İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti hükümeti adalet bakanalığı ile bosna hersek adalet bakanlığı arasında işbirliği konusunda (s.s.8)

Mehmet Ali Susam

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 5. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Ekim 2007 · 1.128 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ali Susam (CHP), 9 Ekim 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ADALET BAKANALIĞI İLE BOSNA HERSEK ADALET BAKANLIĞI ARASINDA İŞBİRLİĞİ KONUSUNDA (S.S.8)); konuşma 1.128 kelime.

Mehmet Ali Susam (CHP, İzmir). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti adalet bakanalığı ile bosna hersek adalet bakanlığı arasında işbirliği konusunda (s.s.8)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 9 Ekim 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-susam-23-2007-10-09-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-adalet-bakanaligi-ile-bosna-hersek-adalet (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d23/c002/b005/tbmm230020050408.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ SUSAM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Şahsım ve Grubum adına huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce de, ulusumuzu derin bir yasa boğan bir hafta içerisinde yaşanan terör olayları nedeniyle tüm hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, ulusumuzun tümüne başsağlığı diliyorum. Terörle ilgili atılması gereken adımların kısa sürede atılarak ulusumuzun bir an önce barışa ve huzura kavuşması konusunda tüm yetkilileri de göreve davet ediyorum.

Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkileri çok uzun bir geçmişe dayalıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1463 yılında Balkanlarda Bosna'ya gitmesiyle birlikte Boşnaklar Osmanlı idaresi altında Müslümanlığı seçmişler ve Balkanlarda çok önemli bir şekilde Osmanlı'nın izleri yaşanmış, uzun yıllar, burada, Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altında Boşnaklar hem Müslümanlığın hem de Osmanlılarla iş birliğinin çok güzel örneklerini vermişlerdir. Balkanlara gittiğinizde kendinizi bir Anadolu kasabasında hissetmeniz mümkündür. Bu anlamıyla, Bosna-Hersek'le ülkemiz arasında yapılacak iş birliğinin çok önemi vardır. Özellikle, ülkemizde yaşayan Boşnak vatandaşlarımızın bu ekonomik iş birliğini geliştirmeleri noktasında önemli çalışmaları ve önemli katkıları vardır.

Bosna-Hersek, son dönemde, Yugoslavya'dan ayrıldıktan sonra çok önemli bir savaşı, iç savaşı yaşamıştır. Yaşadığı iç savaşta, Avrupa'nın göbeğinde bir katliamı yaşayan Boşnaklar, dünyanın gözü önünde, Avrupa demokrasisinin gözü önünde kendi kaderlerine terk edilmiş, başta Türk ulusunun tüm bireyleri olmak üzere, tüm Türk vatandaşları Boşnaklara sahip çıkmışlardır. Başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere birçok siyasetçimiz, Boşnaklarla dayanışma içerisinde olmak için orada bulunmuşlardır. Daha sonra yapılan barış anlaşmasıyla üçlü bir yapı kurulmuş; Bosna-Hersek ve Sırp Cumhuriyeti'yle birlikte özerk, küçük bir bağımsız bölge bugün bir devlet çatısı altında yaşamını devam ettirmektedir.

Bosna-Hersek'te idari yapılanma ve adli yapılanmayla ilgili olarak şu an kurulmuş olan Bakanlar Kurulu Boşnaklardan ve Suplardan oluşmakta, eğer Boşnak bakan varsa yardımcıları yine Suplardan oluşmakta. Böylece, bu bölgede ciddi şekilde bir yapılanma gevşek bir federasyon şeklinde devam etmektedir. Bu anlaşmayla ilgili olarak, Bosna- Hersek'in ekonomik durumunu da sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

1991 yılında bağımsızlığını kazanmış olan Bosna-Hersek, savaş döneminde ciddi bir yıkım yaşamış, tüm ekonomisi altüst olmuştur. Bu ekonomiyle, barıştan sonra dünyayla entegrasyon süresinde Türkiye Cumhuriyeti'yle yapılan ekonomik iş birliği anlaşması 2003 yılında gerçekleştirilmiş, bu anlaşmayla Bosna-Hersek ile Türkiye arasında ekonomik işbirliği hızla gelişmiştir. Bugün, toplam ticaret hacmi yaklaşık 200 milyon dolara ve Türkiye'nin yatırımı da yaklaşık 80 milyon dolar civarına çıkmıştır. Burada, konu Türkiye'nin Balkanlara ihracatıyla ilgili ve bunun adli altyapısının oluşturulmasıyla ilgili olduğu için bazı düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.

İki gündür, yüce Meclis çeşitli ülkelerle yapılan ekonomik iş birliği ve ticaret anlaşmalarını görüşüp onaylıyor. Bu anlaşmaların yapılması ve bu anlaşmaların onaylanması Türkiye'nin ihracatı açısından çok önemli bir çalışmadır. Muhakkak ki, grubumuz olarak da dünyayla ticaretin artırılması ve geliştirilmesi konusundaki çalışmaları önemsiyor ve bu konuda yapılacak her türlü çalışmaya katkı koymayı istiyoruz. Ancak, yapılan çalışmaların sadece bir anlaşmayla tamamlanmış olması yetmez. Bu ticaret anlaşmalarını hayata geçirecek, ticaret yapacak girişimcileri yaratmak Türkiye'nin en önemli konularından bir tanesidir. Maalesef, ülkemizde, bu konuda yeterli mesafenin alınmadığı çok açık bir gerçekliktir.

Değerli milletvekilleri, bugün, bu ülkelere ihracat yapabilecek kesimler büyük itibarla KOBİ'ler- dir, çünkü bu ülkeler, özellikle Bosna-Hersek, mali yapısındaki zayıflık nedeniyle banka işlem- lerinde çok ciddi şekilde sıkıntı çekmekte, oraya ihracat yapan girişimcilerimiz ve ihracatçılarımız para ödemelerinde ciddi bir sıkıntıyla karşılaşmaktadırlar. Bu anlamıyla, bizim girişimcilerimizin, Bosna-Hersek başta olmak üzere, iş birliği anlaşması imzaladığımız tüm bu ülkelerde ticareti geliştirebilmek için önce kendi KOBİ'lerimizin ticaret yapabilecek, ihracat yapabilecek potansiyellerini ve güçlerini güçlendirmemiz gerekir, ama bugün ülkemizde uygulanan ekonomik politika, maalesef ki, Türk sanayisini geriye götürmektedir. Dolar bazındaki bu düşüş, Türkiye'yi, sıcak parayı çeken bir ekonomiyle idare etme, Türkiye'yi bir ithalat cenneti hâline getirmiş ve Türkiye'de küçük ve orta boy işletmeler üretim yapamaz hâle gelmişlerdir. Bırakınız ihracat yapmayı, kendi ülkelerinde üretimi durdurup ithalatçı konuma geçen bir duruma gelmişlerdir. Hele, bu kesimlerin, ihracat için arge çalışmalarına, markalaşmaya, fuarcılığa ilişkin destekten yoksun olması, yeterli destek verilmemiş olması, ülkemizdeki KOBİ'lerin ihracattaki güçlerini ve potansiyellerini ciddi bir şekilde düşürmektedir. Bu anlamıyla, bizlerin, bu ticaret anlaşmasını onaylayan yüce Meclisin üyeleri olarak bu yasama döneminde, Parlamentonun KOBI'lerle ilgili stratejisini ve politikasını yeni baştan gözden geçirmeye ihtiyacımız var.

Türkiye eğer ihracat yapacaksa bu ihracatı gerçekleştirecek en önemli güçler on tane büyük holding değildir. Türkiye'nin ihracatta iddialı olabilmesinin temelinde KOBİTer yatar. KOBİTeri ihracatçı yapamıyorsanız Türkiye'nin ihracatının geleceği yok demektir. Onun için, bu anlaşmalarda, ihracatta büyük güç olmasını beklediğimiz KOBİ'lerin, Türkiye'de bir stratejiyle ihracatçı yapabilmek noktasında desteklere ihtiyacı vardır ama bugün uygulanan ekonomik politikada, bırakınız ihracatçı olmayı, üretimden vazgeçen konuma gelmiş olması, hepimizin üzerinde önemle düşünmesi gereken bir konudur.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, ülke pazarının önemli bir kısmı, ithal ürünlerle yabancı üreticilerin eline geçmektedir. Bugün, büyük mağazalardaki raflarda yabancı mal oranı yüzde 50Tere yaklaşmıştır. Bugün, ithalatla Türkiye'nin yaşadığı sıkıntı piyasada durgunluğu getirmektedir. İşte, bayramın önündeyiz, hepiniz, cumartesi, pazar, pazartesi günü seçim bölgelerinizdeydiniz. Esnaf kan ağlıyor, üretici kan ağlıyor, çekler ödenmiyor, piyasalarda durgunluk had safhada. Böyle bir ekonomik piyasada bizim birincil önceliğimiz, bu piyasayı canlandıracak ekonomik önlemleri almaktan geçer. Onun için, hep beraber bu politikayı hayata geçirmek bu Meclisin görevi olmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, onun için, bu Meclisin gündeminde, yeni bir KOBİ stratejisi... KOBİTeri, hem üretimde teşvik eden hem de ihracata yönlendiren bir KOBİ politikasını hayata geçirip onları ihracatçı yapmalıyız. Aynı zamanda, bugün bu Meclise nasip olması gereken bir konunun da altını çizmek istiyorum. Türkiye, acımasız bir haksız rekabetle, küçük işletmelerini ve sanayisini yok etme durumundadır. Özellikle büyük mağazacılıkla, hipermarketlerin, özellikle de yabancı marketlerin, esnaf ve sanatkârı başta olmak üzere, Türk sanayisini yok ettiğini görmeliyiz ve bu Meclis, bununla ilgili olarak, bu piyasayı düzenleyecek yasal düzenlemeyi hep beraber çıkarmak zorundadır. Bunu, sizden, bu Parlamentodan -seçim döneminde de gördünüz ve dinlediniz- tüm esnaf ve sanatkârlarla sanayicilerimiz beklemektedir. Onun için, siyasi parti farkı gözetmeden, holdinglerin lobilerine aldırmadan, hepinizi bu yasayı çıkarmaya davet ediyorum. Bu konuda üzerinizde büyük bir vebalin olduğunu, eğer bu konuda adım atmazsak Türk sanayisinin ciddi bir şekilde darbe yiyeceğini hep beraber göreceğiz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin ihracatının artırılmasında, az önce de belirttiğim gibi, KOBİ'lerin çok önemli bir yeri vardır. KOBİ'ler, bugün, Türkiye'de, çok önemli olan işsizliği de önleyecek en önemli kaynaktır. Bugün, hepinizin telefonları günde on kere çalıyorsa, sekizi iş arayan insanlar içindir. Bunların bu ihtiyaçlarına cevap verebilmek için, ithalatı özendiren bir dış politika ve ekonomik politika değil, ihracatı özendiren, kendi ulusal sanayisini genişlettiren, KOBİ Terini ihracatçı yapan ve onların istihdam etmesine imkân sağlayan bir politikayı uygulamak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, bunun için bu anlaşmalar önemli ama bu anlaşmaları hayata geçirecek KOBİ'leri desteklemek, onlarla ilgili ekonomik politikaları hayata geçirecek yasal düzenlemeleri yapmak önemli. Değerli arkadaşlarım, bu anlayışla, bu anlaşmayı yürekten destekliyoruz. Bu anlaşmayla ilgili olarak, grubumuz adına, bu anlaşmaya gerekli desteği vereceğimizi belirtmek istiyorum. Bu protokolün onaylanmasıyla birlikte, Türkiye ve Bosna-Hersek arasındaki hukuki ve ticari alanlarda ilişkilerin daha da güçleneceğine inanıyorum. Ancak, en önemlisi, halkın nabzını elinde tutan, onların temsilcisi olan bu Parlamentonun Türk ekonomisini, Türk KOBİ'lerini, Türk esnaf sanatkârını geliştireceğine inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 9 Ekim 2007

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook