İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 102. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1409)

Mehmet Nuri Saygun

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 102. Birleşim · 5. yasama yılı · 7 Mayıs 2007 · 1.130 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Nuri Saygun (CHP), 7 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1409)); konuşma 1.130 kelime.

Mehmet Nuri Saygun (CHP, Tekirdağ). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.1409)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nuri-saygun-22-2007-05-07-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmas (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c156/b102/tbmm221561020363.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA MEHMET NURİ SAYGUN (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yapılmakta olan Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 22'nci Dönemin sonuna geldiğimiz ve artık, çalışma temposunun ciddi bir şekilde düşüş gösterdiği bir dönemde, Türkiye için çok fazla önemi olan bazı hususlarda birtakım yasal düzenlemelere gitmek durumundayız. Bu düzenlemelerden bir tanesi de, şu anda, görüşmekte olduğumuz Anayasa değişikliği.

Değerli arkadaşlarım, bu Anayasa değişikliği, 1) Zaman olarak, 2) Zemin olarak, 3) Düşünce olarak, hiçbir şekilde doğru verilmiş bir karar değildir. Bir kere, Meclis, dört yılı aşkın bir süreyi tamamlamış ve artık, erken seçim kararı almıştır. Alınmış bir erken seçim kararından sonra, 22'nci Dönem'in, böylesine, Türkiye'nin siyasi tarihine iz bırakacak, damga vuracak bir değişiklik konusunda kendisini yetkili ve ehil görmesinin doğru bir davranış olduğu inancında değilim ve her şeyden önemlisi de, sadece -22'nci Dönem'in- bu hususta bu düzenlemeyle ilgili değil, artık, bundan sonra yapılacak hiçbir yasal düzenleme konusunda da kendisini çok fazla yetkili görmemesi gerektiğine inanıyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu süreçte, yani, seçim kararı alındıktan sonraki bu süreçte, olsa olsa, ancak bazı gerekli düzenlemeler konusunda Meclisin çalışması doğru olur, ama böylesine hayati kararlar alma konusundaki çalışmanın doğru olması mümkün değil.

Şimdi, sizlere bir şey sormak istiyorum: Dört buçuk yıldır bu ülkede iktidarsınız ve dört buçuk yıldır elinizde bu imkân varken, bunu kullanmayıp bugüne kadar beklediniz. Buna ihtiyaç duymadığınız için de, Cumhurbaşkanını Meclisin seçmesi konusunda çalışmalar yaptınız. Sonra? Sonra, Meclisin Cumhurbaşkanı seçmesinin imkânı olmadığını görünce, kalkıp bu yola tevessül ettiniz. Yani, kendi iddialarınızla ve inançlarınızla değil, var olan fiilî durumun karşısında "Acaba, nereden bir yol bulup gene istediğimizi yapanz"ın peşine takıldınız.

Değerli arkadaşlarım, bu, siyaseten etik bir davranış değil. Eğer, bu Meclisin cumhurbaşkanı seçme konusundaki iradesinin peşine takılmasaydınız, böyle bir gayretin içinde olmasaydınız ve dört buçuk yıldır da iktidar olmasaydınız, o zaman, bugün bu yapmaya çalıştığınızı, belki, anlamamız mümkün olurdu. Ama, elinizde bütün imkânlar varken, bu imkânları kullanma basiretini gösteremeyeceksiniz; Meclis seçim dönemine girecek ve ondan sonra, böylesine çok önemli bir hususta, Meclisi çalıştırıp karar çıkarmaya çalışacaksınız. Bu, fiilî ve fiziki olarak yapılmaması gereken bir husus. Ama, bir başka husus daha var: Bunu ifade ederken, muhtemelen, AKP'li milletvekili arkadaşlarımla aynı fikirleri paylaşmayacağız. Mutlaka, benim bu iddialarımın doğru olmadığını ifade edeceksiniz, ama bu benim açımdan, benim düşünce tahtımdan ve partimin açısından bizim doğrularımız. Nedir bu doğrular arkadaşlar? Şimdi, bugün buraya çıkan konuşmacı arkadaşlar ve özellikle, Sayın Kılıç, ısrarla Cumhurbaşkanını halkın seçmesinin doğru olacağını ve bu yönde alınacak karara destek vermememiz hâlinde bizim halktan kaçtığımızı ifade etti. Sizin bunu buraya getirişinizin amacı da zaten bu. Sizin amacınız üzüm falan yemek değil, amacınız, doğrudan doğruya bizi halka şikâyet edebilecek bir gerekçe bulmak ve aradığınız bu gerekçeyi, şimdi, "Cumhurbaşkanını halk seçsin" diyorsunuz "biz, bu yanlıştır, altyapısı yoktur" dediğimizde de "işte, siz halktan kaçıyorsunuz" diyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, düşünün bir, bir Cumhurbaşkanı seçiyorsunuz, bir rejim değişikliği yaratıyorsunuz, yeni bir sistem getiriyorsunuz ve parlamenter düzenden uzaklaşıyorsunuz.

FARUK KOCA (Ankara)Rejimle ne alakası var bunun!

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla)Bunu yapmaya çalışırken, elinizi bir vicdanınıza koyun lütfen, bir yudum altyapı değişikliğiniz var mı? Neyi hazırladınız? Yani, halkın seçeceği Cumhurbaşkanının yetkileri neler olacaktır? Azaltılması mı gerekir, çoğaltılması mı gerekir?

EYÜP FATSA (Ordu)Anayasadaki yetkiler...

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla)Hayır efendim, böyle bir şeye gerek yok Eyüp Bey! Grup Başkan Vekilisiniz, ama sizin bir başka Grup Başkan Vekiliniz Sayın Sadullah Bey Komisyonda şöyle bir laf söyledi. Bu gerekçeleri söyledik, dedik ki, "Cumhurbaşkanının yetkileriyle ilgili bir çalışma yapmadan nasıl böyle bir değişikliğe gidersiniz?" Cevap aynen şuydu, Sadullah Bey'in ağzından çıkan cevap; zabıtlarda da vardır, dünkü, Komisyonda: "Efendim, ona da sonra bakarız."

Değerli arkadaşlarım, siz, dört yıldır birtakım kanunları böyle çıkarıyorsunuz, ondan sonra, yanlışlıkları düzeltmek için de sonra bakıyorsunuz. Sonra baka baka dönemi bitirdik, yüzlerce yasa çıkarttık. Yürürlükte olan, değişiklik görmeyen, orası burası kurcalanmayan yasa kaç tane var, diye sorarsanız -bunu benim size sormam lazım- pek de sağlıklı kalmış, çıktığı gibi hâlâ yürürlükte olan yasa da yok. Yani, burada sizin amacınız, bir hesaplaşma. Burada amacınız, provokasyon yoluyla, insanları ajite etme yoluyla, bizim, halktan kaçıyor gibi bir intiba yaratılmasını sağlamanız ve bunu da kendi hanenize bir siyasi rant olarak yazmaya çalışmanız.

Değerli arkadaşlarım, bir Anayasa değişikliğinin yapılmasından önce, bir kere, toplumsal bir mutabakat şarttır. Bu ülkenin sadece siyasi yönetimlerinin değil, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, geçmiş siyasilerin, akademisyenlerin görüş ve desteklerinin alınması ve onlarla birlikte yola çıkılması hâlinde doğru bir uygulama olabilirdi.

Şimdi, bir Anayasa değişikliği getirdiniz. Bunu, sizlere bir sormak istiyorum. Kiminle görüştünüz? Bu Anayasa değişikliğiyle Türkiye'nin rejiminde ciddi bir değişiklik yapmayı düşünüyorsunuz, ama hiç kimseyle görüşmediniz; kendi kendinize oturdunuz, kendi kendinize bir karar verdiniz ve bu kararı getirip şimdi uygulatmaya çalışıyorsunuz.

Sözüm belki biraz abartılı olabilir, ama şu dört buçuk yıllık siyasi iktidarınızda, Türkiye'nin mevcut siyasi rejimi, size, birtakım uygulamalarınızda yol vermedi, izin vermedi. İktidar olmanız, başlı başına isteklerinizi yerine getirmeniz konusunda sizi özgür kılmadı. Türkiye'nin bir sivil toplum baskısı, Türkiye'deki ana muhalefet baskısı ve Türkiye'deki halkın talepleri bazı konularda sizi frenledi ve birtakım beklentilerinizi gerçekleştirme şansı bulamadınız.

Ben, ne yazık ki, şu değişikliğin, gerçekleştiremediğiniz birtakım iddialarınızın bedeli olarak ülkenin önüne konduğuna inanıyorum. Bu bir bedeldir. Bu yapılması istenilen husus, Türkiye'de size yol vermeyen, Türkiye'de birtakım iddia ve taleplerinizin gerçekleşmesine izin vermeyen rejimle bir hesaplaşma bedelidir. Bu doğru değildir arkadaşlarım. Böylesine bir Anayasa değişikliği, bu ülkede, çok ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Yarın öbür gün, bu sıkıntıları, gene birlikte yaşayacağız. 23'üncü Dönem, iktidarla muhalefet yer değişir değişmez, milletvekillerimiz değişir değişmez, ama Türkiye Cumhuriyeti'nin birer vatandaşı olma niteliğimiz hiçbir şekilde değişmeyecek. Bu ülkenin birer vatandaşı olarak, sağduyu sahibi vatandaşı olarak, böylesine, hiçbir altyapısı hazırlanmamış, hiçbir düzenlemesi gerçek anlamda olmayan bir Anayasa değişikliğinin, bu ülkenin önünü açacağı konusunda iddiada bulunmak, söz söylemek, asla mümkün değildir değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu geçici 18'inci maddeyle getirmiş olduğunuz bir husus var. Değerli arkadaşlarım, bu maddeyle, biz, Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasını bir kez daha uygulanmaz hâle getiriyo- ruz. Lütfen, iki gün öncesini bir hatırlar mısınız. İki gün önce, Anayasa'nın 67'nci maddesinin son fıkrasının uygulanmaması için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Saygun, birkaç saniyenizi rica edeyim.

Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız.

MEHMET NURİ SAYGUN (Devamla)Teşekkür ederim Başkanım.

Arkadaşlarım, iki gün önce, bu 67'nci maddenin son fıkrasının uygulanmaması için buradan bir düzenleme geçirdik. İki gün önce geçirdik daha bunu. İki gün sonra "o yetmedi" diyorsunuz, 67'nci maddeyle bir kez daha oynuyorsunuz. Bu, Adalet ve Kalkınma Partisinin, ne yazık ki, dört buçuk yıllık doğal alışkanlığı. Yani, Türkiye'deki yasal düzenlemeyi yazboz tahtasına çevirdiniz ve ne yazık ki, yaptıklarınızın sonucu olarak, hiç de başarılı bir iktidar dönemi, hiç de başarılı bir yasama dönemi geçilmediniz. Bunu, bu kürsüden ben söylüyorum, ama benim buradan söylemem, benim böyle takdir etmem çok da önemli değil; bunun takdirini, genel seçimlerde halkımız yapacaktır. Ben, halkımızın bu takdiriyle Adalet ve Kalkınma Partisinin sınıfta kalacağına ve marjinal bir siyasi parti hüviyetiyle, Mecliste, geçmişteki yaşamını sürdürmeye devam edeceğine inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

32 konuşma daha · 7 Mayıs 2007

32 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook