İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur

Mehmet Kurt

Samsun Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 36. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Aralık 2005 · 984 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Kurt (AK Parti), 19 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(ADALET BAK.,CEZA VE İNFAZ KUR.İLE TUTUKEVLERİ İŞ YURTLARI KUR.,TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ BAŞK.,YARGITAY BAŞK.) 9 UNCU TUR); konuşma 984 kelime.

Mehmet Kurt (AK Parti, Samsun). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(adalet bak.,ceza ve infaz kur.ile tutukevleri iş yurtları kur.,türkiye adalet akademisi başk.,yargıtay başk.) 9 uncu tur”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kurt-22-2005-12-19-2006-merkezi-butce-kan-tas-adalet-bak-ceza-ve-infaz-kur-ile-tutukevl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET KURT (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısındaki Adalet Bakanlığı Bütçesi hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Yasa, Bakanlığın görevlerini ve üstlendiği sorumluluğun çerçevesini çizmiştir. Bu kanunun amacı, adalet kurumlarının açılması, geliştirilmesi ve denetimi, adalet hizmetleriyle ilgili araştırma ve hukukî düzenlemelerin yapılması, bakanlıklarca hazırlanan kanun ve kanun hükmündeki kararname taslaklarının Türk hukuk sistemi ve kanun yapma tekniğine uygunluğunun incelenmesi ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmektir.

Değerli milletvekilleri, çıkarılan her yasa, dönemin anlayışını yansıtmakta ve ihtiyaçlarını karşılamaktadır; ancak, son yıllarda ülkemiz açısından hızlı bir değişim yaşanmakta, buna karşılık, yasalar bugünün ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Özellikle 1963 Ankara Anlaşmasıyla birlikte, Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğini gündeme almış ve çalışmalarını bu yönde yapmaya özen göstermiştir. Bu nedenle, zaman içerisinde çok sayıda yasada değişiklik yapılmak suretiyle kanunların bütünlüğü bozulmuş, parça parça değişiklikler, günün ihtiyacını karşılar diye düşünülmüştür. Bunun tabiî bir sonucu olarak da, birkısım temel yasaları yeni baştan ele almak mecburiyeti doğmuştur.

Özellikle son üç yıl içerisinde, Meclisimiz, iktidar ve muhalefet olarak önemli bir uzlaşma örneği göstererek, demokrasi ve hukuk adına gayretle çalışmış ve geniş kapsamlı çerçeve yasalar çıkarılmıştır. Bunun sonucunda, 2003-2004 yıllarında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun; 2005 yılı içerisinde, İcra ve İflas Kanunu, Adlî Sicil Kanunu gibi önemli yasalar Meclisimizden geçmiştir. Yine, önümüzdeki zaman diliminde de, ülke geleceğimiz için çok önemli gördüğümüz ve Avrupa Birliği müktesebatıyla doğrudan doğruya ilgili Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, İdarî Yargılama Usulü Yasası, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve Hâkimler ve Savcılar Kanunu da Meclis gündemine gelmiştir. Biliyoruz ki, Hâkimler ve Savcılar Kanunu, daha önceki yasama döneminde Meclisten geçmiş; fakat, Cumhurbaşkanlığı makamınca veto edilmiş ve Meclise iade edilmişti. Bu yasa komisyonlarda görüşülerek Meclis gündemindedir. İnşallah, bu yasa, yasa haline geldiğinde, gerçekleştiğinde, bilhassa adlî personel içerisinde özlük hakları noktasında güzel düzeltmeler, gelişmeler olacağını umuyoruz.

Değerli arkadaşlar, Meclisten çıkarılan kanunlar ile Meclis gündemine gelmek üzere olan kanunlar, Avrupa Birliği ve çağdaşlaşma yolunda ülkemize önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya da devam edecektir. Görülen şu ki, Adalet Bakanlığı yasa çalışmaları konusunda büyük özveri göstermiştir. Çalışmalarından dolayı, başta Sayın Adalet Bakanımız olmak üzere, Bakanlık bürokrat ve personeline, akademisyen arkadaşlara ve emeği geçen herkese huzurlarınızda Grubumuz adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyoruz ki, yargının üzerinde çok ağır bir yük ve çok önemli bir sorumluluk vardır. Ülke nüfusunun artışı, ekonomik ve sosyal nedenler sonucu mahkemelerin iş yükünde önemli artışlar meydana gelmektedir. Şöyle ki: Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu bir asliye ceza mahkemesi hâkiminin yılda ortalama 1 000 dosyaya bakabileceğini öngörmüşken, maalesef, bu sayı, ülkemizde 3 000 dosya civarındadır. Bu hizmet, değerli yargı mensupları tarafından büyük bir özveri içerisinde, 81 il ve 851 ilçede 5 081 adlî, 129 da idarî mahkeme tarafından yürütülmektedir. Bu mahkemelerdeki adlî ve idarî yargı hâkimi ile savcı sayısı şu anda 8 875'tir. Buna karşılık, mevcut kadro sayısı ise 14 683'tür. Bu da demek oluyor ki, halen 5 808 hâkim ve savcı açığı bulunmaktadır.

Avrupa ülkeleriyle kıyaslayacak olursak, durumun ciddiyeti, vahameti daha da ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki: Nüfusu bize yakın olan ülkelerden Almanya'da 26 000 hâkim ve savcı, İngiltere'de 35 000 hâkim ve savcı vardır.

Değerli milletvekilleri, bu kadro açığını birdenbire kapatmak, öncelikle kalite açısından mümkün olmamaktadır. Çözüm, sadece hâkim ve savcı almaktan da ibaret değildir. Hâkim ve savcılık mesleğinde adaylığa alınmış bir kişinin stajını bitirip hâkim sıfatını kazanması için en az iki yıl süre gerekmektedir; yani, bir zaman sıkıntısı söz konusudur. Bir diğer önemli durum da, maalesef, ülkemizdeki hukuk eğitimindeki giderek düşen kalitedir.

Değerli milletvekilleri, Adalet Bakanlığının hâkim ve savcılık mesleğine verdiği önem ve bu doğrultuda yaptığı çalışmalar giderek artmaktadır. Bunun en somut adımı olarak Türkiye Adalet Akademisinin kurulması, Yüce Meclisin oylarıyla gerçekleşmiştir. Burada mesleğe başlayacak adaylar ciddî bir staj döneminden geçmekte, özellikle yabancı dil eğitimine de ağırlık verilmektedir. Ayrıca, bilgisayar kullanımında son derece üstün bir gayret gösterilmekte. Bilgisayarı olmayan hâkim ve savcılarımız kalmamış denebilir. Hatta, şu an itibariyle, hâkim ve savcılarımızın bir an evvel istifade etmeleri ve böylece, yargının hızlandırılması için, daha staj döneminin başında tüm stajyerlere bilgisayar hediye olarak verilmektedir.

Eğitim imkânları için, hem Bakanlık bütçesinden ve hem de Avrupa Birliği fonlarından yararlanılmaktadır. 2005 yılında 1 Haziran tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun üzerinde yargı teşkilatlarında gerekli eğitimin yapılabilmesi için, ülke genelinde 19 bölgede, hâkim ve savcılarımıza seminerler düzenlemek suretiyle gerekli eğitimler verilmiştir.

Ayrıca, Bakanlığın önümüzdeki zaman dilimi içerisinde hayata geçireceği önemli projeler mevcuttur. Bunlardan biri, 11 000 000 euro kaynağı Avrupa Birliği fonlarından sağlanan yargının modernizasyonu ve ceza reformu projesidir. Böylelikle, fizikî mekân itibariyle çok olumsuz olan adliyelerimiz, illerde adliye sarayları, ilçelerde ise modern adliye binalarına kavuşturulmaktadır. Bir diğeri ise, 1 Haziran 2007 tarihi itibariyle kurulacak olan istinaf, yani, bölge adliye mahkemeleridir. O zamana kadar, bu mahkemelerde görev yapacak hâkim ve savcıların eğitimlerinin tamamlanması için 1,5 milyon euro tutarında bir kaynak kullanılacaktır. Bölge adliye mahkemelerinin kurulmasıyla, Yargıtayın yıllık 450 - 500 bin dava dosyasından ibaret olan iş yükü büyük ölçüde hafifleyecektir. Bunun sonucunda, Yargıtayın aslî görevi olana içtihat görevini eksiksiz yerine getirmesi konusunda sıkıntı da ortadan kalkmış olacaktır.

Yine, diğer bir gelişme de, bilinen adıyla ombudsmanlık olan, Yedinci ve Sekizinci Beş Yıllık Planlarda yer verilen kamu denetçiliği yasa tasarısı da, Bakanlık çalışmaları neticesinde Meclis gündemine gelmiş önemli projelerdendir.

Adalet Bakanlığının bir başka gündem konusu da kapatılan adliye ve cezaevleridir. Burada mesele, buraları sadece kapatmaktan ibaret değildir. Geçmiş düşüncenin ürünü olan, neredeyse her ilçeye bir adliye ve bir cezaevi uygulaması, bugünün koşullarına bakıldığı zaman, bugünün koşullarında önce gereksiz, daha sonra da yetersiz görülmektedir. Çağdaş ceza ve infaz hukukunda çözüm, her ne sebeple olursa olsun suç işlemiş kişilerin topluma yeniden kazandırılmasından geçmektedir; o da, infaz kurumlarına olumlu tarafından baktığımızda, suçluların meslek edindiği, topluma daha faydalı hale gelebildiği mekân olarak düşünmekten geçer.

İşte bunun sağlanabilmesi için, küçük ve elverişsiz ilçe cezaevlerinin kapatılarak, yerlerine daha büyük, modern ve meslek kurslarının da hizmet verebileceği cezaevlerinin kurulması şarttır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 19 Aralık 2005

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook