Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 6. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Ekim 2008 · 1.728 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 15 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, BURSA MİLLETVEKİLİ MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU'NUN; ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ VE İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL İLE İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET ERSİN VE 18 MİLLETVEKİLİNİN; 4562 SAYILI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ KANUNUNA BİR GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S: 222)); konuşma 1.728 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, bursa milletvekili mehmet altan karapaşaoğlu'nun; organize sanayi bölgeleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili ve izmir milletvekili oktay vural ile izmir milletvekili şenol bal'ın; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesine dair kanun teklifi, izmir milletvekili ahmet ersin ve 18 milletvekilinin; 4562 sayılı organize sanayi bölgeleri kanununa bir geçici madde eklenmesi hakkında kanun teklifi (s.s: 222)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 15 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2008-10-15-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, organize sanayi bölgeleri 1800 yıllarından itibaren başta Amerika olmak üzere, sonrasında İngiltere’de ve gelişmiş ülkelerde yaşama geçirilen bir uygulama. Organize sanayi bölgelerinin birçok etkeni vardır, birçok nedeni vardır fakat bunların içinde özellikle İngiltere’de, sonrasında az gelişmiş ülkelerde de birinci etken bölgeler arasındaki sanayi farklılığını ortadan kaldırmak; ikincisi ise işsizliğe, az gelişmiş yerlerde işsizliğe çare bulup belli kentlerde yığılmayı engellemeye yöneliktir.
Tabii bunun birçok nedeni daha var: Özellikle planlı kentleşme, sanayinin kentin dışına, bir araya taşınarak kentte düzensizliğin engellenmesi, yine -sonuçta bir sanayi yatırımı yaptığınız zaman tarım alanlarını kullanmanız gerekiyor- tarım alanlarının disiplinli bir şekilde sanayiye ayrılması, bu konuda bir disiplinin sağlanması; sanayi kuruluşlarının bir arada olmasını sağlayarak birbirlerinin yan ürünlerinden, birbirlerinin imkânlarından yararlanmalarına, kârlılığı artırmaya, verimliliği artırmaya yönelik etmenler var.
Şimdi, tabii Türkiye'de de organize sanayi bölgeleri, özellikle sanayi kalkınmasının hedef alındığı beş yıllık kalkınma planlarıyla birlikte gündeme alınmıştır. Türkiye'deki uygulamada da ve Türkiye'de organize sanayi bölgeleri faaliyete geçirildiği zaman ve hedef olarak konulduğu zaman da biraz önce belirttiğim gibi, dünyadaki birçok ülkelerdeki hedefler gözetilerek, oradaki gerekçelerle başlanmıştır ancak biz şimdi organize sanayi bölgelerinin durumuna baktığımız zaman, organize sanayi bölgelerinin yayılım seyrine ve bulundukları yerlere baktığımız zaman ve özellikle organize sanayi bölgelerinin içinde bulundukları mevcut, pratik duruma baktığımız zaman bu amacın gerçekleştiğini, belirttiğimiz amaçların gerçekleştiğini söyleyemeyiz.
Şimdi, özellikle bölgeler arası gelişmişlik farklarının en yüksek olduğu ülkelerden biri Türkiye, başta Doğu ve Güneydoğu, yine Karadeniz, İç Anadolu. Bunları Ege’yle, Marmara’yla, Akdeniz Bölgesi’yle kıyasladığımız zaman bölgeler arası gelişme farklılıklarının en yüksek olduğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Ancak organize sanayi bölgelerinin amaçlarından biri olan “bölgeler arasındaki eşitsizliği kaldırma” ilkesine baktığımız zaman, bunun Türkiye’de uygulanmadığını veya bunun gerçekleşmediğini görebiliriz.
Biraz önce konuşmacı arkadaşlar dile getirdiler, organize sanayi bölgeleri ve organize sanayi bölgelerinin sayısıyla ilgili rakamları verdiler. Şimdi tabii 250 civarında organize sanayi bölgesi var, resmî, kâğıt üzerinde ancak bunların 127 tanesi işletme durumunda. Tabii, CHP adına konuşan Sayın Milletvekilimiz dile getirdi, bu 127 organize sanayi bölgesinin bile birçoğu yarı yarıya, kimisi üçte 1 oranında işler durumdadır. Ancak daha önemli olan, 250 civarında onaylı bulunan organize sanayi bölgeleri içinde işletmede olmayan, faaliyete geçmiş olmayan birçoğu ya yer seçimi aşamasında veya kamulaştırma aşamasında, bazıları planlama veya altyapı, inşaat aşamasında bulunan organize sanayi bölgelerinin tümü az gelişmiş illerimizdeki organize sanayi bölgeleridir.
Şimdi bunu dikkate aldığımızda, birincisi, organize sanayi bölgelerinin kuruluşundaki amaçlardan biri gerçekleşmemiş, ikincisi, her hükûmet döneminde çok önemsendiği söylenen, birçok zaman böyle o ile veya o bölgedeki illere, az gelişmiş bölgedeki illere çok büyük bir taltif, çok büyük bir ödüllendirme gibi gösterilen teşvik sisteminin de aslında işlemediğinin bir göstergesidir. Şimdi, az gelişmiş illere veya az gelişmiş bölgelere teşvik verme veya onu geliştirmenin en önemli yolu, organize sanayi bölgeleriyle yani KOBİ’lere destek vererek, küçük ve orta büyüklükteki sanayi kuruluşlarını destekleyerek, onlara teşvik vererek bunu sağlamaktır. Ancak siz “Biz teşvik veriyoruz.” dediğiniz birçok ilde hem kentleşmenin düzenli olmasını sağlayan hem sanayileşmenin düzenini sağlayan hem az gelişmişlik farkını ortadan kaldıran en önemli etmenlerden birini sağlamamışsınız, kurmamışsınız.
Şimdi, kurulan bazı illerde de baktığımız zaman, örneğin İç Anadolu, Karadeniz ve Doğu, Güneydoğu’daki organize sanayi bölgeleri birçok ilde ya hiç gerçekleşmemiş, planlama aşamasında veya inşaat aşamasındadır. Kurulu gözüken, kâğıt üzerinde kurulu gözüken yerlerde bile birçoğunda hâlâ elektrik bağlanmamıştır. Altyapı sorunlarının hiçbiri çözümlenmemiştir, arıtmanın ise “a”sı bile gerçekleşmemiştir. Yani bu yatırımların gerçekleşmesi gereken, bu desteğin verilmesi gereken yerlere aslında bu destek verilmemiştir. Daha önceki hükûmetlerde olduğu gibi bu Hükûmet de az gelişmiş bölgelere teşvik verme, bölgeler arasındaki eşitsizliği giderme, adaleti sağlama konusundaki sorumluluğunu ve sözünü yerine getirmemiştir.
Şimdi, tabii ki daha önceki konuşmacılar da dile getirdi. Bir yasa çıkarıldığı zaman, bir kanun tasarısı Meclise gelip görüşüldüğü zaman, bu kanun tasarısı çıkarıldığı zaman aslında birinci derecede öne alınması gereken, dikkate alınması gereken, o yasanın, o yasa tasarısının çıkmasından etkilenecek kesimlerdir, onların düşünceleridir, onların önerileridir, onların düşünce ve önerilerini dikkate almadır. Ancak, bu kanun tasarısına baktığımız zaman ciddi bazı eksiklikler var. Dile getirilen o eksikliklerle ilgili birkaç şeye ben de değinmek istiyorum.
Şimdi, organize sanayi bölgelerinin yönetimiyle ilgili sorun, en önemli sorunlardan biridir. Elbette ki organize sanayi bölgelerinin kurulmasında ve kurulma kararı verilmesinden tutun kurulma aşamasına kadar sanayi odalarının, onun olmadığı yerlerde sanayi ve ticaret odalarının, onun da olmadığı yerde ticaret odalarının çok önemli yeri vardır, çok önemli etkileri vardır. Bu, doğru. Ancak, zaten yasada da, hem Türkiye’de şimdiye kadar geçerli olan yasada hem de dünyadaki birçok uygulamada, sonuçta organize sanayi kuruluşlarının kurulmasında ve altyapısının bitirilmesinde önemli olan bu odaların görevi, bu işi bitirdikten sonra organize sanayi bölgesini asli sahiplerine, organize sanayi bölgelerinde faaliyet yürüten sanayicilere devretmektir. Ki nitekim, zaten bu konuda yasada da şu vardır: Belli bir işleyiş vardır. İşte organize sanayi bölgesi kararı alındığı zaman bir müteşebbis heyet kurulur. Bu müteşebbis heyetin içinde, sanayi odası, yoksa sanayi ve ticaret odası, o da yoksa ticaret odası veya odalardan biri; o ildeki veya ilçedeki veya beldedeki belediye başkanı, yine orada varsa kooperatifler veya işveren sanayici dernekleri, yine eğer sınırları içindeyse büyükşehir belediyesi, yine eğer yer almak istiyorsa yerel örgütlerden olan il özel idaresi yer alır. Bu müteşebbis heyet aracılığıyla başvuru yapılır, valilik aracılığıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığına başvuru yapılır ve buna karar verilir. Bunun ikinci aşamasında, organize sanayi bölgesinin üçte 1’i tamamlandıktan sonra da müteşebbis heyet, oradaki üçte 1’i yerleştirilmiş olan sanayici ile yönetimi ortaklaştırır ve bu iş bittikten sonra da yönetim oradaki sanayicilere devredilir. Ha şimdi anlaşılmayan budur. Peki, zaten, organize sanayi bölgesi olsun veya olmasın bir ildeki sanayici, bir ildeki ticaret adamı veya orada görev yapanların hepsi, iş yapanların hepsi o ilde sanayi odası, yoksa sanayi ve ticaret odası veya ticaret odasının üyeleri değiller mi? Peki, bir yerdeki sanayi odası veya sanayi ve ticaret odası, destek verdiği, kurduğu ve sonuçta orada hak sahibi olarak yerleştirdiği ve kendi üyesi olan sanayicinin neyine güvenmiyor da “Ben oluşturacağım yönetimi.” diyor? Bu anlaşılmış değil. Yani, Türkiye'de Hükûmette olan, Türkiye'de devlette olan, Türkiye'de kurumlarda olan zihniyet iş adamlarımıza da, sanayicilerimize de veya onların kurdukları odalara da sirayet etmiş. Şimdi, siz, zaten koyduğunuz yasada da kurulup devredilmesi gereken bir şeyi, efendim ben kurdum, onun için yönetimini ben sürdüreceğim… Peki, zaten sizin üyeniz olan, orada da sanayici olan, orada üretim yapan, orada ticaret yapan, iş yapan ve kendi üyeniz olan insanlara neden güvenmiyorsunuz? Ha şimdi bu, işin bir tarafı. Diğeri, mesela yasanın 7’nci maddesinde diyor ki: Bu yasanın (bu tasarının) 2’nci maddesindeki hükümler 1/1/2008 tarihinden itibaren geçerlidir.
Şimdi, Manisa Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan sanayicilerin derneğinin bir yazısı var bizde; Sanayi Ticaret Komisyonundaki tüm milletvekillerine gönderilmiş, sanırım onun dışındakilere de gönderilmiş, Bakanlığa, Sayın Bakanımıza da gönderilmiş, diğerlerine de gönderilmiş. Şimdi, şöyle bir sıkıntı var: Bu sıkıntı şimdiye kadar neden sürüyor? Manisa Sanayi ve Ticaret Odası, Organize Sanayi Bölgesi, oradaki sanayiciler, daha önceki ve şimdiki Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanımız ve diğer bakanlarımız da, buradaki Odayla Organize Sanayi Bölgesi esnafı arasındaki bu çelişki neden şimdiye kadar çözümlenmemiş?
Sonuçta bu çözüm diğer idari yollarla, Bakanlığa başvuruyla gerçekleşmediği için de -diğer belgeleri de var- dava açılmış. Hem yerel mahkeme hem de sonradan Yargıtay Manisa’da Organize Sanayi Bölgesi Kooperatifi lehine karar vermiş ve orada genel kurul yapılıp yönetimin Organize Sanayi Bölgesi esnafına devredilmesi yönünde karar verilmiş. Şimdi ona rağmen bunun devredilmemesinde ısrar ediliyor ve biz de, sırf bu böyle gerçekleşsin diye veya sürsün diye, bu yasanın hükümlerinden biri 1/1/2008 tarihinden geçerli olsun diyoruz. Neden? Çünkü, Yargıtay kararı ve diğer kararlar 1/1/2008 tarihinden sonra alınmış.
Yani, şimdi şu olabilir: Belki Manisa… Bazı görüşmeler de yaptım ama net bir cevap almadım. Sanayi ve Ticaret Odası farklı şeyler diyor, Organize Sanayi Bölgesi Kooperatifi farklı şeyler diyor. Ha, bu konuda birinin veya diğerinin haksızlığını anlatmıyorum burada.
Biz burada sanayicimizin, iş adamlarımızın bir ilde çok önemli olan, gerçekten çok eskiden kurulmuş, birçok büyük sanayicinin iş yaptığı ilimizdeki bir sorununu o ilin milletvekilleriyle veya Sanayi Komisyonunda yer alan milletvekilleriyle, Sanayi Bakanımızla, bu konuda taraf olan diğer kesimlerle, TOBB’la, sanayicilerin diğer örgütleriyle, tüm bu kurumlarla çözebilmeliydik, yani bu işi buraya getirmemeliydik. Yani bize Sayın Bakanın bunu izah etmesi gerekiyor. Manisa’daki durum nedir, neden oraya geldi ve neden biz bunu, yasaya yerleştiriyoruz? Bunun izah edilmesi gerekiyor.
Sayın milletvekilleri, biraz önce az gelişmiş bölgelerdeki, özellikle Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu, Karadeniz’deki organize sanayi bölgeleriyle ilgili, onların durumuyla ilgili bir değerlendirme yapmıştık ve yine diğer hükûmetler döneminde olduğu gibi bu Hükûmet de özellikle az gelişmiş illere ve bölgelere teşvikle ilgili ısrarcı olduğunu, bu konuda elinden geleni şimdiye kadar yaptığını, şimdiden sonra da her türlü düzenlemeyi yapacağını söylüyor. Bu söylemden de hareketle şu çağrıyı yapıyoruz Sayın Sanayi Bakanımıza -Muş Milletvekili, Türkiye'nin en az gelişmiş bölgesinin bir ilinin ve organize sanayi bölgesinin de büyük sıkıntılarının olduğu bir ilin milletvekili- şu çağrıyı yapıyoruz: Bir defa teşvik politikalarının -bundan önceki konuşmacı arkadaş da belirtti- direkt sektörler üzerinden ve direkt somut yatırıma dönüşebilecek, anında yansıyabilecek işler üzerinden yapılması gerekiyor. Eğer siz Bitlis’e, siz Muş’a, siz Diyarbakır’a, siz Artvin’e, Rize’ye veya benzeri birçok ile, İç Anadolu’daki birçok ile, az gelişmiş ile yatırım yapmak istiyorsanız, teşvik vermek istiyorsanız, zaten amacı az gelişmişliği ortadan kaldırma, bölgeler arasındaki farklılığı ortadan kaldırma olan organize sanayi bölgelerine baştan başlayarak, arsa tahsisinden tutun, belli projelerin uygulanmasına kadar, sanayicinin teşvik edilip, oradaki sanayiyle, oradaki ticaretle uğraşanın teşvik edilip, orada organize sanayi bölgesinde iş yapması, teşvik edilmesinden tutun, büyük kentlerde o ilden giden sanayiciyi oraya yatırım yapmaya teşvik eden, somut “Bu bölgeye bu işi yapanlar üzerinden bu kadar teşvik sağlıyorum.” gibi bir yöntemi denemeniz gerekir. Bu olmadığı zaman “İşte, ben teşvik sağlıyorum, elli tane ili de teşvik alması gereken iller arasına koydum. Siz gidin orada yatırım yapın, iş yerlerinizi yapın, fabrikanızı kurun, projenizi getirin size ben destek sunacağım.” dediğiniz zaman bu çok anlam ifade etmiyor.
En önemlisi de şu: Birçok ilde ticaret yapan, sanayicilikle uğraşan, kendi alanında büyük veya küçük üretim yapan birçok kesim, hem oradaki sanayi, ticaret odalarının, diğer kurumların eksikliği, geriliği hem oradaki ticaret yapanın ve diğer kesimlerin düzeyi ortalama bir projeyi yapma veya gerekli işlemleri yerine getirme, onlara valilik üzerinden tutun bakanlığa kadar ulaşma, bunları takip etme düzeyinde değil. Eğer siz gerçekten teşvik verecekseniz, siz az gelişmiş yerleri kalkındıracaksanız, somut, gidip bakanlık üzerinden, o ildeki bakanlık yetkililerini, sanayi ticaret yetkililerini de direkt devreye sokarak, orada, onların işini merkezden gönderilen elemanlarla projelendirerek, belli bir aşamaya getirerek, tüm altyapısı için teşvik vererek, tüm altyapısı için kredi vererek hazırlanmanız gerekiyor. Bu, somut. Eğer ciddiyseniz bu yapılabilir. Eğer isteniyorsa, devlet isterse, eğer Hükûmet isterse, eğer Bakanlık isterse Bitlis’te, Muş’ta, Diyarbakır’da, Artvin’de, Aksaray’da, diğer birçok yerde, az gelişmiş yerlerde, oranın elamanıyla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 15 Ekim 2008