Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)
Bitlis Milletvekili · Barış ve Demokrasi Partisi
Genel Kurul, 87. Birleşim · 4. yasama yılı · 15 Nisan 2010 · 969 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi), 15 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:487)); konuşma 969 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi, Bitlis). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:487)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2010-04-15-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kanun tasarısının 3’üncü maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, vakıf üniversitelerinin kurulmasını görüşüyoruz ancak bu görüşmelerde eğitimin genel durumundan ve üniversitelerin mevcut, içinde bulunduğu durumdan bahsetmediğimiz zaman, mevcut “Vakıf üniversiteleri kurulsun mu, kurulmasın mı?” düşüncesi çok anlam ifade etmiyor. Zaten bu tür konularda genelde iktidar partisi şu tarzda tartışmaya açıyor bu tür yasa tasarılarını, tekliflerini: İşte, “Üniversitelerin açılmasını istemiyor musunuz? Vakıf üniversitelerinin bu ülkeye, bu ülke gençlerinin okumasına katkısından başka ne zararı var?” tarzında bir tartışma biçimi. Bu çok gerçekçi değil, doğru da değil. Daha önce de tüm partilerden konuşan hatipler sonuçta Türkiye’de hem devlet üniversitelerinin hem vakıf üniversitelerinin sağlıklı bir şekilde altyapısı hazırlanarak kurulmasının ve üniversite sayısının artmasının bu ülkeye yarar getireceğini söyledi. Kimse bu konuda farklı bir görüşte değil.
Şimdi, bir tarafta ilköğretim ve ortaöğretimde Türkiye’nin durumu… Genelde iktidar partisi, Hükûmet yetkilileri işte, Türkiye’nin geçmiş yıllarını örnek verip, her konuda olduğu gibi, onun üzerinde ne kadar geliştiğini söylüyor olsalar bile, biraz önce Muş Milletvekilimiz Sayın Nuri Yaman’ın sorduğu bir soru vardı Sayın Bakana, Sadece Malazgirt’te, 2’si merkezde olmak üzere 70 ilköğretim okulunda tek derslik ve tek öğretmen olduğunu ki, Bitlis, Hakkâri, Van, Şırnak ve diğer birçok ilde ve yine Karadeniz’in, İç Anadolu’nun bazı yerlerinde bu tür okulların yaygın olduğunu biliyoruz. Yine ortaöğretimde, yıllardır söylenmesine rağmen endüstri meslek liseleri, mesleğe yönelik liselerde sayı anlamında, hem okul sayısı hem de öğrenci sayısı anlamında nispi bir artış olmuş olsa bile bu okulların eğitim kalitesinde, meslek liselerinin altyapısı ve müştemilatının oluşmasında ciddi bir gelişme yoktur. Sadece sayılarda bir artış vardır, bu da hiçbir şekilde hiçbir sorunun çözümünü getirmez beraberinde.
Şimdi, üniversitelere gelirsek, önce vakıf üniversiteleriyle ilgili birkaç şey söylemek gerekiyor. YÖK’ün yaptığı çalışma, vakıf üniversiteleriyle ilgili değerlendirmesine baktığımız zaman, vakıf üniversitelerinin bazılarının çok yüksek oranda öğrenci harcı, öğrenciden eğitim için para almasının yanında bu tür, öğrenciden alınan paranın çok az bir kısmının eğitim-öğretim için harcandığı, diğerinin vakıf üniversitelerinin altyapısı ve diğer çalışmalarında yani özel bir üniversite gibi vakıf hanesine kâr yazıldığını -kendi, YÖK’ün düşüncesidir, bizim düşüncemiz değil- yine bu üniversitelerin öğretim üyesi yetiştirme konusunda bir programlarının olmadığı, mevcut öğretim üyesi, doçent, profesör gibi kadroların çoğunun devlet üniversitelerinden daha yüksek ücret ödeyerek alındığını ve devlet üniversitelerinin de bu nedenle ciddi sorun yaşadıklarını… Bu tespitleri yapıyor. Ve onun dışında şunu söyleyebiliriz: Vakıf üniversiteleri, elbette, hem dünyada hem Türkiye’de önemli örnekler vardır. Eğitim-öğretim alanında ciddi yaklaşan, vakfın gelirinin önemli bir kısmını üniversitelere, açtığı vakıf üniversitesine, orada eğitim görenlerin iyi eğitim görmesine ve altyapısına harcayan vakıf üniversiteleri vardır ama şu anda 45 olan, sayısı 50’yi bulacak vakıf üniversitelerinin önemli bir kısmı da her ne kadar vakıf üniversitesi ve yasalarımıza göre kâr amacı gütmeyen, öğrenci eğitim ihtiyacını kendi bünyesinden karşılamak durumunda olan bu üniversitelerin birçoğu özel üniversite mantığıyla hareket ediyor, kâr mantığıyla hareket ediyor. Öğrenciden aldığı paranın önemli bir kısmını da vakfın veya vakıftaki şahısların, nasıl kullanıyorlarsa bu paraları, oraya aktarıyorlar.
Şimdi, bir de iktidar partisinin sayın hatibi şunu söyledi, vakıflarla ilgili bir değerlendirme yaptı. Doğrudur. Vakıfların, hem Türkiye’de, geçmişte Osmanlıdan bu yana hem de dünyanın birçok yerinde önemli misyonlar yüklendiğini, toplumsal, sosyal, kültürel faaliyetlere destek sunduklarını biliyoruz ama sonuçta vakıflar, sosyal, toplumsal, kültürel alanda belli kesimlerin ihtiyaçlarını, onların isteklerini karşılayan, o düşünceyle hareket eden kurumlardır. Vakıf üniversitelerine izin verildiği zaman, birincisi, vakıfların üniversite kurmak için ayırdıkları bütçeden tutun üniversite için hazırlanan altyapı, üniversitenin kurulacağı yer, üniversitenin birimleri, nasıl bir eğitim yapacağı, bu eğitimin kalitesi konusunda ciddi bir denetim yapılması gerekiyor. Yoksa, bunun örneğini, işte Türkiye’de yaşıyoruz, başka yere gitmeye gerek yok. Kırk beş vakıf üniversitesi var. Bunların birçoğunda yeterince talep de yok, çünkü ciddi bir eğitimleri de yok, diğerleri de aldıkları öğrencilerin birçoğuna iyi bir eğitim vermemenin yanında yüksek paralar alarak, düşük puanlarla alarak insanları üniversite mezunu etmiş oluyorlar. Biz bunu eleştiriyoruz. Bunun karşısında duruyoruz. Bunun ciddi bir denetime tabi tutulması gerekiyor. Bu tür üniversiteler kurulurken buna dikkat edilmesi gerekiyor. Bu tür üniversiteler kurulurken bu vakıfların yapısı, kuracakları üniversite, nasıl bir eğitim yapacakları, tüm bu verilerin hem Komisyonda hem Parlamentoda, Genel Kurulda milletvekillerinin, muhalefet milletvekillerinin, bu konuda talebi olan milletvekillerinin düşüncelerine, onların görüşlerine sunulması gerekiyor.
Diğer taraftan, AKP adına konuşan sayın hatip, üniversiteleri halkla bütünleştireceklerini söyledikten sonra, halk okursa, aydınlanırsa kime ne zararı olur gibi şeyler söyledi. Şimdi, biz, Türkiye’de metropol kentlerde hem eğitimin kalite düzeyi hem öğrenci-öğretim üyesi ilişkileri hem bilimsel anlamda ve fikirsel anlamda tartışmaların yapıldığı çok az sayıda üniversiteyi çıkaralım, hem devlet üniversiteleri hem vakıf üniversitelerinin şimdiki durumuna bakalım.
Şu anda lisede bile, ortaöğretimde, ilköğretimde bile bulunmayan bir sistem işliyor üniversitelerde. Üniversitelerde okuyan öğrencilere ve gençliğe tehlikeli, farklı düşünebilen, sistemin düşüncesinden, iktidardan, bu ülkeyi yönetenlerden farklı düşünebilecek, bunun için kargaşa yaratabilecek insanlar olarak bakılıyor ve istisnasız, özellikle taşrada, bölgede olmak üzere taşradaki, Orta Anadolu, Karadeniz, diğer birçok üniversitede âdeta birer karakol hâlinde üniversiteler. Öğrencilerin her türlü çalışması, her türlü düşüncesi, etkinliği, bırakın dışarıda diğer öğrencilerle, toplumla yaptığı etkinlikler, üniversite içinde dile getirdiği, ders içinde dile getirdiği düşüncelerden dolayı baskı altına alınan, bazen kovuşturmalara uğrayan bir durum var. Bunların tartışılması gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)Teşekkür ederim Başkan.
Siz bunları tartışmadan, bunlara bir çözüm bulmadan, üniversiteleri, bilimin özgürce geliştiği, oradaki hem öğrencilerin hem öğretim üyelerinin her türlü düşüncesini özgürce dile getirdiği, tartıştığı bir ortamı yaratmadığınız sürece, siz her ile değil, her ilçeye bir üniversite kursanız, Türkiye’nin bilimsel anlamda, Türkiye’nin çağdaş anlamda ve üniversitelerin diğer ülkelerin üniversitesine denk gelmesi mümkün değil. Şimdi, Sayın Bakan, Türkiye’deki üniversitelerin düzeyinin diğer ülkelerle kıyaslandığında çok geri olmadığını söylüyor. Evet, biz şuna katılırız: Türkiye’de bazı üniversitelerin standartları gerçekten birçok ülkenin standartlarına yaklaşmıştır ama Türkiye’deki üniversitelerin yüzde 90’ının standardı en geri ülkenin standartlarından çok daha geridir. Bunun tartışılması gerekiyor, bir bütün olarak tartışılması gerekiyor. İşte bir sayın milletvekili sorduğu zaman en gelişmiş iki tane üniversitenin, bir vakıf bir devlet üniversitesinin verilerini vererek bunun üzerini kapatamayız.
Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 15 Nisan 2010