Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 512 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 512 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sayın Işık'ın sorusu ile Sayın Çetin'in sorusu aşağı yukarı aynı anlama geliyor. Neden "personel genel müdürlüğü", "personel daire başkanlığı" tabirlerini, isimlerini bırakıp da bunun yerine "insan kaynakları" ibaresini mevzuatımıza taşıyorsunuz; bunun sebebi nedir diye sordular. Önce, değerli arkadaşlarım, şunu ifade edeyim ki "personel" kavramı, statik bir kavramdır ve çalışana, sadece çalışan gözüyle bakan bir kavramdır. Nitekim, böyle olduğu için "personel daire başkanlığı" ibaresi yeterli görülmediğinden, kurumlarımızda bir de eğitim daire başkanlığı kurulmak zorunda kalınmıştır. İşte "insan kaynakları daire başkanlığı" tabiriyle, biz, hem personelle ilgili hususu hem de eğitimle ilgili bölümü bir tek kavram altında birleştirerek bu ikilemi ortadan kaldırma ihtiyacını hissediyoruz.
İnsan kaynakları kavramı, personel kavramının statikliğinin aksine, dinamik bir kavramdır. Çalışanı, sadece çalışan olarak görmemektedir; aynı zamanda, onu, bir insan olarak da değerlendirmektedir.
Şimdi, şunu hemen ifade edeyim: Avrupa Birliği ülkelerinde artık personel genel müdürlüğü veya daire başkanlığı ibaresi yoktur. Aşağı yukarı, tamamında insan kaynakları genel müdürlüğü veya daire başkanlığı kullanılmaktadır. Sanıyorum, buradaki görüşmeler esnasında ifade etmiştim; bundan altı veya yedi ay kadar önce bir resmî ziyaret için Çin'e gittiğimde, Pekin'de, Çin yöneticileri, beni, insan kaynakları merkezine götürdüler, insan kaynakları genel müdürüyle tanıştırdılar, bir hanımefendiydi. Orada yarım saat, bize, insan kaynaklarının niçin kurulduğunu, nasıl istifade ettiklerini anlattılar ve bir de, o genel müdürlükteki çalışmayı bizzat yerinde görmemizi arzu ettiler, o merkezi gezdik.
Yani, bugün, Çin bile artık personel kavramını bırakmış, insan kaynakları kavramını yerleştirmeye ve bunu uygulamaya yansıtmaya çalışıyor. Böylesine çağdaş bir kavramı bizim mevzuatımıza getirmemiz, hem vatandaşımıza sunmayı hedeflediğimiz hizmetler açısından önemlidir hem de çalışanlarımız açısından, memurlarımız açısından ve diğer kamu görevlileri açısından çalışma ortamını iyileştirmemiz bakımından da önemlidir.
İnsan kaynakları, biraz önce ifade ettiğim gibi, çağdaş bir yönetim anlayışıdır, kariyere dayalı bir sistemdir, kamu çalışanlarının niteliklerini sürekli geliştirmeye yönelik bir sistemdir, kamu çalışanlarının sorunlarına ve çalışma ortamına çok boyutlu bir yaklaşımı hedeflemektedir. Bu bakımdan, böylesine çağdaş bir kavramı Türkiye'ye taşımak, hükümet olarak bizim görevimizdir diye düşünüyorum.
Şimdi, Sayın Çetin, bu performansa dayalı ücret politikası sübjektif değerlendirmelere sebep olmaz mı diye bir ifadede bulundular. Bu yasa tasarısı, performans kriterleriyle ilgili herhangi bir düzenleme getirmemektedir. Peki, bu nerede olacaktır; Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Kanunu Tasarısı Taslağı üzerinde şu anda TODAİ'de yapılan çalışmalar esnasında bu gündeme gelecektir. Şu anda, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Hükümetimizin talebi üzerine "Türkiye için nasıl bir personel rejimine ihtiyaç vardır" yani "memurlarımız ve diğer çalışanlarımızı ilgilendiren bu alanı nasıl tanzim edelim" sorusunun cevabını arıyor. Şu anda, memur sendikalarımız ve konfederasyonlarımız, üniversitelerimizin bu alandaki uzmanlarıyla da bir araya gelerek bir çalışma içerisindedir. Tabiî, burada ortaya çıkacak olan kriterler ne olabilir; benim aldığım bilgiye göre, mesela, bir kamu görevlisi, bir yıl içinde kendisine gelen evraklar, sayılar ve bunları sonuçlandırma durumu, bir yıl içinde yaptığı araştırma, bir yıl içinde yaptığı araştırmaya dayalı yayın, tebliğ, seminer, işe devamlılığı -biraz önce Nusret Bey de ifade etti; işe devam edip etmeme- kurumun toplam kalitesine sağladığı katkı, kurumun toplam başarı ortalamasına göre durumu gibi kriterler, sanıyorum, şu anda TODAİ'de yapılmakta olan çalışmalarda gündeme gelecek ve taslak, bize sunulacaktır; üstünde de çalışacağız. Dolayısıyla, bu kriterler henüz belli olmadı.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004