İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 105. BİRLEŞİM · SALI

İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)

Mehmet Küçükaşık

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mayıs 2005 · 1.080 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Küçükaşık (CHP), 31 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İCRA VE İFLAS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (S.S.915)); konuşma 1.080 kelime.

Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “İcra ve iflas kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin (s.s.915)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2005-05-31-icra-ve-iflas-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-s-s-915-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 915 sıra sayılı yasa teklifinin 9 uncu maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarım.

Madde, İcra ve İflas Kanununun 338 inci maddesini değiştirmektedir. Esas itibariyle, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmayı düzenleyen, yapılan bu değişiklikle, eskiden icra tetkik merciinin yetkisinde olan düzenleme şimdi genel mahkemelere bırakılmakta ve aynı şekilde, daha önce bir aydan altı aya kadar olan hafif hapis cezası, şimdi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası haline getirilmektedir. 2003 yılında yapılan değişiklikten önce, bildiğiniz gibi, yine buradaki hapis cezası, bir seneye kadar hapis cezasıydı. Şimdi yapılan bu değişiklikle, biz, tekrar, iki yıl önceki konumumuza geri dönmüş bulunmaktayız; fakat, burada ince bir nokta var. Daha önce icra tetkik mercii tarafından verilen, gerçeğe aykırı mal beyanında bulunan borçlunun bir ay hapse mahkûmiyeti, herhangi bir şekilde tecil edilemez bir haldeydi. Borçlu, ancak borcun tamamını ödediği takdirde ya da alacaklı şikâyetinden vazgeçtiği takdirde hapis cezasını yatmaktan kurtuluyor idi; ama, şu anda yapılan düzenlemeyle, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilmekle, artık, kısa süreli hafif hapis cezasına döndürülüyor ve Türk Ceza Kanununun 50 ve 51 inci maddelerini uygulama olanağı bulunuyor. Yani, daha önce icra tetkik mercii bu cezayı tecil etmezdi. Şimdi, biz, ceza mahkemesine tecil etme yetkisini veriyoruz -ne olacak pekâlâ bu- veya bunu kısa süreli hapis cezaları gibi, tedbir cezası gibi diğer cezalara çevirme imkânını, olanağını tanıyoruz biz yargıca.

Şimdi, icra cezalarındaki, bildiğiniz gibi, en büyük sorun, tahsilat sorunu. Ne yazık ki, ülkemizdeki ekonomik sorunlar nedeniyle ve özellikle Çek Yasasında yaptığımız değişiklikle hapis cezalarını kaldırdığımızdan dolayı, şu anda, hiçbir icra dosyası, ne yazık ki, infaz edilememekte. Bunun birçok nedeni var. İcra iflas dairelerimizin konumu, vatandaşımızın konumu, hapis cezalarının ortadan kalkması, birçok ilçede ve ilde yediemin depolarının bulunmaması gibi sorunlarla, birçok alacak tahsil edilemez haldeydi ve giderek, icra dosyaları zamanaşımına uğrar bir şekilde, infaz edilemez halde, hem alacaklılar alacaklarını tahsil edemiyordu hem hukukçular, avukatlarımız da görevini yerine getirememenin sıkıntısını yaşıyorlar idi. Bu nedenle, alacaklının alacağını tahsil edememesinin en büyük nedenlerinden bir tanesi, borçlu ya mal beyanında bulunmadığı zaman hapsen tazyik ya da gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmadığı zaman, mahkûmiyet kararı verildiği zaman, gerçekten de, kötü niyetli olan borçlu, içeride yatmamak için, gelip borcunu ödüyordu ya da taksit talebinde bulunuyordu. Bu şekilde de şikâyetçi veya alacaklı şikâyetinden vazgeçtiği takdirde ise, o zaman, para tahsil edilebilir bir konuma geliyor idi.

Şimdi, biz, ne yapıyoruz?.. Buradaki şeklî hapis cezasını kaldırarak hâkime tecil etme yetkisini veya diğer hapis sürelerine çevirme yetkisini verdiğimiz takdirde, büyük bir ihtimalle, ne yazık ki, bu şekilde de hiçbir şekilde alacağın tahsil edilemeyeceği kanısını taşıyorum; yani, biz, 1 Hazirana kadar, evet, bu yasayı değiştirelim diyoruz da Ceza Kanununa da uyumu gösterelim diyoruz; ama, İcra Yasası ayrı bir yargılama ve şeklî bir suçu, biz, genel suç niteliğine getirdiğimizde, infaz edilebilir ve paranın tahsilinden de tamamen uzaklaşılır bir halde olduğunu görüyorum.

Maddenin ikinci bendinde, daha önce ikinci ve üçüncü bent birleştirilmiş ve tek bir bent haline getirilmişti. borç ödemenin... Aciz vesikası alınan bir borçlu, beş yıl içerisinde, tekrar, asgarî ücretten daha fazla bir gelir elde ettiği takdirde ve bu gelirini beyan etmediği takdirde bir yıla kadar hapis cezasıyla mahkûm ediliyordu -burada herhangi bir değişiklik yok- ve hâkim asgarî ücretin üstünde belirlenen bir miktarı, taksitler halinde, borcun ödenmesine karar veriyordu; ödemediği takdirde de, bir yıla kadar hapsen tazyik cezası veriliyordu; borçlu, eğer borcunun tamamını öderse ya da taksitler halinde ödemeye başlarsa, hapisten çıkacak idi.

Şimdi, buradaki düzenlemede yine bir yanlışlık yapıyoruz. Borçlu, ödemelerini tekrar keserse, eski metinde, geri kalan cezası infaz olunur; ancak, bakiye borcun tamamını ödediği takdirde cezadan kurtulur hükmü var idi; fakat, şimdi yapılan düzenlemede, hapsin tatbikine başladıktan sonra, borçlu, borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir, ödemelerini keserse hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir; ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez diyoruz. Yani, borçlu, hapisten çıktıktan sonra borcunu ödeyip de bir ay sonra vazgeçtiği takdirde, yeniden, bir hapsen tazyik cezası verilecek; ama, borcun tümünün ödenmesi yine garanti altına alınmıyor. Bu değişikliğin niçin yapıldığını ben anlamış değilim. Bu, yine, tahsilatın zorlandırılması, borçlunun borcunu ödemesini zorlandırıcı bir hüküm halinde. Eski metne dönülmesinin çok daha yararlı olacağı kanaatindeyim.

Evet, arkadaşlar "engelleme yapıyorsunuz" diyorlar. Bence, bu, çok ters bir metin. Biz, bakın, bir önerge de vermiyoruz bu konuda tekrar geriye dönülmesi için veya zaman uzatılması için; ama, bu yasa teklifinde hepimizin dikkatini çeken bir husus var arkadaşlar, temel bir husus var. Gerçekten de -ben, 1 inci maddede konuşurken de aynı şeyi söyledim- biz şüpheyle bakıyoruz bu yasa teklifine, gerçekten şüpheyle bakıyoruz. Sayın Muzaffer Külcü "hayır, biz bu hatamızı düzeltiyoruz" dedi. O da 1 inci maddede şahsı adına söz aldığında, bana bir cevap verdi: "Hayır, biz bir hata yapıyorsak bunu düzeltiyoruz." Ben hatanın niçin yapıldığını sorgulamaya çalışıyorum, ben onu sormaya çalıştım. Getirilen 1 inci madde, hükümetin tasarısı. Sayın Sadullah Ergin onu teklif olarak kendisi verdi; ama, hükümet o tasarıyı getirirken niye iflastaki tüzelkişileri çıkardı, niye konkordatoları çıkardı? Benim sormak istediğim soru bu. Şimdi, önerge verilerek o tekrar düzeltildi. "Ee, biz artık düzeltiyoruz bunu..." İyi, güzel de niye getirdiniz bu değişikliği; hangi ihtiyaçtı?

Şimdi, diğer maddelere baktığımızda, tüm arkadaşlarımın konuşmalarında olduğu gibi, 332/a'daki, 333/a'daki, b'deki değişikliklere baktığımızda, biz sanki yasaların... 1 Hazirana kadar sıkışmış olan bu trafikte, bazı insanların adlî kovuşturmadan kurtarılması için, yavaş yavaş, tuzaklar olduğu hepimizin beyninde canlanıyor. Her maddeyi okuduğumuzda da aynı şeyi tekrar ediyoruz. Ne yazık ki hep aynı şey, değişen bir şey gözükmüyor burada. İyi niyet varsa, biz Ceza Yasasını bir yıl tartıştık kamuoyunda. İcra ve İflas Yasasındaki değişiklikler de buna tabi olacaktı. Bu, Adalet Bakanlığı personeli tarafından veya uygulayıcılar tarafından şimdiye kadar hiçbir şekilde belirtilmedi mi, görülmedi mi bu da son güne kadar geldi? Evet, biz bu akşam bunu saat 12'ye kadar yetiştirmeye çalışıyoruz diyoruz hepimiz de ve hepimiz, hukukçu kimliğimizle baktığımızda, milyonlarca insanın alacağını alamadığını veya alacaklının ve borçlunun mağdur olduğunu, gerek mahkemelerin gerek avukatların gerekse hâkimlerin büyük bir baskı altında olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde, Yargıtayda temyiz aşamasında olan birsürü bu şekildeki dosyaların, gerek mal beyanında bulunmama gerekse gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçundan Yargıtayda dosyaların bekletildiğini de biliyoruz. Biz, yine aynı şekilde, dosyalar içerisinde bölge istinaf mahkemelerini de getirdik, bölge adliye mahkemelerini de getirdik; orada hangi uygulamalarla karşılaşacağımızı da bilmiyoruz.

O nedenle, şimdiye kadar getirilen bu maddedeki düzenlemelere baktığımızda, bence, tekrar hapsen tazyiğin devamı çok daha yerinde olacaktır; çünkü, genel ceza mahkemesine hapsi erteleme yetkisini vermek veya 50 ve 51 inci maddelerdeki yetkileri verdiğimiz takdirde, ben, kesinlikle borçluların borçlarını ödeyemeyecekleri ve alacaklıların da tüm alacaklarını tahsil edemeyeceği endişesi taşıyorum.

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 31 Mayıs 2005

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook