Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)
Bitlis Milletvekili · Barış ve Demokrasi Partisi
Genel Kurul, 134. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Temmuz 2010 · 1.010 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi), 14 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE RUSYA FEDERASYONU HÜKÜMETİ ARASINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE AKKUYU SAHASINDA BİR NÜKLEER GÜÇ SANTRALİNİN TESİSİNE VE İŞLETİMİNE DAİR İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASI HK. (S.S.538)); konuşma 1.010 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi, Bitlis). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile rusya federasyonu hükümeti arasında türkiye cumhuriyetinde akkuyu sahasında bir nükleer güç santralinin tesisine ve işletimine dair işbirliğine ilişkin anlaşmanın onaylanması hk. (s.s.538)”. TBMM Genel Kurulu, 134. Birleşim tutanağı, 14 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2010-07-14-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-rusya-federasyonu-hukumeti-arasinda-t (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nükleer enerji kanunuyla ilgili, 3’üncü madde üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, nükleer enerji istemi, talebi ve hayali Türkiye’de yeni değil, elli yıllık bir hayal. Tabii o dönemler İkinci Dünya Savaşı sonrası nükleer enerji ve nükleer silahlanma istemlerinin dorukta olduğu, nükleer enerjiyle ilgili bugün gelinen noktadan farklı bakılan bir dönemdi. Türkiye nükleer enerji talebini, istemini geçmiş hükûmetler döneminde de muhalefetler döneminde de hep belli gerekçelere dayandırmış, çoğu zaman hem hükûmetler hem de nükleer enerjiyi savunan muhalefet partileri demişler ki: İşte “Dışa bağımlılığı azaltma…” veya demişler ki: “Ucuz enerji sağlama…” Şimdi de Sayın Çevre Komisyonu Başkanımız da, işte, “Çevre dostu enerji.” diyor, öyle savunuyor.
Peki, dışa bağımlılığı engelliyor mu? Siz bir taraftan doğal gazınızın yarısını, yine, petrolü aldığınız Rusya’dan nükleer enerji santralini de topraklarınızda kuruyorsunuz, her şey onun denetiminde, dışa bağımlı olmuyorsunuz! Üstelik tek ülkeye bağımlı oluyorsunuz, bırakın dışa bağımlılığı, tek ülkeye bağımlı oluyorsunuz, Rusya’ya bağımlı oluyorsunuz. Zaten enerjide Rusya’ya bağlısınız, nükleeri de yapıp ona bağlı oluyorsunuz. Yani burada demek ki, dışarıya bağımlılık gerekçesi yok ortada. Daha ucuz enerjiyi de, mevcut fiyata baktığımız zaman, hem dünya fiyatlarının hem de Türkiye fiyatlarının üzerinde, bunun da gerekçesi yok. Ha, geriye ne kalıyor? Güçlü ülke olma. Birçok hatip dile getirdi, Türkiye’nin güçlü olabilmesi için nükleer enerjiye sahip olması gerekiyor. Bu söylem, Türkiye’nin güçlü olabilmesi için nükleer silaha sahip olmasıdır. Yani geçmiş hükûmetler döneminde de muhalefet partileri de ve şu anda AKP Hükûmeti de nükleer enerjiye sahip olma hayalini nükleer silaha sahip olma üzerine kuruyor. Nitekim, Sayın Başbakanın İran’la ilgili söylemleri, İran-İsrail karşılaştırması, “Eğer İsrail’in nükleer silahı varsa İran’ın da nükleer silah üretme hakkı vardır.” söylemi bundan uzak değildir. Tam Rusya’yla nükleer enerji ve nükleer santral kurma hazırlıklarının yapıldığı bir dönemde, bu söylem ve bu hazırlık birbirinden bağımsız değil.
Değerli milletvekilleri, nükleer silahın geçmişte yarattığı tahribatı hepimiz biliyoruz. Bugün, hem o silahların üreticisi hem de kullanıcıları bile, bazen ikiyüzlü politikalarla olsa bile nükleer silahların azaltılması ve uzun vadede ortadan kaldırılması gibi söylemde bulunmak zorunda kalıyorlar. Yine, tüm dünyada barıştan yana, dünyada çağdaş, çocuklarımıza, torunlarımıza sağlıklı bir gelecek bırakma adına silahtan, özellikle nükleer silahtan arınmış bir dünyadan bahsediyorlar; bizler de Türkiye’de üçüncü bin yılda güçlü olmak için nükleer silaha sahip olma hayalleri kuruyoruz.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; mevcut kapasite ve santral, bunun, 2-3 kat büyüklüğünde bu gerçekleşip -ne zaman gerçekleşeceği, nasıl gerçekleşeceği belli değil- bu kapasitedeki santraller kurulup, bunun 2-3 katı kadar, Sinop’ta, başka bir yerde de santral kursanız Türkiye’nin enerji ihtiyacını nükleerden karşılama veya dışarıya bağımlılıktan kurtulamazsınız. Nükleer enerjiyi savunan hiç kimse beyninin arkasında nükleer silah yoktur diyemez. Çünkü “Nükleer enerji olmalıdır, Türkiye nükleer enerjiye sahip olmalıdır.” diyenlerin hiçbir gerekçesi şu ana kadar geçmiş hükûmetlerin de şimdiki Hükûmetin de gerekçeleri, Türkiye’nin mevcut kapasitesi, mevcut enerji üretimi, tüketimi ve gelecekteki enerji ihtiyacını kıyasladığınız zaman bununla uyumlu değil.
Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; Türkiye gibi bir ülkede nükleer çok daha tehlikelidir. Biraz önce Sayın İnce dile getirdi, 1986 yılında Çernobil faciası hepimizin hafızasındadır ve o dönem Sanayi Bakanı Cahit Aral, televizyon ekranlarında canlı yayında çay içip “Biraz radyasyon iyidir.” demişti. O dönemin Başbakanı rahmetli Sayın Özal’dı. O da “Radyoaktif çay daha lezzetlidir.” demişti ve yine o dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’di, ünlü Paşamız “Radyasyon kemiklere yararlıdır.” demişti.
Şimdi, böyle bir ülkeyiz ve yine bugün bizler, Tuzla’da her gün sapır sapır ölen işçilerimizin sorunlarını çözmüyoruz, kot taşlama işçilerinin gözlerimizin önünde ölmesine engel olamıyoruz. Madenlerde ölen işçilerimiz için, bunu nasıl engelleyebiliriz, makul bir seviyeye, dünya standartlarına getirebiliriz deme yerine “kader” diyoruz. Böyle bir ülkede nükleeri savunmak, faciayı savunmaktır. Bu kadar…
Tabii ki Türkiye, sonuçta, mevcut nüfusu, insan gücü, sanayi düzeyiyle yabana atılabilir bir ülke değil ama bu ülkede iktidarıyla muhalefetiyle, mevcut, insana bakış mantığıyla, çevreye bakış mantığıyla değerlendirdiğimiz zaman -bu ülkede nükleer- gerçekten nükleeri savunmak faciayı savunmaktır. Bizler “Akkuyu’da neden kuruluyor?” demiyoruz.
Peki, Sinop’ta kurduğunuz zaman, daha iki gün önce, Sayın Ali Rıza Öztürk, Bakana sunduğu için biz de almıştık, bizim de sunmamıza gerek yok, Akkuyu’da 170 bin imza toplayanlar gibi, Sinop’ta da 170 bin, 270 bin imza toplama hakları var. Ege’de de kurmaya kalksanız oradaki insanların da “Ben nükleer istemiyorum.” deme hakları var yani önemli olan nükleer.
Bugün gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Amerika başta, nükleeri… Ve bu ülkelerin birçoğu 1970’li yılların sonunda, 1980’li yıllarda ve özellikle Çernobil faciasından sonra bir taraftan nükleerin zararlarını, tehlikesini ve atıkları tümüyle zararsız hâle getirmenin mümkün olmadığını görünce, bu teknolojiden, birçoğu yeniden santral kurmaktan vazgeçtiği gibi, bu projeleri geliştirmediği gibi, mevcut projelerin de birçoğu iptal edildi.
Peki, değerli milletvekilleri, enerji için Orta Doğu’dan Uzak Asya’ya kadar her türlü riski göze alan, savaşlar yapan Amerika, bu teknolojiyi üreten, en gelişkin teknoloji ve insan gücü kendisinde olan Amerika, eğer nükleer iyiyse, her tarafı nükleerle donatmak gerekiyorsa, neden tüm enerji ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla üreteceği nükleer santrallerle yapmıyor da farklı kaynakları devreye sokuyor? Neden Amerika otuz yıldır santral kurmuyor? Neden İngiltere otuz yıldır yeni santral kurmuyor?
İBRAHİM HASGÜR (İzmir)İhtiyacı yok çünkü.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)Evet, ihtiyacı olmasaydı, Irak Savaşı’nı, Pakistan’daki işgali, Afganistan’daki işgali, taa Uzak Asya’ya kadar savaşları göze almazdı. Bunların çoğunun enerji savaşları olduğunu hepimiz biliyoruz, hepiniz biliyorsunuz. Kalkıp burada, halkın karşısına da çıktığınız zaman, işte…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)…bunun, enerjinin, nükleer santralin kurulması gerektiği, nükleer enerjinin olması gerektiği ama yasasının böyle olduğu ama Akkuyu böyle bir yerdir, turistiktir, Sinop’a veya Sinop değil, başka bir yere kurulması… Üstelik birçok hatip dile getirdi, konuşan her muhalefet milletvekili istisnasız dile getirdi. Siz bu santrali kendi ülkenizde, kendi topraklarınızda, diğer bir ülkeye, şirketi, denetimi, hissesi Rusya’ya ait olan, başka bir devlete ait olan bir santral kuruyorsunuz. Böyle bir örnek var mı değerli milletvekilleri?
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)İncirlik Üssü.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)Yani ikinci bir örnek var mı? Gel, benim ülkemde ben sana arazi sağlayacağım, yer vereceğim, sen gelip santral kuracaksın, tüm hisse senin olacak, istediğin gibi çalıştıracaksın, elektriğini de ben alacağım, üstelik dünyanın ve Türkiye’deki fiyatların üzerinde alacağım. Böyle bir mantık yok. Ondan sonra da çıkıp “Türkiye’nin geleceği için, enerji geleceği için veya ülkenin zenginliği için biz yatırım yapacağız…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 14 Temmuz 2010