İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Mehmet Küçükaşık

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 1.396 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Küçükaşık (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.396 kelime.

Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Toplumun, kamu erkini kullananlardan ve devletten beklentileri nelerdir? Bu sorunun yanıtı en yalın biçimiyle, kamu hizmetlerinin yeterli ve nitelikli bir biçimde kendisine sunulmasıdır; ancak, hepimizin bildiği gibi, ülkemizde uzun yıllardır bu hizmetler kaliteli bir biçimde halka sunulamamakta; ayrıca, her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu borç batağı, izlenen IMF odaklı politikalar kamu hizmetlerini felç olma noktasına getirmiştir. Vatandaşın, bir taraftan vergisini öderken, diğer taraftan basit bir kamu hizmetinden yararlanmak amacıyla "önce, vezneye paranı yatır" muamelesiyle karşı karşıya kalması, devlet-vatandaş ilişkilerini iyiden iyiye zıt kutuplara itmiş, vatandaş, devletten korkar hale gelmiştir. Bu noktada, artık, ne yazık ki, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri gibi temel kamu hizmetlerinin parası olan için en iyi şekilde verilebildiği, geriye kalan kesimin ise kaderiyle baş başa bırakıldığı görülmektedir.

Peki, devletin görevi nedir? Kâr amacı güden ve açıklarını kapatmak için milletin sırtına yeni yükler getiren, vatandaşını müşteri gibi gören bir yönetim biçimini mi benimsemektir?! Eğer, gerçekten, siyasî olarak bu benimsenmişse, bu, bir tercihtir ve iktidarın, bunu açıkça belirtmesi daha net anlaşılmasına neden olacaktır. Ancak, şurası unutulmamalıdır; Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir ve bu, Anayasayla güvence altına alınmıştır.

Maddenin (a) bendinde destek hizmet birimlerinin görevleri sayılmış ve "yapma, yaptırma, satın alma, kiralama, bakım ve onarım, arşiv, sağlık ve benzeri her türlü idarî ve malî hizmetleri yürütmek" denilmiştir.

Bu arada, Sayın Devlet Bakanımız buradayken -pardon, gitmiş herhalde- yapma ve satın alma derken, son günlerde medyada iki ilginç olay vardı; ben o anlamda kendilerine sormak istemiştim. Biliyorsunuz, Sayın Maliye Bakanımızın oğlunun gümrüklerde oynamayla ilgili, mısırdan sonra, yine Fatih Altaylı'nın köşesinde ilginç bir haber daha çıktı. Bu sefer pirinç satın alınmış; yani, şu anda, bu yasayla birlikte getirilmek istenilen "idarî ve siyasî liberizasyon" diyorsunuz. Daha önce de, ekonomik liberizasyon yapmak istiyordu Sayın Özal. O zaman da, biz biliyoruz ki, terlik yüklü gemiler gümrüğe gelirdi ve bir günde gümrükte muafiyetleri iner, kalkardı. Şimdi de, ne yazık ki, yine bazı istisnaî kişilere, gümrüklerde oynayarak veya sürelerde oynayarak, pirinçte, buğdayda... Eskiden de baldo pirinç vardı; şimdi, yine bunun takibi edildi. Ben, bu konuda net bir cevap almak istiyordum; ama, Sayın Tüzmen gitmiş. Sayın Bakan onu cevaplandırırsa sevinirim. Yani, biz, merak ediyoruz; çünkü, kamuoyunda yayımlandı. Bu pirinci ithal eden kişiler, imtiyazlı kişiler kimler? Gerçekten de, Sayın Hükümetin bunu cevaplandırması gerektiğine inanıyorum.

Tasarının diğer maddelerinde görülen iş gördürme, yaptırma merakına bu maddede de yer verilmiştir. Şirket-müşteri ilişkisine özenti, kamu hizmeti kavramı içinin boşaltılması, yok edilmesi, ileride ciddî sorunlara gebe olacaktır.

Sağlık hizmetlerinin, destek hizmetleri daire başkanlığı altında yürütülmesi mümkün görülmemektedir. Sağlık hizmetleri uzmanlık isteyen bir daldır ve hizmetin yürütülebilmesi özel bir yönetim ister. Tasarıda, bu daire başkanlığının, bir taraftan taşınır ve taşınmaz mal kayıtlarını tutacağı (b) bendinde, bir taraftan bakanlık sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini yürüteceği (c) bendinde, satın alma, arşiv, bakım, onarım hizmetlerini yerine getireceği (a) bendinde belirtilmektedir. Kamuda nitelikli ve uzman kadrolar ihtiyacının ortada olduğu bir noktada atanacak bu başkanlığı yürütecek bir daire başkanının, birbiriyle hiç ilişkisi olmayan bu konularda nasıl başarılı bir yönetim sergileyeceği ciddî bir sorundur.

