Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ı yeni dünyaya gelen kız çocuğundan ötürü tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması
Batman Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 30. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Aralık 2021 · 666 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Rüştü Tiryaki (Halkların Demokratik Partisi), 8 Aralık 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ı yeni dünyaya gelen kız çocuğundan ötürü tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması); konuşma 666 kelime.
Mehmet Rüştü Tiryaki (Halkların Demokratik Partisi, Batman). “Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ı yeni dünyaya gelen kız çocuğundan ötürü tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 8 Aralık 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-rustu-tiryaki-27-2021-12-08-sanayi-ve-teknoloji-bakani-mustafa-varank-i-yeni-dunyaya-gelen-kiz-coc (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=102016
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz aldım, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üzerinde konuşması hem çok kolay hem çok zor hem de çok acı bir Bakanlık İçişleri Bakanlığı. Kolay çünkü ürettiği haksızlıkları, hukuksuzlukları, yolsuzlukları, suçları sıralarsanız sabaha kadar bitiremezsiniz. Hatta çıkıp YouTube'da program yapsanız 50 milyon insan sizi izleyebilir. Yalnız “Birkaç hukuksuzluğu anlatayım.” derseniz saatlerce konuşabilirsiniz. Ama üzerinde konuşmak bir o kadar da acı ve zor çünkü Bakanlığın yarattığı mağdurların acılarını aktarabilmek, yaşadıkları acıları duyumsayabilmek hiç kolay değil ve gerçekten çok zor. Tamamından İçişleri Bakanlığının ve emrindeki kolluğun sorumlu olduğu ne sınır boylarında -nasıl oluyorsa- jandarmanın durmadan seken kurşunlarıyla Derecik'te katledilen 14 yaşındaki Vedat Ekinci'nin ne kaybolan hayvanlarını ararken vurulan Şahap Şendol ve Celal Ekinci'nin ne 16 yaşında Derecik'te asker kurşunuyla katledilen Özcan Erbaş'ın acılarını aktarabiliriz ne de gözaltında yaşamını yitirenlerin acılarını. Ne zırhlı araçların Diyarbakır'da ezerek yaşamına son verdiği 85 yaşındaki Mehmet Tektekin’in ne de bir yıl sonra 6 yaşındaki torununun ölerek kalanlara bıraktığı acıyı ne İdil'de zırhlı aracın katlettiği 7 yaşındaki Mihraç Miroğlu'nun ne Silopi'de evlerinde uyurken zırhlı aracın çarptığı evde 7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan kardeşlerin acılarını aktarabiliriz. Ne de helikopterden atılarak işkence edilen Osman Şiban ve Servet Turgut’un acılarını ne cezaevi kapılarında yerde sürüklenen, dipçiklenen anaların acılarını aktarabiliriz. Ne de koruma istediği hâlde korunmayarak her gün, her gün, her gün katledilen kadınların acılarını ne Diyarbakır’da bir “Nevroz” günü katledilen Kemal Kurkut’un ne polis kurşunuyla Adana’da katledilen Suriyeli Ali el Hamdan'ın ne Diyarbakır Sümer Park’ta otururken polis kurşunuyla katledilen Recep Hantaş’ın acılarını aktarabiliriz. Ne de “Dur!” ihtarına uymadığı için AKP’nin devriiktidarında, son on üç yılda katledilen 403 kişinin anılarını ve ne de İçişleri Bakanlığının emrindeki polis gözetiminde tehditle Yunanistan sınırına taşınan, yaşamını yitiren göçmenlerin acılarını anlatabiliriz. Gerçekten en acısı da şu: Bu acıların neredeyse tamamını yaşatan kurumun başındaki kişinin, İçişleri Bakanının sanki bunlar bizim ülkemizde yaşanmamış, sanki İçişleri Bakanlığının hiçbir sorumluluğu yokmuş, sanki Kore’de, Zambiya’da, Danimarka’da yaşanmış gibi her sorulduğunda çıkıp bunlara cevap vermek yerine -ki zaten vereceği cevap yok- hamaset yapması. Tıpkı geçenlerde televizyona çıkan genç gibi. Bu genç defalarca askerden kaçmıştır ama olsun; o, büyük bir vatanseverdir, zaten para için de çalışmamaktadır; yaptığı işi vatan için, bayrak için, ezan için, ülke için yapmaktadır; ne olmuş birkaç kez askerden kaçmışsa. (HDP sıralarından alkışlar) Ama kimse yemiyor, kimse yutmuyor ne o gencin yaptığını ne de İçişleri Bakanlığının yaptığı hamaseti.
Uzunca bir süredir Sayın Bakan o kadar çok suçla anıldı ki artık sokaktaki vatandaş bile “suç işleri bakanı” diyor. Emin olun, bu demagoji değil. On dakikalık sürede ne kadarı anlatılabilirse o kadarını anlatmaya çalışayım ama önce başka bir şey anlatmak isterim. Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunda yoksullukla nasıl mücadele ettiklerini anlatıyordu ve diyordu ki “Biz televizyonlarda hep ‘Nerede bu devlet?’ sözlerini duyardık, Allah’a hamdolsun, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Türkiye’de ‘Nerede bu devlet?’ dedirtmedik, ‘Allah devletimizden razı olsun.’ dedirttik.” Böyle dediniz değil mi Sayın Bakan?
Geçenlerde bir video izledim, çoğunuz izlemişsinizdir. 60’lı yaşlarda bir adam evinin önünde, yanında eşi, bir televizyon kanalının uzattığı mikrofona konuşuyor ve diyor ki “Fırından bayat, kuru ekmek istedim, ‘Kuru ekmeği tavuklara götüreceğim.’ diye yalan söyledim, eşimle beraber oturduk, o ekmeği yedik.” Evet, ülkemizde vatandaş kuru ekmeğe muhtaç edilmiş, Sayın Bakan “riyaset” diyor, “‘Allah devletimizden razı olsun.’ dedirttik.” diyor, öyle mi?
Gelelim suç işlerine. Çok açık söyleyeyim, bu kürsüden bir suç örgütü liderinin iddialarını dile getirmeyeceğim çünkü bu iddiaların hangi bilgi ve belgelere dayandığını bilmiyorum. Sadece bir hukukçu olarak şunu söyleyeyim: Bir iddiada eğer olay, kişi, yer, zaman gibi unsurlar varsa, bunlar veya bunların aksi kanıtlanabiliyorsa bunlar araştırılır. Bunlar idari olarak da araştırılır, bunlar adli olarak da soruşturulur isterse isimsiz imzasız bir mektupla gönderilmiş olsun.
Bakın, bu iddiaların yüzde 1’i sokaktaki vatandaşa yöneltilseydi, emin olun ona gün yüzü göstermezlerdi, Sayın Bakan hakkında bir tane mi soruşturma açılmaz. Yalnızca devletin görevlendirdiği uçakla kazandığı milleri kullandığı için Almanya Cumhurbaşkanı istifa etti ama Sayın Bakan ne yapıyor bu dehşet suçlamalara karşı? Hiçbir şey.
Kürtçede çok yaygın bir dua var, tekerleme gibidir, herkes farklı şekilde söyler, şöyledir: “…”(X)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 8 Aralık 2021