İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · SALI

209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 71. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Mart 2006 · 565 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 7 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 209 SAYILI SAĞLIK BAKANLIĞINA BAĞLI SAĞLIK KURUMLARI İLE ESENLENDİRME (REHABİLİTASYON) TESİSLERİNE VERİLECEK DÖNER SERMAYA HAKKINDA (S.S1101)); konuşma 565 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “209 sayılı sağlık bakanlığına bağlı sağlık kurumları ile esenlendirme (rehabilitasyon) tesislerine verilecek döner sermaya hakkında (s.s1101)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 7 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2006-03-07-209-sayili-saglik-bakanligina-bagli-saglik-kurumlari-ile-esenlendirme-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hani, şair demiş, biliyorsunuz:

"Neler yapmadık bu memleket için!

Kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık."

Biraz önce arkadaşımın yaptığı ateşli nutkun Başbakan tarafından gerekli şekilde değerlendirileceğini tahmin ediyorum; bir kırmızı çizgi, bir kırmızı yıldız koymuştur oraya.

NEVZAT DOĞAN (Kocaeli)Sizde olabilir böyle kaygılar; ama, bizde yok.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Ben son sözümü belirtirken, bilgi ve bilgisizlik üzerine birkaç şey söyleyeceğim. Biliyorsunuz, biraz önce, Sayın Başbakan doğruyu biliyor, bilmiyor gibi bir ifade kullanıldı. Ben, onu, Sayın Başbakan yanlış bilgilendiriliyor diyerek, birkaç örnek vermek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce, Sayın Bakan çıktı, dedi ki: "Biz, hastanelerde bakılan hasta sayısını 165 000'den 270 000'e çıkardık."

Değerli arkadaşlar, bir Sağlık Bakanının bunu söylemesi, yani, piramidin tersine döndüğünü söylemesi, yani, birinci basamakta eritilmesi gereken temel sağlık hizmetlerinin eritilememiş olmasını itiraf etmesi, bence, bir ülkenin sağlığının nasıl yönetilmesi gerektiğini bilmediğinin en güzel kanıtıdır. Artı, bu kadar, hasta sayısı arttıktan sonra da vatandaşın ilaç harcamalarının düştüğüne inanmasını kimse beklemesin. Yani, bu hükümet, hastanelerde yığılmayı, aksine, artırdığını dile getirmektedir.

İki: Evvelki gün, koruyucu hizmetler konusunda ben buraya çıkıp da Uganda örneğini verdiğim zaman, buradan çok ciddî tepkiler aldım. Arkasından, Bakan da, koruyucu hizmetlere ne kadar önem verdiğini dile getirdi. Yani, ben, burada şunu söylemek istiyorum: Ya OECD 2005 raporu doğru söylemiyor ya Sayın Bakan doğru söylemiyor; çünkü, benim verdiğim örnekler, rakamlar, OECD 2005 raporundandır.

Üç: Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan kaynağın rekor düşüşte olduğunu da Sayın Maliye Bakanının Bakanlık Bülteninden aldık. Dolayısıyla, ya Sayın Sağlık Bakanı yanlış söylüyor ya Sayın Maliye Bakanı yanlış söylüyor.

Gelelim, Türkiye'deki yabancı doktor konusuna. Biraz önce örneklendi; Sayın Bakan, yılda 5 000 tane doktorun nasıl yetmeyeceğini anlatmaya çalıştı. Çözüm olarak ne diyor Sayın Bakan; "önce, yurt dışında okuyan yabancı uyruklulardan başlayacağız." 5 000 doktoru beğenmeyen Sayın Bakan eğer bir zahmet ÖSYM'ye kadar gitseydi, yılda, Türkiye'de, tıp fakültelerinde okuyan toplam yabancı uyruklunun sayısının 166 olduğunu öğrenirdi. Bu 166'yı, eğer, memleketinden bursla okuyan, parayla okuyan insanları da çıkarsanız… Yani, bir tarafta 5 000 doktora mazeret arıyorsunuz, öteki tarafta, 50-60 tane doktorla çözüm arıyorsunuz.

Gelelim, Türkiye'deki doktorun yeterli olup olmaması konusuna. Değerli arkadaşlar, geçen gün de söyledim; Türkiye'de akredite edilmiş, yani, Türkiye'de denkliği ortaya konmuş ve bu, YÖK tarafından ortaya konmuş, Sayın Bakanın çıkartıp da kendisine vereceği yasayla, Bakan tarafından ortaya konmamış. Doktor getirin, başımızın üstünde yeri var. Buna kimse itiraz etmiyor; ama -biraz önce de vizyondan bahsettik biliyorsunuz- sağlık programları yapılırken, beşer, onar, yirmişer -her alanda olduğu gibi- yıllık projeksiyonlarla yapılır. Yılda 5 000 doktor mezun ediyorsunuz. Bu, bizim hesabımıza göre, siz gitmeden, bu yaza kadar bir 5 000 doktor daha olacak demektir, sizin hesabınıza göre 10 000 doktor daha olacak demektir, önümüzdeki beş sene içinde, on sene içinde de 50 000 doktor demektir. Eğer, Avrupalıların şu anda yabancı işçilerden çektiği işsizlik sorunlarını biz yaşamak istemiyorsak, üç beş yıllık bir aradaki zaman için, niteliksiz, kalitesiz, eğitimi şüpheli insanları memlekete doktor diye doldurmayız.

Peki, doktor doğuya niye gitmiyor; arkadaşlar, doktor, doğuya, sadece ve yalnız, Sağlık Bakanına güvenmediği için gitmiyor. Diğer konular tartışılır; prim mi vereceksiniz, bunlara sınav için puan mı vereceksiniz, yoksa, onlara geriye dönme garantisi mi vereceksiniz... Bakın, önemli olan bu. Sayın Bakana güvenmiyor; çünkü, gittiği zaman geriye dönebilmek için mutlaka falanca tarikattan bir torpil bulmak zorunda doktor; yoksa, gitti mi gider, hayatı boyunca orada kalır. Bütün politikasını… Yani, bir baba düşünün ki, evde sürekli çocuklarına eziyet ediyor, komşunun çocuklarında gözü. O evin babası…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 7 Mart 2006

54 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook