İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 50. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bölgesel elektrik tarifesiyle ilgili

Mehmet Hilmi Güler

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 50. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Mart 2003 · 1.908 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 19 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÖLGESEL ELEKTRİK TARİFESİYLE İLGİLİ); konuşma 1.908 kelime.

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Bölgesel elektrik tarifesiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 19 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2003-03-19-bolgesel-elektrik-tarifesiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun sorduğu sorular, aslında, bizim de sorulmasını arzu ettiğimiz sorulardı. O bakımdan, kendisine bir defa daha teşekkür ediyorum. Yalnız, kendi kurduğu hipotezlere kendi hükümlerini de koyduğu için, orada, bazı açıklamalarla onları, en azından, aydınlığa, açıklığa kavuşturacağım. O bakımdan, kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Şimdi, bu noktada, biz, hükümet olarak ve aynı zamanda Bakan olarak, enerji konusunun halka mal olmasını arzu ediyoruz. Enerji konusundaki çarpıklıkların, yanlış değerlendirmelerin halka yansıması ve halka mal edilmesi, bizim temel hedefimiz şu anda; çünkü, gerçekten, büyük çarpıklıklar var. Bu çarpıklıklar içinde, enerjinin kaynak sorunundan tutun, çeşitlilik meselesine kadar, sürekliliğinden emniyetine kadar, ekonomikliğine kadar hepsi tartışılmaya muhtaç konular. Aynı zamanda, fiyat yapılandırılması da bu çerçevede ele alınmalı.

Şimdi, burada en önemli nokta, yeni çıkan 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun çok iyi bir şekilde algılanması ve analiz edilmesi; çünkü, bu kanun, tüketicilere kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli elektrik enerjisinin rekabet ortamında sunumunu amaçlamaktadır; fakat, yıllardır, on yıllardır süren bu çarpık yapılanmada, maalesef, ortaya, bugünkü, hiçbirimizin tasvip etmeyeceği, kabul etmeyeceği yanlış bir tablo ortaya çıkmıştır ki, bizim de görevimiz, Bakan olarak, bunları düzeltmektir, bunları sağlam bir baza oturtmaktır; bilimsel ve teknik bir baza oturtmaktır. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Bizim burada yapmak istediğimiz çalışma, adil bir rekabet ortamının sağlanabilmesidir; bunun için de, maliyet yapıları açısından birbirleriyle kıyaslanabilir bölgeler oluşturulmalıdır.

Şimdi, Türkiye'de elektriğin yapısını incelediğimiz zaman, şunu görüyoruz: Bir kere, büyük ölçüde doğalgaza bir bağımlılık var; yani, geçen sene alınan 17 milyar metreküp doğalgazın 11 milyar metreküpü elektrik üretmekte kullanılmıştır. Doğalgazın içinde bir (p) katsayısı vardır; bu (p) katsayısı, petrole dayalı bir katsayıdır. Petrolde fiyat arttıkça, doğalgazı etkilemektedir; doğalgazdaki artış da, aynı zamanda, elektriğe yansımaktadır. Biz, olayın sosyal yönünü de düşünerek, dört aydır, hem elektriğe hem doğalgaza zam yapmıyoruz; burada sağlam bir baza oturmasını istiyoruz ve bunun için de, ana girdiler olan, bilhassa doğalgazın, anlaşmalarını masaya yatırdık. Biraz sonra, onları da, zaten izah etme fırsatını bulacağız.

Aynı zamanda elektriğin yapısında bir de kayıp-kaçak oranı var; bu yüzde 22 civarındadır. Avrupa Birliği ülkelerinde bu yüzde 7 civarında, OECD ülkelerinde yüzde 6,5 civarındadır; bu, teknik kayıp kısmıdır. Bir de, ayrıca, bunların içinde hırsızlık diye de nitelendireceğimiz kaçak kullanma vardır. Bununla ilgili, biz, timler kurduk ve geçtiğimiz haftadan itibaren bu timler yoğun bir şekilde baskınlar düzenlemektedir ve bu düzenlemeleri de belli bir stratejiyle uygulamaktayız. Bu uyguladığımız stratejinin temeli, 24 000 000 abonenin 100 000 abonesinin elektriğin yüzde 44'ünü kullandığı baza oturtmaktır. Bununla ilgili, Ankara'da, İstanbul'da ve diğer şehirlerde bu timler devamlı olarak baskınlarla kaçak kullananları tespit etmektedir ve bununla ilgili çok ilginç sayılar ortaya çıktı, gerçekler ortaya çıktı; bunları toparlamaya çalışıyoruz.

Bu kayıp-kaçaktan, biz, 2,2 katrilyon lira bir ek maliyetle karşılaşıyoruz. Karşılaştığımız bu ek maliyeti, tabiî ki, önce bu kayıp kaçağı önlemekle, daha sonra da çapraz sübvansiyonlarla dürüst insanların da ödemek zorunda kaldığı başkalarının hırsızlığını veya kaybını, onların üzerinden almak istiyoruz; yani, dürüst insanlar, bundan mutazarrır olmasın, mağdur olmasın diye düşünmekteyiz. Bir misal vereyim: Mesela, İzmir bölgesinde bulunan bir tüketici sadece kendi tükettiği elektriğin bedelini ödese, yüzde 12 daha düşük bir ücret ödeyecekti; ama, maalesef, başkalarının kaybını da, kaçağını da üzerine koyduğumuz zaman yüzde 12 daha fazla ödemektedir. Türkiye'de şu andaki sistemden memnun olmadığımıza göre -burada da, maalesef, çapraz sübvansiyonlar vardır ve dürüst insanlar burada mutazarrır olmaktadır- biz, bunu kökünden çözmek istiyoruz.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, aslında, bağımsız bir kurumdur; yani, isminde enerji vardır diye Enerji Bakanlığıyla organik bir bağı yoktur; ama, iştigal sahamız aynı olduğu için ve birlikte de çalıştığımız için, ortaklaşa çalıştığımız, fikir teatisinde bulunduğumuz için, gayet tabiî ki, onların uygulamalarını da, bir kanun çerçevesinde yaptıkları için, desteklemek durumundayız. Yaptığı çalışmalar gayet düzgün çalışmalardır ve şimdi, onları, biz, bu kanunun çerçevesinde düzeltmeye çalışıyoruz.

Şimdi, burada, tabiî, bize yakışan, bu elektriğin, elektrik enerjisinin fiyatlanmasındaki çarpıklıkları kamuoyundan gizlemek değildir. Bunları, biz özellikle açıyoruz; özellikle kamuoyuna mal olsun istiyoruz ki, ortak bir bilinç oluşsun, yerleşsin ve bu bilinç doğrultusunda bu problemleri çözelim istiyoruz. Bunun için de, biz, olan bitenleri, bütün açıklığıyla, kamuoyuyla ve dolayısıyla sizlerle paylaşmayı arzu ediyoruz.

Elektrik Piyasası Kanunu, gerçek maliyetlerin yansıtıldığı şeffaf bir piyasa yapısını öngörmektedir. Bu şekilde oluşturulmuş bir yapıda, aksaklıkların neden olduğu açık olarak görülebilir ve bunların giderilmesi için de doğru kararlar alınabilir ve zaten bu doğrultuda çalışıyoruz.

Tabiî, bir geçiş dönemi var. Burada, biz, yılların biriktirdiği bir konuyu çözüyoruz; yani, TEK'in kuruluşunu Etibankla birleştirdiğimiz zaman... 1935'te kurulan Etibanktan doğmuştur TEK; daha sonra, TEDAŞ ve TEAŞ olmuştur; ondan sonra, Üretim AŞ, İletim AŞ diye diğer birimler, diğer genel müdürlükler oluşmuştur. Şimdi, bunlar, aslında, daha sağlıklı bir yapıya doğru gitme çabasıdır.

Burada, bizim, yapacağımız çalışmalarda, niyetli ve kararlı olduğumuzu ortaya koymaktır. Aslında, burada, doğunun veya güneydoğunun yatırımlarının pahalıya mal olması diye bir şey yoktur, bunu özellikle söyleyeyim; yani, burada, aslında, bu tabloyu ortaya koymakla, biz, bunu tartışılabilir bir hale getirdik; çünkü, daha evvelden bunlar konuşulmuyordu. Şu anda, bazı illerde yüzde 60'ı bulan kayıp kaçak oranı var. Bazı iller, hava kirliliği bakımından Türkiye'nin en temiz ili; çünkü, hiçbir kömür dumanı yok, hepsi elektrik kullanıyor ve yemekler elektrikle yapılıyor, ahırlar elektrikle ısınıyor; eğer, fazla sıcaksa, pencereler açılıyor, gökyüzü ısıtılıyor ve bunların parasını da İzmir ödüyor, başka bölgeler ödüyor; yani, bunların mutlaka ele alınması lazım, bunların tartışılması lazım.

Bunun dışında, oranlar da sizi şaşırtmasın. Bazı bölgelerin, belki, adı çıkmıştır; oran olarak, kayıp kaçak fazla diye ama, miktar olarak, batıdaki illerde doğuyu geçenler var; yani, bir İstanbul'da öyle bölgeler var, Ankara'da öyle bölgeler var ki, biz, bunlara baskınlar düzenliyoruz; burada, miktar olarak, doğudaki oranın miktara çevrilmesinden daha büyük rakamlar var.

