İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · SALI

Sağlık bakanlığınca kamu özel iş birliği modeli ile tesis yaptırılması, yenilenmesi ve hizmet alınması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarı ve teklifi

Mehmet Günal

Antalya Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 67. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2013 · 912 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Günal (MHP), 19 Şubat 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK BAKANLIĞINCA KAMU ÖZEL İŞ BİRLİĞİ MODELİ İLE TESİS YAPTIRILMASI, YENİLENMESİ VE HİZMET ALINMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARI VE TEKLİFİ); konuşma 912 kelime.

Mehmet Günal (MHP, Antalya). “Sağlık bakanlığınca kamu özel iş birliği modeli ile tesis yaptırılması, yenilenmesi ve hizmet alınması ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında kanun tasarı ve teklifi”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-24-2013-02-19-saglik-bakanliginca-kamu-ozel-is-birligi-modeli-ile-tesis-yaptirilmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=22860

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, sağlık sistemimizi önemli ölçüde değişikliğe uğratan ve geleceğimizi de önemli ölçüde ilgilendiren, birtakım riskler, tehditler içeren bir kanun tasarısı görüşüyoruz.

Öncelikle birkaç cümleyle usule ilişkin itirazlarımızı gündeme getireceğim, sonra da kanunun içeriğine ilişkin itirazlarımızı gündeme getireceğim.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, burada Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin her zaman yaptığı klasik bir şeyle karşı karşıya kaldık. Arkadaşlarımız gelen kanunun yanına son günde aceleyle bir teklif getirdiler.

Şimdi, bunlar İç Tüzük’ü arkasından dolanmaya yönelik şeyler. Bunların doğru olmadığını söyledik. Muhalefetin ısrarıyla bir alt komisyon kuruldu ama Sayın Bakana, daha doğrusu eski bakana, Sayın Akdağ’a söyledik, Komisyon Başkanımıza söyledik; bunun sağlık çalışanlarını ilgilendirdiğini, sağlık sisteminde önemli değişiklikler getirdiğini, hizmetin sunulmasında da, hizmetin maliyetinde de önemli sorunlara yol açabileceğini, onun için de o ilgili kısımların, özellikle teklifle getirilen bazı maddelerin Sağlık Komisyonunda görüşülmesi gerektiğini söyledik. Bizim ısrarlarımız sonucunda da arkadaşlarımız “Tamam, gönderelim.” dediler. Değerli Komisyon Başkanımıza da espriyle karışık takıldık “‘Arayalım’ dediniz ama acaba ‘Hızlıca geri gönder’ diye mi arayacaksınız?” diye.

Şimdi, aradan bir gün geçmeden, ikinci gün Sağlık Komisyonu Başkan Vekilimiz yazı yazmış -Sağlık Komisyonundan burada arkadaşlarımız var, yanlışım varsa düzeltsinler. Burada yazının fotokopisi de var ama ben zaman almamak için söylemiyorum- “Komisyonumuzun gündeminin yoğunluğu nedeniyle toplanamıyoruz.” demişler. Arkadaşlara sorduk, geçen yıl haziran ayından bu yana Sağlık Komisyonu hiçbir toplantı yapmamış. Yani bu acele nedendir ben onu merak ettim içeriğiyle ilişkili, acele olunca da demek ki bir şeylerin yetişmesi gerekiyor diye düşündük.

Bakın tekrar ediyorum, haziran ayından yani geçen sene kapanırken yaptığı son toplantıdan bu tarafa Sağlık Komisyonu hiçbir toplantı yapmamış, Komisyon Başkan Vekilimiz “Gündemimizin yoğunluğu nedeniyle görüşemiyoruz.” diyor. Neyi görüşemiyor? Sağlık sektöründe bütün çalışanları ilgilendiren, onları yarın işsiz bırakabilecek olan, özel sektörün inisiyatifine terk edebilecek olan bir kanun tasarısının görüşülmesini. Şimdi, bu birinci nokta. Bunlar doğru şeyler değildir.

Bununla ilgili diğer bir husus da: Çalışanların tamamını ve sektörü ilgilendiriyor dedik. Milliyetçi Hareket Partisinin alt komisyon üyesi olarak o andaki alt komisyon başkanımıza da söyledim, bütün sağlık çalışanlarının hem işçi sendikalarının hem memurlarımızın, kamu çalışanlarının temsilcilerinin, bütün konfederasyonların temsilcilerinin buraya çağırılması gerekir dedik; hadi ikinci toplantıda gelmedi, üst komisyona geldik yine yok. Ancak bizim ısrarlarımız sonucunda geldiler, sonraki toplantıya arkadaşlarımız lütfettiler -ara verdik- ve ikinci, üçüncü gündeki toplantının birinde kısa süreli açıklama şansı buldular. Dolayısıyla böyle aceleyle getirmiş olduğumuz bu kanun tasarı ve teklifler maalesef eksiklerle dolu oluyor.

Başka bir husus: Tabii ki burada birçok şey var ama bu gelirken değerli arkadaşlar, nedir bu kanun yani bir taraftan bakıyorsunuz çok köklü bir şey geliyor yani Komisyon bunu görüşmüyor hem maliyetiyle ilgili hem sunumuyla ilgili dedik. Bir taraftan, bakıyoruz hastaneler neredeyse tamamıyla özel sektöre doğru gidiyor, iş güvencesinde birtakım sıkıntılar var, yani tersinden baktığımız zaman burada diğer sınıflarla, tıbbi hizmetlerle ilgili hizmetlerin de özel sektörden alınabilmesi meşrulaştırılıyor. Şimdi, bakıyoruz yani dolaylı olarak bir özelleştirme yapıyorsunuz ama bunun kapsamı kamuoyundan gizleniyor, çalışanlardan gizleniyor ve apar topar bir teklif ve tasarı birleştirilmesiyle geçirilmeye çalışılıyor.

Esas itibarıyla baktığımız zaman, değerli arkadaşlar, burada daha önce bir 3996 sayılı Kanun var, burada uygulanan modele, kamu-özel ortaklığı modeli diyor arkadaşlarımız, güzel ama bunun birçok ülkede uygulamaları var, Türkiye’de de bir mevzuatı var, bununla ilgili de yapılan çalışmalar var daha önce. Peki, diyoruz ki, bu kadar önemli bir şey yapıyorsunuz… Bu 3359 sayılı Kanun’da da, 3996 sayılı Kanunda da işin mantığında şu var değerli arkadaşlar: Diyor ki, bu kapsamda yapılması gereken bütün yatırımların kamu yatırımı proje stokları ve yıllık programlar dikkate alınarak yatırım maliyetlerine, bütçe yüküne ve borçlanma yükümlülüğünün genişlemesine ilişkin bir değerlendirmesinin yapılmadığını anlıyoruz. Bunun da ötesinde, geçiyoruz, 5018 sayılı Kanun da var değerli arkadaşlar. 5018 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde, sonra 24’üncü maddede -yine mevzuat yönetmeliğimiz var biliyorsunuz- buna ilişkin düzenlemeler var, “10 milyon TL’yi geçenlerle ilgili analiz yapılır.” diyor. 31’inci madde de yine aynı şekilde “Bütün hesaplamaları yani etki analizlerini yaparsınız.” diyor, buna ilave olarak da, değerli arkadaşlar, “Maliye Bakanlığıyla ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı yani şimdiki Kalkınma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri bu kanun tasarılarına eklenir.” diyor.

Var mı Sayın Bakanım? Yok. Komisyonda da sorduk. Yani bu söylediğimiz hukuki düzenlemeleri, yapılmış bir etki analizini, bu kurumlardan alınmış görüşleri bunun ekine eklediniz mi? Bize verilenlerde yok, sormamıza rağmen de bir şey gelmedi. Dolayısıyla, böylesine önemli bir kanunda, hukuka aykırı bir şekilde böyle bir çalışma yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, başka bir husus da: Sadece kamu özel ortaklığı modeliyle yap-işlet-devret modeli kapsamında yapılmıyor biliyorsunuz sağlık yatırımları, genel bütçe kapsamında da, merkezî yönetim bütçesi kapsamında da bu yatırımlar yapılıyor. Burada yaklaşık olarak 5,1 milyar TL’yi bulan seksen sekiz tane hastane var. Dolayısıyla bunların arasındaki maliyet karşılaştırmalarının hangisinin daha etkin olduğunun yapılması gerekiyor. Hukuka aykırı bir şekilde getirilmiş.

Bundan daha vahim olan bir şey var değerli arkadaşlar, bu kanun, sadece ve sadece mevcut yatakların bir kısmının kapatılması karşılığında, yeni bir yatak kapasitesi yaratmadan, yeni bir ilave yatak ortaya koymadan kapatılacak olanların yerlerine yeni binada yeni yatak sunmayı amaçlıyor çünkü bu konuda elimizde Yüksek Planlama Kurulunun kararları var.

Değerli arkadaşlar, buraya baktığımız zaman, çok net bir şekilde bunların kapatılması karşılığında ancak hastane yapımına izin verileceğini söylüyor. Aynen cümleyi size okuyorum, diyor ki bakın: Eskişehir, Bursa, Isparta, Manisa ve Yozgat illerindeki projelerle ilgili olarak hazırlanan ön fizibilite raporlarında kapatılması öngörülen hastanelerin kapatılması ve kapasitelerinin azaltılması öngörülen hastanelerin kapasitelerinin azaltılması kaydıyla bize bu izni veriyor. Yani buraya baktığımız zaman değerli arkadaşlar, bu 27 Ağustos 2010 tarihli YPK Kararı’nda izin verilen 7 tesisten 5 yeni bir yatak kapasitesi artırmadan yapılması öngörülen tesisler. Beri tarafta şimdi buradaki vahim şey, asıl konu ne?

Değerli arkadaşlar…

Sayın Başkan, uğultudan ben bile söylediğimi tam duyamıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

58 konuşma daha · 19 Şubat 2013

58 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook