İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 45. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Mahalli idare birlikleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1049)

Mehmet Vedat Melik

Şanlıurfa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 45. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Aralık 2005 · 1.711 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vedat Melik (CHP), 28 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1049)); konuşma 1.711 kelime.

Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Mahalli idare birlikleri kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1049)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 28 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-12-28-mahalli-idare-birlikleri-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mahallî İdare Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifinin tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; gecenin bu saatinde hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz yasa, bildiğiniz gibi, daha önce 28 Mayıs 2005 tarihinde kabul edilen 5355 sayılı Yasanın bazı maddelerinde değişiklik yapan bir yasadır. Türkiye'deki köye hizmet götürme birliklerini, sulama birliklerini ve onların seçimlerini ve dolayısıyla, işleyişlerini düzenleyen bir yasadır.

1 inci madde, köye hizmet götürme birliklerinin kuruluşlarıyla ilgili olup, 5355 sayılı Yasanın 18 inci maddesinde birliğin görevlerini açıklayan maddeye daha fazla açıklık getirerek, birliğin yapabileceği hizmetleri sıralamakta ve birinci fıkranın sonundaki "Bakanlar Kurulu bu konuda genel izin vermeye yetkilidir" ibaresini çıkarmakta, ancak, yeni bir şey getirmemektedir.

3 üncü maddeyle ise, 5355 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin dördüncü fıkrasında değişikliğe gidilerek "o ilin milletvekili sayısı kadar seçeceği" ibaresi çıkarılarak, yerine, "birlik tüzüğünde gösterilen sayıda kendi üyeleri arasından seçeceği kimselerden oluşur" ibaresi eklenerek, sayı muğlak tutulmuştur; çünkü, birlik tüzükleri kolaylıkla değiştirilebilecek nitelikte olup, il genel meclisinde daha fazla üyeye sahip partileri korumakta, genel demokrasi kurallarına aykırılık oluşturmaktadır. Bu anlamda, 5355 sayılı Yasada geçen "o ilin milletvekili sayısı" ibaresinin korunması, daha doğru bir uygulama olacaktır.

4 üncü madde ise, mahallî idare birliklerinin denetimine açıklık getirmekte ve birlik yöneticilerinin huzur haklarını belirlemektedir.

Geçici maddeyle, birliklere seçilen üyelerin süreleri belirlenmektedir.

Değerli arkadaşlar, bu yasa ve dolayısıyla, düzeltmeye çalıştığımız 5355 sayılı Yasa, aslında birçok nedenden dolayı ülke gerçeklerine uymamakta ve sorunlara çözüm getireceğine, sorunları daha da ağırlaştırmaktadır. Çünkü, şu anda yürürlükte olan ve sulama birliklerinin çalışmalarını düzenleyen 19 uncu maddeye baktığımız zaman dahi, yasanın gerçekten, iyi düşünülmeden çıkarıldığını ve özellikle, sulama birliklerini sıkıntıya, hatta, karmaşaya sürükleyen bir yasa olduğunu söyleyebiliriz. Cumhuriyet Halk Partisinin, komisyonlarda yaptığı itirazlar, o gün dikkate alınmamıştı; ama, gelinen noktada bu yanlışın anlaşılması, dolayısıyla, düzeltilmesi doğru bir yaklaşımdır.

Gerçi bu yasanın bazı maddelerinin iptaliyle ilgili olarak -ki, şu anda değiştirilecek olan 18 ve 19 uncu maddeler de içindedir- Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine başvurmuştur; ama, bugün hiç olmazsa değiştireceğimiz kanun maddeleri içinde yer alan ve sulama birliklerini de içeren maddeleri görüşürken, ülkemiz için çok önemli olan sulama birlikleri nedir, ülke tarımı ve kırsal kalkınmadaki yeri ve önemi nedir, ne olmalıdır, bu yasayla sulama birliklerinin sorunları çözülebilir mi veya bundan sonra yapılacak yasal düzenlemelerde nelere dikkat edilmelidir gibi konuların, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde tartışılması bakımından önemli bir fırsat olduğu kanaatindeyim. Değerli arkadaşlar, sulama birliklerinin ne olduğunu, aktif şekilde çalıştırılırsa neler yapabileceğini elbette içinizde çok iyi bilenler var hatta daha önceki idarecilik görevleri sırasında bunların kuruluşunda yer alan değerli milletvekilleriyle sulama birlikleri üyesi olan arkadaşlarımız da var; dolayısıyla, konu ve sıkıntılar bu arkadaşlarımız tarafından çok daha iyi bilinmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde yaklaşık 349 adet sulama birliği mevcuttur. Bunların görevi, Devlet Su İşlerinde inşa edilen ve ileride inşa edilecek olan tesislere ait sulama kanallarının devrini almak suretiyle işletme ve bakım onarım hizmetlerini Devlet Su İşleri standartlarına göre ve idarenin önereceği her türlü talimatlara uygun bir şekilde yürütmektir. Anayasanın 127 nci maddesine göre Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan ve şimdiye kadar, geçtiğimiz yıl değiştirilen 1580 sayılı Belediyeler Yasasıyla 442 sayılı Köy Yasasına ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak çıkarılan tüzüklerle yönetilen, sulamadan yararlanan çiftçilerin oluşturdukları kamu tüzelkişilikleridir ve yıllardır Enerji Bakanlığına mı Tarım Bakanlığına mı yoksa İçişleri Bakanlığına mı bağlı olsun tartışmalarının yapıldığı birliklerdir. Ülkemizdeki sulama sistemlerinin çok büyük bir kısmı Devlet Su İşlerince yapılmıştır; dolayısıyla bu konu Enerji Bakanlığında da olabilir; ama, tarımı ilgilendirdiği için Tarım Bakanlığında da olabilir veya şimdi olduğu gibi mahalli idare birimi olarak nitelendirilerek İçişleri Bakanlığı bünyesinde de değerlendirilebilir. Bana göre önce buna karar vermek gerekir. Önce bu konuda hemfikir olmak gerekir ki ondan sonra işin detayları konuşulabilmelidir ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Tabiî, sulama birliği denince ülkemizin tarımsal sorunlarının, çiftçinin sorunlarının gündeme gelmemesi mümkün değildir; ama, merak etmeyin günlerdir devam eden bütçe görüşmelerinde defalarca dile getirilen ve herkes tarafından bilinen -AK Parti Hükümeti hariç- herkes tarafından da kabul edilen tarımın sorunlarına girmeyeceğim. Sulama birlikleriyle, hiç olmazsa, sulu tarım yapma şansına sahip çiftçilerin tarımsal sorunlarıyla, onların yaşadığı kırsalda sorunlarının çözümleriyle ilgili naçizane düşüncelerimi söylemeye çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde tarımın en önemli sorunlarından biri, üretim planlamasıdır; yani, hangi üründen, hangi bölgeye ne kadar ekilebilmelidir ki, hem çiftçi ürününü hak ettiği fiyata satabilsin hem de ülkede ne üretim fazlası olsun, ne de üretim azlığı olsun. Ama, biz, ülkemizdeki çok çeşitli nedenlerden dolayı, bunu, bir türlü yapamıyoruz ve yakın bir gelecekte de yapabilecek gibi görünmüyoruz.

Yine, en az bunun kadar önemli olan kırsal kalkınmayı da bir türlü sağlayamıyoruz. Sağlayamamak bir yana, bir türlü neresinden başlayacağımızı da bilmiyoruz; çünkü, elimizde, bunu yapabilecek organlar olmadığını sanıyoruz. İşte, sulama birlikleri, hiç olmazsa, sulanabilen arazilerimizde ve bölgelerimizde, hem üretim planlamasını hem de kırsal kalkınmayı sağlayabileceğimiz en önemli araçlardan biridir.

Peki, madem, konu, tarımsal sulamayla, daha doğrusu sulamayla ilgilidir, konunun İçişleri Bakanlığıyla ilgisi nedir? Niçin, mahallî idare birlikleri içerisinde değerlendirmektesiniz? Bu birliklerin yaşadıkları en büyük sorun, malî, tarımsal ve suyun verimli kullanılmasıyla, sulama tesislerinin sağlıklı kullanılmasının sağlanması olayıdır. Mevcut yasada ve şu anda değiştirecek olduğumuz yasada, sulama birliklerini, tarımsal konuda denetleyecek bir organ yoktur, belirtilmemiştir. Halbuki, o sulama birliğinin alanında, hangi ürünün ekilip ekilmeyeceği hususunda il tarım müdürlüklerinin en azından danışman olması yönünde bir hüküm bulunması gerekirdi.

Öte yandan, konuyla ilgili en önemli kurum Devlet Su İşleridir. Evet, Devlet Su İşleri, sulama sisteminin sahibi olduğu için, konunun içindedir; ancak, sadece suyun ana kanala ne zaman bırakılıp bırakılmayacağı yönünde karar vermektedir; ama, bu yeterli değildir, Devlet Su İşleri daha etkin olmalıdır.

Diğer yandan, sulama birliklerinin en büyük problemi seçim sisteminden kaynaklanmaktadır. Bu yasa, seçim sistemiyle ilgili ciddî bir değişiklik getirmemektedir; aksine, mevcut bozuk düzeni daha katı bir şekilde devam ettiren bir düzenlemedir; dolayısıyla, sorunu çözmeyecek, aksine, mevcut kötü durumun devamına yasal olarak da imkân sağlayacaktır.

Başta da söylediğim gibi, sulama birlikleri çok önemli kuruluşlardır. İyi çalıştırılırlarsa, hem tarımda hem de kırsal kalkınmada büyük işler yapabilecek kuruluşlardır. Onun için, bu kuruluşlar, ayrı bir kanunla ele alınmalıdır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde çok güzel örnekleri mevcuttur.

Sulama birlikleri öyle bir duruma getirilmelidir ki, kendi bölgesinde sulama tesisi yatırımlarına girebilmeli, modası geçmiş sulama sistemlerini çağdaş bir hale getirebilmeli, yine, kendi bölgesinde, yol, içmesuyu, okul bakım onarımlarını da yapabilmelidir. Elbette ki, bunları yapabilecek yasal düzenlemelerden sonra bu işlere girebilmelidir.

Bunun için de, Devlet Su İşlerinin hazırladığı "su kullanıcıları birliği yasası" yani, Bakanlar Kurulunda geçtiğimiz yıllarda imzaya açılan, ancak, daha sonra geri çekilen yasa, bir an önce çıkarılmalıdır. O yasada da seçim sistemiyle ilgili maddeler değiştirilmelidir; çünkü, mevcut durumda, sulama birliklerinin işleyişini engelleyen, şikâyetlerin gelmesine neden olan en büyük sorun seçim sistemidir. Ayrıca, bütün çiftçilerin mülkiyet oranına göre oy kullanabileceği bir sistem getirilmelidir. Görüşmekte olduğumuz yasanın gerekçesinin ikinci paragrafında mülkiyet kriterine değinilmiş; ama, nasıl yapılacağı yönünde net bir açıklama yapılmamıştır.

Yine, madde gerekçesinde, 5355'ten farklı olarak arazi kiralayanların da birlik yönetimlerine seçilmesine olanak sağlamaktadır ki, bu, mevcut durumu yasallaştırmakta, doğru; ancak, temel tarım mantığına aykırı bir düzenleme getirmektedir; çünkü, dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde çiftçi tanımında "kiracı" ibaresi yoktur.

22 nci Dönemde tarımla ilgili yapılan birçok konuşmada Türk tarımının en büyük sorunlarından birinin de ilkel çiftçilikten tarım işletmesine dönüşememek olduğu dile getirilirken, bu cümleyle çağdaş tarımsal işletme mantığından da uzaklaşılmaktadır. Şu andaki uygulamada ise, sulama birliği üyesi çiftçiler, önce kendi muhtarlık alanlarında kendilerini temsil eden delegeleri seçmekte, o delegeler de birlik encümeni ve başkanını seçmektedirler. İşte, zaten bütün problem de burada başlamaktadır. Halbuki, sulama birliği üyesi bütün çiftçilerin katılımıyla doğrudan encümen dediğimiz yönetim kurulu ve başkan seçilebilmelidir. Yani, kısacası, basit bir örnek verecek olursak, bugün Çukobirliklerin, pamuk birliklerinin seçim sistemi nasılsa, kooperatife üye olan çiftçiler direkt olarak yönetimi nasıl seçebiliyorsa, sulama birliklerinde de çiftçiler, direkt olarak birlik yöneticilerini ve birlik başkanlarını seçebilmelidirler. Aslında, sulama birliklerine, sulama amaçlı tarımsal faaliyete imkân verecek bir sivil toplum örgütü gözüyle bakılmalıdır. Bu mantıkla bakılmadığı sürece, çıkarılacak yasalar veya yapılacak düzenlemeler soruna çözüm bulmayacaktır.

Ayrıca, kesinlikle malî denetçi olmalıdır. Bu malî denetim, ya Sayıştay tarafından yapılmalı ya da yeminli malî müşavirliklerce yapılabilmelidir.

Bakın, şimdi, bu ülke, çok büyük paralar harcayarak GAP Projesi kapsamında birçok baraj yaptı. Yine, bu proje kapsamında, Şanlıurfa İlinde, başta Harran Ovası olmak üzere, Yaylak ve Bozova'da yaklaşık 180 000 hektar arazi sulamaya açıldı ve bu sulamaların hepsi de, sulama birlikleri tarafından yapılmaktadır. Şanlıurfa İlinde, 22 adet sulama birliği vardır. Aslında, sulama birlikleri, demokratik katılım anlamında, çok doğru bir karar ve uygulamadır; ancak, seçim sisteminin yanlışlığından dolayı, şimdiye kadar, birlik seçimlerinde çok büyük tartışmalar çıkmış ve bölgenin kültürel yapısından dolayı, bu olaylar, bir seçim tartışmasının boyutlarını aşmıştır. Sanıyorum, bu, bütün Türkiye'de de, benzer şekilde cereyan etmektedir.

Değerli arkadaşlar, Harran Ovasında 62 000 hektar, yani, yaklaşık, ovanın 1/3'üne tekabül eden arazi, çoraklaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu rakamlar, Devlet Su İşlerinin tespit ettiği rakamlardır; ancak, hükümet, bu olayı hiç önemsememekte, dolayısıyla, yeterli kaynak da aktarmamaktadır. Tarla içi drenaj sistemlerinin yapımı, mevcut ödeneklerle çok uzun yıllar sürecek gibi görünmektedir; dolayısıyla, bu araziler elden çıkmış olacaktır; ancak, bizim dediğimiz gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sulama birlikleriyle ilgili kurulacak özel bir komisyonun çalışmalarından sonra yapılacak yasal düzenlemeyle, tarla içi drenaj sistemi gibi dev bir proje dahi, sulama birlikleri tarafından, hükümetin cebinden 5 kuruş para çıkmadan yapılabilir.

Diğer yandan, sulama birliklerinin en büyük sıkıntısı, üst birliklerdir. 5355 sayılı Yasanın, özellikle, seçim sistemine ilişkin olan 8 inci maddesinde, üst birliklerden hiç bahis yoktur. Halbuki, üst birliklerin olmamasından dolayı, sulama birlikleri arasındaki su dağıtım sistemi de birçok tartışmaya neden olmakta, suyun başındaki birlik, suyunu istediği gibi alırken, alttaki birlikler su sıkıntısı çekmektedirler. Yine, üst birliğin olmamasından dolayı, her sulama birliği, çok pahalı olan makine ve teçhizatları kendi başına almakta, bu makine ve teçhizatlar çoğu kez atıl kalmakta, ayrıca, millî servet kaybına da neden olmaktadır.

Değerli arkadaşlar, gecenin bu saatinde sözleri fazla uzatmak istemiyorum.

ALİ İBİŞ (İstanbul)Uzat uzat, olsun, sabırla dinliyoruz.

MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Aslında, bu çok önemli bir konudur; ama, sözlerimi kısaca tekrar ediyorum. Sulama birlikleri, kırsal kalkınma ve tarımsal üretimde çok önemli bir araçtır, kurumdur. Dolayısıyla, yepyeni ve ayrı bir yasayla ele alınmadığı, en büyük problemlerinden biri olan üst birliklerin kuruluşuna olanak sağlamadığı ve Devlet Su İşleri bünyesinde olmadığı sürece, çıkarılacak hiçbir yasayı bizim desteklememiz, bir çiftçi olarak mümkün değildir, parti olarak da mümkün değildir. Umut ederim ki, 5355 sayılı Yasanın, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Anayasa Mahkemesine götürdüğümüz maddeleri Anayasa Mahkemesince bozulur ve ülke büyük bir yanlıştan döner.

Sözlerime burada son verirken, hepinizin yeni yılını kutluyor, hayırlı ve mutlu bir kurban bayramı geçirmenizi diliyor, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

109 konuşma daha · 28 Aralık 2005

109 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook