İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

Mehmet Günal

Antalya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 33. Birleşim · 5. yasama yılı · 15 Aralık 2010 · 1.286 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Günal (MHP), 15 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.286 kelime.

Mehmet Günal (MHP, Antalya). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 15 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2010-12-15-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün DPT ve Türkiye İstatistik Kurumu bütçeleri üzerine söz aldım. Bu vesileyle, konuşmama başlamadan önce, bütçesini görüştüğümüz Devlet Planlama Teşkilatının kurucusu olan ve partimizin de kurucusu olan rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’i tekrar minnetle ve rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun.

Türkeş’in kurduğu kurumların arasında hem DPT, TÜBİTAK, TSE, bugün konuştuğumuz bazı kurumların olması nasıl bir stratejik öngörüye sahip olduğunun bir göstergesidir. Özellikle bunu vurguluyorum çünkü DPT’nin Türkiye’deki önemini orada çalışmış ve ekonomi bürokrasisinin başka yerlerinde çalışmış ve öğretim üyeliği yapmış bir arkadaşınız olarak gayet yakından biliyorum. Dolayısıyla, bugünkü öngörüsüzlüğün ve yönetim eksikliğinin en önemli nedenlerinden bir tanesi, bu teşkilatın AKP Hükûmeti tarafından -ki içinde o kadar mensubu var, şu anda yürüyen Sayın Elvan da dâhil olmak üzere- maalesef gereğince değerlendirilememiş olmasıdır. Önceki bütçelerde konuştuk, Plan ve Bütçe Komisyonunda konuştuk, hatta AKP Hükûmetinin bazı bakanları kendi illeriyle ilgili yatırımlar çıkmadığı zaman, milletvekillerinin şikâyetiyle neredeyse “DPT’yi biz kapatalım gitsin” moduna gelmiştiler. Şükür, ondan sonra yeniden yapılandırma noktasına geldik. Şimdi yine Sayın Bakanımız, eski bir DPT mensubu olarak ekonomiden sorumlu, Devlet Planlama Teşkilatından sorumlu bakanımız var ama yine bu yeniden yapılandırmanın hâlen, sekiz yıllık süre içerisinde olmadığı gibi şu anda da olmadığını görüyorum.

Diyeceksiniz ki nereden çıkarıyorsun? Biz çalışıyoruz. Stratejik planı çok gündeme getirmiştim, orada yapılacakları da önemsediğimi belirtmiştim. “Stratejik planın içerisindeki en önemli şeylerden birisi, burada bu konuları yapmak üzere bir araştırma birimi kurulması.” diye yeniden web sitesine baktım -eğer ben atladıysam- Avrupa Birliğiyle ilgili düzenlemeler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün dışında, onların kapatılmasına ve uyuma ilişkin birimlerin dışında ben bir araştırma birimi henüz göremedim Sayın Bakanım.

Burada, strateji planında arkadaşlarımız çok güzel yapmış: “Amaç 1) Bütün bunları yapacak çalışmalar için bir araştırma birimi.” Baktım, hâlâ Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdürlüğünün dışında Bölgesel Gelişme Genel Müdürlüğünde bir yer var ama genel olarak herhangi yeni bir şey görmedim. Bunu örnek olarak söylüyorum değerli arkadaşlarım.

Dolayısıyla, DPT’den, o birikiminden maalesef AKP Hükûmeti yararlanamamıştır. Bu çerçevede ekonomide yaşananların da büyük ölçüde bu eksiklikten kaynaklandığını, koordinasyon eksikliğinden kaynaklandığını söylüyorum.

Peki, sadece bununla ilgili mi? “Genel olarak AKP Hükûmetinde bakanlar arasında ekonomide bir koordinasyon eksikliği var.” demiştim.

Sayın Başbakan bütçe açılış konuşmasında gerçekten hayrete düşüren bize açıklamalarda bulundu değerli arkadaşlar. Dört yıldır, bu Meclise girdiğimizden beri söylüyoruz “Ya, Sayın Başbakan yanlış bilgilendiriliyor ya da bizi yanlış bilgilendiriyor.” diye. Sadece buradaki arkadaşlarımıza sorsam bunların çoğunun doğru olmadığını onlar da belki anlatacaklar ama ısrarla –görüyorum- aynı sözleri söylemeye devam ediyor. O zaman bundan bir art niyet var ya da danışmanlar aynı metinleri yazıyor, getirip önüne koyuyor, başka bir şey diyemiyorum. Yani rakamları değiştirip, herhâlde geçtiğimiz yılın bütçe rakamları mı geliyor sadece yeniden, bilemiyorum.

Örnek vereyim, şimdi arkadaşlarım bakıyor: Şimdi, TCMB rezervleriyle ilgili, Sayın Başbakan her seferinde diyor ki: “Rezervleri artırdık.”

OSMAN DEMİR (Tokat)Doğru.

MEHMET GÜNAL (Devamla)Ya, biz 2001 yılında Merkez Bankasını…

Siz artırmadınız. Doğru, rezervlerin artması başka bir şey, onu tartışırız da. Merkez Bankası bağımsız şu anda. Sayın Başbakan diyordu ki: “Birileri ‘Para bas’ diyor, basıyor.” Yok öyle, “Bas.” deseniz de basmıyor. Yani o reformları biz yaptık.

Bağımsız Merkez Bankası ne demek? Sayın Demir, siz de vardınız komisyonda, Merkez Bankası Başkanına sorduk -“doğru” diyorsunuz ama- ne dedi? Rezervlerin 1 kuruş artmasında, 1 sent artmasında Sayın Başbakanın bir dahli var mı veya azalmasında? Olamaz, olamaz. O zaman, olamıyorsa, yani nasıl oluyor da sizler ekonomiden sorumlu arkadaşlarımız olarak -burada bir sürü danışmanı var- ya demiyor musunuz “Sayın Başbakanım, Merkez Bankasına biz müdahale edemeyiz.”

OSMAN DEMİR (Tokat)Makroekonomik istikrarın…

MEHMET GÜNAL (Devamla)Artması da azalması da, bu, Sayın Başbakanın tasarrufunda olan bir şey değil. Sayın Başbakanın yapacağı, daha doğrusu yapmadığı, kur rejimiyle ilgilidir. Döviz kuru politikasıyla ilgili bir şeyiniz yok. Merkez Bankası, işinize gelmediği zaman günah keçisi “Niye kurlara basmıyorsun, niye faizleri düşürmüyorsun...”

Diğer bir yanlış, buraya girmişken - yine önceki gün Sayın Başbakan yine değindi- krizde döviz alan bankalarla ilgili. Bakın, değerli arkadaşlarım, itham altında bıraktığınız konuyu ben daha önce de size hatırlattım, tekrar hatırlatıyorum: Siz bu konuyla ilgili Sayın Salih Kapusuz’un önergesiyle bir araştırma komisyonu kurdunuz. O komisyonun içerisinde hangi bankanın olduğu yazıyor, söyledim. Citibank’ı kastederek söylediniz. Siz araştırma komisyonu raporunda tuttuğunuz için ben de söylüyorum. Ne yaptınız? Hani yolsuzlukların üstüne gidiyordunuz? Siz kurdunuz, Meclis burada. O komisyonun raporlarını isteyen arkadaşlara ben takdim edebilirim, vaktim yok. Ne yaptınız ben söyleyeyim: Aynı bankanın 3 milyara yakın olduğu söylenen vergi borcunu affettiniz. Yani, bu söylenenlerin arkasında durmak lazım. Ben, size, komisyonun, kendi kurduğunuz komisyonun raporlarını dağıtabilirim.

Diğer bir husus: “IMF’ye borcumuzu biz ödedik.” diyor Sayın Başbakan. “Siz yaptınız.” diyor. Değerli arkadaşlar, IMF’ye borcunu ödemeyen bir ülke var mı? İflasını istemiyorlar mı? Peki, şu anda kalan borç kimin borcu? Sayın Bakanım baksın, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden arkadaşlarımız versinler. 2005 yılının başında, o tarihte kim hükûmetteydi? Sizler değil mi? Siz de bürokrattınız. Kim aldı? AKP Hükûmeti aldı. 10 milyar dolara yakın -6 milyar küsurluk- SDR’lik bir borç. Siz şu anda kendi aldığınız borcu ödüyorsunuz. Bakın, arkadaşlar versinler, bende var, istiyorsanız ben takdim edeyim. 2005 yılının ilkbaharında yapılan şey sizin yaptığınız anlaşma. Şimdi bunları doğru anlatmak gerekiyor. Sıkışınca, “Efendim, vallahi bankacılık sektörümüz çok iyi, orada biz krizden etkilenmedik...” İşinize gelmeyince kriz günah keçisi. Kim yaptı o reformları?

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay)Siz yaptınız!

MEHMET GÜNAL (Devamla)Hah, Allah razı olsun Fevzi Bey. Arada böyle hakkını teslim eden vekillerimiz de var. Ona “Allah razı olsun.” diyeceksiniz, “Biz daha ileri götüreceğiz.” diyeceksiniz, “Şu eksiklikler kalmış, biz de geldik, bunu yapacağız.” diyeceksiniz. Bizim beklediğimiz bu. Temcit pilavı gibi her seferinde eski defterleri karıştırıp… Her hükûmet bir şeyler yapar.

Değerli arkadaşlarım, bakın, başka bir yanlış borçlarla ilgili. “Efendim rasyoyu böldük gayrisafi yurt içi hasılaya, seksen yılda yapamadığını biz yaptık.” diyorsunuz değil mi? Elhak, burada doğru! Seksen yılda bütün hükûmetlerin yaptığı 224 milyarlık borç, sizinkisi 506 milyar dolar oldu toplam yani sekiz yılda seksen yılda bütün iktidarların toplayamadığı kadar borç almışız. Nereye harcadınız? Onu -vaktimiz çok fazla olmadığı için birkaç yanlışa daha değineceğim- sonraki maddelerde konuşuruz. Dolayısıyla burada bir hakkı teslim etmek gerekir. Reformları kimin yaptığını teslim etmek gerekir. “Eksik olanları da biz yapacağız.” diyebilirsiniz. Biz de size burada Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman destek oluruz.

Kredi notlarıyla ilgili de söylüyor Sayın Başbakan hemen azıcık yükseldi diye. Ben soruyorum: Şu andaki notumuz kredi verilebilir düzeyin ne kadar altında Sayın Bakanım? Hâlen daha (A) düzeyinde kredi verilebilir bir ülke değiliz. Onun içeriğini tartışırız; falanca kuruma, filanca şirkete verdi, onlar battı, kriz çıktı; onlar ayrı konu ama bizim bunun üzerinde biraz daha çalışmamız gerekiyor, göz boyamak için bunları kullanmayalım.

Birkaç cümle de TÜİK’le ilgili yapmış olayım. Öncelikle revizyonlardan dolayı, yapılan hesaplamalardan dolayı Türkiye İstatistik Kurumunun güvenilirliği sarsılmış. Bunun içerisinde en önemlileri de büyümeye ilişkin sık sık tanım değişikliği ve revizyon yapılması ve en son kişi başına millî gelirle ilgili de bir döviz kuru değiştirerek sanal olarak hepimizin gelirini artırdınız, teşekkür ediyoruz! Biz cebimizde hissetmedik ama rakam olarak arttı.

Ben küçük bir örnek vermek istiyorum size değerli arkadaşlarım: Sayın Şimşek de, Sayın Başbakan da 2002 Ocak ayından itibaren yüzde 107,3 enflasyon olduğunu söyleyerek bütün memur maaşlarını, emekli maaşlarını bununla hesapladılar. Şimdi 2002 yılındaki ortalama kur 1,50-58. Ondan hesapladığınız zaman… “17’nci sıraya geldik 26’dan.” dedi, ona da örnek olsun diye hızlıca haber veriyorum. Eğer bunu sadece yüzde 107 enflasyonla 2007 kurundan hesaplarsam 3,12-15 oluyor ve 2009 yılının gayrisafi yurt içi hasılasını basit hesapla böldüğüm zaman, 616 milyar dolar dediğiniz gayrisafi yurt içi hasıla 305 milyar dolara düşüyor, yarısına. Hadi buyurun, sıraya koyun bakalım kaçıncı sıraya denk geliyor, millî gelirimiz nereye geliyor?

Başka bir örnek daha söyleyeyim: TÜİK’in hesaplamasıyla koyduğumuz zaman, kişi başına gelirimiz nereye gelir? Nüfusumuz 69 yerine 70 küsur milyon olduğu zaman nereye geliyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla)Çok teşekkür ediyorum.

Bu yanlışları tekrarlamaktan vazgeçelim, DPT’yi yeterli bir şekilde kullanalım.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

74 konuşma daha · 15 Aralık 2010

74 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook