2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Gaziantep Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Aralık 2016 · 1.767 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şimşek (AK Parti), 6 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 1.767 kelime.
Mehmet Şimşek (AK Parti, Gaziantep). “2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 1'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 6 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-simsek-26-2016-12-06-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=54552
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte olduğumuz tüm kurumların bütçelerinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Dün genel olarak Türkiye ekonomisi ve dünya ekonomisine ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaştım. Müsaade ederseniz bugün daha çok Hazine Müsteşarlığına ilişkin, onun faaliyetlerine ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ayrıca, bazı eleştirilere, tespitlere, değerlendirmelere ilişkin fikirlerimi de sizlerle paylaşayım.
Her şeyden önce, bu sıkıntılı dönemde Türkiye'nin bilançosu, devletin bilançosu, kamu maliyesi aslında hâlâ güçlü. Bu da aslında şoklara karşı bir miktar direnç göstermemizi sağlıyor. Devletin bilançosu, Hazinenin bilançosundan kastımız tabii ki kamu maliyesinin durumu. Türkiye'nin bugün brüt kamu borç stokunun, devletin brüt kamu borç stokunun millî gelire oranı yaklaşık yüzde 33. Bu da -dün de ifade ettiğim gibi- gelişmekte olan ülke ortalamaları olan yüzde 47’nin oldukça altında. Yine, avro bölgesi yüzde 90’ın üzerinde, OECD ülkelerinin ortalaması yüzde 116’lar civarında. Dolayısıyla, bu anlamda bir mali alanımız var ve nitekim bu mali alanı da ekonomiyi desteklemek üzere kullanıyoruz. Benzer şekilde, aslında, bütçe geçen sene genel devlette neredeyse sıfır açık verdi ama bu sene bu açık millî gelirin yüzde 2’si civarına kadar yükseldi. Gelecek sene de o düzeyde tutulması hedefleniyor ve burada yatırımları önceliklendirme söz konusu. Dolayısıyla, ülkemizin gerek bütçe açığı, gerekse kamu borç oranı itibarıyla baktığınız zaman güçlü bir konum söz konusu ve bu mali alanı da, dediğim gibi, bu zor dönemde ekonomiyi desteklemek üzere kullanıyoruz.
Diğer önemli bir husus: Geçmişte, biliyorsunuz, borç sürdürülebilirliği önemli bir kaygıydı; bu da kısmen vadeyle, kısmen maliyetle, kısmen borcun yapısıyla ilişkiliydi. Eskiden Hazine, iç piyasalardan ortalama dokuz aylık bir vadeyle borçlanırken Hükûmetimiz dönemlerinde, şimdi bu vade altmış sekiz, yetmiş aya kadar çıkmış durumda. Dış piyasalarda dolar cinsinden tahvil borçlanmamızın ortalama vadesi ise bugün on beş yıla çıkmıştır. Sabit getirili TL cinsi iç borçlanmanın ortalama maliyeti de eskiden yüzde 60’ların üzerindeyken şimdi yüzde 10’a kadar gerilemiştir.
Yine, borcun yapısına baktığımız zaman, hakikaten önemli iyileşmeler sağladık yani sadece borcu azaltmakla kalmadık, borcun yapısını da önemli ölçüde iyileştirdik. Tabii, borç stokunun maruz kaldığı riskleri yönetmek amacıyla 2003 yılından bu yana stratejik ölçütlerle borçlanma politikası uyguluyoruz. Borçlanmaları ağırlıklı olarak Türk lirası cinsinden ve sabit faizli enstrümanlarla gerçekleştiriyoruz, vadeyi piyasa koşulları el verdiğince uzatmaya çalışıyoruz.
2002 yılında merkezî yönetim borç stokumuzun yüzde 58’i döviz cinsinden iken 2016 Ekim itibarıyla bu oran yüzde 35,9’a düşmüştür. Benzer şekilde borç stokumuzun eskiden yüzde 55’i değişken faizli senetlerden oluşurken bu oran bugün yüzde 30,9’a kadar gerilemiştir.
Stratejik ölçütlere dayalı borçlanma politikası sayesinde borç stokumuzun faiz, kur ve likidite risklerine karşı duyarlılığını da önemli ölçüde azalttık. 2003 yılından bu yana ağırlıklı olarak sabit faizli borçlanma yaparak borç stokunun faize karşı duyarlılığında önemli iyileşmeler sağladık. Borç stokumuzun yapısının önemli ölçüde iyileştiği yine yaptığımız duyarlılık analizlerinden ortaya çıkıyor. Mesela, bugün, Türk lirası faiz oranları 500 baz puanlık, yani bir artış söz konusu olursa faizlerde, 2001 yılında borç stok yapısında bu borç stokumuzu aynı yıl içerisinde yüzde 1,7, daha doğrusu 1,7 puan millî gelire oran olarak artırırdı. 2015’te bu sadece 1 puan artırıyor. Benzer şekilde bugün büyüme 2 puan aşağı düşerse bizim borç stokumuzun millî gelire oranı sadece yüzde 0,6 artacak. Hâlbuki bu oran eskiden 1,6 puandı. Yine 2001 yılındaki stok yapısını sürdürüyor olsaydık ve Türk lirası yüzde 10 değer kaybetseydi, borç stoku 4,4 puan millî gelire oran olarak artıyor olacaktı. Hâlbuki 2015 yılındaki yapıyı dikkate alırsak ve eğer Türk lirası yüzde 10 değer kaybetse etkisi 1,2 puan civarındadır.
Dolayısıyla, sürdürülebilirlik analizlerimize göre, bu tek seferlik tüm şokların hepsinin bir arada gerçekleştiği varsayılsa dahi -ki bu oldukça kötümser bir senaryo olur- yani büyüme 2 puan düşer, faizler 500 baz puan yükselir, lira yüzde 10 değer kaybederse, bu durumda bile Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun millî gelire oranı bu var olan orta vadeli program döneminin sonunda yüzde 38’in yine altında bir borç bölü millî gelirle karşı karşıya oluruz ki bu bile Maastricht Kriteri’nin oldukça altında olur. Bütün bu analizler kamu maliyemizin, kamu borç yapımızın ne derece sağlam olduğunu, şoklara karşı ne kadar dirençli olduğumuzu ortaya koyuyor.
Bugün burada da, zaman zaman dışarıda da gündeme getirilen önemli hususlardan bir tanesi, kamu-özel iş birliği çerçevesinde Hazinenin yüklenimleri. Hazine Müsteşarlığı genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından kamu-özel iş birliği modeliyle gerçekleştirilen belirli altyapı projeleri için borç üstlenim taahhüdü sağlamaktadır. Bugüne kadar Avrasya Tüneli Projesi için 960 milyon dolar, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi için yaklaşık 5 milyar dolar, Kuzey Marmara Otoyolu Projesi üçüncü köprü kesimi için yaklaşık 2,7 milyar tutarında olmak üzere Hazine Müsteşarlığı tarafından toplamda 8,7 milyar dolarlık borç üstlenim anlaşması imzalanmıştır.
Hazine garantili borç stoku 2016 yılı 2’nci çeyreği itibarıyla 12 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Hazine garantili borçlardan üstlenim oranı 2016 yılı 2’nci çeyreği itibarıyla sadece yüzde 2,9’dur. Hâlbuki bu oran 2002 yılında yüzde 52 civarındaydı. Dolayısıyla, hem Hazinenin garanti ettiği dış borç stoku bu çerçevede sınırlıdır hem de bunların gerçekleşme, bu riskin gerçekleşme oranı da oldukça düşüktür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müsaade ederseniz şimdi de Hazine Müsteşarlığının finansman programı hakkında size bilgi vermek istiyorum. 2017 yılında 80,5 milyar lira anapara, 52,7 milyar lira da faiz olmak üzere toplam 133,1 milyar lira tutarında borç servisi gerçekleştirilecektir. Borç servisinin 98,1 milyar lirasının iç borç, 35 milyar lirasının ise dış borç servisi olarak yapılması planlanmaktadır.
Geleneksel eurobond, Japon yeni ve kira sertifikası ihraçları yoluyla uluslararası sermaye piyasalarından 6 milyar dolar finansman sağlanması ve 96,2 milyar tutarında iç borçlanma yapılması planlanmaktadır.
Şimdi de müsaade ederseniz Hazine Müsteşarlığının bütçe büyüklükleri hakkında bilgi vermek istiyorum. 2017 yılı Hazine Müsteşarlığı bütçesine baktığımız zaman, teklif edilen ödenek tutarı 77,4 milyar liradır. Bu tutarın 57,5 milyar liralık kısmının faiz ödemelerinden oluştuğunu biliyoruz. 2017 yılı bütçe teklifinde yer alan 12 milyar lira cari transferler ödeneğinin 6,5 milyar lirası KİT’lere yapılacak görev zararı ve kamu sermayeli bankalara yapılacak gelir kaybı ödemelerinden oluşuyor. 3,8 milyar lirası bireysel emeklilik sistemi devlet katkısı, 894 milyon lirası ulusal fona yapılacak ödemelerden, 572 milyon lirasıysa yurt dışına yapılan transferlerden oluşmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası kuruluşlarla ilişkilere gelince, uluslararası ve bölgesel kalkınma bankalarıyla olan ilişkilerimizi başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasında iki yıldır, en çok kredi kullanan ülke konumundayız. Bu banka, diğer Orta Asya operasyonlarını İstanbul ofisi üzerinden yürütmektedir. 2012-2016 dönemini kapsayan çerçeve anlaşması kapsamında Dünya Bankasından yaklaşık 4,3 milyar dolar tutarında finansman sağladık. Dünya Bankasıyla 2017-2021 dönemini kapsayacak beş yıllık bir çerçeve anlaşmasına ilişkin çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2016 yılında faaliyete başlayan Asya Altyapı Yatırım Bankası 12 üyeli Direktörler Kurulunda ülkemiz de yerini almıştır. IMF Kota ve Yönetim Reform Paketi 2016 yılı başlarında yürürlüğe girmiştir. IMF nezdindeki kotamız yaklaşık 1,46 milyar SDR’den 4,66 milyar SDR’ye; oy gücümüz ise yüzde 0,61’den yüzde 0,95’e yükselmiştir. Bu kota artışı için gerekli ödemeyi 2016 yılı bütçesinden yaptık. Böylece fonun en yüksek kotaya sahip 20 üyesinden birisi konumuna geldik.
Geçtiğimiz yıl G20 dönem başkanlığını başarılı bir şekilde tamamladık. Ülkemiz üç yıl süreyle aktif görev aldığı G20 Troyka üyeliği pozisyonunu bu yıl 1 Aralık itibarıyla tamamlamıştır.
Değerli hatiplerden biri G20 üyeleri arasında olamayabileceğimizi ifade ettiler, konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. G20 üyelik mekanizması 1999 yılında oluşturulmuş olup platform küresel sistemde sistemik öneme sahip ülkeleri bir araya getirmektedir. G20 üyelerinin seçiminde ekonomik büyüklük göz önüne alınmış olsa da G20’yi en yüksek gayrisafi yurt içi hasılaya sahip ilk 20 ülkeyi temsil etmemektedir. G20 üyeliği yıllar itibarıyla değişkenlik göstermemektedir, sabit bir yapıyı haizdir. Dolayısıyla -teorik olarak söylüyorum- eğer bir ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası dolar bazında düşse dahi G20 üyeliği kaybolmuyor ki Türkiye'nin şu anda böyle bir riski de şu an itibarıyla söz konusu değildir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de, müsaade ederseniz, hazinenin çiftçi, esnaf, KOBİ ve girişimcilere yaptığı desteklerden bahsetmek istiyorum. Çiftçilerimize, biliyorsunuz, yüzde sıfır ile 8,25 arasında değişen faiz oranlarıyla sübvansiyonlu kredi kullandırtıyoruz. 2016 Kasım itibarıyla Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince kullandırılan düşük faizli kredi bakiyesi 35,4 milyar liradır. 2004 yılında sadece 205 bin üretici uygulamadan faydalanırken 2016 Kasım itibarıyla söz konusu uygulamadan 900 bin üreticimiz faydalanmaktadır. Esnaf ve sanatkârlarımızın desteklenmesi amacıyla Halk Bankası tarafından hâlen yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişen faiz oranlarıyla sübvansiyonlu kredi kullandırılmaktadır. 2016 Kasım itibarıyla bu kapsamda kullandırılan esnaf kredilerinin bakiyesi 20 milyar lirayı aşmıştır. 2002 yılında 64 bin esnafımız bu tür kredilerden faydalanıyordu, kasım itibarıyla bu rakam 431 bini aşmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi de müsaade ederseniz Kredi Garanti Fonu’ndan bahsetmek istiyorum. Aslında, önümüzdeki dönem, ekonomide sıkıntıları aşmak için özellikle KOBİ’lerimizin, ihracatçılarımızın finansmana erişimini sağlamak için Kredi Garanti Fonu mekanizmasını çok daha güçlü bir şekilde kullanacağımız bir dönemdir. Kredi Garanti Fonu aracılığıyla 11.590 firmaya hazine destekli kredi kefaletleri sağlanmıştır. Temmuz 2009-Ekim 2016 döneminde kullandırılan toplam kredi tutarı 8,6 milyar liraya, kefalet tutarıysa 6,1 milyar liraya ulaşmıştır. Kredi Garanti Fonu’nun hazine destekli kefalet kullandırılmasını etkin hâle getirecek ve daha çok KOBİ ve ihracatçının ihtiyaçlarına cevap verilmesini sağlayacak yeni düzenlemeleri yaptık, yapacağız. Bu çerçevede, yüksek hacimli kredi kefalet taleplerinde kredi onay süreçlerindeki verimliliği artırmak üzere kredi derecelendirme sistemine geçiyoruz.
İhracatçılar için getirilen yeni imkânla kefalet oranı, Eximbank’ın doğrudan sağladığı kredilerde yüzde 100’e kadar, diğer bankalar tarafından ihracatçılara sağlanan kredilerde ise yüzde 85’e kadar çıkartılacaktır. Kredi Garanti Fonu’na sağlayacağımız ilave kaynaklarla firmalarımızın krediye ulaşımını kolaylaştırmayı planlıyoruz.
Ayrıca, Portföy Garanti Sistemi’yle her bankaya ayrı ayrı kredi tazmin üst limitini belirleyeceğiz. Bu sayede, Kredi Garanti Fonu’na herhangi bir başvuru yapılmaksızın küçük ölçekli krediler doğrudan bankalar tarafından KOBİ’lere verilebilecektir. Yani bürokrasiyi azaltıyoruz. Bu uygulamayla Kredi Garanti Fonu’nun ve bankaların kredi verme süreci birkaç güne inebilecektir. Yeni düzenlemelerin faaliyete alınmasıyla birlikte, 3 milyar lira olan kefalet bakiyesi kısa vadede 10 milyar liraya çıkacaktır. Önümüzdeki sene içinde bütçeden belki aktarılacak imkânlarla bu miktar çok daha yüksek seviyeye çıkartılabilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine Müsteşarlığı 2018 yılına kadar 500 milyon lira tutarında bir kaynağı üst fonlara aktarmak üzere yetkilendirilmiştir. Bu tutarın 50 milyon lira ve 60 milyon avrosu iki farklı fona taahhüt edilmiştir. İlerleyen süreçte 500 milyon lira tutarındaki tüm kaynağın girişimcilik ekosistemine aktarılmasıyla birlikte toplam yatırım hacminin 1,5 milyar avroya ulaşmasını hedefliyoruz.
Bireysel Katılım Sermayesi Sistemi’nin yani melek yatırımcılığın 2013 yılında faaliyete alınmasıyla birlikte yaklaşık 50 adet melek yatırımcı yatırım faaliyetinde bulunurken 2016 Aralık ayı itibarıyla 409 melek yatırımcı lisansı alınmış ve 14 adet melek yatırım ağı akredite edilmiştir. 2013 yılında 14,7 milyon avro olan, ülkemizdeki melek yatırım tutarı 2015 yılında yüzde 110 büyüyerek 31 milyon avroya ulaşmıştır. Bu uygulamalar çok önemli çünkü eğer gerçekten başlangıç düzeyinde, yüksek teknoloji, en azından o alanlarda yani bilgi yoğun, teknoloji yoğun alanlarda faaliyet gösterecek firmalara destek mekanizmaları anlamında bunlar ekosistemin çok önemli bileşenleridir. Bir an önce aslında şu patent kanunu, kitle fonlaması gibi hususları, kalkınma bankacılığının yeniden yapılandırılması gibi reformları da tamamlayabilirsek aslında Türkiye bu yüksek teknolojili alanlarda yani katma değeri yüksek, AR-GE boyutu yoğun olan ekosistemin bütün bileşenlerini yerine oturtmuş olacak.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; müsaade ederseniz biraz da sigortacılık sektörü hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum.
Sayın Başkan, sürem belki bitiyor ama müsaade ederseniz bir on dakika daha…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
75 konuşma daha · 6 Aralık 2016