2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Aralık 2012 · 643 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 13 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2013 YILI MERKEZÎ YÖNETİM BÜTÇESİ VE 2011 YILI MERKEZÎ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI); konuşma 643 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “2013 yılı merkezî yönetim bütçesi ve 2011 yılı merkezî yönetim kesin hesap kanunu tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-24-2012-12-13-2013-yili-merkezi-yonetim-butcesi-ve-2011-yili-merkezi-yonetim-kesin-h-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20041
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Tamam, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, Türkiye’de tarım arazilerinin artık işlenmediği, köylünün çiftçiliği bıraktığı iddia edildi. Tabii değerli arkadaşlar bu doğru değil, bunun gerçeği şu: Doğrudur, Türkiye’de tarım arazilerinin aşırı derecede bölünmesi, atomize olmasından ötürü çok küçük parsellere sahip olanlar artık bunu ekonomik olarak işletemiyor. Bu bir sorundur, Türkiye’nin sorunudur ve bu sorun 1926 yılındaki Medeni Kanun’dan beri gelen, biriken, gelişen bir sorundur.
Şimdi, biz buna birtakım tedbirler aldık, bu tedbirlerin bir kısmı uygulanıyor, yine bizim hükûmetimiz aldı bu tedbirleri. Bundan sonraki süreçte de siz de eğer bu konuda gerçekten bundan muzdaripseniz ve bunun düzeltilmesini istiyorsanız, biz buraya kanun tasarısını getirdiğimizde buna destek verirsiniz ve sizin desteğinizle biz Türkiye’nin bu sorununu çözeriz. Böylece, Türkiye’de, aslında kullanılabilir, ekilebilir ama işletilmeyen, şu anda çok küçük parçalara bölünmüş olmasından ötürü işletilmeyen arazilerin de işlenmesi imkân dahiline gelecek.
İthalatla ilgili pamuktan başlayıp sonra diğer ürünlerle ilgili arkadaşlarımızın bazı görüşleri, ifadeleri oldu.
Şimdi, değerli arkadaşlar, Türkiye 2002 yılında 988 bin ton lif pamuk üretiyor, 549 bin ton da ithalat yapıyor, 79 bin ton ihracat yapıyor, pamuğa dayalı tekstil ihracatı da 4,5 milyar dolar. Şimdi bunları bileceğiz. Şimdi, ikide birde böyle hani söylendiğinde, konuyu bilmeyenler bunu gerçekte çok farklı bir şekilde algılayabiliyor. Arkadaşlarımın yine iyi niyetle bunu sorduğunu varsayıyorum, öyle kabul ediyorum ve buna onun için bir açıklama getiriyorum.
2011 yılında Türkiye 1 milyon ton lif pamuk üretmiş yani 2002’ye göre daha fazla lif pamuk üretmiş; ithalatı 612 bin tona çıkmış, 70 küsur bin ton artmış; ihracatı 106 bin tona çıkmış ama Türkiye’nin pamuğa dayalı tekstil ihracatı 4,5 milyar dolardan 11 milyar 451 milyon dolara çıkmış.
Şimdi, Türkiye’nin tekstil ihtiyacı, tekstil ihracatı, tekstil ham madde ihtiyacı artmış. Türkiye’nin bütün bu ihtiyaca paralel olarak bütün diğer ürünlerle birlikte bunu aynı şekilde artırma imkânı yok çünkü Türkiye’nin alanı belli. Türkiye’nin alanında, sonuçta, aynı alanda mısır da yetişiyor, pamuk da yetişiyor, ayçiçeği de yetişiyor, buğday da yetişiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin sulanabilir alanlarının miktarı artırılmadığı sürece mutlaka bunlardan bir tanesinde bir farklılık olacak.
Türkiye 2002 yılında 2,2 milyon ton mısır üretiyordu, bugün 4,6 milyon ton mısır üretiyor yani alanın bir kısmı doğal olarak oraya gitti. Dünya fiyatları izleniyor, takip ediliyor, üretici de bu dünya fiyatları paralelinde buna göre ürün tercihini, ekiliş tercihini yapıyor ve değerlendirmesini yapıyor. Yani böyle hani işte “Pamuk öldü, yetmiyor.” falan filan öyle değil, Türkiye yine bu kadar pamuk üretiyor ama bir şartla; tekstil ihracatı o kadar büyüdü ki Türkiye’nin, dolayısıyla bunun hepsini karşılayacak ham maddenin hepsi Türkiye’de üretilmiyor, bunun bir kısmını ithal ediyor.
İkinci husus şu: Bakın, pamukta bizim gerçekte verdiğimiz destek çok önemli bir destektir yani işletme maliyetinin önemli bir kısmını biz destek olarak ödüyoruz pamuk üretiminde.
Şimdi, değerli arkadaşlar, üçüncü husus şu: Türkiye'nin ithalatından bahsedildi. Bakın, ben demin size fındıktaki hikâyeyi anlattım yani evsafına uygun olmadığı gerekçesiyle 40 ton sınırdan geri geliyor. Türkiye'nin ihraç ettiği fındık, bunu biz ithalat olarak değerlendiriyoruz burada. E, bu doğru değil.
Şimdi, diğer ürünlerle ilgili olarak da ben size söyleyeyim: Türkiye'nin tarım ürünleri ithalat ve ihracatı. İşte, Türkiye net ithalatçıdır falan filan, bu doğru değil arkadaşlar. Ham madde… Bakın ben size söyleyeceğim şimdi kalemleri ve sizler de bunu bu şekilde değerlendirin. İşlenmemiş kösele, deri ve kürk 409 milyon dolar. Bu, tarımda görünüyor.
SEYFETTİN YILMAZ (Adana)Sorulara gel Sayın Bakan.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Ham kauçuk… Kauçuğu tarım sektörü mü kullanıyor? Hayır, lastik sanayisi kullanıyor. Türkiye eskiden kauçuk üretiyordu da şimdi üretmekten vaz mı geçti? Hayır. Eskiden beri Türkiye kauçuğu ithal ediyor. 1 milyar 650 milyon dolar, bu da tarımda görünüyor.
SEYFETTİN YILMAZ (Adana)Sayın Bakan, şu sorulara cevap verin. Şu sorulara bir gelin, sorulara.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Türkiye'nin sanayisi büyüdü arkadaşlar, sanayisi. Sanayisi büyüyünce, ekonomisi büyüyünce bu ham maddeleri Türkiye ithal etmek durumunda çünkü Türkiye ham kauçuk üretmiyor.
Şimdi, mantar, odun ve kereste 605 milyon dolar.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
90 konuşma daha · 13 Aralık 2012