İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 122. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları hakkında kanun tasarısı (s. sayısı: 473)

Mehmet Şimşek

Batman Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Haziran 2013 · 917 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şimşek (AK Parti), 19 Haziran 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN TASARISI (S. SAYISI: 473)); konuşma 917 kelime.

Mehmet Şimşek (AK Parti, Batman). “Ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları hakkında kanun tasarısı (s. sayısı: 473)”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-simsek-24-2013-06-19-odeme-ve-menkul-kiymet-mutabakat-sistemleri-odeme-hizmetleri-ve-elekt (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=24362

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Müsaadenizle Sayın Şandır’ın sorularından başlayayım. Önce spesifik konularda sorduğu soruları ben cevaplandırmaya çalışayım, sonra genel konulara ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşayım.

Yabancıların bankacılık sektöründeki kontrol payı Nisan 2013 itibarıyla yüzde 17,8 olarak gerçekleşmiştir yani yabancıların kontrolünde olan bankaların, toplam bankacılık sektörü içerisindeki payından bahsediyoruz.

Kâr dağıtımı 2008’den beri BDDK tarafından sınırlandırılmıştır. Aslında bu kriz döneminde alınmış çok önemli bir tedbir. “Neden?” diye sorarsanız, şöyle: Biliyorsunuz bu bankacılık krizi yani küresel krizde temel sorun, başlangıçta finans sektöründeki sorunlardı yani bankacılık sektöründeki sıkıntılardı. Şimdi biz bunu gördüğümüz için… Türkiye’de bankacılık sektörü nispeten çok güçlü, çok sağlam. Nitekim, hatırlarsanız bizde bankalar batmadı, hatta, yanlış hatırlamıyorsam, 2007-2011 veya 2012 döneminde ortalama sermaye getirisi de oldukça yüksekti, yüzde 20 civarındaydı yani bankacılık sektörü Türkiye’de sağlamdı. Bizim kaygımız, bu kâr dağıtımına biz izin verirsek, ana şirketlere yani sıkıntıda olan şirketlere buradan kaynak transferi mümkün olabilirdi ama daha önemlisi, tabii ki bu kriz döneminde sermayenin güçlendirilmesi temel bir konu ve biz bu sermayesinin güçlü kalması için elde edilen kârların içeride sermayeye ilave edilmesini sağladık. Dolayısıyla burada bir sınırlama söz konusu, sermaye yeterlilik rasyolarına bağlı olarak yüzde 20’yi geçmemek üzere BDDK’nin izni ve kontrolü altında bir kâr dağıtımı yapıldı, yüzde 20’yi geçmemek üzere. Dolayısıyla, burada çok temel, çok ciddi bir sınırlama söz konusu.

MEHMET GÜNAL (Antalya)Sayın Bakanım, borsadaki halka açıkları dâhil mi yüzde 17,8’e?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)Benim bildiğim kadarıyla, burada bir ayrım yapılmıyor. Buradaki, bütün bankacılık sektörü açısından BDDK’nın getirdiği bir sınırlama söz konusu, hem sermaye yeterlilik oranı dikkate alındı ama maksimum yüzde 20’lik bir oranda dağıtıma izin verildi. Dolayısıyla, sermaye yapısı zayıf olan bankalar muhtemelen hiç kâr dağıtamadı.

MEHMET GÜNAL (Antalya)Yabancı kontrolü açısından demiştim “Yüzde 17,8” dediniz ya, halka açıklık dâhil mi?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)Şimdi, şöyle: Yabancı kontrolü ayrı bir şey, yabancıların payı ayrı bir şey bakın.

MEHMET GÜNAL (Antalya)İşte, biz, payını da merak ediyoruz da.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman)Payını arkadaşlar söylesinler, ben sizinle paylaşayım. Ben, kontrol anlamında rakamı kullandım.

Şimdi, Rekabet Kurumunun cezalarıyla ilgili tebligatı ulaşır ulaşmaz tabii ki burada bir tahsilat söz konusu olacaktır. Şu an itibarıyla, bize, yani Maliye Bakanlığı olarak bize, böyle bir tebligat henüz ulaşmadığı için, muhtemelen gerekçeli karar bekleniyor yani ben süreçten çok emin değilim ama konuyu öğrenirsem sizlerle paylaşırım. Şimdi, bunlar -dediğim gibi- temel, spesifik konular.

Şimdi, gelelim, faiz lobisi tartışmasına. Değerli arkadaşlar, tabii, önce müsaade ederseniz birkaç rakamı sizinle paylaşayım. Gerçekten, Türkiye’nin geçmişte uzun süre kaynakları önemli ölçüde faiz ödemeleri gidiyordu, bu Türkiye’nin bir gerçeğidir. Yani, ben, herhangi bir dönemi suçlamak açısından söylemiyorum. Türkiye’nin iç borcu 1990’lı yıllarda çok hızlı artmıştır. 1990 yılında -yanlış hatırlamıyorsam rakamları- Türkiye’nin iç borcu 57 milyon liraydı yeni parayla, yani eski parayla 57 trilyon lira.

Şimdi, 2000’li yılların başına geldiğimiz zaman bu 150 milyara çıkmış, yani eski parayla 150 katrilyona çıkmış. Dolayısıyla -faiz oranları da tabii takdir edersiniz ki o dönemlerde çok yüksek- giderek bütçemizin, giderek vergi gelirlerimizin çok büyük bir kısmı faize gitmiş bu dönemlerde. Mesela, 2002 yılında 100 liralık verginin yaklaşık 86 lirası faize gidiyordu, bütçenin yüzde 43’ü faize gidiyor. Bu, Türkiye’nin bir gerçeği. Şimdi, bu dönemde, tabii ki, makroekonomide sağlanan istikrar, enflasyonda sağlanan kalıcı düşüş sayesinde faiz oranları da düşmüştür. Faiz oranlarının düşmesiyle birlikte, faiz giderlerinin gerek bütçe içindeki payı gerek vergi gelirlerine oranla payı gerek millî gelire oran olarak payı çok büyük düşüşler yaşamıştır. Mesela 2002 yılında yaklaşık yüzde 15 olan millî gelir içerisindeki devletin faiz ödemelerinin payı yüzde 3,3 civarına düşmüştür, vergi gelirleri içerisindeki payı yüzde 86’lardan yüzde 16-17’lere kadar düşmüştür. Yani Türkiye bu faiz düşüşünden gerçekten çok büyük bir mali alan oluşturmuştu ve bu mali alan –samimi olarak söylüyorum- eğitime gitmiştir, sağlığa gitmiştir, sosyal harcamalara gitmiştir.

Şimdi, siz de takdir edersiniz ki, bütün piyasalarda faiz iniş çıkışından para kazanmaya yönelik beklenti içerisinde olan veya bu tür yaklaşımlar içerisinde olan çok sıcak, spekülatif kaynaklar vardır. Bu yönde birtakım fonlar da vardır. Bu yönde gerçek şahıslar dahi olabilir. Bu, sadece Türkiye’nin sorunu değil, bu, gerçekten bir sorun. Finans piyasalarında bu kurgu üzerine hareket eden kesimler vardır. Şimdi, muhtemelen, Sayın Başbakanımızın burada refere ettiği kesim, bu kesimdir ama genel olarak şunu da söylemek lazım: Bir çıkar lobisi de vardır. Bütün ülkeler birbirleriyle rekabet içerisindedirler. Herkes uluslararası arenada kendi konumunu bölgesel anlamda, küresel anlamda daha güçlü kılmak ister. Bu, tabii ki, herkesin kazandığı bir yarış değil, öbürlerinin aleyhine gelişecek ki kazansın. Şimdi, burada Türkiye’nin… Ben şahsen, bakın, açık konuşayım, prensip olarak, sorunumuz varsa sorunun kaynağı ve çözümü de bizdedir diye düşünüyorum fakat şunu da kabul etmek lazım: Yani bu tür gelişmelerde, bu tür sisli ortamlarda, arka planlarda, sonradan veya başında belli çevrelerin de devreye girdiği açıktır ve bu anlamda birtakım organize hareketlerin de olması ihtimali vardır. Yani, komplo teorilerine inanmamakla birlikte, zaman zaman bu tür konuların istismar edilebileceği, bu tür konuların fırsata çevrildiği de bir gerçektir. Şimdi, bu böyle. Muhtemelen, dediğim gibi, bu konu o çerçevede değerlendirilebilir.

Sayın Dibek’in sorusuna gelince: Tabii ki emek önemli, yani bunda tereddüt yok değerli arkadaşlar. Türk Hava Yollarında çalışan kardeşlerimizin de emeğinin takdir edilmesi ve varsa sorunlarının çözümüne… Ama burada benim söylemim şuydu, bunu ben samimi olarak söyledim: Türkiye’de turizm gerçekten çok önemli bir sektör, ben “ulusal güvenlik” derken bunu kastettim, çünkü tam yaz sezonuna girerken Türk Hava Yollarında ciddi bir sıkıntı gerçekten Türkiye’yi ağır yaralayabilir. Tabii ki biz de sorunun şirketin çalışanlarıyla uzlaşma içerisinde çözülmesini o anlamda arzularız, tarafıyız. Dolayısıyla, sorunları görmezlikten gelme diye bir yaklaşım olmaz ama bu sorunları gerçekten Türkiye’de ciddi tahribat yaratacak bir yaklaşımla ortaya koymak da tabii ki doğru bir yaklaşım olmaz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 19 Haziran 2013

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook