İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 135. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

Mehmet Emin Ekmen

Batman Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 135. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Temmuz 2010 · 1.120 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Emin Ekmen (AK Parti), 15 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 1.120 kelime.

Mehmet Emin Ekmen (AK Parti, Batman). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 135. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-emin-ekmen-23-2010-07-15-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET EMİN EKMEN (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Mevsimlik geçici tarım işçilerinin sorunlarıyla alakalı verilen bu önergeye ilişkin olarak söz almış bulunuyorum. Benden önce konuşan 3 saygıdeğer milletvekili, her ne kadar kimi zaman politik argümanlarla süslemiş olsalar da bu insanî sorunun can yakıcı boyutlarına değişik şekillerde değindiler. Şüphesiz ki bu sorun yıllardır var olan bir sorundur ve bu sorunun çözümüne ilişkin olarak, bu sorunun disipline edilmesine, kontrol altına alınmasına ilişkin olarak da AK PARTİ hükûmetlerinin 2002’den bu yana çok ciddi çabaları ve girişimleri olmuştur. Son yayınlanan Başbakanlık genelgesi de bu çabaları derleyen, toplayan bir üst belge niteliğine kavuşmuştur.

Her ne kadar kamuoyu, çok ölümlü trafik kazalarıyla veyahut da bir ile işçilerin alınıp alınmamasıyla bu sorundan haberdar olsa da bu sorunlarla, bu işçilerimizin, evlerinden çıktıkları andan tekrar kendi evlerine döndükleri ana kadar birçok problemlerle karşılaştıkları bilinmektedir.

Yakın zamana kadar, bundan dört-beş yıl öncesine kadar televizyonlar her gece, kamyon kasalarında taşınan işçi görüntüleriyle dolu olurdu ve bu şekilde meydana gelen üzücü, ölümlü kaza haberleriyle dolu olurdu fakat çok şükür, birkaç yıldır, artık bu kamyon kasalarında taşınma görüntülerinin alınan tedbirler ile ortadan kalktığını biliyoruz. Aynı şekilde minibüs veyahut da otobüslerde istiap haddini aşan yolcu taşıma görüntülerinin de ortadan kalktığını biliyoruz.

Bir şekilde çalışabileceği yere ulaşan bu işçilerimiz, öncelikle konaklama, daha sonra sağlık problemleri, daha sonra çocuklarının eğitim problemleri, ücret ve sosyal güvenceye ilişkin sorunlar ve son olarak da zaman zaman yükselen tansiyonla birlikte, bulundukları yerlerde potansiyel suçlu muamelesi görme tehdidi altında. Sadece ve sadece kendi karınlarını ve ailelerinin maişetini karşılama gayesiyle çalışan insanlardır ve bu konuda karşılaştığımız sorunları da çok iyi biliyoruz ve bu sorunun belki bu derecede büyüyor olmasının en önemli sebeplerinden biri de, ailelerin topluca çalışmaya gitmek zorunda kalmalarıdır. Yani kundaktaki bebeden yetmiş yaşındaki yaşlı, yatalak dedeye, neneye kadar herkes birlikte gitmekte ve deyim yerindeyse eli kazma kürek tutan herkes de bu şekilde çalışmak zorunda kalmaktadır.

Fakat geçtiğimiz yıllarda bizim de bir rapor ile sorunun çözümüne ilişkin konulara dikkat çekmeyi arzu ettiğimiz zaman şununla karşılaştık ki Türkiye’de bu konu sürekli medyanın gündeminde kalmış ama ILO’nun kısmi bir raporu, İHD’nin, EĞİTİMSEN’in ve MAZLUMDER’in yine kısmi bir raporu dışında bu sorunu bütün boyutlarıyla çalışan ve ortaya çözüm önerileri koyan ne siyasi ne de sivil topluma ait bir çalışmanın ortada olmadığını üzülerek gördük ve bunun üzerine yaptığımız çalışma sonucunda, Çalışma Bakanlığımıza ve ilgili bakanlıklarımıza, evlerinden çıktığı andan geri dönüş anına kadar sorunları ve çözüm önerileri öneren, arkadaşlarımızla birlikte bir çalışma hazırladık ve geçen yıl Çalışma Bakanlığımız başta olmak üzere İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız birer genelge yayınladılar ve bu genelgeler sorunu önemli ölçüde çözen genelgelerdi ve geçen yıl sezon kaçmış olduğu için, deyim yerindeyse, bu yılın mart ayında Başbakanlık bir genelge yayınladı ve ben buradan bu genelgeye ilişkin olarak çok iddialı üç cümle kullanmak istiyorum: Bu genelge, sosyal devlet ilkesi açısından bir ilktir, çok önemlidir ve genelgenin uygulanması hâlinde sorun kökten çözülecektir.

Şimdi burada tüm siyasi partilerimize düşen görev bu genelgenin uygulanmasını takip etmektir. Nezir Bey Bursa’daki bir örnekten bahsetti. Bursa milletvekillerimiz notlarını aldılar, hemen bugün Bursa Valiliğiyle temasa geçip orada yaşanan görüntülerin neden genelge temelinde çözülmediğiyle ilgilenecekler. Şevket Bey Malatya örneğinden bahsetti. Malatya milletvekillerimiz de konuyla ilgilenecektir. Bence artık bu genelgeyi eğer bu kürsüye çıkan milletvekillerimiz okudu iseler bu genelgenin uygulanmıyor olmasını bir siyasi tartışma konusuna çevirmeden ilgili bürokratlar nezdinde, valilikler nezdinde ve başta Çalışma Bakanımız olmak üzere siyaset kurumu nezdinde genelgenin uygulanmasını takip etmelidirler. Bu genelge o kadar içten, o kadar samimi bir dille yazılmıştır ki içinde kullanılan kavramlar bile, bana göre, bir mevzuat metni açısından ilk defa kullanılan kavramlardır; “vatandaşlarımız”, “yavrularımız” gibi, sorunu içselleştirmiş bir bakış açısıyla yazılmıştır ve yine bu genelgeyle, birçoğunuzun gözünden kaçan öyle önemli yenilikler gelmektedir ki… Örneğin, bu işçilerimiz bir yerden başka bir yere nakloluyor iken eğer bir yerde konaklamaları gerekiyorsa, onların otogarlarda, tren garlarında alelusul konaklamaları yerine, hükûmete ve devlete ait misafirhanelerde misafir edilmesi gereği de bu genelgede yer almıştır ve yine bu genelgede, sağlık tedbirleri -ben dün bunu ayrıntısıyla anlattığım için tekrar girmek istemiyorum- mobil sağlık ekiplerinin oluşturulması, bu çocuklarımızın yatılı bölge okullarında misafir edilmesi, gerekiyorsa mobil sınıfların oluşturulması, hatta ve hatta oraya gidip, çalışmayan genç kızlarımıza ve gençlerimize yönelik olarak meslek edindirme, iş edindirme çalışmalarının bile yapılması bu genelgeyle vazedilmiştir ve bana göre, bürokrasi açısından genelgenin de çok önemli bir yeniliği vardır. Bu genelge kapsamında herhangi bir valilik “Ben bu yıl 20 bin tahminî gezici işçi bekliyorum, bunlar için bir yer tayin ettim; bu yerin altyapısını, gezici tuvaletini, gezici banyosunu, ekmek fırınını, yemek fırınını yapacağım, aydınlatmasını yapacağım, bunun için de 1,5 milyon liraya ihtiyacım var.” dediğinde, bu genelgeyle, başta İşsizlik Fonu olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma Fonu ve il özel idaresi bütçesiyle finans sorunu da çözülmüştür ve bu genelgenin sözde bir genelge olmaması için de Çalışma Bakanımız bu yılın mayıs ayında, göç alan ve veren bütün illerin belediye başkanlarını ve il valilerini toplamıştır. Buna Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve diğer partilerden de belediye başkanlarımız katılmıştır ve burada denilmiştir ki: “Biz bir genelge çıkarttık, bu genelgenin uygulama alanını size emanet ediyoruz. Biz bütün devlet imkânlarını size seferber ediyoruz. Sizler projelerinizi hazırlayın, Bakanlığa sunun ve biz de bunları finanse edelim.” denilmiştir ve göç veren illere de çalışma için giden işçilerde farkındalık oluşturulması için çalışma yürütülmesi istenmiştir. Denilmiştir ki: “Siz işçileri bu haklarından haberdar edin, bu haklardan faydalanmayan işçilerimiz gittikleri yerde, göç alan ve veren illerde oluşturulan gezici mevsimlik tarım işçileri izleme komitesi, bir de Bakanlık bünyesinde müsteşar yardımcılığı başkanlığında ve ilgili bakanlardan ve çok önemlidir, tarım iş kolunda faaliyet gösteren sendika ile Türkiye Ziraat Odaları Birliğinden temsilcilerin ve arzu eden sivil toplum temsilcilerinin de katılacağı bir yapılanma ile gerçek anlamda bir sivil toplumun da katkısının alınabileceği bir izleme kurulu oluşturulmuştur. Bu izleme kurulu her yıl bu genelge nedeniyle ortaya çıkan sorunları takip edecek ve gelecek yıla yönelik olarak alınması gereken tedbirleri Çalışma Bakanlığı bünyesindeki Kurula bildirecektir.”

Şimdi, bu kadar ciddi bir genelge yayınlanmış iken bu sorundan dolayı AK PARTİ kadrolarını sorumlu tutmayı, kusura bakmayın ama en basit ifadeyle iyi niyetle bağdaştırmak mümkün değildir. Eğer bir sorun çözülecek ise bu sorunu çözen iradeye vatandaş teşekkür eder, belki de seçimde, gelir, oyunu verir düşüncesiyle bu iradeyi yürüten siyasi partiyi olabilecek en küçük problemlerden dolayı suçlamak ve mahkûm etmeye çalışmak ancak bir siyasi hesap olabilir, böyle can yakıcı bir insani konuda da hepimizin siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakarak tamamen insani temelli olarak yaklaşmamız gerektiği de açıktır. Şimdi, Çalışma Bakanımız da burada, açık bir…

BENGİ YILDIZ (Batman)Eleştiri olarak kabul edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla)Eleştiri olarak kabul ediyoruz ama kusura bakmayın, bir işverenle işçi arasında sorun yaşandığında, ki çoğu zaman işverenler götürü usulü bir bahçeyi satın alır ve kendi işçisini getirir orada çalıştırır. Bir bürokratın yanlış uygulamasından dolayı bunu doğrudan… Bu sıklıkla bizim bölgemizde yapılan bir konudur, Bengi Bey de bunu bildiği için oradan düzeltme yapma ihtiyacı hissediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook