Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Mart 2006 · 502 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 16 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 502 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-03-16-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Evet.
BAŞKANBuyurun.
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında, kanunun, 1103 sıra sayılı kanunun genel manada incelenmesi, irdelenmesiyle şunu görüyoruz: Bu, yaranın, mevcut olan bu kamu personelinin ekonomik darboğazının iyileştirilmesine çare değildir.
Bakın, geçen hafta ve bu hafta, iki haftadan beri 1103 sıra sayılı kanunla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeler yapıyoruz ve aslında verilen bir şey yok, verilen çok fazla bir şey yok. Yani, 3,5 milyondan 5 000 000'a 1,5 milyon ekders ücreti veriliyor; 40 000 000 para veriliyor, ilk altı aya 2,5 vesaire falan. Bu tür, oransal açıdan ve yeterlilik açısından, hem ücret dengesizliğini, ücret adaletsizliğini de körükleyen bir kanun tasarısı var elimizde ve iki haftadan beri bunun üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Aslında, üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığımız, 1,5 milyon dolayında kamu personelidir; yani, kanunun önemine binaen değil, mevcut kanunun önemine binaen konuşmuyoruz aslında; 1,5 milyon kamu personelinin öneminin adına konuşuyoruz.
Bakın, bu önerge, polislerimizi ilgilendiren, emniyet mensuplarımızı, Emniyet Teşkilatımızı ilgilendiren bir mesele. Biz, emniyet mensuplarımızın, Emniyet Teşkilatımızın ne kadar zor şartlarda görev yaptığını hepimiz biliyoruz ve kelle koltukta çalıştıklarını biliyoruz, gece gündüz çalıştıklarını biliyoruz; ama, Sayın İçişleri Bakanımız "emniyet mensuplarının, polislerin özlük haklarının iyileştirilmesine ilişkin talimat verdim, bürokratlara talimat verdim, hazırlık yapıyorlar" dediği zamandan bu zamana kadar üç yıl geçti. Aradan geçen üç yıl sonra, aslında, emniyet mensuplarının özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili hiçbir şey yapılmadığını biliyoruz. Peki, Sayın İçişleri Bakanımız, neden umutlandırdınız bu kesimi; polisimizi, emniyet mensuplarımızı neden umutlandırdınız, bu sözü neden verdiniz?! Şimdiye kadar, polislerimizin özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesiyle ilgili neden bugüne kadar hiçbir adım atılmadı?! Bu da ayrıca bir merak konusu.
Değerli arkadaşlar, din adamlarımıza 100 000 000 para veriliyor, polisimize 100 000 000 para veriliyor; ama, bu 100 000 000 sabit kalıyor, bu yıl da 100 000 000 olarak verilecek, önümüzdeki yıl da 100 000 000 olarak verilecek ve hep 100 000 000 olarak kalacak. Ne demektir bu: Her geçen ay, her geçen zaman, her geçen süreç içerisinde, bu 100 000 000 hep eriyecek, küçülecek; maaşlara yapılacak, ücretlere yapılacak artışlardan bu 100 000 000 nasibini almayacak ve belli bir zaman sonra, bu 100 000 000, 10 000 000'a, 5 000 000'a, değer, reel manada düşmüş olacak.
Değerli arkadaşlar, ekonomik koşullarının iyileştirilmesi gerekir. Polisimiz kelle koltukta mücadele verirken, gece-gündüz, cansiparane, hayatını tehlikeye atarak, bu toplumun, hepimizin, milletvekilleri de dahil, Parlamentonun değerli, sayın milletvekilleri ve onların aileleri ve toplumumuzun, yetmişüç milyon ülke insanının emniyetini, huzurunu ve güvenliğini sağlamak için kendi hayatlarını bile feda etmeye hazır olan polislerimizin ekonomik koşullarını kabul etmek, bugün mümkün değil. Bir polis, ben ev kiramı nasıl ödeyeceğim, elektrik paramı nasıl ödeyeceğim, su paramı nasıl ödeyeceğim, çocuklarımın giderlerini nasıl karşılayacağım, bu kredi kartı borçlarını ne yapacağım dememelidir; derse, ondan etkin bir görev anlayışı beklememiz hata olur, yanlış olur. Polisimiz ve diğer kamu personeli, hayatlarını devam ettirirken, önündeki bir yılı, birbuçuk yılı, iki yılı veya otuzaltı ayı borçlanarak, vadeli tüketim harcaması yaparak ve kendini büyük bir borç batağının altına sürükleyerek yaşamamalı. Avrupa'dan bahsediyoruz, Avrupa standartlarını buraya getiremiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 16 Mart 2006