Tokat mv r. doğru'nun, t. k. k.lerince kullandırılan kredilere (6/382,6/383).adana mv muh. varlı'nın, artan gübre fiyatlarına (6/397),karaman mv h. çalış'ın, gübre fiyatlarındaki artışa (6/423).malatya mv f. m. aslanoğlu'nun, kayısıda çiçek döneminin sigorta kapsamı dışında tutulmasına (6/432).küt. mv alim ışık'ın, buğday ithalatına ve gümrük vergisine (6/482).k.maraş mv m. akıf paksoy'un,tmo'ya bağlı bölge müdürlüğü olup olmadığına ve bir kadroya (6/539).g.antep mv yaşar ağyüz'ün, buğday stoku ve un fiyatlarına (6/550).k.maraş mv m. akıf paksoy'un, tmo'nun buğday ithalatına (6/636,6/637,6/638,6/639,6/640,6/642).karaman mv hasan çalış'ın, dolu ve don olaylarına karşı tarım sigortasında yaşanan sorunlara(6/650).malatya mv f.m. aslanoğlu'nun, kayısı üreticilerinin zararının tarım sigortasından karşılanmamasına (6/688) .karaman mv hasan çalış'ın, tmo'nun çeltik satışlarına (6/700).tokat mv r. doğru'nun, pirinç ithalatı kontrol belgelerine (6/707) .karaman mv hasan çalış'ın, u
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 19. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Kasım 2008 · 3.181 kelime · yaklaşık 16 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 19 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOKAT MV R. DOĞRU'NUN, T. K. K.LERİNCE KULLANDIRILAN KREDİLERE (6/382,6/383).ADANA MV MUH. VARLI'NIN, ARTAN GÜBRE FİYATLARINA (6/397),KARAMAN MV H. ÇALIŞ'IN, GÜBRE FİYATLARINDAKİ ARTIŞA (6/423).MALATYA MV F. M. ASLANOĞLU'NUN, KAYISIDA ÇİÇEK DÖNEMİNİN SİGORTA KAPSAMI DIŞINDA TUTULMASINA (6/432).KÜT. MV ALİM IŞIK'IN, BUĞDAY İTHALATINA VE GÜMRÜK VERGİSİNE (6/482).K.MARAŞ MV M. AKIF PAKSOY'UN,TMO'YA BAĞLI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ OLUP OLMADIĞINA VE BİR KADROYA (6/539).G.ANTEP MV YAŞAR AĞYÜZ'ÜN, BUĞDAY STOKU VE UN FİYATLARINA (6/550).K.MARAŞ MV M. AKIF PAKSOY'UN, TMO'NUN BUĞDAY İTHALATINA (6/636,6/637,6/638,6/639,6/640,6/642).KARAMAN MV HASAN ÇALIŞ'IN, DOLU VE DON OLAYLARINA KARŞI TARIM SİGORTASINDA YAŞANAN SORUNLARA(6/650).MALATYA MV F.M. ASLANOĞLU'NUN, KAYISI ÜRETİCİLERİNİN ZARARININ TARIM SİGORTASINDAN KARŞILANMAMASINA (6/688) .KARAMAN MV HASAN ÇALIŞ'IN, TMO'NUN ÇELTİK SATIŞLARINA (6/700).TOKAT MV R. DOĞRU'NUN, PİRİNÇ İTHALATI KONTROL BELGELERİNE (6/707) .KARAMAN MV HASAN ÇALIŞ'IN, U); konuşma 3.181 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Tokat mv r. doğru'nun, t. k. k.lerince kullandırılan kredilere (6/382,6/383).adana mv muh. varlı'nın, artan gübre fiyatlarına (6/397),karaman mv h. çalış'ın, gübre fiyatlarındaki artışa (6/423).malatya mv f. m. aslanoğlu'nun, kayısıda çiçek döneminin sigorta kapsamı dışında tutulmasına (6/432).küt. mv alim ışık'ın, buğday ithalatına ve gümrük vergisine (6/482).k.maraş mv m. akıf paksoy'un,tmo'ya bağlı bölge müdürlüğü olup olmadığına ve bir kadroya (6/539).g.antep mv yaşar ağyüz'ün, buğday stoku ve un fiyatlarına (6/550).k.maraş mv m. akıf paksoy'un, tmo'nun buğday ithalatına (6/636,6/637,6/638,6/639,6/640,6/642).karaman mv hasan çalış'ın, dolu ve don olaylarına karşı tarım sigortasında yaşanan sorunlara(6/650).malatya mv f.m. aslanoğlu'nun, kayısı üreticilerinin zararının tarım sigortasından karşılanmamasına (6/688) .karaman mv hasan çalış'ın, tmo'nun çeltik satışlarına (6/700).tokat mv r. doğru'nun, pirinç ithalatı kontrol belgelerine (6/707) .karaman mv hasan çalış'ın, u”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2008-11-19-tokat-mv-r-dogru-nun-t-k-k-lerince-kullandirilan-kredilere-6-382 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, bugün hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz Miliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Gündüz Aktan’a Allah’tan rahmet diliyorum, başta Milliyetçi Hareket Partisi camiası olmak üzere tüm milletimize de başsağlığı diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben vakti de çok iyi kullanmaya gayret etmek suretiyle tarafıma yöneltilen sözlü soru önergelerini, benzer olanları, aynı konuda olanları da birleştirmek suretiyle cevaplamaya çalışacağım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru ve Adana Milletvekili Sayın Kürşat Atılgan’ın benzer konular ihtiva eden (6/382), (6/383) ve (6/851) numaralı önergeleri, 31/12/2007 tarihi itibarıyla tarım kredi kooperatiflerine olan ertelenmiş ve/veya taksitlendirilmiş kredi borçları ve kullandırılan tarımsal kredilerle ilgilidir.
Tarım kredi kooperatiflerine olan 5661 sayılı Kanun kapsamındaki borçlarını Kanun’un öngördüğü 31/12/2007 tarihine kadar ödemeyenler veya borçlarını yapılandırmayanlar ile borçları yapılandırılmasına rağmen yapılandırma taahhüdünü yerine getirmeyerek ilk taksitini 31/12/2007 tarihine kadar ödemeyenler hakkında, 1/1/2008 tarihinden itibaren takibata başlanılmıştır.
Kanunun yürürlüğe girdiği 1/4/2007 tarihi itibarıyla, bu kapsamda borcu bulunan 465.163 çiftçinin kefillikle ilgili taahhüdü sona ermiştir. Çünkü, aslında bu son derecede önemli bir değişiklikti.
2) 1/4/2007 tarihi itibarıyla bu kapsamda borcu bulunan 43.325 ortağa kanunun öngördüğü 31/12/2007 tarihine kadar, borçlarını tamamen ödemeleri için 31/12/2007 tarihine kadar süre tanınmıştır. Bu sürenin sonunda 43.325 asıl borçludan 10.825’i borcunu ödeyerek diğer borçlulara olan kefalet sorumlulukları sona ermiştir.
3) Borcunu 31/12/2007 tarihine kadar ödemeyen 32.500 ortak üzerindeki 31/12/2007 tarihi itibarıyla 190 milyon YTL tutarındaki tarım ve kredi kooperatifleri alacaklarının tahsilini teminen takip işlemleri yapılmıştır.
4) 14/10/2008 tarihi itibarıyla 4.987 borçlu ortak üzerindeki 52,5 milyon YTL alacak kesin haciz vesikasına bağlanarak 5661 sayılı Kanun kapsamında Hazine Müsteşarlığından talep edilmiştir.
5) 14/10/2008 tarihi itibarıyla 4.987 borçlu ortak üzerindeki 52,5 milyon YTL alacaktan 4.765 ortaktan olan toplam 49,9 milyon YTL kesin haciz vesikası tutarının ödemesi yapılmıştır.
2007/12339 sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında, 2007 yılında kırk ilde meydana gelen kuraklık nedeniyle 72.867 ortak üzerindeki 421,4 milyon YTL kredi alacağı da ayrıca ertelenmiştir.
Sayın Kürşat Atılgan, soru önergesinde, çiftçi kredilerine ilişkin olarak kullanılan kredi miktarını, bu krediler karşılığındaki teminat miktarını, kaç özel banka tarafından tarımsal kredi kullandırıldığını sormakta.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan aldığımız bilgilerde, tarımsal kredi kullanan müşterilerin kredi teminat gruplarının yapısına ilişkin ayrıntılı bilgi elde etme imkânı bulunmadığı bildirilmekte; ayrıca, 37 banka tarafından tarımsal kredi kullandırıldığı bildirilmektedir.
2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal kredi faiz oranları, bilindiği gibi yüzde 17,5’a düşürülmüştür. Hatta bazı alanlarda sübvansiyonlu kredi kullanımına imkân getirilmiş ve bu çerçevede faiz oranları yüzde 0 ilâ 13 aralığına çekilmiştir.
Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından 2002 yılında 550 bin çiftçiye 529 milyon YTL kredi kullandırılabilmiş iken 2007 yılında 1 milyon 50 bin çiftçiye 6 milyar 356 milyon YTL kredi kullandırılmıştır ve bunun da yüzde 90’ının üzerindeki miktarı, biraz önce söylediğim, yüzde 0 ilâ 13 aralığındaki faiz oranıyla ödenmiştir. Ayrıca, bunun tahsilat oranı da oldukça yüksektir yani yüzde 98’ler oranında bunun geri dönüşü var.
2008 yılı Ekim ayı itibarıyla ise Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından 944 bin çiftçimize 7 milyar 303 milyon YTL tarımsal kredi kullandırılmıştır. Yani aslında oldukça yüksek bir tarımsal kredi kullanımı söz konusu. Özel bankaların kullandırdığı 4 milyar YTL ile birlikte 2007 yılında kullandırılan toplam tarımsal kredi miktarı yaklaşık 9,4 milyar YTL’dir.
Kredilerin geri dönüş oranlarında da olumlu gelişmeler var. Örneğin, Ziraat Bankasının kullandırdığı kredilerin geri dönüş oranı 2002 yılında yüzde 38 düzeyinde iken 2007 yılında yüzde 97,4’e yükselmiştir. Biraz önce de söylediğim yüzde 98’ler düzeyine gelmiştir. Benzer şekilde tarım kredi kooperatiflerinde de bu oran, 2002 yılında geriye dönüş oranı yüzde 71 düzeyinde iken 2007 yılında yüzde 96’ya yükselmiştir.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sayın Aslanoğlu ile Sayın Çalış’ın (6/432), (6/688), (6/759) ve (6/650) numaralı soru önergelerinin konusu tarım sigortası uygulamaları ve kapsamıyla ilgilidir. Tarım Sigortaları Kanunu bilindiği gibi 2005 yılı Haziran ayında yürürlüğe girmiştir. Türkiye'nin yetmiş yıllık bir rüyası idi bu ve bizim dönemimizde yüce Parlamentonun onayıyla yasalaşmıştır.
Tarım sigortaları 2008 yılı uygulaması, 2007/13010 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla havuz tarafından teminat altına alınacak ürünler ve riskler belirlenerek yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede 2008 yılı için, bitkisel ürünler için dolu riski ana teminatıyla birlikte yangın, heyelan, fırtına, hortum ve deprem ek teminatlarının paket hâlinde ve ayrıca açık alanda yetiştirilen meyveler için, isteğe bağlı, don riski teminatı, seralar için dolu riski ana teminatı, önsoy ve soy kütüğüne kayıtlı süt sığırlarında ölüm riski teminatı, biyogüvenlik ve hijyen tedbirlerini almış kümes hayvanlarında ölüm riski teminatı, denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünlerine ölüm riski teminatı, ilgili genel şartlar, teknik şartlar, tarife ve talimatlar çerçevesinde Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat kapsamına alınmıştır.
Bunlardan açık alanda yetiştirilen meyveler için don riski teminatı, çiçeklenmenin son bulup taç yapraklarının dökülmesi -yani teknik olarak “kürk içi dönemi” diye tanımladığımız- ve meyve bağlamasıyla başlamaktadır. Meyve ağaçlarında çiçeklenmenin son bulması -yani taç yapraklarının dökülmesi ve kürk içi dönemi- ve meyve bağlamasıyla sıfır derece santigradın altına düşen hava sıcaklığının doğrudan meyvelere zarar vermesi yoluyla meyve miktarında meydana gelen azalmalar dikkate alınmaktadır. Çiçeklenme döneminde meydana gelen bir don zararından dolayı da üründe ekonomik anlamda miktar ve kalite kaybının tespiti teknik olarak oldukça zordur. Ayrıca sigortacılık tekniğinde teminat çiçeğe değil üründeki miktar ve kalite kaybına verilmektedir, ki bütün dünyada, sigorta uygulaması yapılan ülkelerde de aynı şartlar, aynı standartlar geçerlidir.
Yirmi yedi yıllık tecrübeye sahip İspanya’da tarım sigortası uygulaması başladıktan ancak sekiz yıl sonra don teminatı verilebilmiş ve bu uygulama uzun yıllar sadece iki ürünle sınırlı kalmıştır. Hâlbuki bizde uygulamanın sekizinci ayında don riski sigorta kapsamına alınmış ve hâlen de başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.
Ülke genelinde tarım sigortası uygulamaları kapsamında bugüne kadar 81 il, 670 ilçe, yaklaşık 10 bin köy, devlet destekli tarım sigortası ile tanışmış, 485 bin poliçe kesilmiş, kesilen poliçeler karşılığında 90 milyon YTL devlet primi desteği ödemesi ve 54 milyon YTL tutarında da hasar ödemesi yapılmıştır. Eğitim ve yayım çalışmalarıyla uygulama yaygınlaşmaktadır. Örneğin Malatya ilimizde –ki Sayın Aslanoğlu Malatya Milletvekili- kayısı ürünü için bir örnek vereceğim: Toplam 8 bin 65 üreticiye 17.701 poliçe kesilmiştir. 2007 yılında çiftçilerimiz don zararına karşı 3 milyon YTL prim ödemiş ama bunun karşılığında 15 milyon 700 bin YTL hasar bedelini tazminat olarak almıştır. Demek ki 3 milyon prim karşılığında, çiftçi, 15,7 milyon YTL sigorta bedeli almıştır ki, bu son derecede yüksek bir rakam ve bu uygulamanın da ne kadar çiftçi lehine olduğunu göstermesi bakımından, ne kadar faydalı olduğunu göstermesi bakımından son derecede anlamlı. Malatyalı kayısı üreticisi uygulamadan memnun olduğu içindir ki bu paralelde sigortaya ilgi de önceki yıllara göre artmaktadır.
Yine Sayın Aslanoğlu’nun bir sorusu da nisan ayında Malatya’nın bazı bölgelerinde görülen don olayı çerçevesinde TARSİM’in Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün verilerini dikkate almamasıyla ilgilidir. Nisan ayı içerisinde oluşan hasarların TARSİM tarafından dikkate alınmaması gibi bir durum söz konusu değildir, öncelikle onu ifade etmek istiyorum. Ancak yine yukarıda açıklandığı gibi, sıcaklık değerinin sıfır derecenin altına inmesi ya da saatte 63 kilometre rüzgâr esmesi tek başına hasar olduğu anlamına gelmemektedir. Bu iki durum her arazi için ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca varılmaktadır. Malatya genelinde hasar ihbarları incelendiğinde 1.252 poliçe için dolu ihbarı yapıldığı ve bunun 521 tanesinde hasar tespit edildiği, 2.280 poliçe için don ihbarı yapıldığı ve bunun 416 tanesinde hasar tespit edildiği, 1.590 poliçe için fırtına ihbarı yapıldığı ve hasar oluşmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca, Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden alınan verilere göre 20 Nisan 2008 tarihinde Erhaç Havaalanı’nda rüzgâr hızı 17,5 metre/saniye ölçülürken Malatya Bölge Müdürlüğünde 12,4 metre/saniye ölçülmüştür. Buradan da görüleceği üzere Erhaç Havaalanı’nda -ki tamamıyla açık bir alandır- ölçülen rüzgâr hızının bölgenin geneline yansıtılamayacağı aşikârdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Varlı, Sayın Çalış, Sayın Doğru’nun (6/397), (6/423), (6/709), (6/747), (6/831) sayılı, kimyevi gübrelerle ilgili ve fiyat artışlarıyla ilgili benzer sorularıyla ilgili olarak da… Ülkemizde kimyevi gübre fiyat artışlarının başlıca nedeni yurt dışı ham madde fiyatlarında meydana gelen artıştır. Bunu, muhtelif zamanlarda gerek gündem dışı konuşmalar gerekse başka vesilelerle de bu bilgileri zaten kamuoyuyla paylaşıyoruz.
2007 Eylül ayına göre, 2008 yılı Eylül ayında FOB fiyatı DAP gübresinin 459 dolar/tondan yüzde 140 artışla 1.103 dolar/tona, amonyum sülfat gübresinin 164 dolar olan ton fiyatının yüzde 90 artışla 302 dolar/tona, amonyum nitrat gübresinin 207 dolar/ton olan fiyatının yüzde 140 artışla 496 dolar/tona, üre gübresinin de 312 dolar/ton olan fiyatının yüzde 147 artışla 770 dolar/tona yükseldiği bilinmektedir, ki bunlar uluslararası fiyatlar. Ancak kimyevi gübre dünya fiyatları, yaşanan global ekonomik kriz nedeniyle ekim ayının ortasından itibaren düşme eğilimine girmiştir. Bugün itibarıyla dünyada kimyevi gübre fiyatları, geçen yılın ekim ayına göre amonyum sülfatta yüzde 22, amonyum nitratta yüzde 34, ürede yüzde 32 ve DAP gübresinde yüzde 5 düzeyinde olmuştur. Benzer şekilde ülkemizde de, hatta bazı gübre cinslerinde daha fazla olmak üzere, kimyevi gübre fiyatlarında geçen yılın ekim ayına göre düşüş yaşanmıştır. Bu oranlar, amonyum sülfatta yüzde 23, amonyum nitratta yüzde 35, ürede yüzde 42 ve DAP gübresinde yüzde 17’dir. Çiftçilerimizin artan gübre fiyatlarından daha az etkilenmesi için, 2005 yılından bugüne kadar toplam 956 milyon YTL kimyevi gübre desteği çiftçilerimize ödenmiştir. Verdiğimiz destek ile çiftçilerimizin kimyevi gübre maliyetinin, toplam gübre maliyetinin yüzde 13,3’ü karşılanmıştır. 2009 yılında da kimyevi gübre desteği artarak devam edecektir. Bu çerçevede, kimyevi gübre destekleri için ayrılan, öngörülen bütçede, 2009 bütçesinde yüzde 109 oranında bir artış vardır.
Sayın Varlı önergesinde, ayrıca kimyevi gübrede gümrük vergisi oranlarının ve KDV oranının düşürülmesi konusunda herhangi bir çalışma olup olmadığını soruyor. Kimyevi gübre gümrük vergisi, ithal edilen ülkeye göre değişmekle birlikte, yüzde sıfır ila yüzde 6,5 arasında değişmektedir. Gübre fiyatını esas artıran unsur yurt dışı fiyat artışları olup, gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfıra indirilmesi hâlinde dahi fiyatlarda beklenen ölçüde bir azalma olması çok mümkün görülmemektedir, uzmanlar ve mali konularla ilgili tecrübe sahibi olanlar tarafından bu şekilde ifade edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Işık, Sayın Paksoy, Sayın Ağyüz, Sayın Çalış’ın (6/482), (6/636), (6/637), (6/638), (6/550), (6/770) numaralı, buğday üretimi ithalatı ve gümrük vergileriyle ilgili, benzer sorularıyla ilgili olarak da… Bilindiği üzere, son iki yıldır yaşadığımız kuraklık nedeniyle buğday üretimimiz 2006 yılına göre -ki 2006 yılı yaklaşık 20 milyon tondu- yaklaşık yüzde 11 azalmıştır, iki yılın ortalamasını kastediyorum. TÜİK verilerine göre, 2007 yılı Türkiye buğday üretimi 17,2 milyon ton olup, 2008 yılı birinci tahmini 17,8 milyon tondur. 2008 yılında buğdayda geçen yıla göre yüzde 3,5 oranında bir üretim artışı olmuştur. Yine, tabii, burada Türkiye’nin gerçekte ihtiyacı -yani kendi iç tüketimiyle ilgili ekmeklik buğday, tohumluk buğday ve yemlik buğdayı kastediyoruz- Türkiye’nin toplam ihtiyacının bir yıl içerisinde 17-18 milyon ton arasında değiştiği hesaplanmaktadır. Ama, Türkiye, zaman zaman özellikle un sanayisi sebebiyle dâhilde işleme rejimi kapsamında, dışarıdan ucuz buğday bulunduğu takdirde bu ithal edilip, Türkiye’de işlenmekte ve un olarak geri ihraç edilmektedir. Dolayısıyla, aslında, bu 2007 ve 2008 yılında kuraklığa rağmen bizim ithalat ve ihracat rakamlarını ortaya koyduğumuzda, Türkiye’nin üretiminde, önemli bir –tüketimi karşılama konusunda- açık olmadığı görülmekte. TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin buğday ithalatı 2007 yılında 2,1 milyon ton, 2008 yılı Ağustos ayı itibarıyla 2,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bunun da, dediğim gibi, sebebi esas daha çok ihraç amaçlı.
TMO, Almanya, Romanya, Rusya, Litvanya ve Ukrayna’dan 489 bin ton ithalat gerçekleştirmiştir. Bilindiği üzere buğdayda uygulanan gümrük vergileri 28/11/2007 tarihinde -o günün dünya konjonktürü dikkate alındığından dolayı- yüzde 130’dan yüzde 8’e indirilmiş, 23/2/2008 tarihinde ise 15/5/2008 tarihine kadar geçerli olmak üzere sıfırlanmıştır. Ama 15/5/2008’de tabii bu değiştirilmiş, söz konusu gümrük vergileri bu tarihten itibaren yüzde 50 olarak uygulanmıştır.
Gümrük vergileriyle ilgili düzenlemelerde üretimin sürdürülebilirliği de dikkate alınmaktadır. 2008 yılı başında dünya fiyatlarında yaşanan artış iç piyasa fiyatlarını da etkilemiş olup piyasa regülasyonu amacıyla ithal maliyetlerini düşürmek amaçlanmıştır. Türkiye’de 2007 yılı hasadı sonrasında Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayının borsa ortalama fiyatları, örneğin 2007 yılı Haziran ayında 450 YTL/ton iken Ekim ayında 502 YTL/ton, 2008 yılı Haziran ayında 565 YTL/ton, ekim ayında 559 YTL/ton olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemizde olduğu gibi dünyada da 2007-2008 yıllarında hububat fiyatları önceki yıllara göre yüksek seyretmiştir. Dünya piyasalarında ekmeklik buğday fiyatı, 2007 yılı ortalaması, tonu 267 dolar iken 2008 ortalaması 357 dolar/ton olarak gerçekleşmiştir. TMO, 2008-2009 hasat döneminde piyasa fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle müdahale alım fiyatı açıklamamıştır. Piyasa regülasyonu amacıyla 31/5/2009 tarihine kadar kullanılmak üzere TMO’ya 700 bin ton buğday ithalat yetkisi verilmiş, TMO tarafından 2007 Eylül ayından itibaren 1,5 milyon ton buğday, 300 bin ton da arpa ithalatı gerçekleştirilmiştir. TMO tarafından 2007-2008 hasat döneminden sonra bağlantıları yapılan ithal ekmeklik buğdayların yaklaşık 440 bin tonu regülasyon amacıyla iç piyasaya satışa verilmiş olup, Aralık 2007’den Mayıs 2008’e kadar tamamı peşin bedel mukabili 490 ile 590 YTL/ton arasında değişen fiyatlarla un fabrikalarına satılmıştır.
Bu arada Sayın Ağyüz’ün soru önergesinde yer alan, Gaziantep ilindeki un fiyatlarıyla ilgili olarak da bir bilgi arz etmek istiyorum.
Biraz önce değindiğim gibi, buğday fiyatlarındaki artışa paralel olarak un fiyatlarında da artış söz konusu olmuş, Gaziantep’te tip-650/1 çuval unun fiyatı 2008 yılı Ocak ayında 36 YTL’ye, mart ayında 44 YTL’ye yükselmiştir. Kasım ayında da fiyat 44 YTL civarında kalmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Paksoy, Sayın Çalış, Sayın Doğru’nun (6/639), (6/640), (6/642), (6/700), (6/707) sayılı, pirinç ithalatı ve satışıyla ilgili, benzer, yine soruları var.
Bilindiği üzere, çeltik, temel tarımsal ürünlerimizden biri. Çeltik üretimine verdiğimiz desteklerle 2002 yılına göre 2008 yılında önemli artışlar gerçekleşti. Türkiye’de 2002 yılında 360 bin ton olan çeltik üretimi yüzde 112 artışla 2008 yılında 765 bin tona ulaşmıştır. TMO’nun görevi, müdahale kapsamına giren ürünlerle ilgili piyasayı düzenlemektir. Bu doğrultuda yurtta hububat fiyatlarının üreticiler yönünde normalin altına düşmesi ve tüketici aleyhine anormal derecede yükselmesini önlemek yönünde politikalar geliştirilmektedir.
Pirinçte 2008 yılı Nisan ayı başında en çok ithalat yaptığımız ülkelerden birisi olan Mısır devletinin, ihracatını 1 Ekim tarihine kadar yasaklamasıyla birlikte, önemli ihracatçı ülkeler olan Hindistan, Vietnam, Tayland, Pakistan ve Filipinler’in de ihracatlarını kısıtlama yoluna gideceklerini açıklamaları dünya piyasasında fiyatların hızla yükselmesine sebebiyet vermiştir. Dünya piyasalarındaki arz daralması ve fiyatlardaki yükselişe bağlı olarak yurt içi piyasada da fiyat artışı beklentisi devam etmiş, bunun sonucu olarak piyasaya yeterince ürün arzı gerçekleşmemiştir. Ayrıca, 1/1/2006 tarihinden beri uygulanmakta olan Türkiye’deki liman maliyeti üzerinden pirinçte yüzde 45, çeltikte yüzde 34, kahverengi pirinçte de yüzde 36 oranındaki ithalat vergisi oranlarında indirim yapılacağı beklentisiyle özel sektör tarafından ithal edilen ürünler millîleştirilmeyerek liman depolarında bekletilmiş, piyasaya sürülmemiştir.
Türkiye’deki fiyat artışlarının temel nedeni, önemli ihracatçı ülkelerin ihracatlarını durdurmaları üzerine, stoklarda çeltik veya pirinç bulunduranların dünya fiyatlarının artarak devam edeceği beklentisiyle ürünleri satmak yerine stoklamayı tercih etmeleridir.
Bu arada, pirinç stoklarının tükendiği yönündeki spekülatif haberler de fiyat artışlarını suni olarak etkilemiştir. TMO stoklarında bulunan çeltiklerden 31 bin ton civarındaki kısmı, 6/3/2008 tarihinde, piyasaların daralmaya başladığı bir zamanda bu iş ile iştigal eden firmalara piyasa regülasyonu amacıyla satılmıştır. Satışa sunulan 31 bin ton civarındaki çeltik randıman oranlarına göre değişen 0,69 ile 0,85 YTL/kilogram fiyatla satılmıştır.
2008-2009 hasat döneminde piyasa çeltik fiyatlarının beklentinin altına düşmesiyle çeltik müdahale alım fiyatları yüzde 95 oranında, üretimi yapılan Osmancık çeşidi çeltik için 870 YTL/ton olarak açıklanmış, emanet ve yerinde emanet alımına geçen yıl olduğu gibi devam edilmiştir. Uygulanan politikalar ile üretici ve sektöre kredi kullanma imkânının sağlanmasıyla, piyasa fiyatları, müdahale alım fiyatları üzerinde seyretmiştir.
4 Kasım 2008 tarihine kadar TMO 501 bin ton peşin alım yapabilmişken, emanet alımlar 97 bin tona ulaşmıştır. Hâlen alımlar devam etmektedir.
Sayın Doğru’nun (6/707) No.lu soru önergesinde yer alan, kaç firmaya, kaç ton pirinç ithalatı için kontrol belgesi düzenlendiğine dair sorusuyla ilgili olarak… 1/7/2007-31/12/2007 tarihleri arasında Bakanlığımızca pirinç ve çeltik ithalatı için 83 firma için 224 adet kontrol belgesi, 2008 yılında ise, 1/1/2008-30/4/2008 tarihleri arasında 82 firmaya 249 adet kontrol belgesi düzenlenmiştir.
Sayın Paksoy’un (6/642) No.lu soru önergesinde yer alan “GDO’lu çeltik ithalatı yapılıyor mu?” sorusuyla ilgili olarak da… Ülkemizde pirinç ithalat kontrolleri 19/04/2001 tarihli ve 24378 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Pirinç Tebliği hükümlerine göre yapılmakta ve mevzuata uygun olan ürünlerin yurda girişine izin verilmektedir. Bugüne kadar etiketlerinde genetik olarak değiştirilmiş organizma bulunduğuna dair beyan edilen ürünlerin ithalatına izin verilmemiştir.
Yine Sayın Paksoy’un (6/639) No.lu soru önergesinde pirinç fiyatlarının serbest piyasada 7,5 YTL/kilogram olduğu iddia edilmektedir. Serbest piyasada perakende pirinç fiyatları hiçbir zaman 7,5 YTL/kilogram olmadı. Hasat başlangıcı olan Eylül 2007’den bu zamana aylık fiyat ortalamaları 2007 yılı Eylül ayında 1.710 YTL/ton, 2008 yılı Nisan ayında 2.830 YTL/ton, 2008 yılı Mayıs ayında 3.390 YTL/ton, 2008 yılı Eylül ayında 2.800 YTL/ton, 2008 yılı Kasım ayında ise 2.540 YTL/tondur. Görüldüğü gibi, aslında geçen sene ilkbaharda yaşanan yapay spekülatif amaçlı artışlardan sonra giderek, bir, pirinç fiyatları düşme eğilimine girmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Işık’ın, Sayın Ağyüz’ün, Sayın Enöz’ün (6/932, 956 ve 750) sayılı önergeleri yine benzer konularda; 2008 yılı kuraklık kararnamesi kapsamına Kütahya’nın dâhil edilmemesi, zeytin ve Antep fıstığının kararname kapsamına girip girmediği, kuraklığın meyve ağaçlarına olumsuz etkileriyle ilgili. 2008 yılı ilkbahar döneminde Türkiye’de meydana gelen kuraklık nedeniyle zarar gören çiftçilere nakdî desteğin hibe olarak verilmesine ve çiftçilerimizin Ziraat Bankası Anonim Şirketi ile tarım kredi kooperatiflerine olan tarımsal kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin 2008/13881 sayılı Kuraklık Kararnamesi ve 2008/14074 sayılı ek Kuraklık Kararnamesi Resmî Gazete’de yayınlanmış, bu kararnamelerin kapsamına giren il ve ilçeler, il müdürlüklerimizden yapılan kuraklık hasarı ihbarları esas alınarak belirlenmiştir.
Kütahya ili, buğday, arpa, nohut, mercimek ve yem bitkilerinden kuraklık ihbarı olmadığı için kararname dışında kalmıştır.
Bildiğiniz gibi, bunun dışında, 500 bin civarındaki çiftçimiz, Türkiye’nin 35 vilayetinde yaşayan çiftçilerimizin bundan olumsuz etkilendiği tespit edilmiş ve onlar için de 535 milyon YTL tutarında nakdî ödeme gerçekleşmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Bakanım.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Sayın Ağyüz’ün, Gaziantep’teki zeytin ve Antep fıstığı üreticilerinin kuraklıktan mağdur olması ve kararname kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğiyle ilgili sorusu: Kuru alanda buğday, arpa, mercimek, nohut, fiğ, burçak ve mürdümük ekilişi olan ve başvuruda bulunan çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çiftçilerden 2008 yılı ilkbahar döneminde meydana gelen kuraklıktan yüzde 30 ve üzeri etkilendiği il-ilçe komisyon kararlarıyla belirlenenlere yardım yapılmaktadır, daha çok tarla ürünleriyle ilgili ve bu kapsamda zeytin ve Antep fıstığı alanları bulunmamakta. Ancak kararname kapsamında Gaziantep ilinde yaklaşık 13 bin çiftçiye 10 milyon 700 bin YTL kuraklık desteği sağlanmış, ödenmiştir. Kararname kapsamı dışında kalan il, ilçe ve ürünlerde kuraklık nedeniyle meydana gelen zararların karşılanması için Bakanlığımız tarafından uygulanan 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun kapsamında, belirli şartları taşıyan çiftçilere yardım yapılabilmektedir, ki bunun prosedürü, mevzuatı ayrı şekilde işliyor. Ancak bu Kanun kapsamında borç ertelemesine yönelik işlem yapılamamaktadır.
Sayın Enöz’ün Manisa ile ilgili sorusu: Meyvecilikte yeni çeşitlerle bahçe tesislerinin kurulması, optimum işletme büyüklüğünün yanında kalite ve standartlara uygun yetiştiriciliğin geliştirilmesi ve ihracata yönelik üretimin yaygınlaştırılması amacıyla sertifikalı fidanla kurulan bağ ve bahçe tesisleri 2005 yılından itibaren desteklenmektedir. Bu çerçevede bugüne kadar 226 milyon 400 bin YTL destek sağlanmıştır. Verilen desteklerle 2005-2008 arasındaki dönemde -2006, 2007 çoğunlukla- 850 bin dekar alanda yeni meyve bahçesi tesis edilmiştir. Ayrıca, meyve üreticilerine mazot, gübre, toprak tahlili, organik tarım destekleri, DGD gibi diğer destekler de ödenmiştir. Bakanlığımızca örtü altı yetiştiriciliği konusunda herhangi bir destek uygulaması, özel bir destek uygulaması bulunmamakla birlikte, tarım kredi kooperatifleri ile Ziraat Bankasınca hazırlanan selektif kredi uygulama çerçevesinde, kontrollü örtü altı yetiştiriciliğine bankaca uygulanmakta olan tarımsal kredi cari faiz oranlarından yüzde 40 indirimli tarımsal kredi kullanımına imkân sağlanmaktadır.
Sayın Aslanoğlu’nun, kayısı festivalindeki yemek duası ile ilgili, Sayın Baykal’a “Allah Deniz Baykal’a akıl, fikir versin.” ifadesiyle ilgili sorusu ile ilgili olarak da…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sizin olduğunuz bir ortamda.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Ben oradaydım. Yemek Valilik tarafından düzenlenen bir yemekti ve…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Resmî bir yemekti.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Resmî niteliğini tabii bilmiyorum. Biz, sadece orada, bütün misafirlere, katılan herkese -sivil toplum kuruluşları ve halktan da insanlar vardı- düzenlenen bir yemekte, bir şahıs tarafından, ki herhangi bir…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Partinize ait belediye başkanı, şahıs değil.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Müsaade eder misiniz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 19 Kasım 2008