Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 58. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Şubat 2010 · 440 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 9 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 440 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2010-02-09-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, biz hep şunu belirttik: Yıllardır, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana süren, özellikle 1984’ten bu yana çatışma ve şiddetin durmadığı, sistemli bir şekilde süren Kürt sorununa güvenlik penceresinden bakıldığı sürece ne sorun çözümlenebilir ne de çıkarılan hiçbir yasa sorunların çözümüne, pratikleşmesine etkide bulunabilir.
Sayın milletvekilleri, Türkiye’de cumhuriyetle birlikte, cumhuriyetin kurulmasından bu yana kadar bölgeye ve Kürtlere idari anlamda ve yasal anlamda, adli anlamda ayrı bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Fakat 12 Eylül darbesi ve 84’ten sonra başlayan çatışmalardan bu yana bu sistemli bir hâle getirilmiştir, sürekli ve sistemli bir hâle getirilmiştir. Bölgede yirmi yılı aşkın bir süre sıkıyönetim ve olağanüstü hâl uygulanmıştır ve yine bölgede 12 Eylülden, 84’te başlayan çatışmalardan bu yana çıkarılan her yasa, Türkiye’deki mevcut yasaların, ceza yasalarının dışında, özellikle Kürtlere yönelik farklı bir şekilde ve oradaki olaylara yönelik farklı bir şekilde uygulanmıştır. Orada devlet güvenlik mahkemeleri özellikle bölgede Kürt sorunu ve Kürt sorunundan kaynaklı taleplerini dile getiren Kürtlere karşı kurulmuş olan mahkemelerdir. Bu mahkemeler…
Birçok zaman övünülür, özellikle AKP “Biz iktidara geldikten sonra hem sıkıyönetim, olağanüstü hâl benzeri uygulamaları kaldırdık hem de devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık.” diyor. Şimdi idari anlamda da ciddi bir şekilde değişiklik yok. Belki yasal anlamda sıkıyönetim veya olağanüstü hâl yok, ancak, hem bölge milletvekilleri hem de bölgeye giden bakanlar, yetkililer çok iyi bilir ki, oradaki her türlü uygulama, şimdi kaldırıldığı söylenen EMASYA Protokolü’ne de ihtiyaç olmadan, bu Protokol olmadan önce de ve şimdi de istendiği zaman askerî yetkililer, komutanlar, jandarma yetkilileri tarafından dile getiriliyor ve onlar tarafından uygulanıyor. Yeri geldiği zaman valinin, kaymakamın hiçbir etkisi olmuyor, birçok zaman pratik bir şekilde… Zaten bunu dile getiriyorlar hem bire bir görüşmelerimizde hem herhangi bir olay geliştiğinde. Sonuçta pratik bu şekilde gerçekleşiyor.
Ve kaldırılan devlet güvenlik mahkemesi yerine de şimdi bölgede aynı uygulama devam ediyor. Şekil anlamında, yasadaki düzenleme anlamında bir değişiklik yapılmış, ama devlet güvenlik mahkemeleri şimdi “özel yetkili ağır ceza mahkemeleri” şeklinde devam etmektedir ve tümüyle Türkiye’deki genel hukuktan farklı uygulama gerçekleşmektedir bu mahkemelerde.
Ve yine, Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nun birçok maddesi, özellikle Kürt sorununun siyasal, demokratik çözümüne yönelik halkın, kurumların, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, derneklerin belli düşüncelerini dile getirmeye yönelik baskı uygulamaları ve onlara yönelik cezalandırmalarla doludur. Terörle Mücadele Yasası ve Ceza Yasası’ndaki birçok madde, Türkiye’de sadece Kürt sorununda, muhalif olanlara ve Kürtlere uygulanmaktadır. Şimdi, dünyanın hiçbir yerinde, Avrupa’nın hiçbir yerinde şöyle bir madde olabilir mi: “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır. Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 9 Şubat 2010