İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Gülistan Doku soruşturmasına ve gündeme taşınan iddialar için yapılan açıklamalara, Mersin sahillerindeki mikroplastik ve nanoplastik kirliliğine ilişkin açıklaması

Mehmet Emin Ekmen

Mersin Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Temmuz 2026 · 818 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün bazı gazetelerde ve haber sitelerinde yayınlanan birtakım bilgi ve belgelere göre, Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in cihaz incelemesinde o dönemin koruma memuruyla gerçekten korkunç yazışmaları var. Bu yazışmalarda, birtakım, böyle tam ne olduğu anlaşılmayan "cinayet, uyuşturucu vesaire" gibi kelimeleri bir kenara bırakalım, Vali aleyhine yayın yapan veyahut da sosyal medyada paylaşım yapan bir kişinin hukuka, kanuna aykırı bir şekilde derdest edilip darbedildiği, bu kişiyle ilgili fotoğrafların, bilgilerin Valiye gönderildiği, ayrıca cep telefonuna casus yazılımlarla sızılarak bundan sonrası için de takip altında bulunacağı bilgisi paylaşılıyor. Vali de "Tamam kardeşim." diyor ve bir de para gönderiyor. Böyle korkunç bir olayın görevdeki Vali tarafından icrası meselesini ben özellikle AK PARTİ'li arkadaşların ve milletimizin dikkatine farklı bir yönden sunmak istiyorum. Şimdi, burada, günü geldi çıplak aramalar konuşuldu, günü geldi farklı işkence ve kötü muamele veyahut da bazı bürokratlara dair görevi suistimal, kötüye kullanmayla ilgili örnekler konuşuldu. Burada ilgili Grup Başkan Vekillerimiz cevap verdi; konuyu ısrarla takip eden muhalefet, bazı konuları araştırma önergesi ya da genel görüşme teklifine çevirdi ve bunların tamamı bürokrasiden gelen notlarla siyasi olarak aklandı. Oysa burada ihtiyaç olan, bu iddialara hakkaniyetli bir şekilde dışarıdan bakacak bir siyasi irade oluşturmaktı. Dün de ifade ettim; "Kartalkaya katliamı" diyelim artık, yangınında hayatını kaybedenlerle ilgili olarak idari soruşturma izinleri verilmiyor. Şimdi, bir Vali, bir genç kızın katliyle ilişkili hâle geliyor, olayı örtüyor. O dönemki tutanaklara bakıyoruz, kimse Valiyi doğrudan hedef olarak suçlamıyor ama "Burada bir sorun var." diyor. AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımız kürsüye çıkıyor "Yeter artık ya, her aşk inkârını burada mı konuşacağız?" diyor, "Belki siz bu kızı dağa gönderdiniz." diyor. Bir diğeri geliyor, "İçişleri Bakanımız ile Cumhurbaşkanımızın özel talimatı var. Bu konu bütün boyutlarıyla incelenmiştir, size sunulan bilgi neyse bununla yetinmeniz gerekir, daha fazlasını araştırmamanız gerekir." diyor. Bir yandan da bir başka milletvekili "Bu kadar güzellik var, bu kadar ahlaklı ve erdemli çalışmalar var, siz bu hassasiyetleri de suistimal ediyorsunuz." diyor ve bu şekilde devam ediyor.

Bu o kadar vahim bir örnek olaya dönüşüyor ki -Gülistan Doku soruşturmasında Tuncay Sonel'in rolü- AK PARTİ'li arkadaşlar şunu muhasebe etmeliler: Dün ya da bugün bir milletvekilinin ya da Grup Başkan Vekilinin ifade ettiği herhangi bir iddia için de bu tez geçerli olabilir, bürokrasiden gelen notlar sizi yanıltıyor olabilir. Sizin göreviniz, bürokrasideki gri alanları karartmak, karanlık alanları örtmek değildir. Valinin maşallahı var, bu artık Gülistan Doku'nun dışında bir olay. Mesela, aklıma direkt olarak Batman'da bir dönem Valilik yapan Salih Şarman geldi. O dönem bir terörle mücadele kahramanıydı, birçok yerde örnek vali olarak gösteriliyordu; sonra, Türkiye Cumhuriyeti devleti Yargıtayının kesinleşmiş hükmüyle infaz edilen bir cezayla mahkûm edildi. Neydi? "Çetecilik yapmak, ilaveten silah kaçakçılığı." O günün siyaseti de onu savunuyordu. Belki de "Kurşun atan da yiyen de şereflidir." meselesinin günlerinden bahsediyoruz. Dolayısıyla burada sıradan bir vatandaşımız, insanımız ya da bir milletvekili ya da bir parti grubu bir meseleyi gündeme taşıdığında çıkıp bürokrasiden gelen notlarla cansiperane bir şekilde bu olayları savunan veyahut da bu olayların reddi yönünde siyasi irade oluşturan grup yönetimleri şu Tuncay Sonel vakasından bir ders alsınlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Gerçekten bir yerde yanlış olabilir mi, gerçekten bir yerde bir suç işlenmiş olabilir mi, gerçekten bir yerde bir karartma olabilir mi diye düşünsünler. Bunu lütfen vicdan terazimize vurun ve daha bu adamın kim bilir ne olaylara karıştığını da yeni yeni deliller ortaya çıktığında göreceğiz. Buraya taşıyoruz çünkü Emniyetin kişinin cep telefonundan çıkardığı ekran kayıtları var. Bir üçüncü kişinin -tırnak içinde- bir gizli tanığın ifadesi söz konusu değil. Kendisine ait telefondan çıkarılan belgeler var. Bu boyutuyla burada muhalefetin ifade ettiği neredeyse her başlığa otomatik savunma mekanizması geliştiren arkadaşlarımızın dikkatini bu yöne çekmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Sayın Başkanım, az önce Mersin Milletvekillerimizden Sayın Perihan Koca da ifade etti. Türkiye'nin en büyük sahil şeridine sahip bir şehir olarak Mersin'imizin bir yönüyle bu sahil şeritlerinin bakir kalmasından gelen bir avantajı da var yani ciddi anlamda bir turizm yapılaşması yok; birtakım yanlış imar işlemleri var, bunlar eleştiriliyor vesaire ama bugün bu sahil şeritleri yoğun bir şekilde mikroplastik ve nanoplastik kirliliğin altında sadece çevreyi değil halk sağlığını ve orada kör topal yürüyen turizm sektörünü de tehdit etmektedir. Bununla ilgili çok basittir, Adana'da ve Mersin'de atık ithalatıyla bunları dönüştürdüğünü iddia eden fabrikaların büyük bir ciddiyetle kontrol altına alınması gerekir. Bize kalsa biz Avrupa'nın çöp kutusu değiliz, biz Avrupa'nın çöp atık deposu değiliz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSon dakika...

Buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Atık ithalatı tamamen yasaklanmalıdır ancak yasaklanmıyorsa dahi burada ciddi tedbirler alınmalıdır. Başta Mersin Çevre ve Doğa Derneği olmak üzere duyarlı vatandaşlarımız yerelde sürekli olarak bu konuları gündeme getirmektedir. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle birlikte Mersin sahillerinde hepimizin sağlığını ve ortak değerlerini tehdit eden plastik ve nanoplastik atıklarının kalıcı bir şekilde çözülmesi noktasında Çevre Bakanlığını göreve davet ediyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

115 konuşma daha · 23 Temmuz 2026

Günün kaydı →
115 konuşmanın tamamı →