İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 10. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Mehmet Emin Ekmen

Mersin Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 10. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Ekim 2026 · 1.191 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol), 22 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 1.191 kelime.

Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-ekmen-2026-10-22-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 22 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149327

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin)Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Bugün tarihin en büyük dolandırıcılık faaliyetlerinden birinin ifşa olmasının 35'inci günündeyiz ve iki gündür burada Hükûmet adına, Komisyon adına, iktidar adına konuşmalar yapılıyor. Maalesef bu dolandırıcılığın etkisinin kavranmadığı kanaatindeyim eğer bu etki kavranmadıysa ve böyle konuşuluyorsa bir problem, kavrandıysa ve hâlâ bildik taktiklerle "Biz bu meseleyi soğutarak, zamana yayarak kendi takvimimizle çözeriz." deniliyorsa başka bir problemle karşı karşıyayız. Bir avuç tamahkâr ve sahtekârın siyasetçi, bürokrat ve iş dünyasıyla iş birliği içerisinde bir şebeke faaliyetiyle bir suç örgütü olarak yıllara sari bir şekilde gerçekleştirdiği bu dolandırıcılık maalesef siyasi literatürümüze asrın dolandırıcılığı olarak geçmiştir, geçecektir. Türkiye Yüzyılı'nda çok sevdiğiniz ifadeyle asrın dolandırıcılığı karşı karşıyayız. Biz hâlâ bu dolandırıcılığın gerçek boyutunu ve mağdurların geçek kapsamıyla yüzleşmek istemeyen bir iktidar fotoğrafıyla karşı karşıyayız. Birkaç konuyu hatırlatalım: 450 bin mağdur yok, en az 7 milyon mağdur var. Dolandırıcılıkla cukkalanan para 800 milyar TL'yle sınırlı değil İMKB'nin değer kaybı 100 milyar doların üzerindedir. Ne Covid'de ne 15 Temmuzda ne de deprem döneminde Türkiye borsalarında böyle bir değer kaybıyla karşılaşmamıştık. Hâlâ bu, bunun müsebbibi olan bürokratlarla yönetilmeye çalışılıyor ve hâlâ bu şebekenin içinde olan siyasetçiler korunmaya çalışılıyor çünkü açıklanan listeler yok. Şu gün şuradayız, gece yarısı önerge getiriliyor. Bu önergenin kaç kişiyi ve kaç milyar lirayı kapsayacağı hususunda bir bilgi yok. Bilgiyi soruyoruz "Efendim, takas artı sıfır mı, artı 1 mi, artı 2 ya da 3 mü, buna göre değişir." Tamam, koyun önümüze, takas artı sıfırda durum bu, artı 1'de durum bu, artı 2'de durum bu vesaire ve siz bununla bir manada insanların devlete güvenerek kurmuş olduğu sistemde yapmış olduğu işlemleri dondurdunuz. O zaman yarın şöyle bir fotoğrafla da karşılaşabiliriz: Bir gün siyasi bir spekülasyon olur. Borsa o gün yüzde 5 değer kaybeder, milyarlarca lira el değiştirir. Siz ertesi gün dersiniz ki: "Biz bu işlemleri geri aldık, biz bunları kabul etmiyoruz." Yasayla ortaya konmuş bir güvence... Ya, bazen saliseyle bir para el değiştirebilir ve bakın, ben açık bir şekilde AK PARTİ'li arkadaşların vicdanına seslenerek söylüyorum: Nasıl ki cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz ödemesiyle bir servet transferi var, nasıl ki kur koruma mevduat programıyla bir servet transferi yapıldı, nasıl ki davetiyeli ihaleler yüzde 98 seviyesine ulaşarak bir servet transferi yapılıyor, asrın dolandırıcılığıyla da bir servet transferi yapılmıştır. Bu servetin peşine düşme iradesi yoktur. Bakınız, Sayın Mehmet Şimşek "10 milyon üstü kazanılan tutarların gönüllü iadesini isteyeceğiz." diyor. Allah aşkına -Bakan Yardımcımız burada, kurum temsilcileri burada- mevcut sermaye piyasası mevzuatımızda "10 milyon üstü fazla para kazandın, gönüllü iadeye tabisin."e yol verecek bir yasal düzenleme var mı? Yok. Şu görüşmekte olduğumuz yasa içerisinde böyle bir düzenleme var mı? Yok. Ya, belki adam gerçekten kendi doğal akışında bu parayı kazandı. Siz, kimin haber ve bilgi sahibi olarak para kazanıp kimin kendiliğinden kazandığını zaten biliyorsunuz. Arkadaşlar, bu mafya düzenidir, devlet düzeninde bu olmaz, hukuk düzeninde bu olmaz. Varsa bir düzenleme bunu en doğru şekilde kodifiye edecek, bir cümle olarak yazacak, getirip dün gece yarısı işlemleri silen ve geri alan bürokratları korumak için yaptığınız düzenlemede olduğu gibi, Sayın Mehmet Şimşek'in de bu çağrısını yasal bir zemine kavuşturursunuz. Bu şekilde bir düzenlemeyi ne mevcut mevzuatta ne düzenlemesi yapılmakta olan mevzuatla yerine getiremezsiniz. Siz devletsiniz, devlet yönetiyorsunuz veya biz öyle zannediyoruz veya vatandaş öyle biliyor. Bu şekilde mafya düzeniyle "Ben gözümü kapatıyorum, çok kazandıysan yerine koy." Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: "Fahiş kazanç" Zannedersin ki adamın biri gelmiş Mersin'deki narenciye bahçelerine çökmüş, 5 liradan portakalı toplamış, getirmiş Ankara'da 50 liraya satıyor. Neresi fahiş kazanç bunun ya? Bunun adı yasadaki ismiyle dolandırıcılıktır. Siz bununla yüzleşmekten, bunu böyle tarif etmekten niye kaçınıyorsunuz? Bununla yüzleşmeyip tarif etmedikçe, gerekli tedbirleri almadıkça nasıl güven sağlayacaksınız? Borsa bugün de yüzde 3 düşmüş. Bakın, Endonezya'da yaşandı, adamlar müebbet hapis cezasıyla cezalandırıldı ama sistematik bir mücadele verilmediği için bugün MSCI Endonezya'ya uyguladığı tedbir nedeniyle iki haftadır borsa yüzde 15'in üzerinde ilave değer kaybına uğramış durumda. Keşke o çok övündüğümüz yerli ve millî kurumlarımız bu dolandırıcılığı açığa çıkarsaydı, keşke SPK çıkarsaydı, keşke savcılık çıkarsaydı, MASAK takip etseydi, BDDK, Takasbank bunu ortaya koysaydı. Kim koydu bunu arkadaşlar, tarihin bu en yerli ve millî iktidarında? Bu dolandırıcılığı deşifre eden, uluslararası kurullar oldu. Peki, rahmetli Erbakan Hoca gibi "Bizi ilgilendirmiyor. Bana ne MSCI'den?" diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsunuz çünkü yabancı yatırımcıya ihtiyacınız var. Peki, bu düzenleme yabancı yatırımcının ihtiyaç duyduğu güvenceyi sağlar mı? Ha, bu arada, grup başkan vekillerimizden biri ifade etti -zannediyorum, Gökhan Bey'di- bazı büyük yabancı fonların da burada önceden haber alarak işlem yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla, yabancı yatırımcının da paydaşı olduğu bir dolandırıcılıkla karşı karşıyayız. Kim zarar etti? Bir kişi: Küçük yatırımcı, Ahmet Efendi, Mehmet Bey, Hatice Hanım. Hepinize geliyor. Hasta tedavi giderini yatıran, evini satıp borsaya koyan, arabasını satıp borsaya koyan, çekini ödeyecek adam...

Bakınız, ciddi bir ödemeler kriziyle, ciddi bir nakit akışı kriziyle karşı karşıyayız ve bu giderek ağırlaşacak ve bu tedbirlerle bunları yapamazsınız, yönetemezsiniz. Çok basit bir şey önerdi Sayın Ali Babacan, dedi ki: "O hantal masayla, kaza yapmış şoförlerle, yüzü gözü utanç hissiyle dolu insanlarla yönetemezsiniz. Dört kişilik, beş kişilik; topluma, Meclise piyasalara güven verecek, bu işi bilen adam tespit edin, bir görev gücü oluşturun ve onlar da bu işi hızlı bir şekilde yürütsün." Olayın sorumlusu olduğu için hesap vermesi gereken adamlar Fon Kurulunda güya bize çözüm üretmeye çalışıyorlar ve bunların... Bir SPK başkanının istifasıyla da kurtulamazsınız. BDDK Başkanı, kurul üyeleriyle birlikte görevden alınmak zorundadır. Takasbank Genel Müdürü, yönetimiyle birlikte görevden alınmak zorundadır. SPK'nin kurul üyeleri gibi profesyonel yöneticileri, daire başkanları -bilmiyorum oradaki mevzuatta ne yazıyor, genel sekreter mi, yardımcıları mı- her kim varsa başkanın altında o düzendeki herkes görevden alınmak zorundadır, bunları görevden almadan bu süreçleri yürütemezsiniz diyoruz. Selvi sordu, AK PARTİ sıralarından cevap yok. Katılımevimin piyasada işlem görebilmesi ve bu kelimeyi kullanabilmesi için yasal düzenlemeyi AK PARTİ Grubuna kim yaptırdı? Biz de merak ediyoruz, kim yaptırdı? Çıkın, bunu açıklayın Allah aşkına ama açıklama yok.

Bakınız, 100 milyar dolar diyoruz, böyle söyleyip geçmek bazen kulağa kolay geliyor ama dün grup konuşmasında Sayın Ali Babacan iki örnek verdi: Bugün Doğu Karadeniz Bölgesi'nde çay üretiminin toplam rekoltesi 1 milyon 400 bin tondur, ortalama alım fiyatı 35 liradır yani bütün Karadeniz'in emeği 49 milyara alıcısını bulursa satılıyor. Ne ediyor bu? 1 milyar dolar. Yani Doğu Karadenizli çay üreticisinin yüz yıllık emeğinin karşılığı bu dolandırıcılık faaliyetiyle buharlaştırılmıştır ve bu, hepimizin cebinden eksilmiştir; şu cebimizdeki -imza sahibi tutuklu- paraların değeri maalesef buharlaşmıştır. İlk piyasaya girdiğinde 132 dolar olan 200 TL 4 dolara düşmüştür ve imza sahibinin utancını yaşamaktadır.

Fındık üretimine gelelim. Fındık üretiminin de yıllık rekoltesini karşılaştırdığımızda fındık üreticisinin elli yıllık emeği yine bu olayda buharlaştırılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla)Anlatacak şey çok ama bu dolandırıcılık iki şeyden biri olsaydı bu hâle gelmezdi. Biri, görevini iyi yapan bürokratlar olsaydı bu hâle gelmezdi. İkincisi, özgür basın olsaydı bu hâle gelmezdi. Bu konuda kimse yazamadı, Ramazan Başak yazdı diye 2 defa gözaltına alındı. Biz hâlâ bu konuyla ilgili en ciddi haberi dün Bloomberg yayın organında okuyoruz. Türkiye'de hâlâ bu yazılamıyor ve siz artık tutukladığınız, kapattığınız, yasak getirdiğiniz kurumların, kuruluşların listesini bile bilmiyorsunuz. İşte buna karşı basın örgütlerinin yapmış olduğu "Sansüre hayır, habere özgürlük!" eylemleri cumartesi günü Türkiye'de 10 yerde yapılacak, bu vesileyle özgür basının önemini de hatırlatıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti, DEM PARTİ, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 22 Ekim 2026

Günün kaydı →
57 konuşmanın tamamı →