Tasarının "merkezî idare tarafından yürütülecek görev ve hizmetler" başlıklı 7 nci maddesinin arasında (h) bendinde, acil durum yönetimi ve sivil savunmayla ilgili ulusal düzeyde yapılması gereken görev ve hizmetlerde bu kavram kapsam arasında sayılmıştır. Kuşkusuz, bu konuda taşraya ve yerel yönetimlere düşen sorumluluklar bulunmakla birlikte, ulusal düzeyde yapılması gereken çok önemli görevler de bulunmaktadır. Buna karşılık, ülkemiz için gerçekten çok önemli olan bu iki konuda yalnızca sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek görevi, tasarının 36 ncı maddesinde destek hizmetleri daire başkanlığının bir birimiyle ilişkilendirilerek yer almıştır. Bu, doğal afetleri de içermesi gereken acil yönetim konularıyla ilgili olarak hiçbir bakanlıkta çalışma yapılmayacağı anlamına gelmektedir.

Bunca yıllık doğal afet deneyimlerinden de anlaşılmaktadır ki, bu hizmetin başarıyla yürütülmesi, tüm ilgili kurum ve kuruluşlarda önceden yapılmış çalışmalara ve planlara ve bunlar arasında taşrada ve merkezde yapılacak çok sıkı bir koordinasyona bağlıdır. Bakanlıklarda bu görevin sahibi, tasarıya göre, bulunmamaktadır. Diğer taraftan, gerçekte doğal afetleri de içeren sivil savunma hizmetleri, destek hizmetleri dairesinin rutin ve sürekli olan ayrıntılı görev ve çalışmaları içinde kaybolacak, önemini ve işlevini de yitirecektir. Özellikle, Türkiye gibi, deprem kuşağı üzerinde bulunan ve afetlerin sıkça yaşandığı bir ülkede, hazırlıklar sürekli bir biçimde yapılmadan, alınması gerekli önlemler ve çalışmalar planlanmadan, bu konularda başarı şansı olamaz. Bunun için de, güçlü bir örgüt yapısına ihtiyaç bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığında genel müdürlük olarak örgütlenen bu hizmet, 36 ncı maddede yapılacak bir değişiklikle, diğer bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde bağımsız bir daire olarak örgütlenmeli; bunlar, bünyesinde doğal afetleri de kapsar biçimde İçişleri Bakanlığına bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğüyle birbirine paralel çalışmalar yapmalıdır.

Arkadaşlar, dün, Çorum Milletvekilimiz Sayın Agâh Kafkas bir konuşma yaptı burada ve Cumhuriyet Halk Partisini eleştirdi. Ben, bu hafta içerisindeki bir konuşmamda biz, burada, temel konuları ilgilendiren sadece bir yasa çıkardık; o da İş Kanunu demiştim; bayağı bir tepki almıştım, diğer yasaları anlaşarak çıkardık, afları, diğerlerini, hepsini anlaşarak çıkardık diye.

Şimdi, bakınız, o konuda, biz "bu tasarı, sosyal devlet anlayışını yok ediyor" diyoruz.

Sayın Agâh Kafkas'ın konuşmasını aynen okuyacağım; bu kürsüde yaptı; tehditkâr bir konuşmaydı. Şunu söylüyor kendisi: "Çalışma yasaları da teknik düzenlemelerdir; ancak, bunların felsefesi çok önemlidir."

Felsefe... Yani, bir yasayı çıkarırken, hangi felsefeyle çıkacağı çok önemlidir. Biz de diyoruz ki, Ömer Dinçer'in felsefesi çıkarıyor bu yasayı; anlayın.

Agâh Kafkas, İş Yasasının hangi felsefeyle düzenleneceğini, çıkarılacağını, düzenlendiğini anlamış da, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının hangi felsefeyle çıkarılacağını hâlâ anlamamış.

Devam ediyorum, bakınız şöyle diyor: "İş hukukunun temel esprisi 'işçiyi koruma, güçsüzü ve mağduru koruma' ilkesinden hareket eder. Sosyal devletin temel esprisi de 'çalışanı, zayıfı koruma' anlayışının bir yansımasıdır ve yasalar bu espri çerçevesinde yürümelidir."

Arkadaşlar, biz, kamu personel rejimini yok edeceksiniz diyoruz, değişecek diyoruz, sosyal devlet ilkesini zedeliyorsunuz diyoruz. Bunlara da "hayır" dediniz.

Bakın, Sayın Kafkas daha başka şeyler de söylüyor, çok ilginç şeyler söylüyor: "Bunların şu ana kadar düzeltilmesi için, Partim içinde, yetkililerle uzun süredir bir çalışma sürdürüyorum. Bilgim, aklım, tecrübem, özgür iradem, parlamenter sorumluluğum ve yaşamım boyunca ödün vermemeye çalıştığım ilkelerim gereği, bu maddeler düzeltilmediği takdirde; ayrıca, 18 inci maddedeki iş güvencesi kapsamını genişleten, işçi sayısını 30'a çıkaran madde düzeltilmediği takdirde ve ayrıca, iş güvencesinin tazminatlarıyla oynandığı takdirde -beş altı noktayı sayıp- ben, istifa ederim arkadaş" demişti burada, açıkçası. Ne oldu; düzeltildi mi? 30 kişiden 10 kişiye indi mi? Hani temel felsefesi?!. Hani çalışanı?! Ezileni koruma felsefesinden vaz mı geçtiniz de bu sözlerden vazgeçiyorsunuz? Ondan sonra çıkıyorsunuz bu kürsüye, sürekli olarak diyorsunuz ki, Cumhuriyet Halk Partisi böyle yapıyor... Yapmayın... Tutanaklar burada, konuştuklarınız burada. Konuştuklarınızı yapın, konuştuklarınızı yapın...

Bakın, Türkiye'de, yıllardan beri bir özentiniz var. Bakın arkadaşlar, Sayın Bakan dün de bir konuşma yaptı, Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişinden bahsetti. Biz, seksen yıllık tarihimizden övünç ve gururla bahsediyoruz; tüm hatalarımızı, tüm günahlarımızı sevaplarımızı da seve seve kabul ediyoruz; ama, buradaki herkes, kendi arkasına bir baksın; kendi arkasında hangi yanlışlıklar, hangi hatalar var, çok iyi baksın. Konuşurken, sanki öyle bir noktadasınız ki -burada 365 kişisiniz- sanki dünyaya 3 Kasım 2002'de geldiniz... Yapmayın arkadaşlar, yapmayın... Dün neler söyledikleriniz belli, bugün neler söyledikleriniz belli, burada söyledikleriniz belli. Hepiniz değişik siyasal partilerden geldiniz.

AHMET YENİ (Samsun)Siz ne söylüyorsunuz, ona bakın.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Bakınız, Türkiye'de, o deneme, 1983'te yapıldı, ANAP'la yapıldı, ekonomik liberizasyon diye yapıldı. Şimdi, size aynı şey yaptırılmaya çalışılıyor. Size, şimdi, siyasî liberizasyon diyorlar; yapmayın, allahaşkına yapmayın... Yönelişim dediğiniz bu.

AHMET YENİ (Samsun)Siz ne söylüyorsunuz?

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Türkiye'nin mevcut devlet yapısını parçalayacaksınız, yerele vermekle, özel sektöre devredeceksiniz...

AHMET YENİ (Samsun)Halkımıza güven duyun.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)...yabancı sermayeye devredeceksiniz; çünkü, yabancı sermaye yerli sermaye arasında bir ayırım, artık, bırakmadınız, kalktı. Bakın "her şey iyiye gidiyor.."

AHMET YENİ (Samsun)Halkımıza güven duyun.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)"Halkımızın durumu çok iyiye gidiyor..."

Bakın, ben, size bir örnek vereyim ihracatla alakalı. Çok iyi gidiyor ihracat, değil mi? Ben, geçen çarşamba günü burada bir konuşma yaptım; bu dolar kuruyla, Türk ihracatçısını öldürürsünüz dedim; çünkü, ihracatçının bütün girdilerinde kur 1 650 000 lira üzerinden hesaplandı; ama, dolar 1 350 000 lira; zarar ediyor... Buyurun, Uludağ İhracatçılar Birliğinin ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının rakamlarını okuyayım size: Geçen yıldan bu şubat ayının 15'ine kadar, ihracatta, hazır giyimde eksi yüzde 25, halıda eksi yüzde 17, hububatta eksi yüzde 11, ağaçta eksi yüzde 52, elektrikte eksi yüzde 37, çimentoda eksi yüzde 51, taşıt araçlarında sadece yüzde 9 artış var.

AHMET YENİ (Samsun)Kanun maddesiyle alakalı mı?

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Tabiî; bakın, ben, yönetim biçiminizi anlatıyorum, devleti idare etmekten bahsediyorum, kamu reformundan bahsediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

96 konuşma daha · 28 Şubat 2004

96 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook