İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Kırklareli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 852 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Siyam Kesimoğlu (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 852 kelime.
Mehmet Siyam Kesimoğlu (CHP, Kırklareli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-siyam-kesimoglu-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET SİYAM KESİMOĞLU (Kırklareli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Tasarısının "sağlık ve güvenlik yönetmelikleri" başlıklı 78 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; şahsım ve Grubum adına, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, öncelikli olarak, bu maddeyle ilgili iki konuyu dikkatlerinize sunmak istiyorum. Çalışma hayatımızla ilgili tanımların ve kuralların tüzükle belirlenmesi gerekirken, yönetmelikle düzenlenmeye çalışılması, daha baştan, işçileri, çalışma hayatının sorunları karşısında güçsüz duruma düşürmektedir.
Diğer taraftan, üzerinde tartıştığımız maddede, işçi sağlığı yerine, taslakta "iş sağlığı" ibaresinin kullanılması, doğru bir yaklaşım değildir. İşlerin yapılmasında, insan faktörü olan işçiyle ilgili bir bölümde bile, işin anılıp, işçinin anılmaması, yasa taslağını hazırlayanların, işçiyi değil, asıl olarak, işi düşündüğünün açık bir ifadesidir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, tasarı, işverenlere sınırsız haklar tanırken, işçilerin tüm kazanılmış haklarını ortadan kaldırıyor. AKP Grubu, sendikalarca üzerinde anlaşmaya varılan hükümleri bile, işveren örgütlerinin isteklerine göre değiştirip, bu taslağı, dayatma biçiminde yasalaştırmaya çalışıyor.
Tasarıyla, 1475 sayılı İş Kanunu, neredeyse tümüyle değiştiriliyor. Böylelikle, İş Güvencesi Yasa Tasarısını 1,5 yıl Başbakanlıkta beklettiklerini söyleyerek övünen işverenler, amaçlarına ulaşmış olacaklardır.
Değerli arkadaşlarım, tasarıda işe, işyeri kavramının değiştirilmesiyle başlanmış. İşyeri kavramının değiştirilmesiyle, işçi, belirsiz, her an değişebilecek bir işyerinde çalışan, gezici servis elemanına dönüştürülüyor. Tıpkı bir makine parçası gibi ya da bir top kumaş gibi alınıp satılabilen, başka bir işverene devredebilen bir meta haline getiriliyor. Taşeronlaştırma, işçilerin birliğini tamamen parçalayacak şekilde geliştiriliyor.
Bu tasarıyla, esnek çalışma meşrulaştırılarak, yasallaştırılmaktadır; çalışma süresi 8 saatten 12 saate kadar çıkabilmektedir; "telafi çalışması" adı altında angarya gündeme getirilmektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, tasarının yasalaşmasıyla birlikte, çalışanlar açısından, işyerlerinin tanımında meydana gelecek olan güvensiz çalışma koşulları, işsizlik ve işten atılma olasılığı, çalışanların yaşam koşullarını iyileştirme çabalarını önleyen bir engele ve bu nedenle de, önemli bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorununa dönüşecektir. Çalışılan ortamın ve üretim süreçlerinin yetersiz ve olumsuz koşulları, çalışanların en temel hakkı olan sağlıklı yaşama ve çalışma hakkını tehdit ettiğinden, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması, gerekli önlemlerin alınması zorunludur.
Ülkemizde iş sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı, 15 kanun, 28 tüzük, 32 yönetmelik ve çok sayıda standarttan oluşmaktadır. Mevcut mevzuat ve yasal düzenlemeler bir hayli dağınık ve yetersiz olup, çalışanların tümünü kapsamamaktadır; kurum ve kuruluşların yetki ve sorumluluklarının iç içe geçtiği karmaşık bir yapı oluşturmakta ve bu durum karşısında uygulayıcılar bile zaman zaman güçlükle karşılaşmaktadırlar. Ancak, getirilen bu düzenlemelerle, sistem, içinden çıkılmaz bir hale getirilmektedir. Sosyal devletin, âdeta, işlemez hale getirildiği, işin, üretimin insan için değil, insanın, işçinin üretim için, iş için var olduğu anlayışının hâkim kılındığı bu yapıda sorunlar çözümsüz bir noktaya getirilmektedir.
Bu tasarı, çalışma hayatını belirlerken, çalışma hayatında karşılaşılan sorunları "yeni" olarak nitelendirilen bir bakışla yeniden düzenlerken, diğer taraftan, yeni sorunları yaratabilecek düzenlemelere yer vermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; çalışma hayatımızda birçok sorun yaşanırken, yapılan düzenlemeler yapıyı içinden çıkılmaz bir hale sokacaktır. Çalışanlar sorunlarının çözümünü beklerken, daha başka ve yeni sorunlar yaşayacaklardır.
Değerli arkadaşlarım, işçilerimiz, sorunlarına çözüm bekliyorlar. Bu vesileyle, yerel bir sorunu Meclis kürsüsüne taşıyarak bir örnek vermek istiyorum. Alpullu Şeker Fabrikasında geçici statüde çalışan işçilerin sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri için 120 gün çalışmaları gerekiyor; ancak, Alpullu Şeker Fabrikasında çalışan işçilerimizin bir kısmı, sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri için gerekli 120 günü tamamlamadan işten çıkarılmışlardır. Bu nedenle, sağlık hizmetlerinden faydalanamadıkları için aileleriyle birlikte mağdurdurlar ve bu sorunlarına çözüm istemektedirler; fakat, yeni İş Kanunu Tasarısı, bu ve bunun gibi sorunları çözmek yerine, bunlara yenilerinin eklenmesini getirecektir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, ülkemiz, iş kazalarında, maalesef, Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsüdür. İş güvencesinin azaldığı, işsizliğin arttığı, yeni iş alanlarının açılmadığı, çalışma koşullarının ağırlaştığı, ücretlerin azaldığı bir süreçte, özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma politikalarıyla, her türlü sosyal güvenlik ve güvencelerden yoksun kayıtdışı işçilikle ve çocuk çalıştırmayla, iş kazaları daha da artacaktır.
Biraz önceki değerli hatip arkadaşım, SSK verilerinden örnekler gösterdi. Ben de önemine binaen, aynı vurguyu yinelemek istiyorum değerli arkadaşlarım.
SSK istatistiklerine baktığımızda, 2001 yılında 72 364 iş kazasında 1 008 işçi yaşamını yitirmiştir. Bir başka deyişle, ülkemizde her gün 3 işçi, iş kazası sonucu yaşamını yitirmektedir. 2 183 işçimiz iş göremez duruma düşmüş, 883 işçimiz ise meslek hastalığına yakalanmıştır.
2001 yılında meydana gelen iş kazaları nedeniyle, toplam 1 831 686 iş günü yitirilmiştir. Bu rakamların SSK verilerinden alındığı göz önüne alındığında, kayıtdışı işçilerin eklenmesiyle, ölen ve yaralanan işçi sayısının çok daha fazla olacağı açıktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iş kazalarının önlenmesi ve işçilerin güvenliğinin sağlanması için mevzuatta bütünlük sağlanması gerekir. Bunun için de işçi, işveren ve diğer bütün ilgili kuruluşların, meslek odalarının, işbirliği halinde çalışması gerekmektedir. Ancak, bu tasarı, böyle bir anlayıştan uzak bir biçimde hazırlanmıştır.
Yine, iş kazalarının önlenmesi için tüm tarafların çalışmasıyla, vasıfsız işçiden işverene kadar işçi sağlığı ve iş güvenliği bilincinin yaratılması gerekir; ama, bu tasarı böylesi bir bilinçten uzaktır. Bilimsel veriler diyor ki, istatistikler gösteriyor ki, iş kazaları en çok işe başlanan ilk saatlerde meydana gelirken, kazalar en çok işçinin dalgınlığından ve işyerinde gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklanıyor. Bu tasarıyla, telefon başında iş bekleyen, ne zaman işe çağrılacağını bekleyen işçinin zinde olması, dalgın olmaması nasıl beklenir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, sözün özü, bu tasarıda iş sağlığı ve güvenliği konusunda kargaşalar, tanımsızlıklar, eksiklikler mevcut olup, konuyla ilgili gerekli ve yeterli düzenlemeler yapılmamıştır.
Tüm bu konuları Yüce Meclisin dikkatine ve takdirine sunarak sözlerimi tamamlıyor ve Yüce Heyetinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003