısrarla dile getirmemize rağmen Hükûmeti ülkenin ve vatandaşın gerçek sorunlarına eğilme noktasında başarılı olamadık. Biz “Balık bilmezse Halik bilir.” anlayışıyla bu sorunları dile getirmeye devam edeceğiz, takdir aziz milletimizindir.
Bu meyanda, seçim bölgem Kahramanmaraş ili Afşin-Elbistan kömür havzasında meydana gelen göçükle ilgili yüce Meclisi bilgilendirmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemizin toplam linyit rezervinin 10 milyar ton olduğu tahmin edilmektedir. Bu rezervin yaklaşık yarısı Afşin Elbistan havzasında yer almaktadır. Bu miktar toplam 9.450 megavat gücünde termik santrallere karşılık gelmektedir. Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin hâlen 1.355 megavat ve (A) ünitesiyle 1.440 megavat gücündeki (B) ünitesi faal hâlde bulunmaktadır, C, D, E, F ünitelerinin ise ilerleyen dönemlerde işletmeye açılması planlanmaktadır. Elbistan linyit rezervleri kalori olarak 486 milyar metreküp doğal gaza karşılık gelmektedir. Yine doğal gaz ile mukayese edildiğinde, elektrik enerjisi, linyitin yakıt olarak maliyeti doğal gazın dörtte 1’i oranındadır. Elbistan havzasının doğru bir planlama yapılarak değerlendirilmesiyle ülkemiz toplam 60 milyar dolar tasarruf sağlayacaktır. Linyitle çalışan santrallerde çalışan sayısı, doğal gaz santrallerinde çalışanların 10 katıdır. Hâlen (A) ve (B) santrallerinde 1.400 civarında personel çalışmakta olup madencilik sektörünün çarpan etkisi de eklenirse toplam istihdam açısından konunun önemi daha açık olarak anlaşılacaktır. Madencilik sektörü doğası gereği özellik arz eden, bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetimi gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş koludur. Madencilik faaliyetleri sırasında yaşanan iş kazalarında pek çok çalışan yaşamını kaybetmekte ya da sakat kalmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizde son yıllardaki kaza istatistikleri incelendiğinde, özellikle madencilik sektöründe iş kazalarının belirgin bir şekilde artarak devam ettiği görülmektedir. Bu kazalar incelendiğinde teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama, denetim sorunları ve benzeri pek çok nedeni olduğu görülmektedir. Özellikle 80’li yılların başından itibaren yapılan özelleştirme, taşeronlaştırma, redevans gibi yanlış uygulamalar kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimi yok edilmiştir. Yoğun birikim ve tecrübeye sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine, üretimin teknik ve altyapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maden sahaları işletmeye açılmadan önce kömür ocaklarını ve santralin çalışmalarını koordine edecek idari ve teknik yapı havzanın büyüklüğüne uygun olmalı, deneyimli mühendis ve teknik eleman ihtiyacı kesinlikle karşılanmalıdır. Hazırlanan projeye göre çalışmalara başlanmalıdır. Afşin-Elbistan özelinde ise yukarıda zikredilen hususlara tam olarak riayet edilmediğini görmekteyiz. Söz konusu santral kömür rezervinin üzerine kurulmuş, önemli miktarda kömür rezervinin üretilebilme imkânı engellenmiştir. Özel şirket, zaman ve para gerekçesiyle projeye uymadan yanlış yerden üretime başlamıştır. Sahayı işletmekte olan şirkete belirli bir süre yapılan kömür teslimatları karşılığının yüzde 50 oranında zamlı verilmesinin, yani bonus uygulamasının şartnamede yer alması, söz konusu şirketi bilinçsizce ve teknolojiden uzak maden işletmeciliği yapmaya teşvik etmiş ve bu sebeple, anılan şirket, gerekli yatırımların yapılmasından imtina etmiştir. Hızlı ve yüksek kazanç sağlanabilmesi için üretim zorlamaları, kazalara davetiye çıkarmıştır. Şev stabilitesi hesaplarında gereken hassasiyetin gösterilmediği, işletmeye girmeden önce bölgede mevcut olan yer altı suyu drenajının yeterli yapılmadığı, drenajın önlenmesi babında Hurman Nehri projede olduğu hâlde su sızmasını engellemek için yapılması gereken beton kanala alınmadığı, buradaki maksadın maliyetten kaçmak olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca, kuşatma kanalı ve kolektörler yapılmamıştır. Böyle büyük bir göçüğün günler öncesinden belirtilerinin olduğu ve gerekli önlemlerin de bu aşamadan itibaren alınması gerektiği hâlde alınmadığı düşünülmektedir. Bir kısım uzmanlarca, yüzeyde oluşan çatlakların hafriyatla doldurularak kapatılmış olabileceği iddia edilmektedir. Bu iddia doğruysa faciaya davetiye çıkarılmıştır. Kazanın yaşandığı Çöllolar sahasında kuyuların derinliğinin yeterli ve standartlara uygun olmadığı da başka bir iddiadır. Bu iddia doğruysa yer altındaki suyun bitirilemediği, kalan suyun göçüğe zemin hazırladığı iddialar arasındadır.
Neticede, buradaki toprak kaymasının iki sebepten kaynaklandığı uzmanlarca değerlendirilmektedir. Bunlardan birinci sebep suyun gerektiği ölçekte deşarj edilememesi, ikincisinin de şev hesaplarının doğru yapılmadığıdır. Bir ilave durum da “bonuslu ihale olarak” tabir edilen “İşi ne kadar erken bitirirsen o kadar para alırsın.” mantığıyla düzenlenen sözleşmedir. Bu sözleşme de firmayı karpuzun göbeğini çekmeye itmiştir.
Bu şekilde özensizlik sonucu yaşanan bu elim kazayla ilgili olarak Devlet Denetleme Kurulunun harekete geçmesi gerekmektedir. Kurtarma çalışmalarının çok uzun süreceği, hatta bir yılı aşabileceği iddia edilmektedir. Dünyada tek maden işleten ülke biz olmadığımıza göre, bunu hesabına kitabına uygun bir şekilde adam gibi yapan ülkeleri örnek almamız gerekmektedir. Göçükten dolayı santralde üretimin tekrar ne zaman başlayacağı da bilinmemektedir. Bu konuda Hükûmetin şu ana kadar bir öngörüsü kamuoyuna ulaşmış değildir. Hükûmet, bir iki ziyaret ile bundan öncekilerde olduğu gibi asıl sorunu geçiştirecek, insanlarımız ve bölge kaderiyle baş başa kalacaktır. Bu elim ve vahim bir durumdur.
Sayın milletvekilleri, Türkiye’nin yarısına yakın linyit rezervi olan bölgeyi iki işletme müdürlüğüyle idare etmeye çalışıyoruz. Biz buraya bir genel müdürlük kurulmasını talep ettik. Yine, bölge için acilen master planın yapılmasını, çalışanların açısından bölge insanına pozitif ayrımcılık tanınmasını, istimlaklerin parça parça değil de bir bütün olarak yapılmasını, kömür sahasında olan Sinekli, Karagöz ve Kuşkayası köylerinin acilen başka yerlere nakledilmesini talep ettik, maalesef Hükûmetçe göz ardı edildi.
Yine (A) ünitesinin ERG firmasına olan devri konusu bir türlü sonuca ulaştırılamadı. (A) ünitesine baca gazı arıtma cihazı takılmaması sebebiyle çevre kirliliği devam etmekte ve insan sağlığını büyük ölçüde tehdit etmektedir. Yarın (A) ünitesi de bu şekilde yönetimle üretim yapamaz hâle gelecektir.
Sayın Bakan, bölge halkı mutsuzdur. Kendilerini sahipsiz hissetmektedir. Seçim meydanlarında çocuk parası, kömür yardımı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 16 Şubat 2011