Türkiye cumhuriyeti ile arnavutluk cumhuriyeti arasında serbest ticaret anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:71)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 36. Birleşim · 2. yasama yılı · 11 Aralık 2007 · 2.455 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 11 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ARNAVUTLUK CUMHURİYETİ ARASINDA SERBEST TİCARET ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:71)); konuşma 2.455 kelime.
Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Türkiye cumhuriyeti ile arnavutluk cumhuriyeti arasında serbest ticaret anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:71)”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 11 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-23-2007-12-11-turkiye-cumhuriyeti-ile-arnavutluk-cumhuriyeti-arasinda-serbest-ticare (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bakanlığımın bütçesiyle ilgili konuşma metni kırk dört sayfa olarak dikkatlerinize, değerlendirmenize sunulmuştur ancak ben bugün, Savunma Bakanlığımızın bütçesiyle birlikte Bakanlığımın bütçesi de görüldüğü için, bunu bir vesile kabul ederek, enerjinin güvenlik boyutuyla, arz güvenliğiyle ve aynı zamanda ülkemizin bekasıyla ilgili bu büyük resmi sizlere sunmak istiyorum çünkü bütçeyle ilgili detaylar zaten konuşma metnimde arz edilmiştir. O bakımdan, ben burada işin felsefesiyle birlikte, enerji politikamızda uyguladığımız temel meseleleri gündeminize getirmeye çalışacağım.
Enerji aslında günümüzde enerjiden çok daha fazla bir şey. Onun için, olayı çok farklı bir şekilde ele almamız lazım ve dar bir bant aralığında değerlendirirsek hem ülkemize hem konuya haksızlık etmiş oluruz. Bu bakımdan, enerjinin güvenlik boyutu başta gelmektedir. Bunu enerjinin güvenliği bağlamında ele alacak olursak, güvenliğin ekonomisi ve ekonominin güvenliğiyle birlikte değerlendirmemiz gerekir. Bunun için de, başta güvenlik olmak üzere, dış politika, işin ekonomik boyutu, sosyal boyutu, yatırım boyutu, işletme boyutu, servis boyutu bir bütünlük arz etmektedir. Onun için de, göreve gelmeden önce bu meseleyi derinliğine ele almıştık. Aslında bu, sadece Hükûmetimizin döne-miyle ilgili bir çalışma değil. Yaklaşık otuz yıldır bu konuda ben çalışmaktayım. Arkadaşlarımızla da, ar-ge çalışmalarıyla, göreve gelmeden önce, hükûmet olmadan önce, daha partinin kuruluşundan itibaren ar-ge projeleriyle olayı ele aldık Sayın Başbakanımızın liderliğinde. Dolayısıyla, bu mesele sadece beş yıllık bir mesele değildir, ülkemizin geçmişiyle ilgili bir konudur çünkü olaylar… Yani, biz hayatı ileriye doğru yaşarız ama geriye doğru anlarız. O bakımdan, olayın geçmiş boyutunu da mutlaka bir bütün hâlinde ele almamız gerekiyor. Bu bakımdan, göreve geldiğimizde bu projelerle birlikte neler yapabileceğimizi önce planlamıştık. Bu da, Türkiye’nin envanterini çıkartmaktı çünkü petrol var mı yok mu; efendim, yenilenebilir enerjiyi ele alalım mı almayalım mı? Bunlar nedir? Bunların hepsinin mutlaka ölçülebilir bir bütün hâlinde ele alınması gerekiyordu. Bunun için de biz, önce, parayla yapılacak işler ve parasız yapılacak işler diye olayı basit olarak ele aldık.
Bunlardan en önemlisi, parasız yapılacak işlere hemen öncelik vermek ve yanlışları düzeltmekti. Yanlış yöne döşenmiş raylar vardı. Bunlar doğal gaz anlaşmalarıydı. Bu doğal gaz anlaşmalarını masaya yatırdık ve burada hem fiyat indirimi aldık hem kullanmadığımız gazın parasını ödemek zorunda olduğumuz için -buna “Al ya da öde”, “take or pay” deniyordu- bunu sildirdik -40 milyar metreküplük- yoksa, bu doğal gaz hem elektrik üretiminde kullandığımız için hem de şehirlerin hava kirliliğiyle mücadelesinde çok önemli bir konu olduğu için pahalı diye de kullanılmıyordu. Biz, hem bunun fiyatını düşürdük pazarlıklarla -çok çetin pazarlıklardı, bunları ileride tarih yazacaktır- hem aynı zamanda miktarı, 40 milyar metreküplük -al ya da öde- kullanmadığımız gazın parasını ödemek zorundaydık, onu sildirdik.
Neticede, bunun, elektrik üretiminde de kullanıldığı için, fiyatlara müthiş bir etkisi oldu ve biz, beş yıl boyunca hem yerli kaynaklara ağırlık verdiğimiz için hem bu yanlış anlaşmaları düzelttiğimiz için, doğal gazın fiyatı düştüğü için elektriğe -beş yılı geçti- zam yapmadığımız gibi indirimler yaptık. Bunun ekonomiye katkısı oldu, (AK Parti sıralarından alkışlar) bunun sanayiye katkısı oldu, ihracata katkısı oldu, enflasyonun düşüşüne katkısı oldu ve dar gelirli vatandaşımızın bütçesine katkısı oldu. Bunun sosyal boyutu da vardı. Daha evvelden asgari ücretin -maaş olarak, net maaşın- yüzde 20’si elektriğe gidiyordu, şu anda yüzde 8’i gidiyor.
MUHARREM VARLI (Adana)Büyük rakamlar!
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Bu, çok önemli bir şey. Bu, üstelik, bütçeye yük olmadan olmuştur, sübvansiyonsuz olmuştur ve mesela IMF’den aldığımız kredileri düşünün. 6,4 milyar dolar biz kredi aldık, 6,4. Bu, borçtu neticede. Bizim ise, enerji politikasındaki bu fiyat ayarlamalarından dolayı 15 milyar dolar katkımız oldu ekonomiye, ihracata katkımız oldu, turizme katkımız oldu, sanayiye katkımız oldu. Bunlar hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir ve aynı zamanda da aldanmışlık duygusundan bizi kurtardı. Bu, en büyük kazançlardan, psikolojik katkılardan bir tanesidir. Bunların hiçbirinden söz edilmedi burada. Türkiye'yi jeopolitik ve jeostratejik olarak hep tarif ederdik konumunu; bunun altını, biz, projelerle daha iyi bir şekilde doldurduk. Bu, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Şahdeniz Projesi, şu anda yürütmekte olduğumuz Nabucco Projesi, bunlar Türkiye'nin stratejik boyutuna, jeopolitik boyutuna farklı anlamlar, daha büyük derinlikler kazandırdı ve dolayısıyla, ülkemiz olmadan bir enerji denklemi çözülemeyecektir, bunu da çok rahat bir şekilde ortaya koyduk. Dış politikanın altında bir noktaydı, şemsiyenin altındaydı, şimdi dış politikayı neredeyse şekillendirecek faktörlerden bir tanesi oldu.
Bu projeleri başarıyla yapıyoruz ve bu projelerin BOTAŞ gibi eleştirilen bir kuruluş tarafından gerçekleştirilmesi ve dünya çapında başarılara imza atılması, ayrıca arkadaşlarım için de bir teşekkür vesilesidir, bunu da burada ifade etmek istiyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bizim göreve geldiğimizdeki amaçlarımızdan bir tanesi de enerji gibi çok kompleks bir konuyu kolay anlaşılabilir bir hâle getirmekti ve bu noktaya başarıyla ulaştık ve şimdi, özellikle yatırımlarda tabana yaydık bunu, Türkiye'de, Anadolu’da tabana yaydık. Herkesin bir enerji projesi var. Rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, kömürle ilgili yatırımlar, bu noktada herkesin bir enerji projesi var ve yakında, inşallah, bunları açmaya yetişemeyeceğiz.
Rüzgâr haritasını çıkardık. Daha evvelden değişik rakamlar söyleniyordu, yatırımcılar dağ tepe dolaşıp bu dataları alıyordu, ölçüleri alıyordu; biz, bütün Türkiye'nin enerji haritasını çıkardık, rüzgâr enerjisi haritasını çıkardık, atlasını çıkardık. Dolayısıyla, vatandaşlarımız, kasabasında, köyünde, rüzgârın hangi noktada kaç metre/saniye estiğini gördü.
Dolayısıyla, artık, rüzgâr eserken biz es geçmeyeceğiz. Artık su akarken Türk bakmayacak. Bu, bizi çok üzen bir ifadeydi. Şimdi, bütün akarsularımızdan nehir tipi türbinlerle elektrik üretmek üzere projeleri yaptık. Bu Yenilenebilir Enerji Yasası, adı vardı, kendisi yoktu, bunu biz hayatımıza dahil ettik. 1.300 proje hazırlandı ve bunların çoğuna kazma vuruldu ve bunlar da, inşallah, bu sular artık boşa akmayacak. Bunlar bizim varlıklarımızdı ve ülkemizin en değerli unsurlarıydı, hem sulamada hem sulamada hem tarımda hem enerjide hem içme suyu olarak kullanacağımız kaynaklarda. Petrolden çok daha önemli bir kaynak bu. Çünkü, petrol fiyatı yükselir, düşer, ama, suyun hiçbir zaman değeri düşmeyecektir. Bu bakımdan, bu envanter çıkartmalarıyla birlikte, şimdi de jeotermal üzerine gidiyoruz. Yakın geleceğin yıldızı jeotermal olacak ve Türkiye’nin rezerv olarak Avrupa’da 1’inci, dünyada 7’nci olduğunu tespit ettik. Şimdi bunu uygulamaya geçiriyoruz. Bunun için sondaj makineleriyle bin metreden daha derine ineceğiz. Bunu yaparken de Ulu Önder Atatürk’ün Maden Tetkik Arama Enstitüsü -1935 yılında kurulmuştur- kurulurken söylediği bir ifade hepimiz için çok anlamlıdır: “Yer altı zenginliklerimiz için MTA’yı kurduk, çalışacaklardır, onlardan mesut sürprizler bekliyorum.” diyor. Bu mesut sürprizler kravatla olmaz, masa başında oturarak olmaz; bunlar dağları, tepeleri dolaşarak olur, çile çekerek olur, ayağa postal giyerek olur ve sondaj yaparak olur. Şimdi daha derinlere ineceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunu yaptığımız zaman, hem yerli kaynaklarımız değerlenecek hem çevre dostu, tertemiz bir yakıtı değerlendirmiş olacağız. Bunların evvelden sözü ediliyordu, bunun edebiyatı yapılıyordu, ama, biz bunu kuvveden fiile geçirdik. Şimdi daha derine ineceğiz.
Yine, Ulu Önder Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözünü ben madenci arkadaşlarımıza “İstikbal derinlerdedir.” diyorum ve daha derinlere inerek, daha fazla madenleri, daha fazla jeotermal kaynakları, petrolü bulacağız ve bunu mutlaka ülkemizin zenginliklerine katacağız.
Bununla ilgili neler yaptık? Tabii, bunlar parasız olmaz. TPAO’nun bütçesi biz gelene kadar 50 milyon doları geçmiyordu. Biz, bunu 8 kat artırdık, yüzde 8 değil 8 kat artırdık. Dolayısıyla, şu anda TPAO’cular sadece karada değil denizlerde de bu çalışmalarını sürdürüyorlar. Bununla ilgili de inşallah 2015 yılına kadar o mesut sürprizleri gerçekleştirerek, dışa bağımlılığımızı petrol ve doğal gazda da inşallah azaltacağız ve belki de ortadan kaldıracağız. Ama, bu, ancak inançlı kadrolarla ve çalışarak olur. Bunun için yoğun çalışmalarımız sürüyor ve bunları yapmaya da devam edeceğiz.
Tabii, bunları yaparken, aynı zamanda yatırımları tabana yaymak için yeni kavramlar da oluşturduk. Bunlardan rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerjiyle birlikte küçük hidroelektrik santraller “değirmen türü” dediğimiz “nehir türü” dediğimiz türbinlerle ilgili şirket kuruluşları başladı. Hedefimiz 3 bin civarında yeni enerji KOBİ’sidir. Bu KOBİ’lerde çalışacak vatandaşlarımız. Milletimiz burada zenginliklerine yeni zenginlikler katacak.
