İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 81. BİRLEŞİM · SALI

19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı nedeniyle

Mehmet Ali Şahin

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 81. Birleşim · 1. yasama yılı · 20 Mayıs 2003 · 1.938 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 20 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI NEDENİYLE); konuşma 1.938 kelime.

Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 20 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2003-05-20-19-mayis-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Ankara Milletvekili arkadaşımız Sayın Yakup Kepenek ve 66 arkadaşı tarafından verilmiş bir genel görüşme önergesi üzerinde söz aldım; düşüncelerimi siz değerli milletvekili arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

Bu genel görüşme önergesinin konusu nedir? Bu genel görüşme önergesi, son paragrafında konusunu şu cümlelerle ifade ediyor: "Hükümetin kamu yönetimi kadrolarına yaptığı atamalar konusunda genel görüşme açılmasını istiyoruz." Demek ki, genel görüşme önergesinin konusu, hükümetin kamu yönetiminde kadrolaşma yaptığı iddiasıdır. Ayrıca, önergede şu hususlara yer verilmektedir: "Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarı, yapmakta olduğu görevden alma ve atamalarla, kamu çalışanları üzerinde yoğun bir baskı uygulamaktadır." Önerge devam ediyor: "Uygulama, yalnız üst düzey bürokratlarla sınırlı kalmamakta, yönetimin en alt birimlerine kadar uzanmaktadır. Görevden alma ve atamalarda, siyasal eğilimlerin etkisinin büyük olduğu, yerleşik ilke ve kurallara uyulmadığı, eğitim düzeyi, meslekî deneyim ve başarı, hizmet süresi gibi objektif ölçülerin gözardı edildiği görülmektedir." Ayrıca, önergede şu iki cümleye de yer verilmiştir: "Hükümetin yarattığı yıldırma ve korku ortamı, kamu hizmetlerini felç etmekte, kamu çalışanlarını halka hizmet veremez bir duruma getirmektedir. Giderek, kamu yönetimi işlemez duruma gelmektedir."

Sayın Kepenek ve arkadaşları, genel görüşme önergesinin konusunu izah ederken, demin okuduğum cümleleri de kullanmaktadırlar. Bu cümleleri ve bu önergeyi okuduğumda, doğrusu, hayretler içerisinde kaldığımı ifade etmek istiyorum. Eğer, gerçekten, 58 inci ve 59 uncu cumhuriyet hükümetleri, yani AK Parti Hükümetleri, kadrolaşma yapmışsa, kendisinden olmayan kamu görevlilerini bir tarafa atmış, kendi partisine yakın olduğunu düşündüğü kişileri kamu yönetimine getirmiş ve kamu personelini darmadağın etmişse, pamuk ipliği gibi sağa sola atmışsa bunun birinci derecede sorumlusu benim; çünkü, Devlet Personel Başkanlığı bana bağlı. Şimdi düşünüyorum, Devlet Personel Başkanı görevinde duruyor, bizden önceden beri görev yapan bir arkadaşımız, bir hanımefendi, Jale Aygül; değiştirmemişim. Devlet Personel Başkanlığında hiç kimseyle ilgili bir tasarrufta bulunmamışım; Devlet Personel Başkanı, başkan yardımcıları, daire başkanları, şube müdürleri, bizden önceki görevlerini devam ettiriyorlar.

Eğer bir siyasî iktidar ve bu siyasî iktidarın Devlet Personel Başkanlığından sorumlu Bakanının bir kadrolaşma iddiası olsaydı, önce Devlet Personel Başkanını görevden alması gerekirdi. (AK Parti sıralarından alkışlar) Önce, Devlet Personel Başkanlığından başlaması lazımdı tasfiyeye, kadrolaşmaya. Biz, iktidara gelirken, daha doğrusu seçimlerden önce; hiç kimse tedirgin olmasın, bu ülkeye, bu insanlara ve sizlere hizmet etmeye geliyoruz, hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur, yasalar çerçevesi içerisinde dürüstçe çalışan kim olursa olsun, biz herkesle çalışırız, hiç kimseyi mağdur etmeyiz; bunu söyledik ve geldik; işte, altıncı ay içerisindeyiz, bu sözümüze uygun davrandığımız inancındayım. Sadece Devlet Personel Başkanlığı bana bağlı değil, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bana bağlı, Vakıflar Genel Müdürlüğü bana bağlı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeliği bana bağlı. Bana bağlı hangi kurumlarda kadrolaşma yapmışım, kimi nereye getirmişim?! Doğrusu, önerge sahibi arkadaşlarımızın bu önergelerini delillendirmelerini beklerdim; şunu şuraya getirmişsiniz diye.

Söyleyeyim; göreve geldiğimde, Vakıflar Genel Müdürü Sayın Yardımcı, adaylık sebebiyle ayrılmıştı -bir başka siyasî partiden aday olmak için- aday yapılmadığı için geri dönmek istemiş, göreve başlatılmamış. Ben geldim; hükümetimiz, yargı kararlarına saygılı olduğu için, o arkadaşımızı göreve başlattık ve sonra, Sayın Yardımcı bana geldi "siz, istediğiniz kadrolarla çalışmak istersiniz; haklısınız. Ben, Başbakanlık müşavirliğine atanmak istiyorum" dedi, dilekçe verdi. O dilekçesine istinaden, kendisini Başbakanlık müşavirliğine aldık, yerine bir başka arkadaşımızı atadık, sadece genel müdür düzeyinde. Gençlik ve Spor Genel Müdürü Kemal Mutlu Bey, o da "siz istediğiniz kişiyle çalışmak istersiniz, sizin yanınızda çalışabilirim Başbakanlıkta müşavir olarak" dedi. Bu iki arkadaşımız, yerine atadığım arkadaşlarla el ele, kol kola, biri Vakıflar Genel Müdürlüğüne, biri Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görev teslimine gittiler. Böylesine bir örneğe Türkiye Cumhuriyeti tarihinde az rastlanır. Genel müdürleri, kendi isteklerine paralel olarak başka görevlere alıyorsunuz; yerine atadığım arkadaşlarla kucaklaşıyorlar, beraber genel müdürlüklerine gidiyorlar, tören yapıyorlar; görevden alınan, başka göreve atanan genel müdürler, yeni arkadaşlarımızı kendi personeline takdim ediyorlar "bu arkadaşlarımız, bu görevleri bizden daha iyi yapacaklar, biz kendilerine kefiliz" diyorlar. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz, eğer, bir yerden bir arkadaşımızı alıp yerine başka birini atamışsak, onu da, o arkadaşların rızasıyla yaptık. Bunlar çok güzel örneklerdir, keşke hep böyle olabilse.

Şimdi "alt kademede kadrolaşma yaptınız..." Allahaşkına, bir tane misal verin; kimi nereye atamışız; kimi nereye tayin etmişiz?

Şimdi, hemen şunu ifade edeyim: Değerli arkadaşlarım, her siyasî iktidar, kuşkusuz, başarılı olabileceği üst düzey yöneticileriyle çalışmak ister -bakın geçmiş cumhuriyet hükümetlerine- ama, bunu yaparken, kimsenin onurunun zedelenmeden yapılması lazım. Düşününüz; siz, bir futbol kulübünün yöneticilerisiniz, sizden önceki yönetim kulübü küme düşürmüş, siz seçimle görev başına gelmişsiniz; eğer, küme düşen futbol takımının aynı oyuncularıyla devam etmek isterseniz, yine küme düşersiniz. Kuşkusuz ki, koskoca devlet personel kadrosu içerisinde yeniden yükselecek, yeni başarılar elde edecek olan bir kadroyu yeni yönetim kurmalıdır. Daha önce sağaçık oynayan bir arkadaş yine sağaçık oynamaya devam etsin deniliyorsa, o zaman, eski, kötü yönetimin anlayışı devam etsin demektir. Kuşkusuz -mevcut kadro içerisinde- bir teknik direktör, başarılı olmak istiyorsa, sahaya yeni 11'ler çıkaracaktır. Bizim yaklaşımımız sadece bundan ibarettir; başarılı olmak istiyoruz.

Efendim "yeteneksiz, tecrübesiz insanları görev başına getiriyorsunuz" deniliyor. Yahu, niye getirelim; biz başarısız olmak istemiyoruz ki, başarılı olmak istiyoruz; çok daha yetenekli, çok daha başarılı olacak insanları görev başına getirelim ki, başarılı olalım.

Bakın, benim bu anlattığım, kadrolaşma değildir; bu, bir rotasyondur; yani, devlet memuru sıfatını taşıyan milyonlarca devlet memurumuz, personelimiz ve kamu görevi yapan insanlarımız var. Bunların içerisinde daha iyi performans gösterebileceğine inandığınız kişileri, (A) noktasından alıp, (B) noktasına getirebilirsiniz. Bu, bir kadrolaşma değildir; çünkü, o devlet memurlarının hepsi sizin memurlarınızdır, bu devletin memurlarıdır. Eğer, siz, hiç devlet memuru olmamış, dışarıdan, kendi parti mensuplarınızı devlet kadrolarına alırsanız, işte bu partizanlık olur, işte bu kadrolaşma olur. Peki, aldınız mı; alamayız ki... Niye; çünkü, kamuda ilk defa görev alacaklarla ilgili yasa var, yönetmelikler var, bunlar, merkezî sisteme bağlanmış.

Bu imtihanları ÖSYM yapıyor, yerleştirmeyi de ÖSYM yapıyor; hükümetle hiçbir ilgisi yok, Bakanlığımla bir ilgisi yok. Kamu kuruluşlarında bir personele ihtiyacı olan varsa, ÖSYM'den istiyor. Onlar da, sınıflarına, tahsil durumuna ve kişinin almış olduğu puana göre, bu kamu kuruluşlarına gönderiyor. Devlet memurluğuna giriş, şu andaki mevzuata göre bu şekildedir. Başka; bir de istisnaî kadrolar var; yani, devlet memurluğuna girmeden, devlet memuru olma yolu. Bu, yanılmıyorsam, Devlet Memurları Kanununun 93 üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Ben, iki tane istisnaî atama yaptım. Bir tanesi Özel Kalem Müdürü, bir tanesi de Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviriydi; yani, yasalar böyle bir imkân tanımış. Diğer bakan arkadaşlarımız da bu haklarını kullandılar. Huzurunuzda bir itirafta bulunmak istiyorum. Özel Kalem Müdürlüğüne getirdiğim hanımefendinin de, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine getirdiğim beyefendinin de -her ikisinin de- inanınız, siyasî görüşlerini bilmiyorum; şu anda da bilmiyorum. Benim için önemli olan, birlikte çalışacağım arkadaşların performansıdır, o işi iyi yapıp yapamayacaklarıdır, kalitesidir. O bakımdan, bunu kullanırken dahi, ben, Mehmet Ali Şahin olarak, Başbakan Yardımcısı bir arkadaşınız olarak ifade ediyorum ki, istisnaî kadroya aldığım kişilerin siyasî görüşlerini, inanınız bilmiyorum; ama, kendilerinden memnunum; canla başla çalışıyorlar ve hizmet üretiyorlar. Beni ziyarete gelen milletvekili arkadaşlarımız, her ikisini de yakinen tanıyor.

Değerli arkadaşlarım, bir de, geçmişte devlet memurluğu yapmış, istifa etmiş, üzerinden de altı ay geçmiş en az, yine Devlet Memurları Kanununun 92 nci maddesine göre yeniden görev almak isteyenlerle ilgili bir imkân var, onlar başvurdukları takdirde yeniden devlet memuru olabiliyorlar. Bunun için Devlet Personel Başkanı ve Maliye Bakanının onayı gerekiyor. Bu şekilde -önümdeki listeye bakıyorum- sanıyorum 100 civarında arkadaşımız bizim dönemimizde görev almış; kim bunlar: Şimdi, bizim ne kadar iyiniyetli bir hükümet olduğumuzu belirtmek için ifade etmek istiyorum.

Şimdi, CHP'li benim çok değerli arkadaşlarım, zaman zaman bana geliyorsunuz, diyorsunuz ki: "Şu arkadaşımız açıktan atama talebinde bulunmuş..." Gerçi, bu, normal bir haktır, prosedürdür; zaten, kendi içerisinde bu tamamlanacaktır. Bana geliyorsunuz, ben de "tabiî, size yardımcı olurum" diyorum. İşte, Sayın Sirmen burada; hanginizi reddettim? Gayet tabiî, hem AK Partinin hem de sizin hükümetiniziz biz; hem size hizmet edeceğiz hem AK Partiye hem de halkımıza, yetmiş milyona hizmet edeceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Hanginizi geri çevirdik allahaşkına!

Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi Karabük Merkez İlçe Başkanı arkadaşımız Halim Kaya, Türkiye Demir Çelik İşletmelerinde, Kardemirde çalışıyormuş, sendikayla ilgili bir problemi olmuş, işten atılmış. Şimdi, CHP'li arkadaşımız Eşref Erdem dedi ki: "Sen Karabüklüsün, bizim merkez ilçe başkanımız görevden alınmış, bir yardımcı ol da, çoluk çocuğu var." Tabiî, Demir Çelik bize bağlı bir şey değil ki, özelleşmiş, sendika yönetiyor, ağırlık sendikada. Sonra, Sayın Ateş beni aradı, dedi ki: "Yardımcı olur musunuz." "Yahu, siz Cumhuriyet Halk Partilisiniz, seçimlerde bizim karşımızda çalışmış merkez ilçe başkanıdır" demedik, o da bizim bir arkadaşımızdır, o da bu ülkenin bir insanıdır diye yardımcı olduk, özel sektörde kendisine iş bulduk; Sayın Ateş beni aradı telefonla, teşekkür etti. Biz, partizanlık falan yapmıyoruz; sadece, insanımıza hizmet etmek için gayret ediyoruz ve Türkiye'nin, herkesin hükümeti olmanın bilinciyle davranıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

HASAN AYDIN (İstanbul)- Bunu buradan söyleme Sayın Bakan!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- Efendim, eğer, böyle...

MUHARREM İNCE (Yalova)- Aç kalsam bile sizden bir daha bir şey istemem!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- Bakın, delilsiz, böyle birtakım önergelerle Meclisin önüne gelirseniz, bu cevapları alırsınız, kusura bakmayın.

MUHARREM İNCE (Yalova)- Aç kalacağımı bilsem, sizden bir daha bir şey istemem!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- Şu ifadelere bakın allahaşkına: "Hükümetin yarattığı yıldırma ve korku ortamı, kamu hizmetlerini felç etmiştir." Yapmayın allahaşkına!.. Yapmayın!.. Yapmayın!.. Ben bu işin içerisindeyim; herkes bize eşit yakınlıkta, eşit uzaklıktadır. İnsanlar suç işlemedikten sonra, kamu göreviyle bağdaşmayan bir davranış içinde bulunmadıktan sonra, biz herkesle çalıştık, çalışıyoruz.

Şimdi, gerekçe var; Sayın Kepenek gerekçeler sıralamış; diyor ki "58 ve 59 uncu hükümetlerin uyguladığı görevden alma işlemleri, çoğu kez, ilgilinin görev süresinin kalan kısmı göz önüne alınmadan ve keyfî bir tutumla yapılmaktadır."

"Görev süresinin kalan kısmı göz önüne alınmadan.." Kimmiş bu, bilmek istiyorum; yani, atama yönetmeliklerine, yasalara aykırı bir şekilde böyle atama yapılmışsa, bunları bilmek istiyorum doğrusu. Eğer, gerçekten, gözümüzden kaçmış, böyle yasalara aykırı birtakım işlemler yapılmışsa, bunları da bilmek istiyorum, bunların da üzerine gideriz biz.

"Görevden alınanların yerine yapılan atamalarda, eğitim düzeyi, meslekî başarı ve deneyim gibi ölçütlere uyulmamakta, tam anlamıyla keyfî bir tutum sergilenmektedir."

Şimdi, nasıl cevap vereceğim ben buna?! Bir tane delil koyun buraya; şu kişi, eğitim düzeyi düşük, meslekî başarı ve deneyim gibi ölçütlere uymamaktadır... Kimmiş bunlar, bilmek istiyorum; kim bunlar efendim?..

TUNCAY ERCENK (Antalya)- Ferrokrom Müdürlüğünde ziraat mühendisi...

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- Kim bunlar; bunları bilmek istiyorum.

FERİDUN FİKRET BALOĞLU (Antalya)- Burada da var!..

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)- "Pek çok atama kararnamesi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilmiştir."

Şimdi, değerli arkadaşlarım, şu elimdeki liste "müşterek kararlarla ilgili raporlar" diyor. Bakın, altı ay içerisinde, bizden önceki hükümetlerin yaptığı atamalar -bu, üçlü kararname, yani, Çankaya'nın onayıyla yürürlüğe giren kararnamelerle ilgili bir istatistikî bilgidir- 54 üncü hükümet döneminde 425, 55 inci hükümet döneminde 1 112, 56 ncı hükümet döneminde -Sayın Ecevit'in kurduğu azınlık hükümeti- 110, 57 nci hükümet döneminde 643, 58 ve 59 uncu hükümet döneminde -141'i iade edilmiş- 544.

Bunları mukayese ettiğiniz takdirde -Cumhuriyet Halk Partisinin, Doğru Yol Partisiyle, işte, 1994,1995 yıllarında kurmuş olduğu hükümetlerle ilgili bilgi istedim, telefonla bildirdiler- siz, o hükümet döneminde, bizim, altı ayda yaptığımızdan daha fazla atama yapmışsınız.

Biraz önce söylediğim sebeple, bunları, biraz doğal ve normal karşılamak lazım. Hükümetler başarılı olmak isterler. Başarılı olmak isteyince, kuşkusuz ki, üst düzey yöneticilerin, bu başarıya inanmış kişiler olması, herhalde, fazla yadırganmamalıdır; çünkü, her hükümette, bakın, aşağı yukarı aynı verileri elde ediyorsunuz.

"Sayın Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilmiştir..." Evet, doğru. Sayın Cumhurbaşkanı, bizim dönemimizde, kendisine gönderilen kararnamelerden 141'i için -bu, bendeki verilere göre yüzde 25,9 ediyor; daha önce yüzde 3; yüzde 1,3; yüzde 6,4 gibi- takdir hakkını bu şekilde kullanmıştır. Diyeceğimiz bir şey yok; ancak, bu geri gönderilenlerin önemli bir bölümü "uygun bulunmadı" şeklinde ifade edilmiştir. O da, Sayın Cumhurbaşkanının takdir yetkisi içerisindedir; ama, yapılan atamalar, tamamen, yasalarımıza, bu konudaki atama yönetmeliklerine uygundur ve kaldı ki, aksi şekilde de davranamazsınız; Türkiye, bir hukuk devletidir, bir de yargı vardır. Yargı... Yanlış atama yaptığınızda, gider idare mahkemesine, Danıştaya; alır getirir kararı; iki ay önce görevden aldığınız bir kişiyi iki ay sonra göreve iade etmek zorunda kalırsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 20 Mayıs 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook