İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 661 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 661 kelime.
Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 80 inci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini bildirmek üzere huzurlarınızdayım; hepinize saygılarımı sunarım.
Değerli milletvekilleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu, tasarının bu maddesi gereğince kurulması gereken bir kurul. Daha önce de bu kurulun işyerlerimizde işlediğini biliyoruz ve halen 50 işçinin üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde bu kurulun işlerliği devam etmektedir.
Öncelikle, ben, müsaadelerinizle, bu kurulun ne olduğunu tanımlamak istiyorum, nasıl oluştuğunu tanımlamak istiyorum. Bu kurullar, esas itibariyle, iş kazalarının engellenmesi için kurulmuş kurullar. Burada işçi temsil ediliyor, işveren temsil ediliyor; varsa teknik elamanlar, işyeri hekimleri ve eğer çalıştırılıyorsa, işçi sağlığı, işçi güvenliği ve çevre sağlığı sorumluları yer alıyor. Dediğim gibi, esas itibariyle, bu kurullar, koruyucu amaçla kurulmuş kurullar.
Koruyucu hekimlik konusuna izninizle biraz değinmek istiyorum; çünkü, bir hekim olarak izlediğim kadarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin çok fazla gündeme getirmediği, belki de değerini çok fazla algılayamadığı bir konu, koruyucu hekimlik. Bildiğiniz gibi, iş kazaları oluştuktan sonra ortaya çıkan tablolar, evvelki gün televizyonlarda gördüğümüz gibi, bir naylon torba içerisinde kolunu taşıyan insanların görüntüsü şeklinde karşımıza gelebiliyor ya da 30 000 volta çarpılmış insanların hastane kapılarında rezil olmaları şeklinde karşımıza geliyor. Bunun örneklerini artırmak mümkün. Uzun yıllar bir sigorta hastanesinde görev aldım. Sayın Bakanımın da gayet iyi bildiği ve Türkiye'de, maalesef, tek örneği olarak kalmış Denizli Sigorta Hastanesinde görev aldım. Bu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı için, hakikaten, utanç verici bir hastane görünümünde. Bakanım, tahmin ediyorum, o konuda gerekli işlemleri yapacaksınız.
Değerli arkadaşlar, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulları konusunda konuşuyoruz. Bunun, koruyucu hekimlik dışında, bir de, ülkemizde çok eksik olan bazı konulara da katkısı var; örneğin, takım çalışması, örneğin, ekip kültürü, uzlaşma kültürü; örneğin, çevre bilincinin geliştirilmesi gibi. Dolayısıyla, bu kurullar, aslında, demokrasinin de örnek kurulları şeklinde, iş ortamında karşımıza çıkabiliyor. Maddenin mevcut halini incelediğimiz zaman, eski yasada olduğu gibi, bu kurulların, bu yasada da 50 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmelerde oluşturulmasından söz ediliyor. Yalnız, SSK'nın birtakım rakamlarına bakarsanız -demin arkadaşım da bunları dile getirdi- halen Türkiye'deki işyerlerinin yüzde 98'inden fazlası 50 işçinin altında işçi çalıştırıyor ve mevcut sigortalı işçi kitlesinin de yüzde 57'si kadar bir kısmı, yine 50 işçi çalıştıran işletmelerin altındaki, daha küçük işletmelerde görev yapıyor ve iş kazalarının da yüzde 74'ü buralarda meydana geliyor. Bu, demektir ki, 72 000 küsur iş kazasının, 8 işçinin hayatını yitirmesinin, 2 180 üzerinde işçinin sürekli iş görmez hale gelmesinin, 883 meslek hastalığının ve gayri safî millî hâsılanın yüzde 1'i ile 3'ü arasında bir rakama ulaşan, yani, milyar dolarlarla ifade edilebilen bir rakama ulaşan bir maddî kaybın oluştuğu kısım, bizim söz konusu yapmadığımız 50 işçiden daha az işçi çalıştıran işyerleri.
O halde, eğer, biz, bu maddeyi bu haliyle geçirirsek, çok anlamlı bir iş yapmış olmayacağız. Yani, eğer, gerçekten, biz, işyerlerimizde işçi sağlığını korumak, kazaların oluşmadan engellenmesini istiyorsak, hedefimiz buysa, o zaman, bu 50 işçi çalıştıran işyerleri rakamı gerçekçi değil.
Ayrıca, demin bahsettiğim uzlaşma kültürü, demokratikleşme kültürü, takım çalışması, empatinin geliştirilmesi gibi konularda da işçi ve işverenin bir araya getirilmesi açısından da dikkate aldığımız zaman, bu rakam, yine, bizi istenen amaca ulaştırmayacaktır.
O halde, bu yasanın bu maddesini, eğer daha önceki uygulamadan esinlenerek aynen geçirmemişsek, yani, göstermelik olarak kanunun diğer maddeleri değişirken bu da aradan geçmişse ya da bu 50 rakamı şimdiye kadar hiç irdelenmemişse, o zaman oturup bir kere düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Biz Grubumuz olarak, bunu düşündük ve 50 rakamının, gerçekten, gerçekçi olmadığına inanıyoruz ve diliyoruz ki, bu Parlamentoda, bu rakamı, hep beraber, 30 işçi çalıştıran işyerleri düzeyine çekelim. Eğer, böyle bir uygulamayı gerçekleştirebilirsek -demin okuduğum rakamları da dikkate alırsak- biz, yüzde 73'ünü dışarıda bıraktığımız bir kitlenin belki bir yarısını daha böyle bir uygulamanın kapsamı içerisine alacağız, daha çok işyerinde bu tür kurulların oluşturulmasını sağlayacağız ve işçi-işveren arasındaki ilişkinin, işyerinin daha güzelleştirilmesi, çevre bilincinin daha fazla geliştirilmesi açısından anlamlı bir adım atmış olacağız.
Biz, Grubumuz adına, bu konuda önerge vereceğiz ve sizlerin de, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun da, bu önergeyi bu açıdan irdeleyip olumlu oy vereceğinizi düşünüyorum.
Hepinizi, Grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003