Bundan sonraki hedefimiz de şu anda bunu gerçekleştirdik, 14 cins türbin yaptık. Bular “cek, cak”lı cümleler değil, yaptık. TEMSAN adlı kuruluşumuz bir otomobilin bagajında taşınabilecek kadar küçük, bir tırın taşıyamayacağı kadar büyük 14 çeşit türbin yaptı. Şimdi bunların üretimini artıracağız ve bunlar, nehirlerden elektrik üretecekler. Bunların toplamı 6 Atatürk Barajı yapıyor. Bu suların toplamı, başlattığımız projelerle beraber 6 Atatürk Barajı yapıyor. Bunlar daha evvel boşa gidiyordu. Bunları konuşmadan, olayı çok dar bir bant aralığında almak gerçekten haksızlık olur, çalışan arkadaşlarıma haksızlık olur.
Evet, bazı atamalarda vekâletle yürütüyoruz. Bu, bizim hassasiyetimizi gösterir. Biz, onların bir kısmını da yazdık. Şu anda teklifini ettik Sayın Başbakanımıza. Sayın Başbakanımızın da bu noktada hassasiyeti var. Tabii, biz bunları istediğimiz şekilde de doldurabilirdik. Ama, esas düşünmeniz gereken farklı bir şey: Peki, bu kadrolar vekâletle yürürken, bu işler nasıl başarılıyor? Bu Bakü-Tiflis-Ceyhanlar, Şahdenizler, bu nükleer enerjiyle ilgili çalışmalar, bu doğal gazla yapılan çalışmalar. Doğal gaz, 9 vilayetle aldık 50 vilayete çıktı. Kolay bir iş değil bu. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu iş kolay bir iş değil.
Ayrıca, 4 bin kilometre çelik boru vardı Türkiye’de doğal gazla ilgili biz gelmeden, toplamı bu. Şu anda 10.500 kilometreye ulaştı bu, 10.500 Yani bu, az bir çalışma değil. Hani “demir ağlarla ördük” diye bahsettiğimiz Türkiye’mizi, şimdi çelik borularla… Hava kirliliğiyle mücadelede bu doğal gaz çalışmalarını sürdürüyoruz. Bunlar, ancak terleyerek olur, inanarak olur, devletine güvenle olur. (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz Türkiye’yi, biz ülkemizi, devletimizi, Türk milletini dünyanın en büyük on ekonomisi arasına dâhil edeceğiz. Bu da ancak çalışmayla olur. Bu, ancak vatanına güvenerek olur, milletine güvenerek, devletine güvenerek olur. Bu çalışmaları da süratli bir şekilde yapıyoruz.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman)Adıyaman ne oldu Sayın Bakan?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Devamla)Bunun dışında, enerji tarımı diye bir konsept geliştirdik. Petrol ararken, aynı zamanda, tarımda da hem biyodizel elde etmek hem aynı zamanda biyoetanol elde ederek, biri benzinin yerine, diğeri de mazotun yerine kullanılacak çalışmalar sürdürdük. Bu gerçekleşirse benzinde yüzde 30, dizelde yüzde 15; toplam olarak da 350 bin aileye ilave geçim imkânı sağlayacak. Boş sahaları bu şekilde değerlendirmiş olacağız.
Tabii, bunu yaparken aynı zamanda bir enerji diplomasisi sürdürüyoruz. Bu da yeni bir kavramdır. Enerji diplomasisinde gene, gerek İran meselesinde gerek Irak meselesinde gerek Avrupa ve Balkanlarda ve Kafkaslarda ve şimdi de Türk cumhuriyetlerinde bunu gerçekleştireceğiz. Daha evvel bunların sözü ediliyordu. Biz Azerbaycan’ın petrolünü aldık, dağları tepeleri aşarak Ceyhan’da denize indirdik. Her gün 1 milyon varil petrol akıyor arkadaşlar, 1 varil değil, 1 milyon varil; gözünüzün önüne getirin, sabahtan akşama kadar 1 milyon varil ve bu tankerlere yükleniyor.
Şahdeniz Projesi: Azerbaycan’ın gazını çıkarttık ve oradan, Hazar Denizi’nden dağları tepeleri aşarak bunu millî ekonomimize kattık, bir miktarını da Yunanistan’a verdik, bu İtalya’ya gidecek.
Nabucco: Türkiye-Bulgaristan-Romanya-Avusturya ve Macaristan’a gidecek Nabucco Projesi yürüyor. Bunları düşünmeden, bunları söylemeden nasıl enerjiyi bu kadar dar bir aralığa sıkıştırabilirsiniz?
Ve üstelik biz bunları yaparken beş yılda yaklaşık altmış bin ihale yaptık. Bunların içinde çok küçükleri de var, maden ruhsatlarının verilmesi de var, bunların içinde çok büyük ihaleler de var. Bu altmış bin ihalenin içinde tabii ki yanlışlıklar da varsa üzerine gidiyoruz. Mühim olan şey, üzerine gitmektir, saklamak değildir. Bunun içinde de bir iki tane yanlış varsa onların da gözünün yaşına bakmadan bunu yapıyoruz ve neticede biz bunları tespit ediyoruz. Sayın Başbakanımızın direktifiyle yaptık biz bunları. Sayın Başbakanımız bizzat bu işleri takip eden, bu detaylara kadar inebilen, çalışkan bir liderdir. Dolayısıyla biz onun ekibi olarak bu çalışmaları sürdürüyoruz. Mühim olan bunları ortaya çıkarmaktır, bunlara izin vermemektir. İyi yaparsa alkışlıyoruz, yükseltiyoruz; kötü yaparsa da ona göre de bunun değerlendirmesini yapıyoruz. Bu şekilde ancak başarılı olabiliriz ve bu şekilde çalıştığımız için biz sonuç alıyoruz. Onun için bu olayları bir bütün içinde, büyük bir resmin parçası olarak, enerji politikamızın parçası olarak görmemiz lazım.
Elektrikte de, bakınız, ben size birkaç tane de rakam vereyim: 31,8 megavattı aldığımızda, bunu 40,9’a çıkarttık, yaklaşık 10 bin megavat buna dâhil edildi. Bunların içinde, bizim dönemimizde başlayıp bitenler, aşağı yukarı 3 bin megavattır; ayrıca da 6 bin 500 megavata da kazma vuruldu, bunlar da bitmek üzere. Bunları biz isteseydik, daha evvelkiler gibi alım garantisiyle alır, altı ayda Türkiye’nin bütün enerji ihtiyacını karşılardık, ama, çocuklarımız, torunlarımız bundan çok büyük sıkıntı çekerlerdi. Biz bunu özel sektöre… Zaten kanunun gereği bu, biz istesek de enerji yatırımı yapamıyoruz kanunun gereği olarak. Onun için, biz bunu özel sektöre… Bu bir modeldir ve bizden önceki kanun değişikliğinin gereği olarak yapıyoruz. Mühim olan şudur: Bu özel sektörü biz, yatırıma teşvik ettik. Dün akşam ben… Dün, 2 defa İstanbul’a gidip geldim, 2 defa gidip geldim. En son, yani, ikinci gidişimde GAMA’yla General Electrics’in yatırım anlaşmasının toplantısına katıldım; dünya devidir ve üstelik bunlar, Türkiye’ye bir kuruş dahi yük olmadan bu yatırımları yapacaklar ve enerji yatırımları yapıyorlar. Bu enerji yatırımları gerçekleştiği takdirde Türkiye’miz, tabii ki, geleceğe hazırlanmış olacak. Bizim şu andaki derdimiz bugün değil, geçmişi de değil. Biz şimdi ileriye doğru bakıyoruz ve geleceği inşa ediyoruz. Bu bakımdan, özel sektörün son bir-bir buçuk yılda yatırıma olan bu hassasiyeti bizi memnun ediyor. İşte, tam rekabetçi bir ortam bu şekilde gerçekleşmiş olacak. Biz, altyapıyı yapıyoruz.
Madenlere gelince: Madenlerde bu yasaları değiştirerek önemli adımlar attık ve büyük bir artış meydana geldi. Bunlardan, başta mermer olmak üzere -mermerde harika bir çalışma yapılıyor- mermer işleme makineleri de dâhil, yepyeni bir sektör oluştu, İtalya’yla yarışıyoruz ve Türkiye, burada önemli bir noktaya girdi.
Kömürde yeni sahalar bulduk. MTA, işte o mesut sürprizleri çalışarak yapıyor, sondajlarıyla yapıyor. 800 milyon ton yeni kömür rezervi buldu. Buna 600 milyon ton daha ekleyeceğiz yakında. Bunu yaptığımız zaman 1,4 milyar ton yapar. Bu bizim büyük bir zenginliğimiz ve kömür bulmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin altında kömür yatıyor. Trakya başta olmak üzere, biz bunları çıkartıyoruz.
Şimdi, borla ilgili de, ayrıca 1 milyar ton da -zaten rezervlerimiz iyiydi- ilave rezerv daha bulduk bu çalışmalarla. Bor Araştırma Enstitümüzde de güzel çalışmalar yapılıyor. Sözü geçtiği için söyleyeceğim, sodyum bor hidrür sentezini başarıyla yaptık ve pilot tesis üretime açılma aşamasında.
Ayrıca, Hidrojen Teknoloji Merkezini, dünyanın tek merkezini İstanbul’a kurduk ve orada da çok ciddi çalışmalar yapıyor, geleceğin enerjisi bu. Ve sodyum bor hidrürle birlikte olacak hidrojen taşıyıcı olarak kullanılıyor, bunu da çok şükür başardık.
Roket yakıtlarında katkı malzemesi olarak kullanılacak elementer borun da sentezi yapıldı, pilot çalışması şu anda yürütülüyor. Tesisten sonra bunun endüstriyel boyutuna geçeceğiz.
Hekzagonal bor diye bir bor ürettik. Bunu, motor yağlarında kullanacağız. Bu da özel sektörle birlikte gerçekleşti. Motor yağına kattığınız zaman sürtünmeyi azaltıyor ve enerji tasarrufuyla beraber hayatını uzatıyor, aynı zamanda ömrünü uzatıyor. Bu bakımdan, bu da önemli buluşlardan bir tanesi.
Çimento yapımında, Türk tipi çimentoyu geliştirdik Devlet Su İşlerinin laboratuvarlarında ve bunu kullanma durumundayız. Ve maliyetini düşürüyor, çevre kirliliğini önlüyor, önemli katkılarda bulunuyor önlenmesinde.
Mikro besleyici olarak, dört ayrı üniversitenin ziraat bölümlerinde, laboratuvar ölçeğinde değil, arazi ölçeğinde mikro besleyiciyi kullandık. Buğdayda önemli artışlar meydana geldi, yoncada önemli artışlar meydana geldi. Diğer ürünleri saymıyorum. Bunlarla da biz aynı zamanda hem açlıkla mücadelede hem ülkemizin tarımsal zenginliklerine önemli katkılarda bulunacağız.
Bunun dışında, bina izolasyonu çinko borat ve seramikte kullanılmaları noktasında sanayi uygulamalarına başlandı. Bunlar önemli. Biz borda, rezervde dünya birincisi, piyasada dünya ikincisiydik. Şimdi, piyasada da dünya birincisi olduk. Ama, amacımız uç ürünleri daha fazla olan yeni ürünlere, tıpkı diğer madende olduğu gibi, bunun üzerine gitmek.
Ayrıca, bentonit gibi, çabazit gibi, zeolit gibi, perlit gibi ürünlerde de yeni sahalar, yeni çalışmalar yapıyoruz. Bu da madenciliğimizde bize önemli katkılarda bulunacak diğer ürünler. Bu bakımdan, çalışmaları bir bütün hâlinde ele alıyoruz.
Burada, bir de altın meselesi var. Altına tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. Biz şu anda rezerv bakımından…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
66 konuşma daha · 11 Aralık 2007