İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 81. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)

Mehmet Ufuk Uras

İstanbul Milletvekili ·

Genel Kurul, 81. Birleşim · 5. yasama yılı · 23 Mart 2011 · 526 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Ufuk Uras, 23 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USÜLLERİ HAKKINDA (S.S.696)); konuşma 526 kelime.

Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Anayasa mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usülleri hakkında (s.s.696)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2011-03-23-anayasa-mahkemesinin-kurulusu-ve-yargilama-usulleri-hakkinda-s-s-696 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; teknik bir konu ama daha adil bir uygulama olacağı varsayımıyla bu değişiklik önergesini verdik. Bu hafta, hafta sonu ve pazartesi günü “nevruz” bayramıydı; bu, hepimizin ortak bayramı. Görülüyor ki, bayramlarda, ortak günlerde, baş başa verip sorunlarımızla başa çıkmamız açısından bugünler bir önemli vesile. Genel olarak Türkiye'nin bütününe baktığımızda, nevruzun, çok, barış içerisinde, ortak bir duygudaşlıkla kutlandığını görüyoruz ve istiyoruz ki, ne gaz bombaları olsun ne su sıkılsın ne itiş kakış olsun. Ama münferit vakalar bir yana, Türkiye genelinde toplumumuzun ortak özlemi bir an önce barışın sağlanması, eşit koşullarda bir arada yaşama konusunun adımlarının atılmasıdır.

Ben de İstanbul “nevroz”unda 100 binlerce insanın katıldığı bir zeminde yaptığım konuşmada başta şehit anaları olmak üzere Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri bir mutabakatla adım adım Türkiye’de demokrasinin, özgürlüklerin ve barışın tesis edileceğinin altını çizdik. Hiçbir şekilde dayatmayla, fiilî durumlarla adım atmak mümkün değil. Dolayısıyla, Mecliste de Anayasa değişikliği dâhil olmak üzere her konuda mutabakatın sağlanması, bir oydaşmanın sağlanması çok önemli. Bu konuda basına da çok önemli görevler düşüyor yani yangına körükle gitmek değil, şoven milliyetçi duyguları körüklemek değil, ortak paydaların altını çizmek çok önemli.

Geçenlerde benim de başıma geldi, Sayın eski Adalet Bakanımızla iki buçuk ay önce yapmış olduğum bir görüşme sanki iki gün önceki bir görüşme gibi yansıtıldı. Şahsa dayalı ceza uygulamasına MHP Grubu dâhil hemen herkes karşıyken bu konuda ne düşündüğünü sorduğumda siyaseten ve hukuken uygun görmediklerini ifade etmişlerdi ama sonra aslı astarı olmayan, tamamıyla asparagas üzerinden bir habercilik anlayışı kabul edilebilir değil. Biz, basın-yayın okullarında ilgili şahıslara başvurulmadan haber yapılmaması gerektiği gibi etik ilkeleri kendi öğrencilerimize anlatıyoruz. Bu Meclise geldiğimde mal bildiriminin boş bir kâğıt olduğunu ifade etmiştim. Ne araziler ne mallar vesaire bir sürü şey çıktı. Basınımızın bu konuda özeni çok önemli, hele ki konu barış olduğunda, demokrasi olduğunda çok daha önemli. Barışın sağlanması, kardeş kanının akmasının ortadan kaldırılması hepimizin ortak özen göstermesi gereken kamusal bir görev olarak önümüzde duruyor.

Şimdi, Anayasa Mahkemesine, hatırlarsanız, Anayasa Mahkemesiyle ilgili değişiklik bir partimiz tarafından götürüldüğünde yani “Yargı ele geçiriliyor.” gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi bunu reddetti. Bizim, aslında, 12 Eylül rejiminin kazanımlarını cumhuriyetin kazanımı gibi takdim etme ve yargı kurumlarına kale gibi bakma alışkanlığından vazgeçmemiz gerekiyor. Ne tutum almış olursak olalım geçmişte, bugün yeni bir Anayasa’nın inşa edilmesinde mutabakat sağlamamız çok önemli. Mesela, BDP, herhangi bir etnik aidiyete göndermek yapmaksızın bir yurttaş Anayasası’nın gerçekleşmesi konusunda son derece pozitif katkılar ileri sürüyor. Yurttaş merkezli bir Anayasa konusunda adım adım tutum almamız son derece önemli.

Siyasetin kara kutusunu açtığımızda -uçaklar düştüğünde nasıl açılıyorsa- aslında sadece bağnazlık çıkıyor, sofuluk çıkıyor, fikrî taassup çıkıyor, kendi görüşünü başkasına dayatma çıkıyor. Buna hiçbir şekilde tevessül etmemeliyiz.

Cizvit papazlarının en büyük sloganı “Amacın yüceliği her türlü aracı meşru kılar.” anlayışıdır. Yani amacımız ne kadar meşru olursa olsun eğer ona uygun araçları Mecliste bir mutabakatla sağlamıyorsak amacımızın ulvi olması sonucu değiştirmiyor. O yüzden, başka görüşlere açık olmamız, yaşamımızda keşfedilecek bir şey kalmamışsa taşlaşmış olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Birbirimize karşı ön yargılı olmamalıyız, ön yargının yargıların en kötüsü olduğunu bilmeliyiz ve ataletin her zaman hamaset ürettiğini unutmamalıyız.

O yüzden, bu yeni Anayasa meselesinde alacağımız tutum turnusol kâğıdıdır. Akıllı insan, yanlış yapmayan insan değil, yanlışlarını düzelten insandır. Bizim de buna uygun davranmamız gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

88 konuşma daha · 23 Mart 2011

88 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook