İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302

Mehmet Günal

Antalya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Kasım 2008 · 1.332 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Günal (MHP), 6 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 1.332 kelime.

Mehmet Günal (MHP, Antalya). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2008-11-06-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, tasarının 2’nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, ben tasarının ismine ilişkin bir şey söyleyecektim, ama bu getirmiş olduğunuz önergeyle, şimdi iki grubun birden imzaladığı önergeyle o kelime de 1’inci maddeden kalkmış oldu. Tasarının başında “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında” diye bir isim var, “Milli Ekonomiye.” Şu anda kabul etmiş olduğunuz önergeyle 1’inci maddenin içindeki “milli” kısmını maddeden kaldırmış oldunuz yani daha iyi ifade edilmesi diye. Gerekçeyi okumadılar. Kanunun amacının daha net bir şekilde ifade edilmesi sağlanıyormuş. Bir tek taşınmazlarla ilgili takdim tehir var, onun dışında da “milli” kelimesi kaldırılmış oldu. Ben tabii ki Milliyetçi Hareket Partisinin bir mensubu olarak tasarının adındaki bu “milli ekonomi” sözünden gurur duyuyorum ama baktığım zaman gerçekten herhangi bir millîliği kalmadığını görünce de bir taraftan üzülüyorum.

Şimdi, Sayın Bakan her seferinde diyor ki: “Aynı şeyleri söylüyorsunuz.” Siz de aynı şeyleri bize anlatmaya devam ediyorsunuz. Yeni bir şey gelmeyince biz de doğal olarak aynı soruları sormaya devam ediyoruz.

Şimdi, bakın değerli arkadaşlarım, nereden çıkardın diyebilirsiniz, birkaç tane veri söyleyeyim size, ondan sonra maddeyle ilgili görüşlerimi de sizlerle paylaşacağım.

Bankacılık sektörünün neredeyse yarısı yabancı olmuş, geçen sene rakam yüzde 42’ydi. Borsanın yüzde 70’inin, sigorta şirketlerinin yüzde 70’inden fazlasının -şu anda kesinleşen satışlar var- aracı kurumların yine yarısından fazlasının yabancıların elinde bulunduğu bir ekonomiye hâlâ “millî ekonomi” diyebiliyorsak ne mutlu bize. Her ne kadar 1’inci maddeden çıkardıysanız da tasarının adında hâlâ duruyor.

Sigorta şirketlerine baktığınız zaman, hayat ve emeklilik alanında faaliyet gösteren 21 şirketten 11’inde değişen oranda yabancı payı var, hayat dışı sigorta dallarında 31 şirketten 16’sında yabancı payı var. Yani 27 tane şirket yabancı sermayeli, yüzde 70’i aşıyor, son birleşmeler ve satın almalar dâhil değil buna, süreçte pazarlıkları devam edenler vardı, onları da koyduğunuz zaman burada da yüzde 70’i geçiyor.

Öbür taraftan -son olarak- Telsim’in adının artık Vodafone olduğunu, Türk Telekom’un sadece adının Türk olduğunu, Avea’da zaten Aycell’i daha önce gelin ettiğimizi biliyorsunuz. Yani iletişim ve finans sektörümüz tamamıyla yabancılara teslim edilmişken bizim buna “millî ekonomi” dememiz doğru değil.

Ha, bu arada, az önceki soru-cevap kısmında, Sayın Bakan, Halkbank’ı, Ziraat Bankasını özelleştireceğiz diye söyledi ama geçen sene 11 milyarı bulmayan 10 küsur milyarlık özelleştirme geliri bu sene 15,5 milyar olarak öngörülüyor bütçede. Bu kriz şartlarında nereden neyi satarak -bu 5,5 milyarlık fazlası da dâhil- özelleştirme geliri elde edeceğimizi de ben merak ediyorum. Dolayısıyla, demek ki yabancılaşma biraz daha artacak.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı krize bir önlem diye sunuldu. Uzunca bir süre, kriz yoktur, bize bir şey olmaz, dedik; sonra kriz vardır, etkiler dedik; sonra, önlem alacağız dedik. Gele gele iki tane somut öneri geldi. Birisi, “varlık barışı” diye kısaca söylenen bu tasarı. Diğeri de menkul kıymetlerden yerlilerden alınan -ve adaletsiz olduğunu Sayın Unakıtan’ın kendisinin ifade ettiği ve sizin 2006 yılında getirdiğiniz kararla- yüzde 10’luk uygulanan stopajın kaldırılması.

Bir kere bu iki tasarı arasında tezat var. Yani bir taraftan adaletsizlik olduğunu kabul edip, yüzde 10 uygulamayı kaldıracağım, diyorsunuz, öbür taraftan yerliye yüzde 10, yabancıya yüzde 2 vergi getiriyorsunuz aynı şartlarda. Yani aynı adaletsizliği yeni getirdiğiniz tasarıyla tekrar koyuyorsunuz, öncelikle bunu, bu tezadı belirtmem gerekiyor.

Şimdi burada, tasarıda, demin Sayın Bakan söyledi: “Şunlar hariç, şunlar hariç…” dedi. Peki, bunları nasıl tespit edeceğiz? Yani kanuna sadece “bunlar hariç” demekle bundan kurtulmamız mümkün mü değerli arkadaşlar? Ben size örnek olarak basit bir şekilde söyleyeyim: Suçu sabit görülen X şahsı bütün bu söylenen, hariç denilen suçlardan bir tanesinden hüküm giymiş ve suçlu. Dışarıda da parası var. Z şahsına rica etse, “Benim bu param yurt dışındaydı, getiriyorum.” dese, nasıl bulacaksınız? Bana yöntemini söyleyin.

OKTAY VURAL (İzmir)Bulur Sayın Bakan.

MEHMET GÜNAL (Devamla)Şimdi, bu para hiçbir şekilde banka aracılığıyla gelmez. Zaten banka aracılığıyla gelecek olan para legal bir kazançtır, onu adam zaten getirir. Bu para bavulla gelecek paradır veya varlıktır. Peki, nasıl bunu tespit etme şansınız var? Ben söylüyorum: X şahsının yerine Z şahsı getirdi; X şahsı suçlu, Z şahsı temiz. Herhangi bir itirazınız var mı? Varsa lütfen söyleyin, Sayın Bakan da söylesin, demin söylüyordu. X şahsının yerine, suçlu Z şahsı getirdi, “Benim param.” dedi. Ne diyeceksiniz?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Z şahsından alamazsa ne olacak?

MEHMET GÜNAL (Devamla)Siz zaten yapıyorsunuz. Z şahsından alamazsa değil… Bunlar geliyor, topluyorsunuz. Şu anda devam eden davalar var.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (Eskişehir)Her gittiği yerden para mı alacak yani?

MEHMET GÜNAL (Devamla)Vallahi siz biliyormuşsunuz. Rüşvet paraları var dışarıda, uyuşturucu paraları var, terörden kazanılan paralar var, hepsi duruyor.

Şimdi, bakın, böyle “Biz kanuna yazdık, bu yok.” demekle olmuyor. Siz tabii ki her seferinde cevap vermezseniz, biz her seferinde aynı soruyu ve aynı sözü söylemek zorundayız Sayın Bakan. Cevap gelirse biz susacağız. Açıklarsanız bir daha bu soruyu ben de sormayacağım, arkadaşlardan da rica edeceğim, sormasınlar. Komisyonda da sorduk, hâlâ cevap gelmedi.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bir kere, bu tasarının yurt dışındaki vatandaşlarımızla falan alakası yok, göz boyamayalım. Bu tasarı belli insanlar için getirilmiş. Vatandaşın parası zaten helal kazanç, duruyor, zaten buraya getiriyor. Vatandaş niye vergi versin parasını getirmek için? Sadece havalesini vererek getireceği para için niye size yüzde 2 vergi versin vatandaş? Var mı vatandaşın böyle bir sıkıntısı? İllegal parası mı var da? Artı, sadece yetki aldınız iki yıl süreyle. Vatandaşın oradaki parasının yüzde 100’ü Almanya’da. Geçen gün, TRT’deki bir programa katılan vatandaşlarımız “Ben niye getireyim? Burada yüzde 100’ü garanti. Buradaki faizim daha fazla. Ben niye Almanya’dan paramı Türkiye’ye getireyim?” diye sordular, bu bir. İkincisi “10 bin eurodan fazla zaten getiremiyorum. Benim param temiz. Bir de Alman makamları buna zaten izin vermez” diyor. Ee, şimdi kimin parasını getireceksiniz siz?

Değerli arkadaşlar, Amerika’daki krizle ilgili önce 700, sonra 850 milyar dolarlık önleme ilişkin bir tartışma yaşanmıştı ve Cumhuriyetçi milletvekilleri diyelim, Temsilciler Meclisi üyeleri, sırf vatandaşın tepkisinden “Vatandaşa biz bunu yükleyemeyiz” diye karşı çıkmışlardı. Yani bir “Wall Street-Main Street” dedikleri, para babaları ile vatandaş arasında… “Bu, vatandaşın kanunu değil.” diyorlardı ve kanun geri gitmişti ve tekrar oylanmıştı. Şimdi, buraya getirdiğiniz tasarının vatandaşla, hele yurt dışındaki vatandaşlarımızla, helal kazanç kazananlarla hiç alakası yok.

Değerli arkadaşlar, 2’nci maddede tanımlar var, ilk iki şey tamam; bankalar, aracı kurumlar ama bu kanaat getirici belge nedir, ben anlayamadım. Sayın Bakan hemen diyecek ki “Efendim, başka kanunda da var.” Bu kanaat getirici belge sadece taşınmazlarla ilgili, para ve varlıkla ilgili, altınla ilgili bir belgeye ihtiyacınız var mı? Yok. Peki, insan evini getirebiliyor mu? Yok. Satarsa parasını getirecek. O zaman bu “taşınmaz”ı niye koyuyoruz, kanaat getirici belgeye niye ihtiyacımız var? Ben size söyleyeyim: Türk hukukunda gemiler Gemi Siciline kaydedilmiş ise taşınmaz sayılıyor. E, onun da parasını getirmeniz lazım ama ben hâlâ anlayamıyorum, bir formül bulup acaba bizim bilgimiz dışında da mı gemicikler var, onlar mı gelecek ben hâlâ anlayamadım. Bu, taşınmazlarla ilgili kısım buraya niye geldi, Sayın Bakan bunu bize izah ederse… Taşınmazların nesini kazandıracağız? Satarsak parası gelecek. Yurt dışındaki taşınmaz nedir, nasıl gelir Türkiye’ye, nasıl kazandırılır ben onu anlayamamışım. Yani bir defa daha soruyorum: Burada bu hükme o zaman gerek yok eğer taşınmaz satılamıyorsa veya başka bir şey var, biz mi anlayamadık?

Peki, bir de “bildirimde bulunma” var. Taşınmazı getiremeyeceğimize göre bildirimde bulunduk, ne olacak? Yani getirmedik, satmadık orada duruyor. Paralar için bunlar söyleniyor, altın için söyleniyor, şu tarihe kadar eğer getirmezse bankaya… Ben oradaki taşınmazı buraya getiremeyeceğime göre o ne olacak? Yani ne işimize yarayacak bu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Beyan, beyan. Kayda alıyoruz onu sadece, getirmiyoruz.

MEHMET GÜNAL (Devamla)Ne faydası var? Millî ekonomiye kazandırıyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Yarın satarsa, getirirse o zaman getirecek.

MEHMET GÜNAL (Devamla)Tabii.

Yani bu şeye benzedi: Doğal gaz zammını altı ay sonra geri alacağız, ölme eşeğim ölme yaz gelsin hikâyesi gibi sizinki. Şimdi, satarsa, satacağı şeyi niye kayıt altına alsın?

Değerli arkadaşlarım, şimdi burada bu hükme gerek yok gibi görünüyor bence. Biz Milliyetçi Hareket partisi olarak her zaman size çözüm önerilerimizi söylüyoruz sadece şikâyette bulunmuyoruz. Bu paraların getirilmesiyle ilgili, yurt dışındaki vatandaşlarımıza gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsak hem onları istismarcıların, soyguncuların elinden kurtarmak hem de ekonominin belli bir noktada büyümesine katkı sağlamak için bütün bu vatandaşlarımızın parasını, işçi dövizlerini, Merkez Bankası rezervlerini sadece duran…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

56 konuşma daha · 6 Kasım 2008

56 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook