İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 76. BİRLEŞİM · SALI

Malatya'da meydana gelen ve meyveciliğimize büyük zarar veren don nedeniyle

Mehmet Mehdi Eker

Diyarbakır Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 76. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Mart 2010 · 1.161 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 23 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MALATYA'DA MEYDANA GELEN VE MEYVECİLİĞİMİZE BÜYÜK ZARAR VEREN DON NEDENİYLE); konuşma 1.161 kelime.

Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Malatya'da meydana gelen ve meyveciliğimize büyük zarar veren don nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 76. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2010-03-23-malatya-da-meydana-gelen-ve-meyveciligimize-buyuk-zarar-veren-don-nede (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; gündem dışı konuşma yapan Malatya Milletvekilimiz Sayın Öznur Çalık’ın konuşmasına cevap vermek üzere huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; havaların birden soğuması sebebiyle geçtiğimiz hafta Türkiye'nin bazı bölgelerinde don hadisesi yaşandı. Özellikle Malatya merkez ve ilçelerinde 17-19 Mart 2010 tarihlerinde sıfırın altında değişik değerlerde ve sürelerde don afeti meydana geldi.

Tabii, 1.100 rakımın üzerinde olan bölgelerdeki ağaçlarda henüz tomurcuk kabarması, tomurcuk patlaması ve pembe tomurcuk devresinde olunduğundan nispeten dondan hasar az meydana geldi ancak 1.100 rakıma kadarki, 1.100 rakımın altındaki bölgelerde ise çiçeklenme, tam çiçeklenme ve taç yaprak dökümü devam ettiğinden bu bölgelerimizde, bu yükseltilerde zarar görme oranı daha yüksek.

Biz tabii gerek İl Tarım Müdürlüğümüz vasıtasıyla mahallinde gerekse bugün Müsteşar Yardımcımız ve Üretim Genel Müdürümüzün, ikisinin de katıldığı bir heyet Malatya’ya gidiyor. Ayrıntılı, orada -ki bu kişiler aynı zamanda Tarım Sigortaları Yönetim Kurulu Başkanı ve üyesi; Müsteşar Muavinimiz bu Kurulun Başkanı- meseleyi iki boyutta ele alıyoruz. Birincisi, sigorta ile ilgili olabilecek ihtilaflar konusunda inceleme yapmak ve bunu bir vuzuha kavuşturmak teknik olarak.

İkincisi ise sigorta yaptırmamış olan vatandaşlarla ilgili olarak da hasarın derecesini ve bunlarla ilgili olarak mevcut mevzuat çerçevesinde hangi imkânların, hangi prosedürün uygulanabileceğini tespit etmek üzere arkadaşlarımız teknik olarak çalışıyorlar. Tabii gelen ilk değerlendirmelerde hasar oranının yüksek olduğu ifade ediliyor ancak bizim bunu herhangi bir karara, bir ödemeye, bir yardıma, bir desteğe dönüştürmemiz muhakkak surette kesin hasar tespitinin ortaya çıkmasıyla mümkündür. Bunu özellikle şunun için de vurguluyorum: Çünkü bu bir defada olan biten bir şey değil. Genellikle “geç don” dediğimiz hadise Nisan 15’e kadar olabiliyor o bölgelerde. Dolayısıyla yani diyelim 17-19 Mart tarihlerinde vuku bulan bir don var, bir hasar var ama kesin olarak bunun arkasından gelebilecek bir başka don veya bir başka problem ilave hasarlar da meydana getirebilecektir. O nedenle de biz şu anda bunu bütün detayıyla zaten inceliyoruz, tespitlerimizi yapıyoruz. Bu sadece Malatya, tabii şu anda Sayın Çalık konuşma yaptığından dolayı -kendisine de teşekkür ediyoruz bu konuyu gündeme getirdiğinden dolayı, diğer milletvekillerimize de- bu konuyu konuşuyoruz ama tabii Türkiye’nin muhtelif bölgelerinde bu günlerde olabiliyor, Niğde’de de başka yerlerde de; oralarda da zaten gerekli inceleme, araştırma yapılıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz tabii tarım sektörünün, daha doğrusu tarımsal üretimin tabiat şartlarına bağlı bir üretim olması hasebiyle yüksek düzeyde risk altında olduğunu biliyoruz. Özellikle açıkta yetiştirilen ürünlerde, gerek bitkisel ürünlerde gerek meyve sebzede, tarla ürünlerinde hepsinde bu risk son derece yüksek, zaman zaman oluyor. Bu riski minimize etmek için bir yandan bilgi ve teknoloji kullanılması, bilişim teknolojilerinin kullanılması, bir yandan alınabilecek tedbirlerin alınması ama öte yandan da bu riskle kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalındığında da üreticiye destek olunması açısından birtakım argümanları biz geliştirdik ve ortaya koyduk. Türkiye, 1930 yılından itibaren konuştuğu Tarım Sigortaları Kanunu’nu bizim dönemimizde, bizimle birlikte, 2005 yılında uygulamaya koydu ve 1 Haziran 2006 tarihinden itibaren de bir risk değerlendirmesi kapsamında tarımsal sigorta uygulaması yapılıyor, hatta çiftçi ödediği poliçe bedelinin yarısını da devletten, Bakanlıktan, Hükûmetten destek olarak almaktadır. Yüzde 50 hibe destek veriyoruz yani çiftçimiz tarlasını diyelim 500 Türk Lirasına sigortalattıysa, 250 lirasını biz hibe olarak kendisine karşılıksız ödüyoruz. Nitekim bu ay mesela sigorta ödememiz yaklaşık 9 milyon lira ki, cuma günü sigorta ödemeleri gerçekleştirilecek, 9 milyon lira bu ayın ödemesi olarak yapıyoruz.

2009 yılında Malatya ilimizde 7 milyon 277 bin lira çiftçi prim ödedi, 7 milyon 277 bin lira… Burada sigortanın ben ne kadar önemli olduğunu ve aslında çiftçinin ne kadar yararına olduğunu ifade etmek istiyorum. Karşılığında ne aldı Malatya çiftçisi? 24 milyon 120 bin lira hasar ödemesi aldı. Yani 7’ye karşı 24 aldı; 7 ödedi, 24 aldı. Bu uygulama bu şekilde sürüyor.

Şimdi tabii, burada özellikle çiçeklenmeyle ilgili birtakım tartışmalar var. Dünyanın hiçbir yerinde de, dünyanın tarım sigortası uygulanan hiçbir ülkesinde bütünüyle, baştan aşağı çiçeklenme sigorta kapsamında değil çünkü çiçek dökülmesi sadece don ile meydana gelmiyor, dondan kaynaklanmıyor. Don olmasa da fizyolojik sebeplerle de yani normal bir gelişmenin bir parçası olarak da çiçek dökebiliyor. O nedenle, teknik olarak çiçeğin tamamının risk kapsamında değerlendirilip, sigorta kapsamında değerlendirilip bunun bütünüyle sigortalanması dünyanın hiçbir yerinde yok ve böyle bir uygulama da böyle bir risk de mümkün görünmüyor ancak bunun mutlaka bir orta yolunun bulunması… Bu konuda bizim, tabii, gönlümüz, çiftçinin lehine bir uygulamanın gerçekleşmesi çünkü bu reasüre ediliyor yani üç yıllık dönemlerle reasürans yapılıyor yani bu alınan, toplanan primler bir başka yere sigortalanıyor ve onun bir sözleşmesi, bir anlaşması var, bu şekilde yapıldı. Hatırlarsanız değerli milletvekilleri, biz uygulamayı başlangıçta yaptığımızda zaten don risk kapsamında değildi, daha sonra biz donu çiftçinin faydasına olur düşüncesiyle -ki yerinde de bir karar- onu kapsama dâhil ettik. Nitekim bu sene sel baskınlarını da tarım sigortası kapsamına aldık ilk defa olarak. Sel felaketlerini de bu sene, tarımda eğer bir zarar, bir hasar söz konusu oluyorsa bundan dolayı, yapılıyor.

Bu konudaki ikinci risk yönetim aracımız, daha doğrusu çiftçi riskle karşı karşıya kaldığında yaptığımız, uyguladığımız yöntem, 2090 sayılı bir Kanun var tabii afetlerden zarar görenlere yapılacak yardımlarla ilgili. Bu Kanun, tabii, 1977 yılında yürürlüğe giriyor fakat 1996 yılına kadar hiç uygulanmıyor, 96-2002 arasında sadece 2 milyon lira, bir, çiftçiye ödeme yapılıyor, sadece 2 milyon lira 1996-2002 arasında. 2003-2009 arasında çiftçilere karşı karşıya kaldıkları zararlar nedeniyle bu Kanun kapsamında 253 milyon 953 bin lira, biz, Türk çiftçisine bu kapsamda yardımda bulunduk yani 253 -eski parayla- trilyon lira. Bu Kanunu da biz işlettik ve yürütüyoruz. Bu Kanunla ilgili şu anda, biraz daha bunun, tabii, şartları ağır. Bunun şartları içerisinde, çiftçilerimizin toplam mal varlığının yüzde 40’ının hasar görmesi şartı var. Bunun şartlarının iyileştirilmesi, ürün bazında, belki yüzdeleri itibarıyla, toplam mal varlığını değil de biraz daha ürünle bire bir ilişkilendirilmek suretiyle bir düzenlemeye gidilebilir. Bu, tabii, yüce Meclisin, sizlerin takdiriyle olacak bir husus ama biz, bugün karşı karşıya kaldığımız Malatya’daki kayısı üreticilerinin sorunlarının çözülmesi, karşı karşıya kaldıkları felaketten bir nebze kendilerine yardımcı olmak maksadıyla, gerek sigorta ile ilgili gerekse 2090 sayılı Kanunla ve gerekse, eğer gerekiyorsa tabii, kesin hasar raporlarının sonuçlarına göre başka birtakım kararları arkasından alacağız. Bununla ilgili gerekli çalışmaları da zaten yapıyoruz.

Bu vesileyle, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mart ayında, bu ay içerisinde, daha doğrusu bugün Ziraat Bankasına biz 1 milyar 200 milyon lira Türk çiftçisine destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Cuma günü, 26 Mart günü çiftçilerin hesabında olacak ama bugün biz Bakanlık olarak bankaya, çiftçilere ödenmek üzere aktardık. Nedir bunlar? Özellikle fındık üreticileri ile ilgili bizim bu sene başlattığımız destek uygulamasında yaklaşık 640 milyon lira yani 640 trilyon lira ödemesi fındıktan, çay primi keza 126 milyon lira, 259 milyon lira hayvancılık, 8 milyon 900 bin lira tarımsal sigorta, 5 milyon 600 bin lira kırsal kalkınma destekleri, 147 milyon lira hububat, bakliyat primleri ve 9 milyon lira sertifikalı tohum kullanımı olmak üzere yaklaşık 1 milyar 200 milyon lira yani 1 katrilyon 200 trilyon eski parayla Türk çiftçisine -biz bugün bankaya- ödenmek üzere hesaplarına geçirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bu vesileyle bir kez daha, gerek Malatya’daki tüm zarar gören üreticilerimize gerek komşu il Elâzığ-Baskil gerekse Türkiye’nin diğer bölgelerinde, Niğde’de, başka bölgelerde afetle karşı karşıya kalan, dondan zarar gören bütün çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 23 Mart 2010

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook