Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)
Şanlıurfa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 19. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Kasım 2005 · 1.376 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Melik (CHP), 16 Kasım 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKARYAKIT KAÇAKÇILIĞININ EKONOMİYE,İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE ÜZERİNDE GENEL GÖRÜŞME HAKKINDA 10/238 (SS.978)); konuşma 1.376 kelime.
Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye,insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge üzerinde genel görüşme hakkında 10/238 (ss.978)”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 16 Kasım 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-11-16-akaryakit-kacakciliginin-ekonomiye-insan-ve-cevre-sagligina-verdigi-za (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim de üyesi bulunduğum akaryakıt kaçakçılığının ekonomiye, insan ve çevre sağlığına verdiği zararın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/238) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu ve çalışmaları üzerinde, konuyu yakından bilen bir milletvekili olarak düşüncelerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, öncelikle Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, benden önce bu kürsüye gelip raporla ilgili düşüncelerini ifade eden çok değerli milletvekili arkadaşlarım raporun detaylarına inerek Genel Kurulu bilgilendirdikleri için, ben, bu nedenle, sizleri, raporun teknik detayları ve raporda geçen rakamsal ifadelerle bunaltmayacağım. Ben, burada, bir milletvekili olarak, sizlere, konunun, aslında, hepinizin de bildiği kamu vicdanı yönünden bu akaryakıt kaçakçılığının nasıl görüldüğünü anlatmaya çalışacağım.
Değerli arkadaşlar, akaryakıt kaçakçılığını ortadan kaldırmanın çeşitli yöntemleri olabilir; fakat, çözüme giden adımları atmadan önce, yapılması gereken temel yaklaşım, sorunu ortaya çıkaran veya sorunu doğuran koşulları doğru tespit etmek ve bu çerçevede gerekli adımların ne olacağının tespitine gitmek olmalıdır; aksi halde, havanda su dövmenin ötesine geçemez ve sorunu da ortadan kaldıramayız. Bu nedenle, akaryakıt kaçakçılığını ülkemizde böylesine cazip hale getiren koşulların neler olduğunun ortaya konulması önem arz eder diye düşünüyorum. Zaten, uzun ve titiz bir çalışma sonucunda hazırlanan, şu anda görüşmekte olduğumuz komisyon raporunda, toplum düzenini her yönden bozan yasa ve ahlakdışı bu olayın yapılış şekilleri ve nedenleri detaylarıyla birlikte ortaya konulmuştur.
Kanımca, yıllardan beri, böylesine büyük bir rant aracı haline gelen kaçakçılığın ana nedeni, uygulanan yanlış vergi politikaları veya akaryakıt üzerindeki aşırı vergi yüküdür. Zaten bu aşırı vergi yükü değil midir ki, halkımız, Avrupa'nın ve bölgenin en pahalı akaryakıtını tüketmek zorundadır. Aslında, bunu daha radikal bir şekilde söyleyecek olursak, ülkemizdeki hayat pahalılığının ve geçim sıkıntısının temel nedeninin de pahalı akaryakıt olduğunu söyleyebiliriz. Vatandaşlarımız, yıllardan beri, hem çok pahalı hem de kalitesiz petrol ürünlerini kullanmaktan bıkmıştır ve bu olayın en üzücü yanı ise, bu olumsuzluklardan kaynaklanan sorunlar çözüm mercileri tarafından çok iyi bilinmesine rağmen, şimdiye kadar ciddî anlamda, bu yönde herhangi bir adım atılmamıştır.
Değerli milletvekilleri, akaryakıt kaçakçılığından daha kolay yapılabilecek bir kaçakçılık türü yoktur, bundan daha az cezalı bir kaçakçılık türü de yoktur bugünkü uygulamada ve maalesef, akaryakıtla ilgili birçok resmî kurumda çalışan birtakım insanların da işbirliği yapması sonucunda, bu kaçakçılığın ortaya çıkarılması ve yapanların cezalandırılması, adalete intikal etmiş yüzlerce, belki binlerce dava olmasına rağmen, her zaman çok zor olmuştur.
Sizlerin de bildiği gibi, ülkemizin akaryakıt ihtiyacı, özellikle son yıllarda değiştirilen yasalarla birlikte, yalnız TÜPRAŞ vasıtasıyla değil, akaryakıt dağıtım şirketlerinin direkt ithalatıyla da karşılanmaktadır. Sanıldığı gibi, akaryakıt ticareti, ister perakende ister toptan yapılsın, aşırı kâr marjları olan bir iş de değildir. Hal böyleyken, üç beş sene önce kurulan akaryakıt dağıtım firmalarının bugün ulaştığı malî boyutlar hayret vericidir. Bu yüzden, ciddî bir şekilde, öncelikle bunlar incelenmelidir.
Son yıllarda ağır bir ekonomik kriz sürecinden geçen ülkemizde, birçok firma, ayakta kalabilmek için ya işçi çıkartarak ya da üretim ölçeğini küçülterek, belki de firmasını kapatarak varlığını sürdürmeye çalışırken, nasıl oluyor da akaryakıt sektöründe durum bunun tam tersi oluyor?! Bence, önce sorulması gereken soru budur.
Bu sektörde ülkedeki ekonomik şartların tam tersine olarak yeni firmalar açılmakta ve bu firmalar da çok kısa bir süre içerisinde inanılmaz bir şekilde büyümektedir. Bu durum da, toplumda, akaryakıt işiyle iştigal edenlere karşı ciddî bir kuşkunun oluşmasına yol açmaktadır. Toplum kesimlerinin aklındaki soru budur; yani, akaryakıtla uğraşıyorsanız muhakkak gayrimeşru bir iş içindesinizdir ve muhakkak çok para kazanıyorsunuz denilmektedir. Öyle ki, bu işi çok ciddî anlamda yasal ve ticarî kurallara uygun olarak yapan gerek akaryakıt dağıtım firmaları gerekse akaryakıt bayilerine karşı dahi toplumda çok büyük bir önyargı vardır; dolayısıyla, toplumun bütün kesimlerini doğrudan ilgilendiren bu konuların üzerine hassasiyetle ve ciddiyetle gidilerek, gereğinin yapılması gerekir.
Değerli arkadaşlar, komisyonumuz, çalışmalarına başladığı ilk günden itibaren çalışmalarını tamamladığı ana kadar, toplumun bütün kesimlerinin dikkatini çekmiş, kamuoyunda bir beklenti oluşmuş, basının da özel önem göstermesi nedeniyle konu hep göz önünde olmuştur.
Komisyonumuz, çalışmaları esnasında, konuyla ilgili bütün kişi ve kuruluşların görüşlerini almaya özen göstermiştir. Özellikle, konuyu, İçişleri Bakanlığının ilgili birimleri, Gümrük Teşkilatı, Adalet Bakanlığı mensuplarından dinledikten sonra, hatta, sektördeki firma temsilcileri ve ilgili dernek temsilcileri dinlenmiştir.
İşin enteresan tarafı, herkes, dinlenen bütün kesimlerden olan insanlar kaçakçılıktan şikâyetçidir, en azından komisyona bu şekilde ifade etmişlerdir; fakat, burada ilginç olan, devletin ilgili birimlerinin elinde çarpıcı bilgiler mevcut olmasına rağmen, kimlerin akaryakıt kaçakçılığı işiyle ve nasıl iştigal ettiklerini biliyor olmalarına rağmen, şimdiye kadar bu konuda ciddî bir önlem alınmamasıdır. Devletin ilgili birimlerinin farkındalığına rağmen, kaçakçılığın önüne geçilememiş olması ve işin sürüyor olması kabul edilebilir bir durum değildir.
Bugüne kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, birçok konuyla ilgili olarak, defalarca, çeşitli araştırma komisyonları kurulmuş, raporlar hazırlanmış, Genel Kurula sunulmuş; fakat, konuyla ilgili, kamu vicdanını rahatlatacak somut bir uygulama çıkmamıştır. Somut bir sonuç çıkmadığı için, toplumda da, artık, bu araştırma komisyonlarına ilişkin olarak, işte, toplanırlar, konuşurlar; fakat, bunlardan bir şey çıkmaz, bir süre sonra unutulur gider şeklinde bir kanaat hâsıl olmuştur. İşte, bundan ötürü, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiç olmazsa akaryakıt kaçakçılığı konusunda ciddiyetini ve ağırlığını ortaya koyarak, bu sorunun çözümü için iradesini belirtmelidir ki, halkın gerçek temsilcisi olan Yüce Meclise karşı olan güvensizlik de bir nebze ortadan kaldırılabilsin.
Değerli milletvekilleri, benden önceki konuşmacı arkadaşlarım, elbette ki, komisyonda dinlediğimiz uzmanlardan sonra vardığımız sonuçta, özellikle kaçakçılığın nasıl yapıldığını detaylı bir şekilde anlattılar; ama, ben de tekrar ediyorum -tekrar olacak- kaçakçılığın büyük bir kısmı denizyoluyla yapılmaktadır. Bu, resmî kayıtlarda böyledir, Sahil Güvenlikten, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan bilgiler böyledir.
Şimdi, biraz önce, değerli bir konuşmacımız "kara sınır kapılarından yapılan kaçakçılık, ülkemiz içinde küçük bir yer tutmaktadır" dedi; ama, raporlar ortadadır; hepiniz okursanız, karayoluyla yapılan kaçakçılığın ne kadar olduğunu, oranını hepiniz göreceksiniz.
Ayrıca, yine, konuşmasını yaparken, özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarından yapılan kaçakçılığın, aynı zamanda, teröre de destek olduğunu söyledi.
Değerli arkadaşlar, kara sınır kapılarımızdan -başta doğu ve güneydoğu olmak üzere- giren akaryakıt teröre maddî destek sağlamaktadır da, denizyoluyla yapılan akaryakıt, milyarlarca doları bulan akaryakıt kaçakçılığının teröre destek vermediğini iddia edebilir misiniz, bunu savunabilir misiniz?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANToparlayın lütfen.
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Bir ülkede yasadışılık varsa, kanunsuzluk varsa, bunu genelleştirmek gerekir. Ben de, benden önceki konuşmacı arkadaşımın dediği gibi, hiçbir kaçakçılığı asla savunmuyorum. Kaçakçılığın, yasadışılığın mazereti olamaz; ama, bunu, kamuoyuna ve özellikle Meclise açıklamakta fayda görüyorum.
Bakın, ben, size, denizyoluyla yapılan; yani, direkt Türk karasuları dışında yapılan aktarmanın dışında çok basit bir örnek vereyim ki, bu örnek de, yine komisyonda dinlediğimiz uzmanlar tarafından bize aktarılmıştır. Örnek aynen şöyledir: TÜPRAŞ'a; yani, Sayın Bakanımın milletvekili olduğu ildeki, Türkiye'nin en büyük rafinerisinin ve depolanmasının bulunduğu bölgeye gemilerle dökülmekte. Bu mal, millîleştirilmeden, bazı akaryakıt firmaları tarafından ülkemizin başka bölgelerindeki -isimlerini söylemiyorum- akaryakıt depolarına taşınmak üzere gemiyle götürülmekte; ama, dikkatinizi çekerim, bu taşınan mal millîleştirilmemiştir; yani, üzerinde hiçbir vergi yoktur, ÖTV yoktur, KDV yoktur. Bu mal, o firmanın deposuna giderken, yolda, denizyolunda o firmanın başka bir deposuna boşaltılmakta, aynı gemi Türk karasuları dışına çıktıktan sonra boşalttığı miktar kadar akaryakıtı tekrar yüklemekte ve son noktaya sanki TÜPRAŞ'tan mal taşıyormuş gibi bir izlenim vermektedir.
Değerli arkadaşlar, akaryakıt ticareti ülkemizin en önemli sorunlarından biridir. Akaryakıt kaçakçılığı konusu, başta çiftçilerimiz, nakliyecilerimiz olmak üzere, ülkemizin en önemli sanayi kolu olan otomotiv sektörünü de çok yakından ilgilendirmekte ve rahatsız etmektedir. Ayrıca, giderek bölgenin, başta petrol olmak üzere enerji geçiş ve dağıtım bölgesi olan ülkemize yatırım yapmak isteyen büyük firmalara da, hukukun ve yasaların egemen olduğu, rekabetin güvence altında olduğu, haksız rekabete kesinlikle izin verilmediği bir ülke olduğumuzu gösterme açısından da çok önemlidir.
Değerli milletvekilleri, bu iş, akaryakıt kaçakçılığı, hepinizin de kabullendiği gibi, gayriahlakî ve çok büyük bir toplumsal suçtur. Dolayısıyla, bunun önüne geçilebilmesi için, komisyonumuzun hazırlayıp Genel Kurulun bilgisine sunduğu raporun ışığında hükümet derhal gereğini yapmalıdır. Biraz önce Sayın Bakanın ifadesinden de anladığımız gibi, hiç korkmadan, çekinmeden bu olayların üzerine gidilecektir.
Bu nedenle, benim bir önerim olacak Sayın Bakan da buradayken ve siz değerli milletvekillerine, gelin, bu son on yıl içinde, akaryakıt ve benzeri maddelerin, ister ithalat, ister ihracat, ister ticaret, isterse imalatıyla uğraşan bütün firmaların kayıtlarını inceleyelim Maliye Bakanlığından; yani, bu gelir nereden geldi, bunu soralım. (CHP sıralarından alkışlar) Kim çıkarsa çıksın bunun altından. Zaten Sayın Bakanın da ifadesi öyle. Hiçbir firma Türkiye'den, Türk Halkından büyük olamaz. Hiçbir firmanın çıkarı, halkın genelinin çıkarının üstünde olamaz. Onun için, lütfen, gelin, gruplar halinde böyle bir karar alalım, bu işlerle uğraşan tüm firmaların, tüccarların, imalatçıların, büyük ve küçük, kayıtlarını inceleyelim. Bence, bundan hiç kimsenin de rahatsız olmaması gerekir; çünkü, hırlı hırsız birbirinden ayırt edilebilir, bu işi ahlakî şekilde yapan firmalar da ortaya çıkar.
Bu düşünce ve duygularla, hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 16 Kasım 2005