Tabiî, olayın ekonomik olduğu kadar sosyal boyutu da var ve biz, hükümet olarak, her ne kadar Dünya Bankası farklı bir şey söylese de, bütün olayların sosyal boyutunu çok ciddiyetle ele alıyoruz ve burada, herhangi bir bölgenin mutazarrır olması, zarar görmesi söz konusu değildir.

Burada vurgulamak istediğim temel nokta şu: Şimdi, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi var. Bu, genellikle gözden kaçırıldığı için, biraz önce Sayın Aslanoğlu'nun da ifade ettiği gibi, belki yanlış algılanmalara, yanlış ifadelere sebep olabiliyor. Onu da, burada, özellikle düzeltmek istiyorum.

Elektrik Piyasası Kanununun 13 üncü maddesinde -tırnak içinde- şöyle bir ibare var, onu vurgulamak istiyorum: "Belirli bölgelere ve/veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde -ki, gerekecek gözüküyor- bu sübvansiyon -altını çizerek söylüyorum- fiyatlara müdahale edilmeksizin, miktarı ile esas ve usulleri bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmek üzere söz konusu tüketicilere geri ödeme şeklinde yapılır." Dolayısıyla, bu geçiş döneminde farklı uygulamalarla karşılaşacak illerde, bölgelerde; ki, bazı yerlerde ucuzlama olacaktır, bazı yerlerde de pahalanma olacaktır. Tabiî, burada, kalkınma söz konusu, rekabet söz konusu olacağı için, özellikle pahalı olan yerler, 13 üncü madde gereğince sübvansiyona konu olacaktır; öyle gözüküyor.

Bu bakımdan, endişe etmeye hiç gerek yok; çünkü, biz, bütün gerçeklerin farkındayız ve bunun da, topluma, kamuoyuna mal edilmesini özellikle arzu ediyoruz.

ŞEVKET ARZ (Trabzon)Sayın Bakanım, bir ilin günahını başka il çekmesin.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Kesinlikle; ama, şu anda, çekiyorsunuz yine.

ŞEVKET ARZ (Trabzon)Çekmeyelim; onu istiyoruz...

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Şu anda, yine çekiyorsunuz.

Biraz önce İzmir'i misal verdim. İzmir, şu anda, yüzde 12 fazla ödüyor.

ŞEVKET ARZ (Trabzon)Gruplaşmada adaletsizlik var.

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Olmayacak... Zaten, biz, buna özellikle dikkat ediyoruz.

Şimdi, tabiî ki, burada, sağlıklı bir yapı oluşsun istiyoruz. Bu sağlıklı yapının oluşması için, gayet tabiî ki, sizlerin de desteği olacak. O bakımdan, bu uyarınıza, şimdiden, peşinen teşekkür ediyorum.

Şimdi, yapılan analizleri, serbest piyasaya geçiş sürecinde Hazineye gelecek yükleri düşüneceğiz; Hazinenin bugün itibariyle üstlendiği yükten daha fazla olmayacağını görüyoruz. Size şunu ifade edeyim ki, şu anda Hazineye yüklenen yük, geçiş dönemindeki, hazırlıkları yaptığımız zamanki yükten daha büyük ve sağlıksız. Bu sağlıksız yapıyı gidereceğiz.

Bir misal vereyim: Aşağı yukarı iki aydır, elektrik kesilecek, doğuya iyi hizmet götüremeyeceğiz diye akla karayı seçtik; çünkü, bir yandan, kaçak miktarı, oran olarak fazla olduğu için, trafolar patladığı için, oraya, en azından, hizmeti sağlıklı götürmeye büyük gayret ettik; çünkü, burada önemli olan, paradan ziyade, hizmetin götürülebilmesidir ve çok şükür, şu ana kadar, büyük ölçüde bunu sağladık. Çok fazla sayıda trafo gönderdik, çok fazla sayıda hazırlıklar yaptık; bu, maliyete sebep oldu; ama, en azından bu kışı geçirdik. Bundan sonraki yapacağımız şey, bunu bütün açıklığıyla ortaya koyup, maliyet unsurlarını göz önüne almaktır; çünkü, bunu kökten çözmek istiyoruz. Şimdi bunu yaptığımız zaman, bölgesel tarife uygulamasına geçildiğinde, gerek dağıtım tarifeleri ve gerekse perakende satış tarifeleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından maliyetleri yansıtıp yansıtmadığı temelinde incelenerek onaylanacaktır. Bu bakımdan, bunu da göz önüne alalım; çünkü, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu bu tarifeleri sağlıklı bir şekilde ele almak durumunda; çünkü, neticede, o da bir kamu kuruluşudur; gayet tabiî ki, ülkemizin sorunlarını temelden çözmeyi amaçlamaktadır.

Şimdi, bunu yaparken, önemine binaen size bir iki noktayı daha ayrıca ifade etmek istiyorum; birincisi, TEDAŞ'ın alacaklarıdır. TEDAŞ'ın, maalesef, şu anda, kamu kuruluşlarından, belediyelerden, müesseselerden ve kişilerden 2 katrilyon lira alacağı vardır. Bunların üzerine düştük ve şu anda, bizim, hükümet olarak ve ona bağlı bakan olarak en büyük amacım, insan idaresi kadar, paranın idaresidir. Şu anda paranın idaresine büyük ağırlık verdik ve tahsil edilemeyen paraları ele alarak, bunların kanunî, yasal vadelerini tekrar gözden geçiriyoruz. Bunlarla beraber, paranın maliyeti ve paranın getirisini de göz önüne alarak, fiyatların bir parça daha aşağı çekilmesinin üzerinde ciddî olarak duracağız.

Bu arada, enerjiyi bir bütün olarak alacak olursak- elektrik, bunun tabiî ki bir cüzü oluyor- elektrik, doğalgaz ve petrolün fiyatlandırılmasını yeniden ele aldık; maalesef, hem petrolde hem doğalgazda hem de elektrikteki vergilendirmede büyük gariplikler gördük; hatta, bunların içinde, verginin vergisi diye adlandırılabilecek büyük çarpıklıklar var. Bunları şimdi ele aldık ve bunları da sağlıklı bir şekilde düzenlediğimiz zaman -ki, bunlar, inşallah, ay mertebesinde sonuçlandırılacak- daha sağlıklı, daha kalkınmaya dönük, daha rekabete açık bir yapı olacak ve bu da, aynı zamanda bilimsel ve teknik bir tabana dayanacak.

Tabiî, bu arada, yapmak istediğimiz şey, bu çalışmaların, dünya gerçeklerinden de uzak olmaması. Bununla ilgili olarak, daha evvelden yapılan zamlara bağlı olarak, mesela, petrolde, dün bir ucuzlama yaptık; gazyağında yüzde 1,71 düşüş meydana geldi; muhtemelen, kurşunsuz benzin ve süper benzindeki indirimler devam edecek. Biz, diğer hükümetler gibi, zammı yaptıktan sonra düşme olduğu zaman, indirimi ihmal eden, saklayan, uygulamayan bir hükümet olmayacağız, gerektiği zaman da bunları yapacağız ve dolayısıyla, bunu da, size, burada bildirmekten memnuniyet duyuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar) Çünkü, ekonomi bir bütündür ve dünya gerçeklerinden ayırt edilemeyeceğine göre, bize de yakışan, bu ciddiyetle bunu sürdürmektir. Doğalgaz ve elektrikte de aynı uygulamalar yapılacak; elektrikte de, bu yüzde 1,5'lik TRT payının kaldırılmasını, yine, fiyatlara yansıtacağız. Bunu da, size, buradan, memnuniyetle bildiririm.

Tabiî, bütün mesele, sistemi bir bütün olarak ele almak. Bu sistemi bir bütün olarak ele aldığımız zaman, Hazinesiyle, Maliyesiyle olayı ele alıyoruz ve tabiî, gelir kaynaklarımızı da, uygulamanın sağlıklı olması açısından önemli bir parametre olarak göz önüne alıyoruz.

Bu bakımdan, şimdi, Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu'nun sorularına tekrar gelecek olursam; biz, doğuyu ihmal etmiyoruz, güneydoğuyu ihmal etmiyoruz; çünkü, ülkemizin en değerli, en fedakâr çalışmalarını yapan insanlarının olduğu bölgeler. Çektikleri çileyi biliyoruz, kalkınmaya olan ihtiyaçlarını biliyoruz, olayın sosyal boyutunu biliyoruz, her şeyin para olmadığını biliyoruz ve buraya özel önem veriyoruz, kalkınması için de, biraz önce bahsettiğim 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 13 üncü maddesinin bir bütün olarak ele alınacağını tekrar hatırlatıyorum. Burada, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin değil, Türkiye'yi bir bütün olarak ele aldığımızda, hiçbir bölgesinin bu işten zararlı çıkmayacağını ve uzun vadede, ülkemizin her insanı için, daha adil, daha saydam, bilimsel bir sistemle, enerji politikasını daha sağlam bir baza oturtmaya çalıştığımız için, zaten bunun da yansımalarını rahatlıkla göreceksiniz.

Bu bakımdan, Sayın Aslanoğlu'nun oradaki endişelerine hiçbir gerek olmadığını, buradan memnuniyetle ifade etmek istiyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 19 Mart 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook