İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Biyogüvenlik kanunu (ss.:473)

Mehmet Serdaroğlu

Kastamonu Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 74. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Mart 2010 · 432 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Serdaroğlu (MHP), 17 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİYOGÜVENLİK KANUNU (SS.:473)); konuşma 432 kelime.

Mehmet Serdaroğlu (MHP, Kastamonu). “Biyogüvenlik kanunu (ss.:473)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-serdaroglu-23-2010-03-17-biyoguvenlik-kanunu-ss-473 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Biyogüvenlik Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Gıda fiyatlarında yaşanan artışlar nedeniyle gıda üretiminin artırılması stratejik bir önem kazanmıştır ancak bu artışın GDO'lu ürünlerle sağlanması, insan, hayvan, bitki sağlığı ve çevre üzerinde pek çok riski de beraberinde getirecektir. Daha önceki sabıkalarınızı da göz önüne aldığımızda bu tasarı bizde bazı şüpheler uyandırmaktadır. Soruyorum: Gerçekten, GDO'lu ürünlerin ülkemize girmesine gerek var mıdır? Acaba, Hükûmet her zaman yaptığı gibi büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda mı hareket etmektedir?

Değerli milletvekilleri, organik ürünlerin büyük önem kazandığı bir dönemde biyolojik çeşitliliğimizi, çevre, hayvan ve insan sağlığımızı hiç tehlikeye atmadan bu GDO işine hiç bulaşmamak daha doğru olmaz mı?

Türkiye’de üretilen tarımsal ve hayvansal ürünlerin bütün dünyada “GDO'suz” bilinerek marka olması, Türk ürünlerine dünya pazarında mutlaka bir üstünlük sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, ülkenin en temel sektörü olan tarım büyük bir darboğazın içindeyken Türk çiftçisi de zor günler geçirmektedir. Ürettiğini pahalıya mal eden, ithal ürünlerle rekabet edemeyen, ucuza ve hatta zararına mal satan çiftçimiz, tek kelimeyle perişan hâldedir. İktidarın yanlış tarım politikaları sonucu tahıl üreticisi hâlinden memnun değildir, narenciye üreticisi, pamuk üreticisi, fındık üreticisi, zeytin üreticisi hâlinden hiç ama hiç memnun değildir. Bunların hâllerine çare olacağınıza siz nelerle uğraşmaktasınız. Siz GDO’yla uğraşırken her yıl biraz daha fakirleşen çiftçimiz ise toprağını terk ederek büyük şehirlere göç etmektedir.

Değerli milletvekilleri, hayvancılıktaki durum da bundan daha vahimdir. Devri iktidarınızda ahırlar, meralar ve damlar bugün hayvansız kalmış, hayvan varlığımız yüzde 50 azalmıştır, böylece et fiyatlarında fahiş ve ucu açık artışlar ortaya çıkmıştır. Geçmişte tarımsal üretimiyle kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olarak gösterilen ülkemizde bugün çiftçimiz, bırakın ülkeyi doyurmayı kendi karnını dahi doyuramaz konuma gelmiştir.

Merak ediyorum, Hükûmetin, sürekli açlık içinde yaşayan Afrika ülkeleriyle stratejik ortaklık kurma arayışının altında ne vardır? Acaba Türk çiftçisini açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakması mı vardır?

Girdi fiyatları devasa boyutlarda artarken buna karşın ürünü para etmeyen ve bir de yılda 10 milyar doları bulan et ve tarım ithalatı karşısında çiftçi ve besicinin yapacağı bir şey kalmamıştır. Artık sizin de dediğiniz gibi, toprak çiftçinin ne gözünü ne de karnını doyurmaktadır. Soruyorum size: Bu durumda köylü anasını da alıp nerelere gitsin?

Değerli milletvekilleri, tarımsal üretimimizi geleneksel yapısından kurtararak hem kendi ülkemizi besleyecek hem de bütün dünyaya mal satan, dolayısıyla zenginlik yaratan bir konuma kavuşturmak için alınabilecek çok çeşitli tedbirler vardır. Ne getirip ne götüreceği, sağlıklı olup olmadığı tartışma konusu olan GDO’lu ürünlerin ithalatıyla Türk çiftçisinin cebine girecek parayı yabancı şirketlerin cebine koyacaksınız. Zaten yılda yaklaşık 10 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatıyla sekiz yılda 80 milyar doları Türk çiftçisinin cebinden alıp yabancı çiftçinin cebine koydunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 17 Mart 2010

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook