İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Mehmet Nuri Saygun

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 5. yasama yılı · 6 Şubat 2007 · 932 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Nuri Saygun (CHP), 6 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 932 kelime.

Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 6 Şubat 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2007-02-06-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c146/b059/tbmm221460590043.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz yüzyılın en önemli sorunlarından birisi hâline gelen küresel ısınma konusunda Anayasamızın 98 ve İç Tüzük'ümüzün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir komisyon kurularak, Meclis araştırması açılması amacıyla 23 Mart 2006 tarihinde talepte bulunmuştum. Bu önergenin görüşülmesine ilişkin olarak söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle de, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, küresel ısınma ve zararlarına karşı alınabilecek tedbirlere ilişkin iddialarıma geçmeden önce, "e-maü" yoluyla bana gelen bir slayt gösterisinin özetini sizlerle paylaşmak istiyorum:

Slaydın başlığı şu: "2070 Yılından Gelen Bir Mektup."

"Elli yaşındayım, ama seksen beş yaşında gösteriyorum. Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum. Ozon tabakası kalmadığı ve korunamadığımız için dış görünümümüz dehşet verici bir hâlde. Babam arabasını hortumdan akan suyla yıkardı. Bunu oğluma anlattığımda 'suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine inanmıyorum' dedi. Eskiden 'suyu duyarlı kullanın, çevrenizi koruyun' diye uyarılar yapılırdı. Önemsemedik. Şimdi ne yaşanabilir bir çevre var ne de su kaynakları. Eskiden, yetişmiş birinin günde en az sekiz bardak su tüketmesi önerilirdi. Şimdi günde yarım bardak su içme hakkımız var. Su üretilemiyor, ağaç ve sebze yaşatılamıyor. Bu nedenle oksijen de azaldı ve zekâ kapasitelerimiz çok düştü. Ortalama insan ömrü otuz beş yıl, yaşanana 'insanca yaşama' derseniz. Hâlâ yeşil olan ender alanları askerler koruyor. Su, altın ve elmastan çok daha değerli. Mevsimler 20'nci yüzyılın çevreye veren zararlı uygulamaları sonucu çok değişti. Çevreye zarar verilmemesi yönündeki uyarıları dikkate almamanın bedelini şimdi 2070'te ödüyoruz. Oğluma eski günleri anlatınca 'Baba, şimdi niye su yok, doğa niye artık öyle değil?' diye soruyor. Boğazım düğümleniyor, kendimi suçlu hissediyorum. Çünkü, tüm uyarılara ben de çoğunluk gibi kulaklarımı tıkamıştım. Şimdi evlatlarımız bunun bedelini çok ağır bir biçimde ödüyorlar. Doğanın bu inanılmaz tahribatı nedeniyle, kısa bir zaman sonra gezegenimizde yaşamın sona ereceğine inanıyorum artık. Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatabilmeyi, henüz gezegenimizi kurtarma vaktimiz varken."

Evet değerli arkadaşlarım, henüz gezegenimizi kurtarmaya vaktimiz varken.

Bu önergeyi görüşmekte olduğumuz şu sıralarda geriye dönüş mümkün, daha her şey bitmedi. Doğayı, çevreyi, su kaynaklarını ve insanoğlunun geleceğini kurtarabiliriz ya da en azından bu konuda üzerimize düşenleri yapabiliriz.

Peki, bu küresel ısınma nedir? Değerli arkadaşlarım, insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyindeki sıcaklığın artması. Güneşten gelen ışınlar atmosferi geçerek, yeryüzünü doğalda ısıtıyor, atmosferdeki birtakım gazlar da bu ışınların bir kısmını tutarak sera görevi yapıyorlar, böylece ısı kaybını önlüyorlar. Bu, doğal, olması gereken yapı. Ancak, son zamanlarda, özellikle karbondioksit ve ısı tutan diğer gazların atmosferdeki yoğunlukları artmaktadır. Bu da, ısı tutma yoğunluğunu artırmakta ve küresel ısınmaya neden olmaktadır.

Küresel ısınma nedenlerine bakarsak, enerjinin kullanımı yüzde 49'la en önde gelen küresel ısınma nedenidir. Bunu yüzde 24'le endüstrileşme, yüzde 14'le ormansızlaşma ve yüzde 13'le de tarım izlemektedir. Özellikle enerji kullanımında ve ormanların yok olmasının önüne geçilmesinde, çarpık, organize edilmemiş sanayileşmenin denetlenmesinde bizlere önemli görevler düşmektedir.

Bu arada, kendi seçim bölgem olan Tekirdağ ve Trakya, özellikle bu saydığım nedenlerle, korkunç bir hızla, susuzluğa ve çevresel yok oluşa sürüklenmektedir. Eğer Trakya böyle bir tablonun içine sürükleniyorsa, korkarım, Türkiye'nin tümü, bu inanılmaz, korkunç kâbusa doğru hızlı yol almaktadır.

Eğer gerekli özeni gösteremezsek neler mi olur?

Değerli arkadaşlarım, dünyanın önemli bir bölümü -başta Afrika olmak üzere- çöle dönüşecek, mercan kayalıklarının yüzde 97'si yok olacak, Grönland'daki buz kütlesi eriyecek ve önümüzdeki bin yıl içinde deniz seviyesi 7 metre yükselecek. Ama daha önce, yirmi yıl içinde, bu önümüzdeki yirmi yıl içinde, 40 ila 65 santimlik bir yükselme söz konusu. Bu yükselmeyle, kıyılara yakın tatlı su kaynakları da tuzlu suya dönüşecek. Dolayısıyla, kıyı bölgelerimizdeki su kaynaklarımızı da kaybetmiş olacağız. Kutup ayısı, penguen gibi hayvanların nesli tükenecek.

Isınmayla birlikte oluşacak hava kirliliği özellikle bitki ve hayvan türlerinin tükenmesine sebep olacak. İklim değişiklikleriyle birlikte yeryüzünde seller, doğal afetler inanılmaz bir biçimde artacak. Böylece, bitki varlığı ve çeşitliliği de azalacak. Aşırı ısınma nedeniyle virüs türlerinde değişiklik olması ve salgın hastalıkların artması da kuvvetle muhtemel.

Değerli milletvekilleri, bu saydıklarımdan, ülkemiz de, ne yazık ki, önemli oranda nasibini alacaktır. Önce su kaynaklarımız inanılmaz kayba uğrayacaktır. 2050 yılında, ülkemiz, dünyadaki su fakiri ülkeler içinde ön sıralarda yer alacaktır. Bitki ve hayvan çeşitliliğimiz çok azalacaktır. Enerji sıkıntısı yaşanacaktır. Kıyı kesimlerinden iç kesimlere önemli ve zorunlu bir göç başlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, özetleyerek anlatmaya ve ilginizi çekmeye çalıştığım bu hususlar inanın bir senaryo değil, geleceğin kaçınılmaz gerçeğinin ta kendisi. Bunu önlemek amacıyla bir şeyler yapmak zorundayız. Başta İngiltere olmak üzere birçok ülke bu konularda ciddi çalışmalar yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Konu bir tek İngiltere veya bir tek Türkiye değildir, konu gezegenimizdir ve hepimiz onun üzerinde yaşıyoruz. Gelişmeleri izlemek değil yönlendirmek önemlidir. Bu nedenle, bugün, bu yönde bir çalışma yapmak üzere karar almalı ve bu yöndeki bir çalışmayı desteklemeliyiz. Atalarımız bize yaşanabilir bir dünya bıraktılar. Ya biz? Biz gelecek nesillere aynı değerlerde bir dünya bırakabilecek miyiz?

Dünyanın suyu ısınırken dünyalılar susmayı yeğliyorlar. Lütfen, bizler bu duyarsız yapının içinde yer almayalım, susmayalım, sessiz kalmayalım ve üzerimize düşen görevleri yerine getirelim.

Tüm bu anlattıklarımdan sonra, yüce Meclisin üyelerinin, bu konuda bir çalışma yapılması yönünde yapıcı destek vereceklerine inanıyorum. Unutmayın, yaşlı gezegenimizin kurtuluşunun son umudu, gelecek endişesiyle çözüm üretmeye çalışanlardır. Gelin, bizler de bu duyarlı ve sorumluluk sahibi insanlara katılalım.

Değerli arkadaşlanm, son günlerde Hükümetimizin bu küresel ısınmaya yönelik birtakım gayretleri olduğunu gözlemliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Saygun, lütfen toparlar mısınız.

Buyurun.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla)Ancak, bizim getirmiş olduğumuz bu önergelerle birlikte Mecliste oluşacak olan bir komisyonun, bir yandan Hükümetin bu ve benzeri çalışmalarına çok ciddi katkı sunacağı, ama her şeyden önemlisi, önce ülkemizi sonra dünyayı ciddi, yaşanabilir, sağlıklı hâle getirmek için önemli araştırmalar yapacağı ve önemli sonuçlan ortaya koyacağına inanıyorum ve tüm yüce Meclisteki görevli arkadaşlarımın bu yöndeki bir çalışmaya destek vereceklerine olan inancımla hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 6 Şubat 2007

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook